Tüh yazıklar olsun‼️SKANDAL bu‼️
Güvenpark’ta hak arayan gazimizin 8 ve 3 yaşındaki çocukları da nöbet tutuyor‼️
Kimse bela falan aramasın, milletçe belam��zı bulmuşuz‼️
Milletçe milli duygularını yitirmiş milletler yok olmaya mahkumdur ‼️
Bu insanlar terörist değil, Türkiye Cumhuriyeti için kolu, bacağı kopmuş, gözünü feda eden vatan sevdalıları.
Görüyorum ki onlar uzuvlarını kaybetmemiş sadece halkı da kaybetmişiz‼️
#GaziminYanındayım
⚠️ “Millet, evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor?”
Fatih Altaylı: “Yine bir askerimiz şehit oldu. Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu? Terör örgütü mü vurdu? Hayır. Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı? Hayır! Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi? Asla.
Peki nasıl? Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu. Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit. Sizce bu normal mi?
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı?
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu? Millet, evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor?”
➖Geçen yıl bugünlerde, İskenderun’da,
➖Güneşin altında, sıcakta, uzun süre, susuz bırakılan askerlerimizden ikisi şehit olmuştu.
➖O zaman uyardık, bunun kabul edilemez olduğunu, özellikle yaz aylarında askeri eğitimin çok dikkatli yapılması gerektiğini söyledik.
➖Dinlememişler, anlamamışlar…
➖Bugün,
➖Milli Savunma Üniversitesi, Yalova 18’inci Ana Üs Komutanlığı'nda 4 öğrenci (belli ki güneş çarpması ve aşırı sıcak etkisi ile) fenalaştı.
➖Biri şehit oldu, üçü hâlen hastanede.
➖Acilen bir soruşturma başlatılmalı, sorumlular hesap vermeli.
1974'te Türk ordusu Kıbrıs'a çıkmasaydı, 1821'de Mora Türklüğü nasıl yokedildiyse, Kıbrıs Türklüğü de yokedilecekti. 52 yıl önce Adaya huzur ve barış getiren Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli ve en başarılı askeri harekatlarından biridir.
Bütün Kıbrıs şehidlerimizi ve harekatın icrasında görev alıp, vefat etmiş olan herkesi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.
İsveç'te olsa beğenirdiniz
Ama Ardahan'daymış
Haberimiz olunca hemen görevden aldık
Eski Ardahan valisi Mehmet Fatih Çiçekli'nin instagram hesabına bakmanızı şiddetle tavsiye ederim
Paylaşır mısınız?
Çok fazla kişiye ulaşsın. Hem şampiyon Yavuz papağan tanınsın, hem de Er Gazilerin sorunları herkes tarafından bilinsin. https://t.co/TcpztugDZm
⚠️ “Keşke biz de şehit olsaydık da bu kadar sahipsiz kalmasaydık!”
Güvenpark’ta gece gündüz nöbet tutan er, gazi ve şehit yakınları, seslerini duyurmaya çalışıyor.
Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü PKK’ya karşı verilen mücadelelerde gazi olan erler, “muvazzaf-er” ayrımının bitmesini istiyor:
• 1996 yılında Irak sınırında mayına bastım. Aldığım maaş 51 bin 200 lira.
• Bu parayla dört kişiye bakmaya çalışıyorum. Keşke biz de şehit olsaydık da bu kadar sahipsiz kalmasaydık.
• Maaşımın 15 bin lirası kullandığım medikal ürünlere gidiyor. Kalan 48 bin lirayla hem iki bebeğime hem de eşim ile kendime bakıyorum. Yitip giden hayatın karşılığı bu olmamalı.
• Kurşun adres, rütbe sormuyor. Terk edilmiş hissediyoruz.
• Verdiğimiz mücadeleyi sorguluyoruz. Haklarımıızı istiyoruz.
