📌Dinleyin sözde müslümanlar, sözde inananlar dinimiz ne buyurmuş!..
Dinleyin de insan olmayı öğrenin…
Sizi savunacağız canlar…
#Sokakhayvanlarisahipsizdeğildir
Mado'nun sahibi Atilla Kanbur kendisine soru soran gazeteciye saldırdı |
Mado’nın sahibi Atilla Kanbur, 6 Şubat depreminde Maraş'ta kolonları patlayarak ağır hasar almış binaya kaçak bir şekilde güçlendirme yaptığı ortaya çıktı. Kanbur, olayı ortaya çıkaran gazeteciye saldırdı.
HER OKUDUĞUMDA BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR
Salona eli bağlı üç kişi getirildi,
sanık sırasına oturtuldular.
Mahkeme başkanı Saruhan Mebusu Mustafa Necati, sanıklardan
en yaşlısı olan,
ihtiyar köylüye sordu.
- Baba Adın ne?
Dinleyicilerde bir ferahlama görüldü.
Demek bu ihtiyarın suçu ötekilerden daha hafifti.
Bu yüzden ilk yargılanıyordu.
İhtiyar ayağa kalktı.
- Hüsnü
- Baba adı ?
- Ramazan
-Nerelisin ?
- İnebolu’nun Çatal bucağından.
- Baba, sen askerden kaçan oğlunu evinde saklamış, bir asker kaçağına yataklık etmişsin!
- Tövbe de Reis bey!
- Ben tövbe dedim, sen ne dersin?
İhtiyar köylü başkanın üstelemesinden sıkılmıştı.
Elini koynuna sokup yıpranmış, buruşuk iki tomar kağıt çıkardı, kürsüye doğru salladı.
- Reis Bey, Reis Bey!..
Şu kafa kağıtlarının içini okusan bana dediğinden utanırsın !.
- Neden?
- Bu kağıtlar Balkan Harbin'de ve
Çanakkale'de şehit düşen oğullarımın nüfus kağıtlarıdır.
İki arslanını millet için şehit veren baba, üçüncü oğlunu bu ölüm dirim savaşında bir kahbe gibi gizlemez Reis Bey!
Salonda çıt yoktu.
Mahkeme üyeleri birbirlerinin yüzüne baktılar.
Şaşkındılar. İhtiyar birden yamalı mintanını yırttı. Çıplak, ak kıllı göğsü dışarı fırladı.
- Hele gel Reis Bey, yakın gel de,
şu kalbura dönmüş
göğsüme bak!
Bu gördüğün yaraları Makedonya'da Bulgar çeteleri ile döğüşürken aldım.
Sekiz yıl askerliğim var benim. Kurşun yarasına yara demem.
Şehit arslanlarımın yarasıdır bağrımı delen.
Benim oğlum askerden kaçsa bile ben saklamam.
Bunu böyle bil!
Mustafa Necati Bey sıkıntısını gizleyemeyerek sordu:
- Peki baba. Oğlunu en son ne zaman, nerede gördün ?
- En son ilk kar düştüğünde gördüm.
Aha şurada, Kastamonu askerlik şubesinin önünde.
Ankara'ya selametlerken...
- Sonra hiç haber almadın mı?"
İhtiyar duraladı.
Bu soruyu beklemediği belliydi. Kuşkulu gözlerle dinleyicilerden yana baktı.
Orada birilerinden, birilerinin bir şeyler söylemesinden
korkuyordu sanki.
Kararsızdı.
Bir süre sağına soluna baktı.
Sonra tükenmiş bir sesle başkana döndü:
- Diyecem diyecem, emme o itin ipini de ben çekecem!
Başkan gün görmüş geçirmiş bir tavırla sordu:
- Anlat bakalım baba!
- Askerin bazısı kandırılmış, başıbozuk olmuş dediler.
Askerden kaçanları ortalıkta görmüyorduk,
emme kulağımıza geliyordu.
Kaçaklar yakalanırım korkusuna evine ocağına gelmezmiş.
Kimi dağa çıkıp eşkiyalık edermiş. Kimi de bir kıyıya siner mektup yazıp evden para istermiş.
Bir ay önce bana da bir mektup geldi. Muhtar getirdi.
Hah dedim, oğlan askerden kaçtı para ister.
Benim okumam yazmam yok.
Utancımdan kimseye okutamadım.
Muhtar her önüne gelene demiş bana mektup geldiğini.
