Magnezyum L-Treonat kullanmıyorsan; psikolojik sağlığın, berrak düşüncenin, anksiyetesiz bir yaşamın ve korkudan, kaygıdan, endişeden arınmış bir varoluşun ne demek olduğunu bilmiyorsun demektir.
Başka da bir şey söylemiyorum.
Abartısız söylüyorum, sinema tarihinde izlediğim en iyi film olabilir.
Dünyanın dört bir yanındaki 4 farklı hikayenin, tek bir kurşunla nasıl birbirine bağlandığını görünce aklınız duracak.
İzleyip de beğenmeyen tek bir kişi bile görmedim.
🎬 Babel (2006)
yemin ederim eq'su yüksek insanlarla takılmaya başladıkça hayat cennete dönüştü özellikle empati seviyeniz yüksek ve hayatı romantize ederek yaşayan biriyseniz düz insanlardan uzak durun sizi besleyecek şeyler belli
Çoğu erkek birlikte oldukları kadınları sevmezler, sadece kadının ona sağladığı faydayı kaybetmek istemezler. Değişmek istemedikleri için mevcut yaşam tarzlarını olduğu gibi kabul eden bir kadın ararlar. Bu yüzden uzun süreli bir ilişkiyi bitirdikten sonra asla yalnız kalmazlar. Sadece yalancı olduklarını bilmeyen yeni bir kadın bulurlar, böylece değişmek zorunda kalmazlar. Bir sonraki balığı da oltaya takıp oyalamaya devam ederler. Onlar sizin yerinize başka bir kadın koyarlar ama siz onun yerine huzur ve başarıyı koyarsınız.
Bu yüzden ilişkilerinizde olabildiğiniz kadar seçici olmalısınız. Çünkü geç evlenmek hiçbir kadının hayatını mahvetmez ama yanlış adamla evlenmek sayısız kadının hayatını altüst eder. Çaresiz hissetmek yerine standartlarınızı belirlemeye, sahte masallar yerine özgürlüğünüze odaklanın. Çünkü aşkı temsil ettiğini zannettiğiniz bir yüzük siz farkına varmadan bir kelepçeye dönüşebilir. Kime güveneceğinize çok dikkat etmelisiniz, tuz ve şeker birbirine çok benzer.
İzleyecek bir şeyler bakınırken Prime Video'da Secret Level diye bir dizi gördüm. Her bölümü farklı oyun dizinin. Hangi mağarada yaşıyordum acaba daha önce nasıl denk gelmemişim ben buna???
“Seks bir ihtiyaçtır” diyen erkeklerden uzak durun. Seks bir ihtiyaç değil, bir arzudur. Seks yapmadığınızda ölmezsiniz. Arzu duyabilirsiniz ama bunu kontrol altında tutmanız gerekir. Seksi bir ihtiyaç olarak gören erkek manipülatiftir. Arzusunu tatmin etmek için her şeyi yapar. Arzu kontrol mekanizması ve iradesi zayıftır. Kendini kontrol edemeyen erkek ise size ya da etrafındakilere tehlike saçar.
Bir hayali dillendirdiğiniz an, onu kollektif bilince açarsınız. Eğer auranız ve koruma kalkanınız yeterince güçlü değilse, dışarıdan gelen düşük frekanslı düşünceler (nazar), işinizin ters gitmesine sebep olabilir.
Tohum toprağın altında, bebek anne karnında, elmas yerin derinliklerinde oluşur. Hepsinin ortak noktası KARANLIK ve SESSİZLİKTİR.
Kendi mucizeni yaratırken, onu meraklı gözlerden sakın. Hazır olduğunda zaten ışığıyla herkesi kör edecek.
hiçbir zaman açık iletişim kurmayacağıma; her şeyi ima, dolaylama ve sezdirme yöntemleriyle ifade edeceğime; şaka, ironi, laf oyunları gibi çeşitli tekniklerden yararlanacağıma; örtük ve belirsiz bir anlatıma başvuracağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim!
Levent Ülgen, kurşun dökmenin açıklamasını yapıyor:
• Şöyle, tabii ki benim hurafelere bir inancım yok.
• Ama bazı şeyler var ki zaten bin yıllık kadim inanışlar, ta Orta Asya'dan gelen.
• Biz çünkü Türkler ilk çıkışımızda Tengristtik, Şamandırdık.
• Yani bizim dinimiz, gerçek dinimiz oydu.
• O yüzden de şamanizmde böyle bazı şeyler var, nazar gibi, kurşun dökmek gibi.