• Aldığım gazi ve emekli maaşının toplamı yoksulluk sınırı etmiyor. Astsubaya emsal maaş bağlanırken biz niye emekli memur statüsünde görülüyoruz?
• Dünyanın hiçbir yerinde bu görüntüyü göremezsiniz. Bizim ülkemizde şehidimiz, gazimiz sahipsiz.
• Hepimiz bu vatan için ayaklarımızı, gözlerimizi verdik. Kimse bize ‘burada ne yapıyorsunuz’ demiyor. (Nefes - İlke Çıtır)
Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de öldürülmeden 4 gün önce Eskişehir'deki son konferansında bakın neler söylemiş:
"Bütün bu tarikatlar, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bu tarikatlar, bütün dünyada Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliklerinin koruması altında. Adeta cirit atıyorlar. Ve bundan Türkiye de nasibini fazlasıyla alıyor. Sadece bizim kendi tarikatlarımıza destek vermekle kalmıyorlar. Kendi tarikatlarını bu anlamda Türkiye'ye ve bütün dünya ülkelerine gönderiyorlar. Bakın Çin hükümeti tarikatı yasakladı. Ve Falun Gong tarikatının lider kadrosunun canını kurtaramayanları idam etti. Tarikatın lideri şu an Philadelphia'da. Buna karşılık bakıyorsunuz Moon Tarikatı, aynı şekilde bütün dünya için öngörülen tarikat, lideri yine aynı yerde. Türkiye için öngörülen Fethullahçılık. Fethullah Gülen yine aynı yerde.
Hatırlayacaksınız 1946 yılında barış gönüllüleri Türkiye'ye gelmeye başladığında, 10 binden fazla barış gönüllüsü, Türkiye'yi hallaç pamuğuna çeviriyorlar. Ve özellikle bir grubu yeşil kuşak teorisine en uygun grup olarak nitelendiriyorlar. Bu da Nurcular. Yine hatırlayacaksınız bu teoremi, komünizmin güneye inmesini önlemek amacıyla Türkiye dahil, İran dahil, Pakistan dahil, Afganistan, Suriye, Irak dahil olmak üzere; bütün İslam ülkelerinde şeriatçılığı güçlendirerek ulus devletler yerine tarikat yönetimlerini egemen kılarak, ateizme, komünizme karşı olan dinsel yapılanmayı güçlendirmeyi hedefliyor bu strateji. Türkiye'nin iş birlikçisi olarak da Said-i Nursi seçiliyor. Ve Said-i Nursi, bildiğiniz gibi Amerikalılara sonuna kadar hizmet ediyor. Aşağı yukarı 6 bin kişiyi, 6 bin Nur talebesini Türkiye'den götürüyorlar. Ve Amerika'da ilk Nur Cemaati kuruluyor. Elimde ilk Nur risalelerinin Amerika'daki yayın tarihine baktığımda, biri 1951 biri 1956. Yani o tarihlerden itibaren İngilizceye çevrilmiş risaleleri biz Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz.
Türkiye'de 4 bin 500 vakıf ve dernek var bunlara ait. Aşağı yukarı 1704 toplam okul var. Bunların 199'u Fethullah, 29'u Nakşibendilere ait. Mahmud Esad Coşan, Musa Topbaş gibi değişik Nakşibendi gruplarının da farklı okulları, farklı yurtları, farklı gazeteleri ve dergileri var. Bunların yanı sıra Cihat, Yöneliş, Darül Harp, Akabe, Vahdet, Selefi, Hizb ut Tahrir gibi, çok sayıda maalesef İslamiyet, resmen irticai tensip eden gruplar da yine faaliyetlerine devam ediyor."
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/mnEJoDC9jT..
Necip Hablemitoğlu Atatürk'e, bağımsız, laik Cumhuriyete sahip çıkıp gerici ve bölücü teröre karşı çıktı ve katledildi. Hep Hablemitoğlu gibi Atatürkçü ve laik Cumhuriyet sevdalısı aydınlar katledildi, ancak nedense hep Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları mağdur pozlarında...
