Birinin kilogram fiyatı 290₺, diğerinin kg fiyatı ise 350₺ olan bu cevizler arasında sizce ne fark var?
Aklınıza gelecek birçok sebep olabilir fakat birazdan aktaracağımız bilgiler sizi şaşırtacak. Çünkü ne akla, ne de mantığa sığmayacak, kabullenmenin de zor olduğu bir durumu aktaracağız.
Bu ürünlerden biri yerli ceviz. Diğeri ise Amerika Birleşik Devletleri’nden ülkemize ithal ediliyor.
E, doğal olarak ucuzu yerli cevizdir diyeceksiniz.
Sonuçta diğerinin taa okyanus aşırı kıtalardan gelmesinin maliyeti var, döviz kuru var, lojistiği var. Var da var… Akıl ve mantık böyle söylüyor ama ülkemizde yerli cevizi, ithal cevizden çok daha pahalı yediğimiz gibi bir gerçek var…
Gördüğünüz bu cevizlerden ucuz olanı ithalken, pahalı olan ceviz yerli… Yani ülkemiz topraklarındaki ceviz ağaçlarında yetişen cevizlerimizi bile doyasıya yiyemiyoruz. Ülkemizin kendi ürünlerini ABD’den ithal edilen ürünlerden daha ucuza tüketemiyoruz.
Akıl ermeyen bu durum ülkemizdeki tarım politikalarının bir an önce topyekün elden geçirilmesi, geliştirilmesi ve yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Yoksa göz göre göre pazar payını arttırmak ve üreticiyi bitirmek için oynanan California cevizi oyununa geleceğiz.
#NeYediğiniziBilin
Babaannem ılık bir ikindi üzeri vefat etti. Babam, emin olmak için ağzının önüne ayna tuttu ve sonra hafif bir ses tonuyla, “Vefat etti annem” dedi. “Allah rahmet eylesin.” Çocuk aklımla babamın yaşadığı sükunete bir anlam veremedim. Sonra annemden öğrendim. O gece yorganın altında hıçkıra hıçkıra ağlamış babam.
Tevekkülü, isyan etmemeyi o gün öğrendim.
***
Anneannemin iyice ağırlaştığı geceydi. Zor nefes aldığı için oksijen tüpüne bağlıydı. Eve doktor geldi. Bakışlarıyla bize yapacak pek bir şey olmadığını ima etti. Doktor tam evden çıkacakken anneannem ağzına bağlı olan maskeyi çıkarıp zorlukla, “Nezih Beye börek, çay getirin,” dedi. Bir saat sonra da vefat etti.
Misafirperverliğin ne olduğunu o gece öğrendim.
***
Hollanda’da tarihi bir şatoyu ziyaret edecektim. Şatonun önüne geldiğimde henüz açılmadığını gördüm. Bilet gişesinin önünde benim gibi erken gelmiş, 30 yaşlarında bir Japon vardı. Tanışıp, ayaküstü biraz sohbet ettik. Kapıların açılmasına daha 20 dakika vardı. Yeni tanıştığım arkadaşa, “Ben biraz dolaşıp fotoğraf çekeceğim. 20 dakika sonra burada buluşup birlikte gireriz,” dedim.
Dolaşırken sağanak yağmur başladı. Ben de bir kafeye sığınıp yağmurun dinmesini bekledim. Yaklaşık bir buçuk saat sonra şatonun kapısına geldiğimde Japon’u beni beklerken buldum. Sığınacak bir yer olmadığı için paçalarından su akıyordu. “Niye girmedin?” diye sordum. “Sözleştik ya,” dedi.
Sözünde durmayı, ismini bile hatırlamadığım ıslak bir Japon’dan öğrendim.
***
Rahmetli dedemin vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı. Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi.
“80 yıl doya doya et yedik kızım,” dedi usulca, “bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?”
Bir nefese yüzlerce kişisel semineri sığdırılabileceğini de o bayram sabahı öğrendim.
***
Theodore Zeldin, İnsanlığın Mahrem Tarihi isimli kitabında diyor ki; “Zihniyetler buyrukla değiştirilemez. Çünkü yok edilmesi neredeyse imkânsız olan bir şeye, hatıralara dayanırlar.”
