yok edilsin mafya dizileri, susturulsun uyuşturucuyu raplerinde övenler, ayıplansın her gittiği yeri çekip hikaye atan sonradan görmeler, izletilmesin kadına bağıran diziler, oynatılmasın şiddet içerikli bilgisayar oyunları...
Durulmasın üzerinde saçma sapan aldatma öykülerinin..
KAMUOYUNA...
Hakkımda başlatılan soruşturma ve gözaltı sürecinde stres, zihin ve beden yorgunluğu altında sarfettiğim bazı sözlerin ciddi bir yanlış anlaşılmaya yol açtığını ve bunun da her zaman olduğu gibi birtakım art niyetli kişiler tarafından çarpıtılarak istismar edildiğini üzülerek ve esefle takip ediyorum.
Hakkımda kamuoyunda dolaştırılan birtakım ağır suçlamalar, özellikle uyuşturucu kullanma gibi itibarsızlaştırıcı ithamlar (ki hayatımın büyük bir kısmı uyuşturucu ile mücadeleyle geçtiği; özellikle de üniversiteli gençlerimizi bu beladan korumak için bütün çabaları sürdürmeme rağmen) diğer yandan incitici gelişmelerin ağır etkisi altında sinirle sarfettiğim sözlerden sanki terörist Apo'yu savunduğum gibi tamamen aksi bir anlaşılma çıkması benim açımdan kabul edilemez bir durumdur.
Böyle bir durum benim 50 yıllık geçmişime, inanç ve değerlerime, herkesin yakından bildiği şahsiyetim ve değişmez duruşuma tamamen zıt bir durum olur ki, bundan da Allah'a sığınırım.
Böylesi yanlış anlaşılmaya yol açan ifadelerimden dolayı öncelikle şehit ve gazi ailelerimizden, kamuoyundan ve bütün dost ve kardeşlerimden özür dilediğimi belirtmek istiyorum.
Ülkemizin ve milletimizin huzuru, barış, güvenlik ve terörsüz Türkiye geleceği adına tüm partilerimiz tarafından atılan bütün adımları desteklemekle birlikte, milletimizin tertemiz vicdanında terörist başı olan katil bir kişiye ömrüm boyunca asla olumlu bakmadığımı ve onların hepsini İlahi adalete havale ettiğimi bir kez daha bütün kamuoyuna beyan ediyor, onurlu bir şekilde adalet ve hakkaniyetin yanında duran tüm dostlara, milli duruş sahibi herkese selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Hep söyledik hep söylüyoruz;
BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE TEK TÜRKİYE!
Bir kral, sarayındaki en bilge kişiyi çağırıp şöyle demiş:
“Bana öyle bir cümle yaz ki;
üzgün olduğumda okuyunca içim rahatlasın,
çok mutlu olduğumda okuyunca da kendime geleyim.”
Bilge günlerce düşünmüş.
Sonra küçük bir yüzüğün içine tek bir cümle kazıtmış:
“Bu da geçer.”
Kral önce bu sözü çok basit bulmuş.
Ama yıllar sonra savaş kaybettiğinde,
yalnız kaldığında,
ihanet gördüğünde yüzüğe bakmış:
“Bu da geçer.”
Gerçekten de geçmiş.
Aradan zaman geçmiş.
Kral yeniden güç kazanmış,
zaferler elde etmiş,
büyük şölenler kurmuş.
Tam herkesten üstün olduğunu düşündüğü anda yine yüzüğe bakmış:
“Bu da geçer.”
Ve ilk kez anlamış:
Ne acı sonsuzdur,
ne mutluluk.
İnsan biraz da bunu kabul ettiği gün hafifler.
Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklalden yoksun millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez. s.27
"Artık Türk milliyetçiliği için geçmişin romantizminden geleceğin gerçekçi bir şekilde inşa edilmesine geçişin zamanı gelmiştir."
'Türk Gençleri, Atatürk Cumhuriyeti bizlere emanet etti."
#ÖcalanAsılsın
Yuhalamayı da, ıslıklamayı da tribün kültürü diye küçümseyemezsin. Kendi taraftarına polisi, barikatı dayatan bir yönetimi eleştirmek “düşmanlık” değil, hesap sormaktır. Asıl bu olanları normalleştiren kafa kulüpleri bitirir. Alkışla sus diyen anlayışla hiçbir yere varılmaz.
Her yönetimi yuhlayın,hata yapan oyuncuyu ıslıklayın.Bu kafayla ne yönetıcı gelmek ister,ne de futbolcu.Dışarda düşman aramaya gerek yok. Biz bize yeteriz zaten.Aferin bu kafayla aynen devam edin.