Anısına saygıyla...
Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz paylaşımında 12 madde sıraladı:
Demokrasi zeminini kaybetmemek ve Cumhuriyet değerlerini korumak adına;
1-) Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmeli, devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır.
2-) Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır.
3-) Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur.
4-) Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, “bizden-sizden” ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır.
5-) Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir.
6-) Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya de��il, soylu ve milli bir uzlaşıya ihtiyacımız vardır.
7-) Güçlü Parlamenter Sistem, demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir.
8-) Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır.
9-) Sorgulayan eğitim sistemi inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz.
10-) Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmiş hatalardan ders çıkararak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz.
11-) Kumpas mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir.
12-) Hukuk zemininden ayrılmamalı, darbecilerle ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır.
15 Temmuz’un bize öğrettiği en büyük hakikat şudur: Devlet, hiçbir yapıya, cemaate, gruba veya zümreye teslim edilemez. Devletin sahibi millettir; millet iradesinin tecelligâhı ise Gazi Meclis’tir.
Bu bilinçle; hukuk içinde kalarak, demokrasiyi büyüterek, Cumhuriyetimizi güçlendirerek ve kardeşliğimizi koruyarak geleceğe yürümek hepimizin ortak sorumluluğudur.
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Türk Devletleri Teşkilatı’yla ilgili çok önemli bir konu var. Bunu açık açık konuşmamız gerekiyor. Azerbaycan dışındaki Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri, 33 yıl boyunca tanımadıkları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni geçen yıl tanıdılar, büyükelçilik açtılar.
Daha da önemlisi, Türkiye’yi Kıbrıs’ta ‘işgalci’ olarak nitelendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını kabul ettiklerini yazılı şekilde beyan ettiler. Bu, gerçekten sindirilmesi zor bir durumdur.
Her şeyi pembe göstermek doğru değildir. Yanlışları da konuşacağız ki kamuoyu bilinçlensin, eksikler görülsün ve gerekli adımlar atılsın. Elbette iyi yapılan işleri de takdir ediyoruz.
Bugün savunma sanayinde dünyanın 11’inci sırasındayız. Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisindeyiz. Türkiye’nin jeopolitik önemi her geçen gün artıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ortadadır.
Türkiye, kim ne derse desin, bugün bölgesel oyun kurucu, küresel oyun bozucu bir devlettir. Artık küresel oyun bozmanın ötesine geçip küresel oyun kuran bir devlet olma yolunda ilerliyoruz.
Ama bunun için eksiklerimizi de konuşacağız. Sadece eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşacağız. Benim yaptığım da budur. Mavi Vatan bir öneridir. Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı bir öneridir. Kıbrıs konusunda da çözüm önerileri ortaya koymak gerekir.
Öncelikle milletimize ve bütün dünyaya şu gerçeği anlatmalıyız:
Kıbrıs hiçbir zaman bir Yunan adası olmamıştır. Biz Kıbrıs’ı hiçbir zaman Yunanistan’dan almadık. Kıbrıs’ı Venediklilerden aldık. Diğer adaları Cenevizlilerden ve Saint Jean Şövalyeleri’nden aldık. Dolayısıyla Yunanistan’ın Kıbrıs üzerinde tarihî hak iddia etmesi hem tarih bakımından hem de hukuk bakımından dayanaksızdır.
Şunu herkes çok iyi bilmelidir:
Kıbrıs Adası’ndan vazgeçersek Mavi Vatan’dan vazgeçeriz. Mavi Vatan’dan vazgeçersek Türk milletinin geleceğinden vazgeçeriz. Türk milletinin refahından vazgeçeriz. Türk milletinin güvenliğinden vazgeçeriz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği ve bekası, inanamayacağınız ölçüde tehlikeye girer.
