Belirsiz alacak davasının kaldırılıp. HMK. 109.maddesine
4.fıkra eklenerek zamanaşımı defi ileri sürülemeyeceği kaydı konulması bir aldatmaca olup, teklif yasalaşırsa, bakınız ne tür hak arama zorlukları ve hak kayıpları olacak:
1) Kısmi davada zamanaşımı def’i zaten yoktur; bu, dava değerinin artırılmasını “ıslah” olarak niteleyen bazı usul hukukçularının icadıdır.
2) Kısmi davada asıl sorun, dava değerinin artırılmasına “ıslah” denilmesidir. Bu, yanlıştır. Çünkü ıslah, o güne kadarki usul işlemlerinin bir kısmının veya tamamının değiştirilmesinin istenmesidir. Oysa, dava değerinin
artırılmasında, usul işlemlerinin değiştirilmesi istenmemekte; tersine, dava değerinin artırılması, o güne kadarki usul işlemlerine dayanmaktadır.
(Akla ve mantığı uygun bu yorumu, kural bağımlıları yapamamakta; sorun ve adalete erişim engelleri buradan kaynaklanmaktadır.)
3) Islah Avrupa ülkelerinde kalkmış veya kalkmış gibidir.
Çünkü oralarda hiçbir kural, bizdeki gibi, katı ve hak kaybettirici biçimde uygulanmamaktadır.
4) Islah her davada bir kez yapılabilmektedir. Oysa. belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması. ıslah olmayıp, kanun yolları tükeninceye
kadar defalarca artırılabilir. Adli yargıda bu bir türlü kavranamamış ise de, İdari Yargı’da “belirsiz tam yargı davası” hiçbir engele takılmadan uygulanmakta; ayrıca manevi tazminat da “belirsiz tam yargı davası”
biçiminde açılabilmektedir.
5) İdari Yargılama Yasası’nda belirsiz tam yargı davası yürürlükte olmasına göre, HMK’dan belirsiz alacak davasının kaldırılması, iki yüksek mahkeme arasında uygulama farkı yaratacaktır. Ayrıca belirtelim ki
İdari Yargı’da ıslah da yoktur.
6) İstinaf aşamasında yeniden tazminat hesabı yaptırılması gerekmiş olup, davacı yararına yüksek bir sonuç çıkmışsa, HMK 357. maddesine göre, istinaf’ta “ıslah” yapılamayacağı hükmü nedeniyle dava değeri artırılamamakta; ilk derece mahkemesine de dönülememekte, dava çözümsüz kalmaktadır.
Hesaplama sonucu artan miktar için ek dava açılabilirse de, süre geçmişse, zamanaşımı defiyle karşılaşılacaktır.
7) Kısmi dava, mevcut (bilinen) bir alacağın bir kısmının dava edilmesidir. Oysa, ölüm ve bedensel zararlarda henüz bir alacak miktarı yoktur. Bu, yargılama sonucu toplanan delillere göre belli olacak; belki de, yapılan
kusur incelemesi sonucu, davalının tamamen kusursuz olduğu veya sorumlunun başka biri olduğu sonucuna varılabilecektir. Örneğin, trafik kazalarında böyle
durumlar olmaktadır. Hastane ve hekim hatalarında da farklı durumlarla karşılaşılmaktadır.
8) Gene ölüm ve bedensel zararlarda, davacının veya davalılardan birinin dava sırasında ölümü, dul eşin dava sonuçlanmadan önce evlenmesi gibi durumlar;
bedensel zararlarda “beden gücü kayıp oranının” önceden bilinememesi veya sürekli iş göremezlik oranının “sıfır” çıkması, yalnızca geçici işgöremezlik oranıyla sınırlı kalınması gibi durumlarda “kısmi dava” açılıp, “kısmi istekte” bulunulması mümkün değildir.
İşte “belirsiz alacak davası” bunun için gereklidir.
9) Avrupa ülkelerinde belirsiz alacak davası ve benzeri hak arama yolları açık iken, bizde neden kaldırılmak istenmektedir ?
10) Belirsiz alacak davasının neden kaldırılmak istendiğini, bunu kimlerin istediğini çok iyi biliyorum. Bu kanun teklifini hazırlayanlarıntek tek adlarını öğrenmeli ve bu “guguk kuşlarına” savaş açmalıyız. Kimler olduklarını bilmezsek, Donkişot’un değirmenleriyle
savaşmış gibi oluruz.
(Not: Bu açıklamalarımı TBMM Adalet Komisyonu üyelerine ulaştırma olanaklarını arayalım ve bunu mutlaka yapmaya çalışalım.)
·
İktidarın kontrol altına alamadığı, elini ferah feza uzatamadığı Yargıtay’ın yetkisini kısıtlama hamlesi.. yerel mahkemelerin hukuka göre değil iktidarın hoşnutluğuna göre verdiği kararlar Yargıtaydan dönüyordu demek ki artık dönemeyecek.. yazık bu ülkeye. Vatanı ülkesini seven bir iktidar böyle bir kötülüğü yapmaz. Siyasi tarihimizde yargıyı kendi çıkarı için bu derece araçsallaştıran başka bir iktidar örneği yok..
