Bazı insanlar, bazen insanlar.
Artık şunda bir anlaşalım bence;
Halk "zavallı".
Halk "uyuşturulmuş".
Halk "kendisinden gizlenen gerçeklerle kör, sağır olmuş".
Halk “dinini bunlar yüzünden yanlış yaşamış”.
Halk “ahlaklı”.
Halk “dürüst”.
Halk “namuslu”.
Falan değil !
Benim de ara ara yaptığım burnu büyüklükle onlara “halk” falan deyip, hümanist düşüncelerle “ah bir görseler gerçekleri” diyoruz ya; hah işte onlar o senin ‘gerçekler’ dediğin şeyin dibine kadar farkındalar.
Onlar kandırıldıkları için o partiye oy vermiyorlar, onlar kendileri gibi oldukları için o partiye oy veriyorlar.
Onlar senin sandığın gibi uykuda değiller, aksine senden on kat daha fazla uyanıklar.
O “halk” aslında kim biliyor musun?
O halk havalimanında çalışan, turisti kazıklayan taksici.
O halk; torunu yaşında kızın kıçına bakıp iç çeken tonton amca.
O halk; altın günlerinde üst katındaki günahsız öğrenci kıza; “eve erkek alıyor, orospular doldu apartmana” diye dedikodu yapan teyze.
O halk; tecavüze uğramamak için camdan atlayan kızın haberinin altına “zaten açık kapıymış, ne kaybederdi ki?” yazan troll bacı.
O halk; daha geçen gün elimden zorla aldıkları, “çaldıysa çaldı, öncekiler çalmadı mı, bu hiç olmazsa müslüman, diğerleri siyonist köpeklerdi” diyen güvenlik görevlisi.
O halk; ambulansın peşine takılıp üç araç geçmeyi kar sayan trafikteki şoför.
O halk; ağzından “cahiliye devri” düşmeyen ama “kitap okuyunca başıma ağrılar giriyor” diyen adam.
O halk; “erkekler birbirini düzüyordu, Allah da Lut kavminin üzerine bela yolladı” diye derste anlatıp, akşam erkek öğrencilerinin üzerine çullanan cemaatçi dernek öğretmeni.
O halk; anaları, babaları öldüğünde üzülmeden önce “sana bir daire fazla düştü” diye saç saça, baş başa giren insanlar.
O halk; kendi yaşam alanında insan gibi yaşamak için sosyalist partilere oy verip; senin ülkende “müslüman caaanım” diye şeriat isteriz diya bağıran Almancılar, gurbetçiler.
O halk; her ramazan ekrandaki sahtekar “kütük Allah diyorduuu” dediğinde ağlayanlar.
O halk; ağzından tanrı misafiri düşmeyip Pippa Bacca'ya tecavüz edip öldürenler.
O halk rutin trafik çevirmesinde polise nereli olduğunu sorup en alttan, en üste otoriteye biat edip, yaltaklanmaya çalışanlar.
Halk tek bir kitap okumayıp, her konuda fikri olanlar.
Halk kendisi gibi düşüncenden başka kimsenin yaşamasını istemeyenler.
Halk cehalettin hadsizliginden, izlediği saçma salak dizilerden veya yarışma programından mutlu olanlar, uyutulanlar.
Hakikaten şunda bir anlaşalım bence, halk bu.
Sen, ben, biz değiliz.
Belki aynı parayı kazanıyor, aynı hayati yaşıyoruz ama halk ne garibanlar, ne de senin onları sandığın kadar masumlar.
Ortada bir savaş var ve bu savaş ideolojilerin savaşı değil!
Sadece iyilerin ve kötülerin savaşı!
💥KISSADAN HİSSE💥
Che Guevara, bir çoban tarafından ihbar edildikten sonra saklandığı yerde tutuklandığında, çobanlardan biri şaşkınlıkla sordu:
"Hayatını seni ve haklarını savunmakla geçiren bir adamı nasıl ihbar edebilirsin?"
Çoban sadece şöyle cevap verdi:
"Düşmanla savaşı koyunlarımı korkuttu!"
