ATV, Show TV, Star TV, Kanal D gibi en çok seyredilen kanallardaki reality/dedikodu programları kadın programları toplumun yozlaşmasında çok önemli etkenlerden biridir.
Bunlar derhal sonlandırılmalıdır.
15 Temmuz yargılamalarında muhalefette basın da yoktu. İmamoğlu davasında kendi partisi hariç muhalefet yok neyse ki basının bir kısmı var.
Payzın @sirintg soruyor; “Haber değeri yok mu” diye.
Kendisi de gazeteci ama 15 Temmuz davalarını takip ettiğini görmedim.Haber değeri yok muydu?
Karanlığa bir günde gelmedik.
"Savcılıktan onay çıktı:
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi fon parasını TMSF’ye aktardı"
1997 Yılındaki Gaziantep'te baklava çaldıkları için yıllarca hapis yatan çoçuklar da keşke baklavaları iade etmeyi akıl etselerdi...
Şunu unutmuşum:
Toplutaşım berbattır. Her şey Kızılay üzerinden yürür. Arabayla 15 dakikalık bir yere medeni dünyada toplutaşımla 20-25 dakikada gidersin Ankara'da 1,5 saate çıkabilir bu.
Serhat’ın ölüm haberine bu görseli yerleştirenler tek kelimeyle “rezilsiniz”
Yaptığınız şeyin adın asla gazetecilik olamaz. Sizler, aklın almayacağı kadar kötü kalplisiniz. Yazıklar olsun.
Mezun öğretmenlerin kendi dallarında sorulmuş sorulara verdikleri cevap başarı oranlarını gördünüz mü?
-Türkçe öğretmenlik mezunları 50 soruda net 25.5 doğru
- İlköğretim matematik öğretmenliği mezunları 50 soruda net 19.2 doğru
-Fen bilimleri öğretmenlik mezunları 50 soruda net 16.5 doğru
-Türk dili ve edebiyatı öğretmenlik mezunları 50 soruda net 16.6 doğru
-Tarih öğretmenlik mezunları elli soruda net 20.8 doğru
-Matematik öğretmenlik mezunları elli soruda net 13.6 doğru yapmışlar.
-Fizik öğretmenlik mezunları 50 soruda net 19.5 doğru.
-Kimya öğretmenlik mezunları 50 soruda net 17.6 doğru.
-Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlik mezunları 50 soruda net 22.1 doğru yapmışlar...
Yanlışları siz bulun...
Geçmiş olsun Türkiye...
yoğunluklu olarak şarküteri ürünleri sattığımız küçük bir dükkanımız vardı yıllar önce. kardeşlerimle bakardık. müşteri peynirle ilgili bilgi istediğinde içeriğini, nerede üretildiğini, özelliklerini bir güzel anlatırdık, ama peyniri satamazdık. bir de tecrübeli bir şarküteri ustamız vardı. aynı soru ona sorulduğunda, eliyle iki defa peynire pat pat vurup, sadece "çok iyi" deyip birkaç kalıp sarıp müşteriyi gönderirdi. o dönem anladım ki bu toplum bilgi toplumu değil, coşku toplumu. bu toplumun aklına değil, duygularına hitap edeceksin. bu topluma içerik değil, şekil sunacaksın. hâlâ aynı fikirdeyim.
@mustafarmagan koyun değil koç. kangal anne olamaz çünkü erkek. iki bilgi vermişsiniz ikisi de yanlış. tarih bilgileriniz de böyle değildir inşallah hocam.
Gözaltı ve tutuklanma rehberi
-Kapıyı açtığınızda karşınızda 25-35 yaş arası, hiç tanımadığınız en az dört sivil genç varsa (Eğer kadınsanız, gençlerden en az biri kadın ise) gözaltına alınıyor olma ihtimaliniz yüksektir.
-Siz sormasanız da kimliklerini genellikle gösterirler. Semt karakolundan geliyorlarsa rahat olun ama "Güvenlik " veya "Terör şube" diyorlarsa gidicisiniz. (Mali şube de mümkündür).
