Artan lise mezun sayısı ve Türkiye'nin genç nüfusunu nitelikli hale getirme hedefiyle uyumlu olmayan mevcut kontenjan politikası yükseköğretimdeki arz ve talep uyumsuzluğunu artırmaya devam edecek görünmektedir.
Çalıştay bulguları, eğitimde şiddetle mücadelede yaptırım odaklı yaklaşımların yerine; erken uyarı sistemlerini, kurumlar arası koordinasyonu, aile katılımını ve önleyici politikaları merkeze alan bütüncül bir modele ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.
Hazırladığımız “Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar Çalıştay Raporu” yayımlandı.
Rapor, eğitimde şiddeti yalnızca okul sınırları içinde değil; aile, medya, dijital ortamlar, toplumsal dinamikler ve kurumsal yapılarla birlikte ele alıyor.
EĞİTİM EKOSİSTEMİNDE ŞİDDET ÇALIŞTAYIMIZIN RAPORUNU YAYIMLADIK
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik saldırıların ardından 22 Nisan 2026’da Ankara’da düzenlediğimiz “Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar” başlıklı çalıştayımızın raporunu kamuoyuna duyurduk.
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan raporda, eğitimde şiddetle mücadelede yaptırım odaklı ve parçalı yaklaşımlardan uzaklaşılması gerektiği vurgulandı.
Rapor; eğitim ortamlarında giderek daha görünür hale gelen şiddet olgusunu; aile, okul, medya, dijital ortamlar, toplumsal dinamikler ve kurumsal yapı boyutlarıyla ele alarak,
-Erken uyarı ve önleme mekanizmalarını merkeze alan,
-Kurumlar arası koordinasyonu zorunlu kılan,
-Aileyi sürecin aktif paydaşı haline getiren ve çocuğu sistem içinde tutmayı hedefleyen bütüncül bir model önerisinde bulunuyor.
Raporumuza ulaşmak için: https://t.co/TNwSpEkW1m
Haberimizi okumak için: https://t.co/cT8tIRrWtY
Türkiye’de eğitim alanında hakkında en çok efsane üretilen şey, FULBRIGHT ANTLAŞMASI.
▶️ Fulbright eğitim komisyonu, Türkiye'de müfredatı belirliyor mu?
▶️ Antlaşmanın mahiyeti nedir?
▶️ Türkiye eğitim sistemindeki etkileri neler? 👇https://t.co/NpaKiKnTIx
Üniversite sayısı fazla mı?, Artık üniversite okunmamalı mı?, Üniversitenin bugünkü işlevi ne? gibi sorulara Prof. Dr. Alim Arlı(@alimarli_ ) hoca çok kıymetli cevaplar vermiş.Yükseköğretim üzerine düşünmek isteyenler için çok ufuk açıcı bir yayın olmuş.
https://t.co/oBbDaLnVwM
📊 Eğitim sistemine dair kapsamlı analizler içeren Eğitime Bakış: 2025 İzleme ve Değerlendirme Raporumuz yayımlandı.
🔗 Raporu incelemek için:
https://t.co/a7tn35sWUN
@srknyrdkl
🔎YKS YERLEŞTİRME SONUÇLARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMEMİZ
📉2 milyon 561 bin adayın başvurduğu 2025 YKS’de devlet üniversitelerinde kontenjanların yüzde 99’u doldu; vakıf üniversitelerinde ise 44 binden fazla kontenjan boş kaldı.
📉 Lise son sınıfta her 10 öğrenciden 3’ü üniversiteye yerleşebildi!
📉 Devlet üniversitelerinde lisans düzeyinde boş kalan 3 bin 22 kontenjanın büyük kısmı eğitim fakültelerinde!
📉 Son sınıf düzeyinde başvuran aday sayısı son 12 yılın en düşük seviyesinde!
Tüm veriler, yükseköğretim planlamasının arz talep dengesi ve ülkenin kalkınma vizyonuna katkı sağlayan bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.
📌 Ayrıntılı değerlendirmemizi okumak için:
https://t.co/q5DelUfTH2
Ekim 2023'te acil durumlarda eğitim politikalarının yürütülmesi ve eğitim sisteminin bu hususlara nasıl uyumlu hale gelebileceğine dair bir odak analiz yazmıştım. Tekrar hatırlatıyoruz👇🏻
İSTANBUL DEPREMİNİN ARDINDAN BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ:
Afet ve acil durumlarda eğitim faaliyetlerinin aksamaması için, farkındalığı yüksek kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının dahil edildiği kurumsal bir yapı oluşturulmalıdır.
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezimiz tarafından, 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yayımlanan “Acil Durumlarda Eğitim: 6 Şubat Depremleri, Riskler ve Öneriler” başlıklı odak analizimizde, afet dönemlerinde eğitimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kurumsal mekanizmaların oluşturulmasının hayati önem taşıdığına dikkati çekmiştik.
İstanbul’da meydana gelen depremin ardından bir kez daha altını çiziyoruz:
“Afet ve acil durumlarda eğitim faaliyetlerinin aksamaması için, farkındalığı yüksek kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının dahil edildiği kurumsal bir yapı oluşturulmalıdır.”
Bu yaklaşım, Acil Durumlarda Eğitim için Kurumlar Arası Ağ (INEE) tarafından geliştirilen ve küresel ölçekte kabul gören asgari eğitim standartlarıyla da örtüşmektedir.
👉 https://t.co/J1fkSalIMw
👉 Odak Analiz'in tamamına ulaşmak için: https://t.co/sEpm0q4zM1
Tabi kütüphane yaptırırken kitapları okumayı da unutmayın :) Sonuçta bu veri sadece fiziki kitap sayısı ile açıklanamaz. Evde çok kitap okunmasını da açıklar.
Mobbinge uğramış, tazminatsız işten çıkartılmış. Muhtemelen ciddi bir depresyonu varmış -paylaşımlarına bakarak- ve fark edilmemiş. Bunlarla ilgilenilmesi gerekilirken sosyal medyada irrasyonel bir gerçeklik yaratılarak durum "ilgi çekici" bir hale getirilerek yeniden sunuluyor.
✔ NEET oranlarını azaltmaya yönelik mesleki eğitim programları geliştirilmelidir.
✔ Öğrenci başına yapılan harcamalar artırılarak yükseköğretimde kalite yükseltilmelidir.
✔ Akademik kadrolara yatırım yapılarak, nitelikli bilim insanlarının sayısı artırılmalıdır.
Türkiye, halen 25-64 yaşında olan yetişkinler ile bu yaş grubunun ebeveynlerinin yükseköğretim durumu açısından OECD içerisinde en dezavantajlı ülkelerin başında geliyor. Bu sonuç, 20. yüzyılda Türkiye'de izlenen seçkinci eğitim politikalarının acı bir meyvesi.
"Henüz akademik bilgileri tazeyken YKS’ye başvuran lise son sınıf öğrencilerinin yalnızca üçte birinin bir yükseköğretim programına yerleşebilmesi düşündürücüdür."
YKS yerleştirme oranları yüksek olsa da ayrıntılı olarak veriler incelendiğinde önemli sorunlarımızın var olduğu görülmektedir. @srknyrdkl
👇🏻
https://t.co/jQiHRx8Ezp
YKS yerleştirme oranları yüksek olsa da ayrıntılı olarak veriler incelendiğinde önemli sorunlarımızın var olduğu görülmektedir. @srknyrdkl
👇🏻
https://t.co/jQiHRx8Ezp