Barış Yarkadaş…
Kimse senin gibi iğrençleşmiyor diye meydanı boş sanıyorsun.
Attığın yalan ve iftira dolu mesajlarına gelen yorumlardan bile utanmıyorsun, insanların sana karşı nefretinden bile ar etmiyorsun. Çünkü arsızsın.
Sana itibar eden bir kişi bile yok.
Çünkü sen satılıksın.
Bugün menfaati Ak Parti’de ve yargıya çöreklenen bir grupla olan ilişkilerinde bulduğun için oraya hizmet ediyorsun.
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde, sahibi olduğun Gerçek Gündem’e ne kadar aktarılmıştı?
Bu ve daha fazlası konuşulmuyor diye ortaya çıkmayacak mı sanıyorsun?
Bu kirli geçmişinle hala nasıl “ahlak” edebiyatı yapıyorsun?
Kusura bakılmasın. Bir aparata bu satırları ayırmak istemezdim.
Ama; hadsize had bildirmek 40 yetime kaftan giydirmekten evladır.
"Özgür Özel dünkü performansıyla zaten pek bir karşılığı kalmayan Kılıçdaroğlu'nu açığa düşürdü"
Ruşen Çakır (@cakir_rusen): "Özgür Özel dünkü performansıyla yeni safhaya hazır olduğunu ve 19 Mart'taki çizgiyi sürdüreceğini bize gösterdi ve kendini aştı. Buna en çok herhalde Kılıçdaroğlu şaşırmıştır, böyle bir şey beklediğini sanmıyorum. Dün yaşananlardan sonra Kılıçdaroğlu'nun o genel merkeze oturması ve oradan 'iktidar yürüyüşü' yapmasının hiçbir temeli kalmadı"
➡️ https://t.co/5stBtpycYA
Barış Yarkadaş ve Gürkan Hacır.
Bu ikisi sözümona muhalif gibi takılıp,
TGRT denilen yandaş, yalaka ve yalan medyasında CHP, Özgür Özel ve Ekrem imamoğlu’nu karalamak için, Akp’li trollerden bile daha fazla ve canhıraş şekilde gayret gösteriyorlar!
Bunları sakın unutmayın!
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Ankara'da hakkını aradığı için iktidar ve patronların talimatıyla dövülen, biber gazı sıkılan, itilen, aşağılanan o madenciler var ya...
Maraş depremi sonrası geldiklerinde oradaki herkes bir anda kendine gelmiş, yüzleri güldürmüş, umut olmuşlardı. İnsanlara adeta moral enjekte etmişlerdi. Domuz damlarıyla, kazmayla, bilek ve yürekleriyle binlerce insan çıkardılar.
Dövdükleriniz ve gaz sıktıklarınız işte onlar...
Mehmet Demirkol’un 2019 yılında eğitim sistemi üzerine yaptığı konuşma yeniden gündem oldu:
“4.2 matematik sorusu bilinmiş ortalama. Rezil bir eğitim sistemimiz var. Zaten kötü olsun diye uğraşılıyor neredeyse.
Eğitim sisteminin en önemli tarafı şudur; ülkenin bütün çocuklarının liseye kadar aynı okula gitmesi gerekir.
Zengin başka okula gidiyor, orta sınıf başka okula, apartman görevlisinin çocuğu başka okula…
Eğitim birliği olmadan ulus olamazsın.
Çocukları ekonomik durumlarına göre ayırırsan ulus olmaz buradan.
Bugün yetkim olsun bütün özel okulları kapatırım.”
UNUTANLAR İÇİN;
BİNALİ YILDIRIM'IN AİLESİNİN ŞİRKETLERİ
(ŞİRKETLERİN TAMAMI 2002 YILINDAN SONRA KURULMUŞTUR)
1-)Derin Denizcilik (2002)
2-)Sefine Denizcilik Yalova,
3-)ZealandShipping Hollanda,
4-)Q Shipping Hollanda,
5-)Castillo Real Estate Hollanda,
6-)Baychart İstanbul,
7-)Chart-it Hollanda,
8-)Ceren Denizcilik İstanbul,
9-)North Bulkers Panama,
10-)Brother Navigation Marshal Adaları,
11-)Zeytin Denizcilik İstanbul,
12-)OGEM Marina,
13-)Metro Gemi Acentalığı,
14-)Eydo Denizcilik,
15-)Çağrı Gıda İnşaat,
16-)Su Bilgi Teknolojileri,
17-)Sekmen Otomotiv.
