Çinliler neden genelleme yapıyorsun diyor, söyleyim hadi çin’de arkanızda sopa var korkuyorsunuz çkp’den ama burada bile hükümet, devlet hele hele en aşağılık zalim ve katliamcıları çinli bile olmamasına rağmen sırf otorite olduğu için savunuyorsunuz, kölesiniz kabul edin.
Sevgili Twitter ahalisi, farketmişsizdir ki Çinler diğer bütün halklardan farklı olarak öylesine aşağılık ve şovenist bir topluluktur ki onlarla ortak insani değerler bağlamında hiçbir şey konuşamazsınız. Onlar ccp denilen o hayasız ocağın birer gönüllü yakıtlarında ibarettir.
China people wanted to believe the chinese firewall protects them from the "zoo" outside their censorship prison, little did they know they've been living like in prison.
Maalesef, Türk dünyasında politika ve devlet nezdinde temel özgürlük ve adalet ilkeleri pragmatizme yem edilmiş durumda. Kafa ne yazık ki çkp gibi çalışıyor çıkar olsun, kaos ve sorun olmasın yeter ki siyaset zarar görmesin vs… Etik öncelik yok,güncel olaylar bunun kanıtı mesela
Bildiride yine devletleri işgal edilmiş Türkler yok.
Toprakları işgal dilmiş Türk devletleri olmadan Türk dünyası; köksüz bir ağaç, ruhsuz bir bedendir!
Dilde, fikirde, işte birlik şiarı;
Eksik kalır!
Afedersiniz, bomboş bir retorik, ne kaderciliğin ne de özgür iradeciliğin ne menem bir şey olduğunu dikkate alıyor; sanki eline alınca insanı Özneye çevirecek hazır bir silah gibi bir özgür irade kavramı varmışçasına son derece duygusal bir konuşma.
Bir alman, bir İngiliz ve hatta bir yehudi bile en azından ortak insani değerler ve ahlak çerçevesinde kendi yapıp ettiklerini tasvip etmeyebilir, hatta öz ulusuna bile karşı çıkabilir ama bu aşağılık çinlilerde öyle bir arlanma hissi de yok. Bu yüzden muhatap almaya değmez.
Sevgili Twitter ahalisi, farketmişsizdir ki Çinler diğer bütün halklardan farklı olarak öylesine aşağılık ve şovenist bir topluluktur ki onlarla ortak insani değerler bağlamında hiçbir şey konuşamazsınız. Onlar ccp denilen o hayasız ocağın birer gönüllü yakıtlarında ibarettir.
J'ai lu plusieurs arguments en faveur de l'Empire ottoman et bien souvent c'est son côté militaire qui revient.
Alors dites-moi pourquoi la religion musulmane n'est-elle pas majoritaire dans une grande partie de cette région des Balkans malgré plusieurs siècles de domination ottomane ?
Les Ottomans étaient-ils davantage occupés à conquérir des territoires où l'islam était déjà diffusé ou encore à renverser des dynasties musulmanes déjà établies plutôt qu'à propager l'islam dans de nouvelles régions ?
Pourquoi l'islam ne s'est-il pas davantage diffusé sous cet empire malgré sa puissance militaire et ses près de 600 ans d'existence ?
Et le fait que le pouvoir impérial se soit turquifié avec le turc ottoman comme langue administrative dominante a-t-il constitué un frein à la diffusion de l'islam auprès des populations non turcophones ?
La barrière linguistique a-t-elle limité son rayonnement religieux et culturel ?
Et surtout les élites dirigeantes ottomanes maîtrisaient-elles suffisamment la langue arabe et les fondements théologiques de l'islam pour en transmettre pleinement le message ?
Peut-on véritablement prétendre diffuser une religion universelle lorsque la langue du pouvoir s'éloigne de celle de ses textes fondateurs ?
Finalement cet empire était-il davantage préoccupé par l'expansion de l'islam ou par l'expansion de sa propre puissance politique et territoriale ?
Uygur Türkleri bu kadar zulüm ve soykırıma uğrarken Çin'in yanında yer alan adam mı bunu söylüyor?
1979 yılından beri Şiilik/Velayet-i Fakih temelli ideoloji üzerinden bölge ülkelerini kana bulayan Molla Rejimine bir kere de olsa mezhepçilik yapmayın dedin mi?