-Gözaltına alındığınızı genellikle inkar ederler, "Bir ifade vereceksiniz" derler, inanmayın. Yedek bir giysiyi, ilaçlarınızı, çorabınızı, numaralı gözlüklerinizi, bilhassa ıslak havlu ve peçete yanınıza mutlaka alın.
-Emniyete gitmeden önce doktor kontrolüne çıkarılırsanız, gözaltında olduğunuz kesin demektir. "Yok ya iki saate evdeyim" filan diyerek kendinizi çocuk gibi kandırmayın.
-Polis ifadesinden sonra "Bu gece misafirimizsiniz" denilmesi yüzde yüzdür. "Olabilir, savcı yoğundur, en geç bir kaç saat beklerim" diye salaklık yapmaya devam etmeyin.
-Avukatınız gelmişse size moralinizi bozmayacak şeyler söyleyecektir. Avukatlar genelde olumlu konuşurlar ama sonucu neredeyse hiç tutturamazlar. Dinlemeyin.
-"Misafirlik" öyle pek de misafirperver bir ortamda geçmez. Geceyi buram buram sidik kokuları içinde terden, kirden kararmış bir şiltenin üstünde geçireceksiniz. Bir ihtiyacınız olursa kapıya vurup durmanız, seslenmeniz sonuç vermez. Zorlamayın.
-Ertesi gün öğleden önce savcıya çıkamazsınız. Savcının renk vermeyen, sakin ve olayınızı pek de önemsemeyen biri gibi görünmesi sizi umutlandırmasın. Tutukluluğa sevk gümbür gümbür geliyor demektir.
-Sorgu hakiminin kapısında beklerken, "Sonuçta hakim karar verecek canım, hakim de iyi birine benziyor" diyerek sonradan kendinize "Ne ahmakmışım" diyeceğiniz şeyler düşünmeyin.
-Hele hele "Evde hastam var, yemeği ocakta bıraktım, tansiyon hastasıyım" vs. muhabbetine hiç girmeyin. yüzde 90 engelli olduğunuza dair heyet raporunuz yoksa, kalbinizde 7 damar değişmiş ise de tutuklanırsınız.
-Tutukluluk kanserin safhaları gibidir. En acımazsız umutlardan geçtikten sonra gerçeği kabul edersiniz. Cezaevine teslim edildikten sonra, bir gece kalacağınız geçici koğuş, emniyet nezarethanesinden hallicedir ama asıl koğuşunuza geçince Hilton'a gelmiş gibi olursunuz. Bir banyo, bir çay, hayat kaldığı yerden devam eder.
Veremli çocuğun ve down sendromlu çocuğun, engelli çocuğun annelerini hapiste tuttuğunuz zaman Türkiye daha mı güvenli oluyor. Aile yılı dediniz, çocuğun üstün yararı nerede de?Belçikalı bakanımız lütfen Belçika’nın adil kanunlarına göz atsın, meslekdaşlarını etkilesin
Üç harfli mağazalardan birine okul çağı çocukların ihtiyaçları için çeşitli kategorilerde indirimli ürünler gelmiş. Buraya kadar herşey gayet normal. Anormal olan koca koca insanların, sabahın köründe bu market kapılarında sıraya girip o ürünleri stoklu alıp, sonra da ikinci el ürün satan dijital ortamlarda fahiş fiyatlara satışa çıkarmalarında. Bununla ilgili o kadar çok tepki videosu çekilmiş ki gerçek mi degil mi diye bu markette çalışan birine bilgi almak amacıyla sordum ve kendisi doğruladı. Hatta reklamlarda görüp ürün almaya gelen küçük çocukların ağlayarak marketten çıktığını da ifade etti.
Ya hu! Ne kadar ahlaksızlıktır bu? Alım gücü belli bir seviyede olan çoluğun çocuğun bu ürünlere ulaşım hakkına da göz dikmezsin! Tencereyi tavayı, bardağı çanağı anlarım da boya malzemesini 50 TL'ye alıp 1500 TL'ye satmazsın!
Yeni profesör olan tipler birkaç paylaşımda bir profesör olduklarını hatırlatıp söyleyip duruyorlar.
Kim takar sizin unvanınızı.. pabucumun prosedörleri.
Burası dershane değil. Nice halk adamları var ki size cübbenizi ayakkabı diye giydirirler.