Rengini şehidinin kanından alan bayrağımızı biz önce gönüllere sonra göndere çekeriz. Enginlere sığmam taşarım diyen, bayrağını yüreğine bağlayan bir milletin sinir uçlarıyla oynamak ecele susamaktır.
Şehirlerarası otobüsteyim. Arkamda yeni tanışmış iki dayı ciğer tartışması yapıyor. Biri Gaziantepli diğeri Şanlıurfalı. Ortam gergin ve otobüste iki ünvan kapışıyor. Şoförün kenara çekmesi an meselesi. O da Diyarbakırlıymış. Hadi buyur.
Bu arada ciğer Hatay Kırıkhanda yenir :)
Otogarda herkes herkesten kaçıyor. Normal akıştan bi hayli kopuk saatler.
Gecikmeler,gerçekleşemeyen vedalar, düzensiz bir hal ve de bir başkaldırı dünlere. Ne var bu günde ? Neyi kaçırmış olabilirim ? Not : İyi ki mizan var.
Günümüzün hastalıklarından biri de bir yalanla avunmaktır. Oysa hakikattir insanı ayakta tutacak olan. Ne kör bir akıl ne de pembe dünya görüşlü bir kalp... Akletmez misiniz sorusu iki kapak arasında kalmış gibi görünüyor ve akleden kalp, 1400 yıl önceye hapsedilmiş. Çok üzücü.
Tez-Bit
Bugünün bu koşturmaları,bu çabaları,emekleri ve fedakarlıkları gelecekte öyle gerekiyordular olarak zikredilecek. Oysa insan ne kadar çok şeyi başarıyor oysa ne kadar şeyin üstündesinden geliyor. Fakat farkında olmak için hep o yarınların gelmesi gerekiyor.
İnsanın hayrı ne şekilde beklediği önemlidir.
Handa bekleyen yolu bilmez.
Yolda bekleyen hanı bilmez.
Öyle ya, Allah bilir insan bilmez.
Hanla birlikte yolun da yine var olduğunu akıldan çıkarmamak belki de hayrın ta kendisidir.