Rahmetli Yusuf el Karadavinin "fıkhı yeniden düşünmek" adlı kitabıydı yanlış hatırlamıyorsam mezhep ve birey arasıdaki ilişki konsunda şöyle diyordu: mezhebe tabi olmak vaciptir denir ancak bu ne kadar sahih ve mümkündür? aslına bakılırsa bireyler mezhepten ziyade kendi ulaşabildikleri hocalara ittiba ederler ve o hocanın mezhebi neyse o mezheptedir. söz gelimi, bir kişi bir sorunla karşılaşınca en yakında bulabileceği bir hocaya gider danışır, burada hocanın mezhebi neyse o kişi de o mezhepte olmuş olur. zira, ne soran kişinin mezhep ayrıştıracak bilimi ne de hocanın kendi temsilcisi olduğu mezhebi tam temsil edebilmesi kolay bir durumdur. Yani her şeyden önce fakihin anlayışı önde gelir, sonra teori.
Şöyle düşünün. Mesela tarihte kimse namazda kıraat farsça veya başka bir dilde caiz demeseydi, bugün biri çıkıp namazda kıraat arapça olmayabilir deseydi, kaçınız bu zatın alim olduğu için böyle dediğini düşünürdünüz? Yoksa dini yıkmak isteyen bir zındık mı olurdu? Test edin melekenizi, fakih olup olmamak bu gibi faraziyelerden anlaşılır. Rahibu's-sadr olmayan nasıl fakih olsun? İstibrayı obsesyona çeviren ruh fakih yetiştirebilir mi? Ebu Hanife farsça kıraat caiz dememiş olsaydı böyle bir imkanı kendiniz naslardan istinbat edebilir miydiniz? Tarihte birçok hanefi bile bu görüşü kabulde zorlanmış ve Ebu hanife bu görüşünden döndü demeyi denemiş. Birçokları bugün Allah'tan dönmüş yoksa napardık o görüşü der gibi anlar anlatır meseleyi. Konuyu kitaplara müracaat etmeden temellendirebilir mi bugün bir molla efendi? Bugün bir hanefi olarak bu konuyu bir şafii fakihi olan Gazali ile bile tartışırım. Fıkıh melekesi kitaplardan ibare sökmekle olmaz. Eğer temelleriniz yoksa ana kaideler zihninizde oturmamışsa Kuran'ı okuduğunuzda mesela şefaat yok diye anlayabilir ve yüzümüze 10 ayet çarpabilirsiniz. Böyle yapınca size alim demeyiz, ebu'l-ibare deriz. Benzer şekilde bir usulünüz yoksa hanefi metinlerini düzgün anladığınızı sanabilirsiniz. Ama konu hakkında size 3,4 soru yönelttiğimde evet, şimdi bunu ne yapacağız demeye başlar kara kara düşünmeye başlarsanız konu ne olacak? Fıkıh kitaplarda değildir. Kitapları fakihler yazmıştır. Önce İbn Mesud vardı, sonra hidaye metni. Hidayeyi oluşturan İbn mesud (ra), tersi değil. Peygamber olmadan Kuran anlaşılamıyor da fakih olmadan nasıl fıkıh kitapları anlaşılıyor?
📌Uygur Bölgesi değil, Doğu Türkistan.
📌 Müslüman Uygur Türklerine hem soykırım yapıp hem de utanmadan Hz. Muhammed'in adını anıyorsunuz.
📌Çin Komünist Partisi, zalim, asimilasyon ve soykırım uygulayan bir rejimdir.
📌 Çin'in soykırım ve asimilasyonlarına karşı sonuna kadar Müslüman Uygur, Kazak ve diğer Türk azınlıkların yanındayız.
Çin Devletine ait resmi yayın organı CGTN Türk, çirkin bir üslupla Türkiye’de Doğu Türkistan'daki Çin mezalimine tepki gösteren vatandaşları hedef gösterdi.
Bir devlet kanalına uygun olmayan gayrı resmi bir üslup kullanan CGTN Türk, Doğu Türkistan’a giden akademisyenleri eleştiren Türk kamuoyunu Amerikancılıkla suçladı.
Çin medyası aynı zamanda yeni bir kavram üretti: "Amerikano-İslamcılar"
Sayın Hocam,
Türk kamuoyu, siz ve diğer akademisyenlerin Çin ziyareti ile ilgili bir değerlendirme/açıklama beklemektedir.