Medeni ülkelerde vatandaş, devlete karşı korunur ama bizim gibi gelişmemiş ülkelerde devlet, vatandaşa karşı korunur ve hukuki düzenlemeler hep devletin lehine vatandaşın aleyhine olur. Vatandaşın devlete borcu varsa devlet icra dairesine gidip icra takibi bile başlatmadan direkt e-haciz yapabiliyor, mahkeme kararına gerek olmadan vali/kaymakam eliyle ihtiyati haciz koyabiliyor, henüz vadesi gelmemiş vergi borcunu bile ihtiyati tahakkuk ile tahsil edebiliyor, birden fazla alacaklı varsa haczedilen malda devlete öncelik tanınıyor. Ama vatandaşın devletten alacağı varsa zaten bir sürü yasal engel varken bir engel daha çıkartılmış. Mevcut durumda devlet malı zaten haczedilemiyor, vatandaşın borcu ödemek için 7 gün süresi varken devlete 30 gün süre veriliyor ve vatandaşa bildirim yapılmadan direkt icra takibi yapılırken devlete direkt icra açılamıyor önce kararı ayrıca ve tekrar tebliğ etmek ve 30 gün beklemek gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde devlet bir hizmet kurumudur, kutsal değildir, dernek gibi alelade bir tüzel kişidir. Gelişmemiş ülkelerde ise devlete kutsiyet bahşedilir hatta adeta tapılır bu nedenle kanunlara "devlete hakaret" diye saçma sapan komik suçlar konulur.
UYAP Web Editör Yayında!
UYAP Haziran 2026 Olağan Güncellememiz ile birlikte, UYAP servis ihtiyacı olmaksızın 'Web Tabanlı Evrak Görüntüleyici' sayesinde belgeler artık doğrudan internet tarayıcısı üzerinden görüntülenebilmektedir.
Yeni özellikler ile birlikte:
Belgeler içerisinde kelime ve metin araması yapılabilmektedir.
Belge içerikleri tarayıcı üzerinden kopyalanıp yapıştırılabilmektedir.
Kopyalama/yapıştırma işlemlerinde metin biçimlendirmesi ve stil bilgileri korunmaktadır.
Kira Tespit Davası
- Sonuçlanması uzun sürüyor.
- Kesinleşmeden icra edilemiyor.
- Tespit edilen kira bedeline kesinleşme tarihinden sonra faiz işliyor.
- Bilirkişi raporları niteliksiz geliyor.
- Emsal kira bedeli sunmak KVKK sebebiyle zor.
- Bilirkişi emsal kira bedellerine pazarlık payı uyguluyor.
- Hakim, kiracının oturduğu süre ile orantılı hakkaniyet indirimi yapıyor.
- Tam kabul gelme ihtimali %5 falan.
Yargılamadaki diğer sorunlara girmiyor bile. Acaba kanun koyucu bu alanda bir düzenleme yapmaya ihtiyaç duyuyor mu yoksa her şey mükemmel de bize mi böyle geliyor?
Hanımefendi haklı. Yapıyoruz hepsini. Çocuk büro burası mı diyoruz evet çünkü içerde bize bakmayan bir sürü kişi var ve kafanızı kaldırıp bakın da işimizi kim yapacak bilelim diye soruyoruz.
Adliyede çalıştığını belirten bir kişi, vatandaşların kendisine sorduğu sorulardan duyduğu rahatsızlığı video çekerek anlattı:
“Okumayı söktüğünüz zaman bunların hepsini anlatacağız, arkadaşlar.”
Cezayı peşinen çektirdiler hala bırakmıyorlar. Hukuka, ahlaka, vicdana, matematiğe aykırı ama ne gam. Sonra da bu yapılanların siyasi baskı olmadığına inanalım öyle mi?!
Sayın Akın Gürlek;
Aşağıdaki açıklamayı bugün yaptınız.
"Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur".
Bu ifadelerde samimi olduğunuzu düşünmüyorum. Çünkü aksini bizzat yaşadım.
Yüz milyonlarca dolarlık şaibeli ve kayıt dışı para trafiği, Bakırköy CBS'nin düzenlediği İddianameye yansımış bir grubu sorguladığım için onların şikayeti ile iki defa gözaltına alındım ve yasal haklarım kısıtlandı.
Bırakın beş ay önce CİMER 'e ve SPK'ya konuyu iletmemi, 05-01-2026 tarihinde siz Başsavcı iken bizzat tüm belgeleri ile bu kirli yapıyı ve Ülkeye yaptıkları kötülükleri geniş bir dosya halinde bildirdim size. Yetmedi. Bakan olduğunuzda, haksızlığa uğrayanlara kapınızın açık olduğunu söylediğiniz için sonucunu çoğunlukla tahmin etsem de, Ülkeye çok zarar veren bu haksızlık ve hukuksuzlukları anlatmak için iki defa randevu talep ettim sizden. Buna da bir dönüş yapılmadı.