• Şimdi bunun bilimsel bir açıklaması olmadan benim inanmam söz konusu değil.
• Kurşun dökmenin bilimsel bir açıklaması var, benim inandığım, benim algıladığım.
• Çünkü biz ODTÜ'de gama, beta ışınlarıyla deneyler yaparken önümüzde hep o Geiger ölçüm testleri, aletleri vardır.
• Onlarla işte beta ışınını, gama ışınını, onların hızını, miktarlarını falan ölçeriz.
• Yaparken hep önümüzde kurşun levhalar vardı.
• O kurşun levhalar, yayılan o ışınların, zararlı ışınların bize gelmesini engellerlerdi.
• Dolayısıyla kurşun da doğası, kimyasal yapısı olarak ortamdaki bu zararlı ışınları emen, absorbe eden bir metal.
• O yüzden onun dökümü belli ki o dönemlerde, o ortamda atmosfere, havaya belli bir rahatlık getirdiği için kabul görmüş bir şey.
• O yüzden kurşun döktürmek, dökülen ortama pozitif bir enerji yayar fikrine inanıyorum.
iki filmi art arda izledim tedadüfen konuları da hemen hemen aynı mesaj üzerineydi yani her an kıymetli ve güzel bir bakışla her şeyin güzel olabileceğini söylüyordu ama perfect days o kadar sıkıcıydı ki boğuldum about time eğlenceli ve hoştu o hissi alabildim
hayatının aşkı diye biri yoktu.
yıldızların yazdığı, kaderin sakladığı, dünyanın öbür ucunda da olsa bir gün karşına çıkacak olan o kişi...
yok öyle biri. hiç olmadı.
evlendiğin insan bir mucize değildi. o yıl, o şehirde, o yorgunlukta karşına çıkanların en makulüydü.
nasıl tanıştınız?
aynı iş yerine düştünüz. arkadaşının nişanında yan masadaydı. teyzen "çok efendi çocuk" dedi. dershanede önünde oturuyordu. yani aynı coğrafyada, aynı takvimde, aynı yorgunluktaydınız. kısmet dediğin şeyin açılımı bu: mesai, mahalle, zamanlama.
yaş yirmi sekizdi mesela. herkes peş peşe evleniyordu, cumartesileri düğün salonlarında kuru pasta yiyordun, aynadaki yüz "daha ne bekliyorsun" diye bakıyordu. o da fena değildi. iyiydi hatta.
münasipti.
evet, kalbin çarptı. ama kalbin ondan önce de çarpmıştı hatırlasana. iki kere daha. onlar "hayatının aşkı" olamadı çünkü biri başka şehre tayin oldu, biri mesaj atmadı.
o otobüsü kaçırsaydın, o işe girmeseydin, o yaz o siteye taşınmasaydınız... şu an başka bir mutfakta, başka bir yüzle kahvaltı ediyordun. ve ona da "iyi ki" diyordun. aynı içtenlikle.
ruh eşini beklerken yanındakine "idare ediyoruz" muamelesi yapan sana anlatıyorum bunları.
ruh eşi horlamaz sanıyordun. ruh eşi klimayı senin derecende sever, dizide senin bölümünü izler, çorabı asla ortada bırakmaz sanıyordun. kimse sana ruh eşinin bulaşık makinesini yanlış yerleştireceğini söylemedi oysa.
hayal kırıklığı tam o yanlış yerleştirilmiş çatalda başlıyor işte.
beklentiyi indirince adam aynı adam, kadın aynı kadın ama birden yaşanabilir oluyorlar. hayal kırıklığı, beklenti eksi gerçektir. gerçeği büyütemiyorsan, beklentiyi küçülteceksin.
boşluğa düşmek baştan acıtır insanı. pamuk şekerinden bulutların üstünden beton zemine çakılırsın. dizlerin soyulur. avuç içlerin sızlar. nefesin kesilir. kalkıp üstünü silkelediğinde geriye sızlayan kemiklerin kalır. büyümek dedikleri yutkunması zor bir hap. doğruları çiğnemeden yutacaksın. bulaşık makinesine sığmayan tencereler gibi, hayata sığmayan umutları da kenara bırakmalısın.
çünkü hayatının aşkı diye biri yoktu.
ama çorabı ortada bırakan şu insan gerçek.
ezgi akgül
4 ağustos 2026/ ankara
Demirkubuz'a reçete.
Sabahın erken saatlerinde 1-2 saat yürüyüş.
Sabahları üç beyazdan uzak bir şekilde kahvaltı.
Yukio Mishima kitapları
2 aya fikri değişir.