Hiç şaşırmadım! İlk davamızda katiller için hemen gözlemci vekil gönderdiler, SSÇ’ler için de ardı arkası kesilmeyen açıklamalar yaptılar. Ama ben kendilerini ziyaret etmeyince ne oldu? Hemen ırkçı damgasını yapıştırdılar!
Siz kimi kandırıyorsunuz? Katili koruyan, çocuk katillerini kollayan sizsiniz! Vicdanınız yok, adaletiniz yok. Biz adalet istiyoruz, siz katilleri aklıyorsunuz. Bu utanç verici düzen değişmezse, yeni Ahmet’ler olmaya devam edecek!
Evet.
Kürt sorunu bizzat Ahmet Türk’tür.
Vermekle kurtulamazsın.
9 köy, 21 yıl milletvekilliği, defalarca belediye başkanlığı alsın; Türk’ün elindeki kuru ekmekte gözü kalır.
Canını vermedikçe, dünyayı versen kurtulamazsın.
Bir de Türk sorunu var.
Bunlara tahammül etmek, normalmiş gibi davranma hastalığı.
Dağlardaki eşkıya artık şehirlere inmiş, vatandaşın can güvenliği her geçen gün daha fazla tehdit altına girmiştir. Her gün yeni bir cinayet, yeni bir acı haber alıyoruz. Bana ulaşan yüzlerce mesaj, toplumun içinde bulunduğu korku ve çaresizliği açıkça göstermektedir.
Devletin asli görevi vatandaşını korumaktır. Suçla ve suçluyla mücadelede kararlı adımlar atılmalı, toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlayacak yasal düzenlemeler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
İnsanlarımız korkuyla değil, güven içinde yaşamak istiyor. Bu nedenle gerekli yasal düzenlemelerin acilen çıkarılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlatan, dünya tarihinin akışını değiştiren o kutlu zaferin yıl dönümündeyiz.
Başta büyük Türk hakanı Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere, İstanbul’u bize ebedi Türk yurdu kılan şanlı ecdadımızı ve aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.