BİNALİ YILDIRIM'IN AİLE ŞİRKETLERİNİN SAHİBİ OLDUĞU GEMİLER
1-)MV Zealand Alexia (Dalo Z),
2-)MV Zealand Almere,
3-)MV Zealand Amalia,
4-)MV Zealand Amsterdam,
5-)MV Zealand Ariane (Sylyani Z),
6-)MV Zealand Beatrix,
7-)MV Zealand Delilah,
8-)MV Zealand Juliana,
9-)MV Zealand Maxima,
10-)MV Zealand Rotterdam,
11-)MV Breadbox Falcon,
12-)MV Celtic Explorer,
13-)MV Francisca,
14-)MV Leah,
15-)MV Meridiaan,
16-)MV Nekton,
17-)MV Samskip Akrafell,
18-)MV Samskip Endeavour,
19-)MV Samskip Innovator,
20-)My Lady Dee, (47,5 m. Süper yat)
21-)My Latitude, (45 m. Süper yat)
22-)AK Abba,
23-)AK Ceren,
24-)AK Brother,
25-)AK Phoenicia,
26-)Pacific Ocean,
27-)John F,
28-)Golden Bay,
29-)Sis,
30-)Son 1.
?????
Binali Yıldırım 1994 Yılında İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden beri Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ile beraber. İstanbul Belediyesinde Deniz Hatları işletmesi Müdürlüğü yapıyordu.
2002 Yılında kurulan İlk AKP Hükümeti ile birlikte Uzun bir Ulaştırma Bakanlığı dönemi başladı. Yaklaşık 26 milyar Dolar değerindeki Servetin tamamı AKP'nin işbaşına geldiği ve Binali Yıldırım'ın Ulaştırma Bakanı olduğu 2002 yılından sonra edinildi. 2002-2013 ve 2015-2016 yılları arasında Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yaptı. Onun Bakanlığı döneminde Türk Telekom ölü fiyatına satıldı. Bütün Limanlar satıldı. Gelir garantili köprü, otoyol, Tüneller Yap-İşlet yöntemiyle milletin a**na koyan müteahhitlere ihale edildi.
Bakanlığının ilk yıllarında 2004 yılının 22 Temmuz günü kendi icadı "Hızlandırılmış Tren" Pamukova'da aşırı hız yüzünden kaza yaptı Ve 41 yolcu öldü, 80 yolcu yaralandı. Zavallı bir makinist suçlu bulundu.
Bakanlığı döneminde TAV adlı bir şirket (Tepe/Akfen) inanılmaz kayırma sonucu Türkiye'nin bütün büyük havalimanları işletmesi bu şirkete verildi. Ayrıca 3 milyar doların üzerinde değer biçilen İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri işletmesi) de bu TAV şirketine 10 yıl vade ile 800 milyon Dolara satıldı.
Binali Yıldırım'ın aile Şirketlerinin yıllık cirosu 2,3 milyar Doların üzerinde ve yüklü ciro yapan şirketler Hollanda, Panama Ve Marshall Adalarında kurulu Ve Türkiye'de hiçbir vergi ödemiyorlar.
Can Aral /Sultan Can sayfasından alındı.
@gecedusu Bu kadar mı düştünüz? Tgrt de chp yi eleştirmenin ötesinde yapmadığınız, söylemediğiniz kalmadı… bu kadar mı sıkıştı kuyruğunuz? Bu partinin ekmeğini yediniz yıllarca… Haram olsun😤😤😤
Şehit cenazesinde gülen eğlenen bu Aydın Ayaydın gibi her devrin adamı, her taşın altından mutlaka çıkan, türlü şaibesine rağmen her zaman gemisini yürütmeyi başaran kurnazlardan temizlenen bir Türkiye hayalimiz. Yüreği şehide niye yansın? Kibir abideleri acı duygusunu tanımaz.
Ya sen hiç mi utanmıyorsun
Sen CHP den istifa edip kendine parti kurmadın mı?
Seçim zamanı CHP ye salayıp salayıp durmadın mı?
Seni Kadıköy den aday yapmadılar diye küsmedin mi?