Alimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) tarafından Diyarbakır’da düzenlenen Alimler Buluşması’nda çok sayıda mesaj verildi ama bu iki mesajı çok önemsedim çünkü özeleştiri içeriyordu
Şevket Gökşan Hoca:
"Bizim kuşağımız medreseler olarak hayattan ve hakikatten koptuk. Her yerden Medreselerin talebe bulamama probleminden bahsediliyor ama sorunun ana kaynağı bu değil aslında.
Biz bu toplumun duygu dünyasından, dilinden, jargonundan koptuk. Toplum başka bir vadide biz başka bir vadideyiz."
Molla Tayyip Elçi:
Yüzü aşkın ilahiyat fakültemiz, yüzlerce medresemiz, imam hatip okulumuz, Kur'an kursumuz var ve her yıl binlerce mezun veriyoruz. Ama bu ilmî faaliyetler nedense sokağa taşmıyor, gençler üzerinde bir etkide bulunmuyor.
Evet, ilmî faaliyet çok ama nefsin tezkiyesi ve terbiyesi yok. İlim ameliyesi çok ama davet, irşat, tebliğ ve cihat ruhu bizde yok ki bunu talebelerimize de veremiyoruz.
O zaman bir yerde bir eksiğimiz, bir hatamız var ki ilmî faaliyetlerimiz toplum üzerinde bir tesir oluşturmuyor
@hazakavvam Yusuf bey bu anlattığın Faiz değil tefecilik
Hiçbir banka bir ay için on elmadan iki elma Faiz almaz
Faiz,enflasyon bu ikisi arasındaki farkı bilmeden bu şekilde anlatmak doğru değil.
@medya_post Kur'ana hakim iseniz ve Kuran'dan konuşuyor iseniz
O partide ne işiniz var.
Hani Kuran'da Ahlak ile ilgili
Adalet ile ilgili
Hak hukuk ile ilgili
Bir çok ayet var, onları da gündeme getirseniz de Partiye ayar verseniz yada istifa etseniz nasıl olurdu? Diye düşünüyorum.
İlk Başbakan seçtiği, sonra Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül’de yanıldı. Ekonomi bakanı yaptığı Ali Babacan’da yanıldı, dışişleri bakanı ve Başbakan yaptığı Ahmet Davudoğlu’nda yanıldı. Abdullatif Şener’de, İdris Naim Şahin’de yanıldı. Fetö ile yol yürürken yanıldı, ilk çözüm sürecinde yanıldı, Mısır’la arasını bozarken yanıldı, MBS’ye katil, MBZ’ye 15 temmuzun finansörü derken yanıldı. Ekonomi 23 yıl öncesinden beter, eğitim seviyesi yerlerde, suç oranı göklerde, adalet mefhumu kayıp, yolsuzluk ve liyakatsizlik ayyuka çıkmış, muhalefet hapiste. Tek iyi giden şey savunma sanayi, o da söylenenlere inanırsak. Adam çıkmış diyor ki “Reis olmasa ülke mahvolur!” Arkadaş Hz Musa zamanında olduğu gibi kan akan nehirler, çekirge sürüsü, kurbağa istilası falan mı bekliyorsunuz? Daha ne olacak ki?
Beytüşşebap Jirka aşireti lideri Cemil Öter:
"75 yaşındaki Musa amcayı roketle öldürdüler parçalarını ben topladım.
Salih imamı, ezan okunduğu için caminin önünde öldürdüler.
Çobanı götürüp koyun gibi kestiler"
APO'YU BÖYLE ANLATACAĞINIZA, GİDİP ONU KAHRAMAN YAPTINIZ!
@esaiire Hadi canım öyle mi. ?! Vay be karşımızda âlim bilgin varmış da biz farkına varamamışız.
Rabbim Tüm insanlığı senin kadar bilgili olup gerçekleri ters yüz edenlerden korusun.
Ehli Sünnetin sınırlarını kim belirliyor.
Şii inanışta da Sünni inanısta da çok fazla Kur'an dışı bilgi ve inanış var.
O sebeple buradan Şii lere çakmak yerine doğru İslamı bulmaya çalışmak gerek.
Kaldı ki Filistin davasının silahı mücadelesi siyasi mücadelesi İran desteği ile ayakta kalabilmiştir.
Sünni dünya sadece iç siyasi malzeme olarak kullanmaktan ve siyasi rant elde etmekten başka bir şey yapmamıştır. Maalesef..
@efndnklc9f6 Hadi canım !!
Yani Allah Sunnetullahı nı mı? Terketti.
Bunu demek Allah'a iftira olur.
Yalan olduğu aşikar ama basit bir yalandan öteye gidiyor bu anlatım..
Türkiye’de yaklaşık 27 milyon hane var.
Devletin yaptığı köprü ve otoyolların yaklaşık 5,4 milyar dolara satılmasının düşünüldüğü söyleniyor.
Benim aklıma şöyle bir fikir geliyor:
Madem bu varlıklar vatandaşın ortak malı, neden doğrudan millete satılmasın?
5,4 milyar doları 27 milyon haneye böldüğümüzde, hane başına yaklaşık 200 dolar düşüyor.
Devlet, bu bedeli vatandaşlardan toplayıp köprü ve otoyolların işletme gelirlerinden elde edilen kazancın vergisini düşerek, kalan net geliri her yıl vatandaşlara kâr payı olarak dağıtsa nasıl olur?
Böylece vatandaş sadece bir defaya mahsus 200 dolar ödemiş olmaz; aynı zamanda sahip olduğu varlığın gelecekteki gelirinden de pay alır.
Belki bu fikir ilk bakışta biraz sıra dışı, hatta hayalci gelebilir. Ama sonuçta satılacak olan varlıklar da milletin ortak malı.
Neden vatandaş, kendi malının satışında sadece seyirci olsun?
Belki de kamu varlıklarını satmanın başka bir modeli üzerine düşünmenin zamanı gelmiştir.
Ben öyle Bir şey denedim.
Sadece bugün çoğunluğunun yaptığı şekliyle Namazın, sadece ritüel alışkanlığı haline geldiği, kişiye ve topluma bu haliyle hiçbir pozitif değer katamadığıdır.
Durum bu olunca bunun sebepleri nelerdir,bunun üzerine düşünmek için bir yol bulma çabası içinde olmamız gerektiği kanaatindeyim.