Yıllar sonra, Mısır'da, büyük lider Muhammed Kerim, Napolyon'un önderlik ettiği Fransız seferine direndi. Ancak tutuklandıktan sonra idama mahkûm edildi.
Ancak Napolyon onu yanına çağırdı ve şöyle dedi:
"Ülkesini senin gibi bir cesaretle savunan bir adamı idam ettiğim için pişmanım. Tarihin beni vatanlarını savunan kahramanları öldürmüş biri olarak hatırlamasını istemiyorum. Bu yüzden, kaybettiğimiz askerlerimin tazminatı olarak, on bin altın karşılığında seni affedeceğim."
Muhammed Kerim gülümsedi ve şöyle dedi: "Yeterince param yok, ama tüccarlara yüz bin altından fazla borcum var."
Napolyon ona bir mühlet tanıdı ve o da zincirlerle ve işgalci askerlerle çevrili olarak pazara çıktı. Kurbanlarını feda ettiği kişilere umut bağlamıştı. Ancak tek bir tüccar bile karşılık vermedi. Bunun yerine, onu İskenderiye'nin yıkımının ve ekonomik durumlarının kötüleşmesinin sebebi olmakla suçladılar.
Muhammed Kerim, kalbi kırık bir şekilde Napolyon'un yanına döndü. Napolyon ona şöyle dedi:
"Seni bizi öldürdüğün için değil, ticaretleri yüzünden vatanlarının özgürlüğünden alıkoyan korkak bir halk uğruna hayatını feda ettiğin için idam edeceğim."
Muhammed Reşid Rıza şöyle dedi:
"Cahil bir toplum için devrimci, kör bir adamın yolunu aydınlatmak için kendini yakan birine benzer.
Enflasyonist ortamda satın aldığım mal ve hizmetlerin kalitesinin sürekli düşmesine bir türlü alışamıyorum. Konuyu, bu defa daha somut bir örnekle paylaşacağım.
Yaklaşık 6 ayda bir gittiğim mütevazı ve görece makul fiyatlı bir restoran var.
Bundan 7-8 yıl önce, sipariş gelmeden 5 çeşit ufak ikramla birlikte sıcak lavaş getirirlerdi. Her masada zeytinyağı-limon olurdu. Yemekten sonra da ikram olarak antep fıstığı verirlerdi (yanlış duymadınız, mütevazi ama verimli bir restoran bunu yapabiliyordu).
Bir süre sonra fıstığı sadece isteyince getirmeye başladılar. Sonraki aşamada da ikramdan tamamen çıkardılar.
Ardından lavaşı küçülttüler ve sadece özel olarak isteyince getirmeye başladılar.
Bir sonraki yıl ikram tabağını üçe, sonra ikiye düşürdüler (lezzetsiz salatamsı küçük bir tabak ve kalitesi düşmüş bir turşu).
En son gittiğimde de masalardan yağ ve limonu da kaldırmışlardı.
Literatürde bunlara shrinkflasyon ve skimpflasyon deniyor. Türkçesi, kalitesizleşme.
(Restoranlara hiç erişemeyenler var, halinize şükredin diyebilirsiniz, haklısınız ama yazının konusu bu değil. Her alanda, her gelir düzeyindeki insanlar bir şekilde kalitesizleşmeyi yaşıyorlar.)
Enflasyon sadece alım gücünü azaltmakla kalmıyor, kaliteyi düşürüp insanları vasata mahkûm ediyor, ahlaksızlığı da besliyor. Yüksek enflasyonla yaşayıp kalkınabilen tek bir ülke bile bulamazsınız.
Bu nedenle toplum olarak ülkeyi yönetenlerden düşük enflasyonu her fırsatta talep etmeliyiz.
Hatta bana göre fiyat istikrarının sağlanması ve paranın satın alma gücünün korunmasını anayasaya koymalıyız.
@tokcem Tarihte ilk zamanlardan beri din ile halkı uyutan iktidarlar (Kral ile Büyücü anlaşması gereği) iktidarda kalmak için din kurumlarına ve din adamlarına bu bütçeyi harcarlar. Diyanetin de bize brüt maliyeti 30.000 tl ortalama maaştan yıllık 2 milyar $ civarı. Düzen değişir mi? 😘