Yaşamını demokrasi, eşitlik, özgürlük ve birlikte yaşam mücadelesine adayan; bu nedenle tutsak edilen, işkence gören usta şair Ahmet Telli’nin yaşamını yitirmesinin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Dizelere her bir kelimesiyle hayat veren Ahmet Telli, bu coğrafyada yaşananların hem sanığı hem de tanığı oldu.
Ahmet Telli dizelerinde acıyı umuda, direnişi yaşama, yalnızlığı dayanışmaya dönüştüren; bu toprakların acısını, mutluluğunu, direnişini ve umudunu sözcüklere döken güçlü bir şairdi. Hayatı boyunca hakikat, ezilenler ve demokrasi için mücadele etti.
Özlemini kelimelere döktüğün seherin sıyrılıp gelmesi yakındır sevgili Ahmet Telli. Hoşça kal…
Bursa’da yaşanan bu olay, sıradan geçiştirilecek gibi değil.
Bir vatandaş kendi dükkanında Ahmet Kaya şarkısı çaldığı için açıkça tehdit ediliyor. Saldırgan suçunu kameraya çekip sosyal medyada rahatlıkla paylaşıyor.
Bizi asıl endişelendiren bu saldırganın kendisi değil, onu cesaretlendiren cezasızlık algısıdır. Bunun önlemi alınmazsa çok daha vahim görüntüler ortaya çıkar.
Yıllardır spor üzerinden, siyaset üzerinden pohpohlanan ırkçı dilin bugün sokağa yansıdığını üzülerek görüyoruz. “Kürtçe şarkı mı açıyorsun?” sorusu, bir tehdit cümlesine dönüşüyor.
Bu saldırgan ivedilikle bulunmalı ve cezalandırılmalıdır. Aksi halde yarın 10 kişi daha aynı şeyi yapar.
Irkçılığa sessiz kalmak, ortak olmaktır.
Tarihin kapısı bugün açıktır. O kapı açıkken içeri girmek gerekir. Kapı her zaman açılmıyor çünkü. Çerçeve yasa gecikmeden, açık ve güven veren bir içerikle artık Meclis’e gelmelidir. Bu ülkenin umudu daha fazla yorulmayı, çatışmayı, acı biriktirmeyi değil artık hukuka kavuşmayı bekliyor. Bu yüzden bir kez daha söylüyoruz: Yasa hemen şimdi, barış hemen şimdi.
ŞEYH SAİD VE 46 ARKADAŞININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMALIDIR
Şeyh Said ve 46 arkadaşı, 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edildi. İdam edilişlerinin üzerinden 101 yıl geçmesine rağmen, ne kendisinin ne de arkadaşlarının mezar yerleri hâlâ açıklanmamıştır. Bugüne kadar Baromuzun da aralarında bulunduğu çeşitli kurum ve kişiler tarafından yapılan başvurulara rağmen, herhangi bir ilerleme sağlanamamış; açılan davalar da reddedilmiştir.
Benzer şekilde, Said-i Kürdi ve Seyit Rıza gibi toplum nezdinde büyük saygı gören âlimlerin de mezar yerleri açıklanmamıştır. 1990’lı yıllarda yaşanan binlerce faili meçhul cinayet, kaybedilen insanlar ve kimliği belirlenemeyen toplu mezarlar da aynı trajik zincirin halkalarıdır. Bu karanlık sayfaların aydınlatılması, hakikatle yüzleşmenin ve gerçek bir toplumsal barışın kurulmasının ön koşuludur.
Bugün Türkiye’de devam eden diyalog ve normalleşme sürecinin anlamlı olabilmesi için, geçmişle yüzleşmeye dair samimi adımlar atılması elzemdir. Bu adımlardan biri de, başta Şeyh Said olmak üzere, halkın hafızasında derin izler bırakmış kişilerin mezar yerlerinin açıklanması ve ailelerinin bu konuda bilgilendirilmesidir.
Yas tutmak, vedalaşmak ve yaşamını yitirenlerin mezarına ulaşmak evrensel ve insani bir haktır. Bu hak, yalnızca insan onurunun değil, aynı zamanda barışçıl bir toplumsal yaşamın da temel taşlarından biridir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da açıkça ifade edildiği üzere, ailelerin kaybettikleri yakınlarının akıbetini bilme ve onları uygun şekilde defnetme hakkı, devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu temel yükümlülüklerdendir.
