Son 13 yılın atamaları incelendiğinde yapılan 19 atamanın 17'sinde aslan payı sınıf öğretmenliğine verildi. 2015 Şubat'ta İngilizce, 2022 Eylül'de ise Okul Öncesi zirvede yer alırken geri kalan atamaların tamamında sınıf öğretmenliği en çok atanan branştı. Bu yıl da aynısının tekrarını istiyoruz. Çünkü bir sınıf öğretmenin olmadığı durumda 30 öğrenci 30 derste de öğretmensiz kalıyor. Ayrıca 1 kademenin tamamı sınıf öğretmenliğidir. Yapılan son iki atamada da yaklaşık yüzde 30 kontenjan ayrılmasının sebebi budur. Özetle; EN ÇOK
#SınıfÖğretmenleriAtanmalıdır
2026 Akademi alımları için şimdiden duyuruya çıkılmalıdır. 8 Mayıs tarihinde AGS başvuruları başlıyor. Mezun sayısı 50 bini geçen branşlar var. Hatta mezun sayısının binde 1'i bile atanamayan branşlar oluyor. Kontenjanlar önceden belirlenmelidir. İnsanlar alım sayısını görüp ona göre sınava hazırlanmalıdır. Ayrıca atama sayısı belirlenmelidir. Son üç yılda sırasıyla 20 bin, 15 bin, 10 bin gibi sayıları görünce seçim olmaması durumunda yapılacak alım 10.000 olarak tahmin ediliyor. Şimdiden söyleyelim 10.000 alım yetersizdir. Önümüzdeki sene başka illerde de akademilerin kurulacağını düşündüğümüzde sayı 10.000'in üzerinde olmalıdır. 2025 AGS sürecini düşündüğümüzde eğitimler sınavdan 9 ay sonra başlamış ve sınıflar ücretli öğretmenlerle idare edilmektedir.
2026 öğretmen alımlarının olması için 2025 sürecinin tamamlanmasına gerek yoktur. Teorik derslerden sonra uygulama dersleri olacağından akademiler boş kalacaktır. 2025 AGS ile atananlar uygulama dönemindeyken 2026 AGS ile atananlar eğitimlere başlayabilir. Böyle olursa 2026 Eylül'de 2026 AGS alımları yapılır ve ikinci dönem uygulamalar tamamlanır. 2026 AGS'de atanan kişiler 2027 Eylül'de görevlerinin başında olur. Aksi durumda en az 1 dönem öğrenciler öğretmensiz kalacaktır.
Taleplerimizi dikkate almanızı bekliyoruz.
Sayın @Yusuf__Tekin , @afarici , @cftcblnt
Bugün bir öğretmenimle görüştüm. Akademi geldiği için öğretmenlik hayalinden vazgeçmiş. Bu kadar belirsizlik sonucunda insanlar hayallerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Anne karnında KPSS ile tanışan çocuk doğduğunda AGS ile karşılaşıyor. Yürümeye de akademide başlayacak. İlk 18 aydaki ufak ayrılıklar bile bebeklerde travma yaratabiliyorken 30 bin TL maaşla hem bakıcı tutmasını hem de ev tutmasını beklemek çok da aile yapısını düşünmediğinizi gösteriyor.
Yasalar bile doğum yapan anneye 16 haftalık iznine ek 2 yıl aylıksız izin hakkı tanıyor. Eşi doğum yapan memura ise çocuğu 2 yaşına gelene dek aylıksız izin hakkı tanıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Akademi adı altında ebeveynleri çocuklarından koparıyoruz. Ne için? Atandıkları okulda müfredatı daha iyi aktarabilsin diye.
Sizler bir anneyi evladından kopardığınız zaman dünyanın en iyi müfredatını en uzman kişiler tarafından anlatsanız da boşa. Akademi sıralarında oturan anne ve babaların düşüneceği tek şey evlatları olacaktır.
Şu anda bir sınıf öğretmeniyle bir okul öncesi öğretmeninin evli olduğunu düşünelim. Sınıf öğretmeni olan kişi 7 ilden sadece Sivas'ı tercih edemiyor, okul öncesi öğretmeni de sadece Sivas'ı tercih edebiliyor. Bu iki evli öğretmenimizin aynı şehirde birlikte eğitim alması mümkün olamıyor. Hani aile yılı? Yaşanan bu durum sizce ne kadar mantıklı? Çözümünüz var mı? Çözümünüz maalesef yok.
