Özgür Özel:
"Bu darbe CHP’nin meselesi değildir.
Mesele milletin meselesidir!
Bu akşam, ülkesini seven herkesi direnmeye, tarihi yeniden yazmaya davet ediyorum!"
CHP Genel Merkezi'ne | 20.30
Öleceğimi bilsem orada olacağım🇹🇷💥
#ButlanKararı
📢 Staj ve çıraklık sorununu açıkça dile getiren Sayın @huseyinbas_BTP ’a teşekkür ediyoruz.
Aynı şartlarda çalışanlardan birinin emekli olup diğerinin yıllarca beklemesi büyük bir haksızlıktır.
Bu düzen değişmeli. ⚖️
@BTP_Parti
Muhalefet Sessiz
#StajyerÇırakÇözümünüzNerde
Geciken adalet, zulmün en sessiz hâlidir.
Her alın teri, bir yasanın vicdanında yer bulmalı.
Stajyer ve Çıraklık olarak;
Bizler birer dosya numarası değiliz…
Bir dönemin kayıp çocuklarıyız.
Ve artık bulunmak istiyoruz
SSM
Geleceğimiz Çalındı
#StajyerÇırağaYarımSigortaSonBulsun
Lütfen ulaştırabildiğimiz herkese ulaştıralım.
Vicdanımız sızlıyor. Bu seslere daha ne kadar kayıtsız kalınacak.
Masum bir vatan evladı dört duvar arasında canıyla sınanıyor.
Bir an önce #MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın
"Köylü kızı Zeynep" zeytinlikleri korumak için TBMM kapısında gözyaşlarını tutamadı
"Köylü kızı Zeynep'im ben. Başka bir ünvanım yok. Köylüyüm ben. 10 yıl önce bir şirket geldi ve o köyümün masalsı güzelliğini yerle bir etti. Benim köyümde öyle bir çam ağaçları vardı ki tek bir güneş ışığı sızıp da giremezdi, öyle dere yataklarımız vardı ki, o kadar berraktı ki, eğilip içerdiniz suyu. Evet masalsıydı köyüm ama şu an masalsı köyüm kalmadı. O çam ağaçlarının yerini kumdan dağlar aldı. O dere yataklarını molozlar sardı. Artık derelerden su akmıyor"
Barış Terkoğlu, tutuklanan Ramazan Gülten’i anlatıyor:
“Saraylarda oturanlar, adaletini bile saray adını verdikleri o binalara hapsedenler, şunu bilsinler ki bodrum kattaki o çocukların onuru, hiçbir sarayın teslim alamayacağı kadar büyük.” @baristerkoglu
"Ben hayatta nadiren ağlayan bir adamım. O da Uşak'ta, burada vaki oldu."
Atatürk, 16 Ekim 1925 günü Uşak'ta yaptığı yetimhane ziyareti sırasında bir şehit çocuğu Azmi, şöyle bir konuşma yaptı:
Beni söyleten etken var. Söyleyeceğim. Çünkü ben içinde lavlardan intikam fırtınaları, intikam boraları esen bir volkanım. Gök gürültüleri, yıldırımlar, şimşekler benim depremlerimden, sarsıntılarımdan meydana gelir. Dünyanın hayat ve mematı benimle kaimdir. Maddi, manevi hiçbir kuvvet bendeki feveranı söndüremez.
Ne Alp dağlarının buzulları ne Niagara'nın coşkun köpükleri ne okyanusların kudurmuş dalgaları benim bu feveranıma hiçbir engel teşkil edemez. Çünkü ben, bu hain kuvvetler tarafından tecavüze uğramış bir yetimim. Babamı şahadet, annemi sefalet, vatanımın mamurelerini düşman zulüm ve vahşeti aldı götürdü.
Şimdi ben, kökü kurumuş, dalları kırılmış kuru bir ağaca benziyorum. İşte bunun içindir ki, söyleyeceğim. Dünyanın en amansız düşmanları beni men etse yine söyleyeceğim.
Muhterem Paşa Babamız; bendeki bu azmi, bu imanı halkeden, yaratan aziz ve mukaddes bir kuvvet var; işte o da Türk yurdunu, Türk camiasını ilerleme nurlarına boğan, gelişmenin doruklarına ulaştırmaya saik olan büyük varlığınızdır. Nasıl ufak bir işaretinizle Türk orduları sefil ve alçak düşmanları aziz vatandan kovdular ve Akdeniz'de boğdularsa, ben de ve benim gibi, içinde volkanlar taşıyan binlerce şehit yavrusu ve bütün millet kurtarıcı elinizle işaret buyurduğunuz kurtuluş yolundan yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.
Dumlupınar şehitliğinde, mübarek Dumlupınar kabrinde yatan aziz şehitlerin ruhlarını şad edince ye kadar yürüyeceğiz.
***
Atatürk, bu konuşmayı dinlerken ağladı. Ve şöyle söyledi:
Şehit yavrusunun sözleri ruhumda büyük bir heyecan doğurdu. Bunun derecesini gözlerimden akan yaşlardan anlayabilirsiniz. Ben hayatta nadiren ağlayan bir adamım. O da Uşak'ta, burada vaki oldu.
Kaynak:
AA, 17.10.1925
Hakimiyet-i Milliye, 18.10.1925
Cumhuriyet, 18.10.1925
Ahmet Bekir Palazoğlu, Başöğretmen Atatürk
Çok üzülerek duyuyorum ki; gözaltına alınan pırlanta gibi genç evlatlarımıza adına polis diyemeyeceğim bir grup kendini bilmez kötü muamele yapıyormuş. Bunlara polis diyemem çünkü benim şerefli polisim milletin gencecik evlatlarına bu zulmü yapmaz.
Siyasi tarihimizin gördüğü en büyük adaletsizliklerden biriyle karşı karşıyayım.
Elbette 19 Mart darbesine karşı meşru her yolu kullanarak mücadele edeceğiz.
Ancak bu darbe için bile, ekmek gibi su gibi hava gibi mübarek bildiğim annelerimize hakaretler yağdırılmasına gönlüm razı gelmez.
Cumhurbaşkanının annesine yönelik hakaretleri tüm kalbimle sonuna kadar kınıyorum. Bu vesileyle kendisine yüce Yaradan’dan tekrar rahmet diliyorum.
Cezaevinde olmamızı fırsat bilip annemle, eşimle ve ailemle ilgili ahlaksız paylaşımlar yapan kişilerle ilgili de savcılığı göreve davet ediyorum.
Her konuda re’sen, jet hızında soruşturma açanlar söz konusu bizim ailemiz olunca kafasını sokacak yer arıyor.
Biz iktidara gelince sizin bize yaptığınızı yapmayacağız. Adalet herkesin güvencesi olacak, hukuk herkesin can ve mal güvenliğini sağlayacak, kimse kimsenin malına mülküne, şerefine, onuruna, haysiyetine el uzatamayacak.