Öyleyse çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çırpınan anne babalar şunu asla unutmamalı; Yaşanan veya yaşatılan bir yanlış, kitaplar yoluyla öğrenilen bin doğruya bedel olabilir.
Doğru bir hayat yaşamayan kişi ne kadar çok şey bilirse bilsin, taşımaktan öteye gidemez. Yanlış bir hayat doğru yaşanamaz yani.
Önemli olan hakikate götüren bilgiyi bulabilmek veya bilgiyi kullanarak hakikate ulaşabilmektir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın “Köprü yapmakla, baraj yapmakla bu iş çözülmez, soğan, patates kaç para” söylediğimi kastederek bana atfen profesör müsveddesi dediği söyleniyor. Sayın cumhurbaşkanımızın beni kastettiğini sanmıyorum, ben asla böyle bir şey söylemedim. Elazığ, Maraş ve Gaziantep depremlerininin yıllar önceden geleceğinğini öngörüp halkını uyaran bir bilimadamı olarak şunu söyledim “Az yol, köprü ve baraj yapalım ama önce halkımızın can güvenliğini sağlayan deprem dirençli kentler oluşturalım” benzeri şeyler söyledim. Yine de aynı şeyleri söylüyorum. Sevgiyle
TC kimlik numaranızı ezberleme şekliyle zeka türleri, peki siz nasıl ezberlediniz?
4+4+3 - Sorgulayıcı ve Sportif
3+3+3+2 - Müzikal ve Dilbilimsel
2+3+3+3 - Sosyal ve Görsel
2+3+2+2+2 - Naturalist - İçsel
2+2+2+2+3 - Analitik
2+2+2+2+2+1 - Dil bilimsel ve Matematik
“Eğer evrenin sırlarını öğrenmek istiyorsanız; enerji, frekans ve titreşim kavramlarıyla düşünün.”
- Nikola Tesla
“Bildiğimiz gibi düşünce gücümüzle enerji yaymaktayız. Tabii ki sadece biz değil, diğer bütün insanlarda aynı şekilde enerji gücü yaymakta… ⬇️
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, olası bir afette tarihi yarımadanın tek umudu olabilecek bir yer. Acilen depreme uygun yeniden yapılandırma yapılmalıdır!
#CerrahpaşaMezarOlmasın
#bursa#kocaeli#sakarya#düzce#bolu güncel #deprem potansiyeli olan faylarla ilgili bilgilendirme
1.KISIM
Şurada deprem olursa burası kaç hisseder diye sormayınız bilmiyorum.
Bölge bölge bilgilendirmelerim devam edecek.
6 ŞUBAT DEPREMLERİ 1. KISIM
#Antalya ve #Mersin güncel #deprem riskinden başlayalım ve sonra doğuya doğru devam edelim.
Gerilim transferi;
ben videoyu hazırlarken Yedisu Sismik boşluğuna 34 km güneyde, M=5 deprem ile ben buradayım dedi.
Deprem olduğunda sarsıntı dalgaları evinizin altından geçerken yapınızı salındıracaktır. Belki çalkalayıp yıkacaktır. Bunu öğrenmek için deprem olmadan yer-yapı sarsıntı uyuşumu olup olmadığını bir jeofizik mühendisine 1 saatte ölçtürünüz. Göçmemek, canlı kalmak önemli.
1. KISIM
#İzmir#Aydın#Kusadası#deprem
İl adı sayıp 7 lik deprem geliyor demekle olmaz!
Nedir,ne değildir hadi bakalım.
Deprem sonrası kanal kanal gezen PARAfösörlere alıntılayıp atabilirsiniz. Hocam yorumunuz ne?
Tırnaklarını Cadı Sila'nın tırnakları gibi yapan hanım ablalarım tam olarak derdi nedir acaba? Hayır hiç estetik olmayışı bir kenara, az önce gözlüklerim olmasa metrobüste biri gözümü çıkaracaktı. Kamu güvenliğini tehdit ediyor o tırnaklar...
Televizyondan duydum, sayın Cumhurbaşkanımız deprem bölgesinde kalıcı konutlara bir an önce başlanacağını duyurdu. İnsani açıdan bu yaklaşımı elbette anlıyorum ama nacizane tavsiyem bu bölgenin tümünde mikro-bölgeleme çalışması yapmadan yerleşim alanları için yer seçilmemeli ve..