Diyarbakır Barosu olarak, tarihsel, hukuki ve insani sorumluluğumuzun gereği olarak;
* Yetkilileri, Şeyh Said ve birlikte idam edilenlerin mezar yerlerini açıklamaya,
* Toplumsal barışın ve geçmişle yüzleşmenin önünü açacak şekilde şeffaf, hesap verebilir ve sonuç odaklı bir tutum sergilemeye çağırıyoruz.
Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle İstanbul’da düzenlenecek miting öncesinde Bağcılar’da bildiri ve afiş çalışması yapan DEM Partili iki kişi gözaltına alındı. Olay sırasında bir kadına şiddet uygulandığı, kafasından yaralandığı anlara ilişkin görüntüler kamuoyuna yansıdı. İddiaya göre, olay sırasında bir emniyet yetkilisi, “Süreci başınıza yıkarım” ifadelerini kullandı.
Usta sanatçı Kadir İnanır’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Sanatıyla milyonların hayatına dokunan, barış ve kardeşlik adına güçlü bir iz bırakan Kadir İnanır; ardında unutulmayacak bir miras bırakmıştır.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, tüm sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı diliyoruz.
Me bi xemgînî koça dawî ya hunermendê mezin Kadir İnanır bihîst.
Kadir İnanır, bi hunera xwe bandor li jiyana bi milyonan kesî kiriye û li ser navê aştî û biratiyê şopeke xurt û li pey xwe mîrateyeke bêhempa hişt.
Em ji Xwedê ji bo wî rehmê; ji malbata wî, xizmên wî, hemû hezkiriyên wî û civaka hunerê re sersaxiyê dixwazin.
Amed’den Mersin’e, Van’dan İstanbul’a özgürlük meydanlarında buluşalım.
“Demokratik Toplumla Özgürlüğe” şiarıyla; barışın, demokrasinin ve ortak yaşamın sesini birlikte yükseltmek için tüm halklarımızı bu büyük buluşmaya davet ediyoruz.
#ÖzgürlükİçinMitinge
“DOSTUM” Yayında!
Tam on yıl oldu, uzak düştük birbirimize.
On yıl… Dört duvar onu susturamadı. Yazmaya, üretmeye devam etti. Ben dâhil bir çok sanatçı, o duvarların ardındaki sözleri alıp ezgiye dönüştürdük.
Biz zor zamanda dost olduk, Munzur şahidimizdir. Siyasetçi kimliğinin ötesinde; can yoldaşı, yürek yoldaşı olduk. On yıl geçti. Aklımız da vicdanımız da reddediyor. Eşinden, çocuklarından, bizden ayrı; dört duvar arasında yaşlanmasını kabullenemiyoruz.
O on yıldır dört duvar arasında tutsak.
Ben yedi yıldır sürgünde, döneceğim günün hayalini kuruyorum.
Dört duvar arasında onun yazdıklarıyla umutlandık. Bazen hüzünle, bazen sevinçle karşıladık. Bu şarkı sevgili dostum Selahattin Demirtaşa sürgünden bir selamdır. Bu şarkı, onun şahsında ülkemin her karışında yüreği dostlukla çarpan herkese gelsin.
Ferhat Tunç - DOSTUM https://t.co/hTxRBzinIk
Demirtaş, yıllar önce CHP’yi uyarmıştı:
Yarın bir gün “AKP” HDP’lilerin dokunulmazlığını kaldırdı demeyecekler! “CHP kaldırdı” diyecekler. Çünkü CHP’nin oylarıyla bu yapılmış olacak.
Bakırhan: Türkiye sol-sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki ilişkinin yıpratılmasına izin vermemeliyiz
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'ın T24'e verdiği röportaj:
https://t.co/3XGgK0tEEa
#SONDAKIKA
Polis diyarbakır'da bir vatandaşı çocukları'nın gözü önünde Darp etti.
Darp edilen baba'nın 8 yaşında ki oğlu ağlayarak ,
" polis abi lütfen babamı dövmeyin yalvarırım"