Kaybettiğim her şeyin yokluğuna katlanabilirim ama canım kadar, canım kadar sevdiğim arkadaşımın yokluğuna katlanamam. Verdiği acının altında eziliyorum gün be gün.
Duygusal zekâsı yüksek kişi, tam anlamıyla nefret edemez. Çünkü karşısındakinin davranışlarının ardındaki ıstırabı görür. Öfkelense bile yüreğinin bir köşesinde anlayış kendine yer bulur. Kızgınlık zamanla sessizleşir, yerini derin bir kavrayışa bırakır. İnsanı anlamak, affetmese bile onu yargılamaktan uzaklaştırır.
“Bilmeyenler bilsin beni, Ben Ali’yim Ali benim… ❤️
Musa Eroğlu’nun gür sesiyle, Hasret Gültekin’in muhteşem sazı bir arada,
Hak’tan gelen hakikat, sazdan çıkan isyan, gönülden yükselen coşku… İki ustanın 1992’deki o muhabbeti hâlâ yürekleri dağlıyor.
Türkü bizim, nefes bizim, Hasret bizim… Saygı, sevgi ve özlemle. 🙏🎶🥀
“Süregeldim aşk meyini içerek
Her bir akı karasından seçerek
Varlık dağlarını delip geçerek
Düzde ben bir insan olmaya geldim.
Serimi meydana koymaya geldim.”
uzaklardan geldin sen ve uzaklardan
ve kokular ve ışıklar ülkesinden
şimdi bir teknedeyim seninle birlikte
fildişi, bulut ve kristal..
götür beni ey yüreğimi okşayan umudum götür şiirlerin ve coşkuların kentine.
Öldüğünün ertesi sabahı, dünya o arsız iştahıyla yine uyanacak. Vapurlar kalkacak, kahveler yudumlanacak ve şehir, senin yokluğunu bir toz tanesi gibi silkeleyip yoluna devam edecek.
Asıl trajedi ölmek değil; bu koca çarkın senin yokluğunu zerre umursamayacağı bir dünyada, başkalarının çizdiği hayatı "yaşadım" sanmaktır. Madem gidişimiz bu kadar sessiz olacak, neden hala başkasının kurallarıyla harcanıyoruz?
Şehir baki, biz misafiriz. Başkaları için değil, kendin için yaşa.
📹saitsteaparty