Esmâ-i Hüsnâ, Allah'a yakınlaşmanın en doğru frekansıdır. O frekansı bulmanın yolu, O'nun esmâsını tanımaktan geçer. Frekansı tutturduğunuzda neler var neler... Bir bilseniz:)
Ağzınızda bant varmış gibi susun, susma orucu tutuyormuş gibi susun hiçbir şey anlatmayın. Hayatınız hakkında kimsenin net bir fikri olmasın öyle güzel ilerliyor ki kader tıkır tıkır işliyor. Bana güvenin. O kişiler de geliyor, o cevaplarda önünüze seriliyor yeter ki gözlemleyin.
Başarmak istiyorsanız susmayı öğrenmeniz gerekiyor. İnsanların bilmediği bir şeyi mahvetmeye gücü yetmez :)
bir şeyler çok iyi gidiyorsa da sebebi, nazarın ve hasedin ulaşamayacağı tek şey olan gizliliktir.
Bir yerde şöyle bir söz gördüm: "Çocukken kendine çizdiğin hayat planını gerçekleştiremediğin için kendine yüklenmeyi bırak. Çünkü o planı yaparken yetişkin olmanın gerçekte nasıl bir şey olduğunu bilmiyordun."
Sanırım bunu hepimizin duymaya ihtiyacı var.
İstiğfara çok önem verin, çok ama çok önem verin. “Estağfirullâhe’l-Azîm ve etûbü ileyh” zikrini her gün en az 100 defa ihlâsla vird edinin. Bunu inanarak, şeksiz ve şüphesiz söylüyorum; Allah’ın izniyle hem gönlünüzde hem de hayatınızda bereketini görmeye başlayacaksınız.
İstiğfar, yalnızca günahları silen bir zikir değildir. Kalbe ferahlık, rızka bereket, dertlere çıkış yolu ve sıkıntılara genişlik vesilesidir. Nice kilitli kapılar istiğfarla açılmış, nice ağır yükler istiğfarla hafiflemiştir. Yeter ki dil ile söyleneni kalp de tasdik etsin, kul da günahına dönmemeye azmetsin.
Rabbimiz, bizi istiğfarı dilinden düşürmeyen, tevbesini kabul ettiği kullarından eylesin. Kalplerimize sekînet, hanelerimize bereket, rızıklarımıza genişlik ihsan buyursun. Gizli açık bütün günahlarımızı affetsin, bizleri rahmetinden ayırmasın. Âmin.
Allah bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece ol der ve o şey hemen oluverir. İmkansız gibi görünen ne varsa, onun sadece bir ol emrine bakar. Eğer hayırlıysa bütün kapılar kapalı görünse bile o tek ol emriyle yollar önüne serilir. Şayet bir felaketi getirecekse Allah onu nasip etmez. Kul bunu mahrumiyet sanır halbuki Allah'ın vermeyerek koruması, aslında lütfettiği nasibin en büyüğüdür.
Yılda bir kez de olsa uzun soluklu bir siyer ve tefsir okuması yapmak lazım. Yoksa kendi fikirlerimizi, alışkanlıklarımızı, toplumun beklentilerini hayatın olmazsa olmazları, varlığın gerçek anlamı sanıyoruz. İyi/kötü durum, sevinecek/üzülecek haller sandığımızdan başka olabilir.
"Akıllı kimse başına bir musibet geldiğinde iki söz söyler:
- Bu hâl, bundan daha kötüsünden hayırlıdır.'
- Belki Allah bu hoşlanmadığım şeyde bir hayır yaratır.
Cahil kimse ise iki söz söyler:
- Belki başıma gelen bu musibet, daha kötüsüne yol açacaktır.
- Keşke bu musibet yerine şöyle şöyle olsaydı."
Allah'tan başka dost yok. Allah'tan başka sığınılacak yok. Allah'tan başka halden anlayan yok. Allah'tan başka derman verecek yok. Allah'tan başka gidecek kapı yok. Yok. Allah'tan başka kimse yok. hiçbir zaman olmadı, olmayacak da.