Onun için Kıbrıs’a sahip çıkmak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve güçlendirmek herkesin bir numaralı hedefi olmalıdır.
Geçmişte Annan Planı ile önümüze getirilen anlayı��ın benzerlerini yeniden gündeme getirecek girişimlere karşı son derece dikkatli olmak zorundayız. Kıbrıs’ta verilecek her taviz, yalnızca Kıbrıs’ı değil, Mavi Vatan’ı; Mavi Vatan’da verilecek her taviz ise Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini doğrudan etkileyecektir.”
YAYININ TÜMÜ👇
https://t.co/gBracsNXpo
Osmanlı imparatorluğu son yılları içerisindeki nüfus hareketlerini gösteren bir harita.
Ermenilerin sözde soykırım iddiaları da bu haritada yer almakta.
Lakin Ermenilerin zorunlu göçe tabi tutulduğu yıllarda onların 4 katı kadar Türk göç etmek zorunda kalmış.
İşte bu sebepten pkk İran'da büyüyemedi, teröristleri meclise giremedi.
Çünkü İran olması gerekeni yapıyor ve vatana ihanet edenleri idam ile infaz ediyor.
“Muhalefetin emin olun en donanımlı ekibi Zafer Partisi’nde.”
Sabahattin Önkibar, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’nin güncel durumunu analiz etti:
• Ümit Hoca yıllar yılı iktidar baskısı ve parasızlık gibi imkansızlıklar içinde mücadele ediyor.
• Her ay ödeyeceği kirayı ve çalışanların maaşı için çırpınıyor.
• Zira ne AKP, MHP, CHP, ne de İYİ Parti gibi hazineden yardım alıyor ne de başka bir geliri var.
• Tamamen partililerinin gönüllü katkılarıyla ayakta ve faaliyette.
• Basın da ambargo uyguluyor.
• Bırakın iktidarı, bazı muhalif basın bile yer vermiyor. Zira onlar da parası olanı tercih ediyor.
• Buna rağmen doğruya doğru.
• Ümit Özdağ, Türkiye’nin en çok dolaşan, en çok koşturan, en donanımlı ve sözüne en çok kulak verilen genel başkanı.
• Bakın şu son 20 günde bile İstanbul’dan Erzincan’a, Erzurum’dan Kayseri’ye, Burdur’dan Sivas ve Antalya’yla onlarca ilçeye gidip halkla kucaklaştı, toplantılar yaptı, konferanslar verdi, panellerde bulundu.
• Profesör Özdağ’a yapılan eleştirilerden biri ise kadrosuzluğu ki bu doğru değil.
• Yakından izlediğim için biliyorum.
• Muhalefetin emin olun en donanımlı ekibi Zafer Partisi’nde ancak öne çıkarılmadığı için bilinmiyor, görülmüyor.
• Üstelik ekibi de ülkeyi karış karış geziyor
• Amacım Zafer Partisi övgüsü yapmak değil. Hak teslimidir.
• Bu millet Türkiye adına hapse girenleri sahiplenmezse kusura bakılmasın bu iş bitti demek.
Afganistan'da 12 yaşından beri 65 yaşında bir adamla zorla evlendirilmeye karşı direnen Türkmen kızı Sıdıka, Taliban rejimi tarafından hücreye atıldı.
Perişan haldeki kızının sesini duyurmaya çalışan anne, Kurban Gül, "Sesimizi BM'ye ulaştırın" dedi.
Türkmen kızı Sıdıka (Bibi Sadigha), verdiği mücadele nedeniyle 20 aydır cezaevinde tutuluyor.
Henüz 12 yaşındayken babası tarafından 65 yaşın üzerinde ve daha önce üç evlilik yapmış Peştun bir adamla zorla evlendirilmek istenen Sıdıka, evliliği reddederek beş yıl boyunca hukuk mücadelesi verdi.
Sıdıka, Taliban rejimi tarafından hapse atıldı. (Gazeteci Candan Yıldız)