Bir sonraki dönemde akademilerin süresini 1 yıldan birkaç aya düşürmeyeceğinizi bilmeyen yok. Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki akademilerde 500 ders anlatılabilecek bir müfredat da yok, bunu karşısında derece yapmış öğrencilere güzel bir şekilde aktarabilecek profesör de yok. Sistemin seçtiği bir başöğretmen Türkiye birincisine bizim müfredatımız böyle diye anlatamaz. Türkiye birincisi müfredatı başöğretmene anlatır. Çünkü Türkiye birincisi olmuş. Çünkü çok zor bir sınavdan neredeyse tüm soruları bilerek oralara gelmiş. Başöğretmen ise muhtemelen başka branşlardan geçiş yaparak o branştadır.
Akademilerin tamamını ziyaret edeceğim. Akademilerin tamamında eğitim gören öğretmenlerimizle iletişim hâlinde olacağım. Oradaki eğitmenlerin de her birini araştıracağım, derslerini takip edeceğim. Hele ki o akademilerde bir siyasi propaganda yapın ertesi gün basında kendinize yer bulursunuz. Bir ülkenin Millî (özellikle belirtiyorum MİLLİ) Eğitim Bakanı çıkıp da karnelerdeki Atatürk açıklamasını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile bağdaştırabilir mi ya? Bu kadarına da pes doğrusu.
Bakan bey veya bakanlıkta yetkili herhangi bir bey eğitim hakkında taleplerimizi dinlemek isterse pazartesi günü 13.00'te MEB önünde olacağız. Bekleriz @tcmeb
Türkiye'nin en güvenilir kurumu olması gereken ÖSYM, maalesef süreç ortasında AGS içeriğine eklemeler yaparak 400 bine yakın öğretmeni mağdur etmiştir. Bu ilk değildir, bu zihniyetle yönetilmesi hâlinde son da olmayacaktır. Öğretmenler olarak hep bir ağızdan #BayramAliErsoyistifa diyoruz. Bu dakikadan sonra yapabileceğiniz en iyi hizmet istifa etmek olacaktır. Unutulmamalıdır ki İSTİFA DA BİR HİZMETTİR.
@OSYMbaskanligi
Canınız sıkılıyorsa size birkaç dizi önerebiliriz. @OSYMbaskanligi
Geçen senenin ortasında AGS'yi getirip içerikleri açıkladınız. İnsanlar eğitim bilimleri kitaplarını çöpe attı. Şimdi yine senenin ortasında eğitim bilimlerini geri getiriyorsunuz. Tarih ve coğrafyadan toplam 6 soru çıkarıp eğitimin temellerine koskoca eğitim bilimlerini eklemek bu insanları cezalandırmaktır. Çevrenizde bu konularda danışabileceğiniz hiç mi kimse yok? Size kimse "O KADAR DA DEĞİL" demiyor mu?
@RTErdogan en güvenilir kurum denilen kurumun başkanı insanların sinir uçlarıyla oynuyor, bilginize.
@Mmustafaatay47 Kesinlikle. Doğruluk derecesini bilmeden direkt inanıyoruz ve anlık bilgiye ulaşabileceğimiz bir mecrada bile araştırıp doğrusunu bulmuyoruz. Tembelleştik maalesef.
@CigdemGogus Uzaktan eğitime erişim, bilgiye anında erişim vs. bunlar bu günlerde bizim için en kıymetli yönleri. Ancak işin kötü kısmına daha fazla vakit ayırıyoruz. Şu dönemde güzel bir hobi edinme fırsatımız varken saatlerimizi sosyal medyada geçiriyoruz.
@CigdemGogus Uzaktan eğitime erişebilmemiz için çok iyi bir araç oldu ancak iyi yönleriyle bırakmadık, kötü yönde kullandık. Sosyal medyada çok vakit geçiriyoruz. Hobi edinmek en doğrusuyken sosyal medyada saatlerimiz geçiyor.
@selim24424 Bir hayvanın başını okşamak, bir fidanla doğaya sarılmak, bir büyüğün ellerini öpmek... Sevgi kısıtlı, tükenmeye yüz tutan bir şey değildir, içinde varsa herkese verilebilir. İçinde yoksa, hayat damarın kopmuş demektir.