Ele güne bakamaz oldum.
Dünyaya kahrettim
eve kapandım.
İhtiyar eğildi, bağlı elleriyle yün çorabının arasından katlanmış bir kağıt çıkardı.
- Aha mektup bu!. Alın okuyun.
Nerdeyim diyorsa gidin yakalayın.
Asarken de ipini bana çektirin!
Mahkeme başkanı Mustafa Necati kağıdı açtı, okudu.
Birden yerinden fırladı, ağlayarak kürsüden indi.
İhtiyarın önüne geldi.
Boğuk sesiyle hıçkırdı..
- Baba bizi bağışla.
Küçük oğlun da İnönü'de şehit düşmüş. Sana gelen mektup askerlik şubesinin şehitlik ilmuhaberiymiş.
İhtiyar elini öpmek isteyen Mustafa Necati Bey'i durdurdu.
- VATAN SAĞ OLSUN!..
SİZ ASLANLARIM SAĞ OLUN!...
İhtiyar sessizce
ağlamaya başladı.
Çıplak ak kıllı göğsü körük gibi inip kalkıyor, kırışık yanaklarından süzülen gözyaşları sakallarının içinde kayboluyordu.
Vatan hainliği suçlamasından kurtulduğuna mı ağlıyordu, son oğlunu da yitirdiğine mi?
Kimse anlayamadı...
Ey Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları.. İşte bu vatan böyle kazanıldı, Cumhuriyet böyle kuruldu.
Sizin gücünüz yetmez
ATATÜRK'ÜN adını
Bu milletin kalbinden
silmeye
Ne de kurduğu
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni
yıkmaya.
SİZİN İŞİNİZ DE ZOR BE..
Kurduğu fabrikaları satıyorsunuz,
ÖLMÜYOR..
Adını statlardan kaldırıyorsunuz..
ÖLMÜYOR..
Resmini ders kitaplardan çıkarıyorsunuz,..
ÖLMÜYOR..
Zaferlerini kutlamayı yasaklıyorsunuz..
ÖLMÜYOR..
Onu ÖLDÜREMEDİKÇE,
siz ölüyosunuz kahrınızdan
yavaş yavaş..
Dilan Polat ve Engin Polat’ın tutuklamasının ardından 'Şulemsi' olarak tanınan Şule Kayatürk ile eşinin sahip olduğu servet ve yaşadıkları fiziksel değişimler sosyal medyada gündem oldu.
Özgür Demirtaş, çiftin mal varlığına ilişkin iddiaların ardından yetkilileri uyardı:
🔺16 villa tanesi 20 milyondan 320 milyon
🔺28 daire tanesi 10 milyondan 280 milyon
🔺1 basitinden helikopter 60 milyon
🔺173 işyeri tanesi 5 milyondan 865 milyon
🔺1 küçük yat 30 milyon
🔴Toplam: 1 milyar 555 milyon
Eğer 1 milyar TL'den az vergi verdilerse yetkililer bir bakarsa iyi olur.
Bu fotoğraf unutulmaz! Erdoğan Cumhuriyet'in 100. yılında donanmayı, Vahdettin'in köşkünden selamlamış. Hangi Vahdettin'in? İstanbul'un anahtarını teslim ettiği İngilizlerin gemisiyle kaçan Vahdettin'in. Hangi Vahdettin'in? Atatürk ve arkadaşları için idam fermanı çıkaran Vahdettin!
İsrail kadın askere bakın helal olsun valla👏 kendi topraklarını koruyor canla başla savaşıyor.
Araplarda savaştan kaçıp Türkiye’ye gelip nargile içiyor, Türk kadınlarını taciz ediyor.
Barınağa teslim edilen dişi köpeğin korkak ve mutsuz tavırları dikkat çekmiş. Yapılan kontroller sonrasında yakın zamanda doğum yaptığı ve yavrularının alındığı tespit edilmiş. Bir araştırma sonucu yavrularına ulaşarak anne ve yavrularının tekrar bir araya gelmesi sağlanmış ve ortaya bu şahane manzara çıkmış.
📹 marinhumanesociety - Youtube
📌 Bir hoca illüminati cinleriyle böyle konuştu, cinin cevapları ise şaşırttı:
''Türklerin İslam'ı istedikleri gibi uygulamalarını engel olmaya geldik. Erdoğan'ın seçilmesinden memnun değiliz. Diyanet İşleri Başkanı'nı aldık, o bizim emrimizde.''