1-Çin Büyükelçiliği davetlisi olarak gerçekleştirdiğiniz bu ziyaret, iddia edildiği gibi bir propaganda ziyareti miydi?
2-Bu ziyaretin temel amacı ve kapsamı neydi?
3- Çin'in yıllardır Uygur Türklerine yönelik bir asimilasyon ve soykırım politikası olduğu söyleniyor. Çin ise bu iddiaları reddediyor. Bu konu hakkında Çinli yetkililer ya da Uygur Türkleri ile mülakatlar gerçekleştirdiniz mi? Sizin bu konudaki gözleminiz neydi?
4-Doğu Türkistan'daki camilerde herkes rahat bir şekilde namaz kılabiliyor mu?Uygur Türkleri rahat bir şekilde ibadetlerini yapabiliyor mu?
5-Uygur Türkleri serbest bir şekilde Türkçe konuşabiliyor mu?
5- Uygur Türkleri fiziksel ve dijital denetim altındalar mı?
Teşekkür ederim
1. Hz. Muhammed’in böyle bir sözü yok
2. Hz. Muhammed çinci kominist ve zalim sevici olmadığına göre herhalde islamcı idi.
3. Amerikancılık neyse çin yalakalığı da bizim için aynıdır; biz öyle yalağa göre yön değiştirmeyiz bazıları gibi.
İslamcıyız ve Türküz.
4. Bugün azıcık haysiyeti olanın Çince yapacağı şey adalet ve insanlık için haykırmak iken en azında susmayı bile beceremeyenlerin beş kuruş için yaptığı gevelemeleri de ciddiye alacak değiliz.
📌Hz. Muhammed: "İlim Çin'de bile olsa gidip alınız"
📌Türk akademisyenlerin Uygur bölgesinde inceleme gezisi
📌Amerikano-İslamcılardan aynı nakarat: Çin propagandası!
✍️Tunca Arslan (@TuncaArslan) yazdı...
https://t.co/OORXoc6vGm
Gidip görmek ile oranın güzellemesini yapıp örtük propaganda yapmak aynı şey değil, ha azıcık ahlakı olan da zaten böyle bir soykırımın yaşandığı dönemde soykırımcın oluşturduğu kafileye takılıp oraya gezmeye gitmez. Çünkü bunun her türlü zalimin işine yarayacağının farkında olmalıdır. Ama nerde öyle bir vicdan.
Türkiye'de Uygur ilgisi yok denecek kadar az. Zira devlet ittirmezse bizde bu tür işler ancak bireysel çabalara kalıyor. Uygurlar çok zayıf Çin çok güçlü.
Aşağıda altı yıldır peyderpey eklemeler yaptığım bir modern Uygur edebiyatı-kültürü okuma-dinleme listesi var ilgilisine.
Teknolojik gelişme bir tarafa,bu kadar temizlik artık hastalıklı bir durum değil midir?! Daha elli yıl öncesine kadar diş fırçalamanın ne olduğunu bilmeyen insanlık ne ara bu kadar mikro temizlik delisi haline geldi şakınlık verici doğrusu. Yani daha ne kadar temiz olacaksınız mesela, komple sökün dişlerinizi rahat edin bence.
Dyson trained an AI on 470,000 dental images and put it inside a toothbrush. With a camera. That flosses for you. In real time.
It's called the CameraJet for $499. Launched today.
A 100,000-pixel macro lens sits inside the brush head. It takes 28 images per second while you brush. The AI detects gaps between your teeth and within 100 milliseconds fires a precision jet of mouthrinse directly into the gap.
It's computer vision doing your flossing. While you brush. Automatically.
Only Dyson would look at a toothbrush and think it needs a camera, a machine learning model, and a jet engine.
Bakın bu insanlar aptal değil, gidip çinin propagandasını alenen yapmanın Türkiye gibi bir yerde nasıl bir olumsuz hava oluşturacağının da tamamen farkındalar. Ama neden böyle bir şey paylaşıp sessizliğe gömülüyorlar biliyor musunuz? Çünkü götürenlerin istediği tek şey bu da ondan, tamam çini övme ama sövme de sadece iyi caminin olduğunu, uygurların mutlu ve zengin gözüktüğü resimleri paylaş yeter. Yani ne şiş yansın ne kebap.