Bu şaibeli para trafiğinde yer alan ve hakkında da yakın tarihte Kara Para ve Kara Para Aklamadan iki defa İddianame düzenlenen kişiyi ve şirketi de açıklayacağım önümüzdeki hafta.
Adaletin terazisinden ve herkese eşit davranmasından bahsediyorsunuz ya şimdi size soruyorum;
Neden, bu ihbarım ile ilgili şuana kadar hiç bir işlem yapılmadı???
Neden, bu şaibeli yapı hakkında İDDİANAME düzenleyen Bakırköy CBS, onlara yöneltmesi gereken iddiaları, tam tersi, hem kamu hem de özelde 45 yıldır Ülkeye zararlı bu faaliyetlerle mücadele eden birine yöneltebildi, ardından da basına özellikle çarpıtılmış biçimde haber vererek ve masumiyet karinesi de pas pas gibi çiğnenerek hakkımda gözaltı kararı verebildiler??? Üstelik de sunduğum tüm kanıtlara rağmen bu yanlış kararlar da hala kaldırılmadı.
Ne yapılmak isteniyor, bunu tahmin edebilecek kadar tecrübeye sahibim. Doğrusu yapılıp delilden kişiye de gidilse, kişiden delile de ulaşılmak istense, bu iddialarla ilgili hayatımda toplu iğne başı kadar bir suç bulunamaz. Kendimi bunun için 22-23 Nisan tarihinde MASAK ve SPK'ya bizzat ihbar ettim (Baş. No: 2601973281 - 2601992786).
Lütfen takipçisi olun ve gerçekleri görün orada.
Aşağıda tarihini verdiğim dilekçemi de önce lütfen siz okuyun, sonra da Bakanlığınızda görevli tüm hukukçularınıza okutun. Kırıntı vicdan ve hukuk sahibi olan bir kişi bile aksini düşünmeyecektir.
Bu tedbirlerin kaldırılması için verdiğim 18 Mayıs tarihli ikinci dilekçemde yer alan, aşağıdaki cümlemi özellikle ve aynen veriyorum.
"Yüz milyonlarca dolarlık kayıt dışı ve şaibeli para trafiği olan, borsa da akıl almaz manipülatif işler yapan başka bir kirli yapı olsaydı; Bu Cumhuriyetin hiçbir Savcısının bana bu haksızlıkları yapabileceğini düşünmüyorum".
@RTErdogan@abakingurlek@eczozgurozel@dbdevletbahceli
Notere gittim. Adıma Antalya'dan bir satış aracılığı için vekalet verilmiş. Antalya'daki noter vekalet ücretini almış vekaleti bu dijital dünyada sisteme taramış. Bunu ne için yapmış? Türkiye'nin neresinde olursa olsun bu vekalet sistemden alınsın ve kullanılsın diye. E peki ne oldu?
Ben notere gittim vekaleten satış vereceğim. Noter katibine
"sistemde vekaletim var" dedim.
Katip "Olsun beyefendi biz burada nüsha çıkarıp aslı gibidir yapmak zorundayız" dedi
"yapın o zaman" dedim.
"1592 lira ücreti var" dedi.
"nasıl ya? biz zaten vekalet ücreti verdik 1800 lira"
"yapacak bir şey yok kurallar böyle"
Uzatmayacağım bu ülkede sağmal inek muamelesi görüyorum ve sahibim yok. Ben bu sistem için para söğüşleme aracıyım.
İtiraz ettiğimde ise aldığım cevap şu: İşine gelmiyorsa yapma!!!
Benim adım yok. Biliyorum yalnız değilim.
Hukuk sistemimiz şu an şöyle çalışıyor; Çorum’da herhangi bir Sulh Ceza hakimliği milyar dolarlık bir siteye erişim engeli aldırabiliyor fakat sıradan bir vatandaş, kendisi hakkında her türlü Şantaj iftira ve tehdit girişiminde bulunan bir hesaba Anayasa Mahkemesi kararı kapsamında erişim engeli aldıramıyor. Kişilik hakları korunmuyor. Hukuk sistemince fikir özgürlüğü adı altında değersiz görülüyor.
Bu çok çok problemli bir karar. Dosyayı düşüren davacı, yenileme yapıyor ama yeni duruşma günü davalı tarafa tebliğ edilmiyor, BAM da "bana ne sen uyaptan görmüşsün geleydin" diyor. Ohooo
Zübüklerin BirGün gazetesini okumamasından normal ne olabilir. Haber değeri bile olmayan bir bilgi. Zaten onların Saray yandaşlarıyla aynı bataklıkta olduğunu biliyoruz.