Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır...
Nâzım Hikmet Ran - Kuvâyi Milliye Destanı
Böyle dedi, ağır elini gümüş kabza üstünde tuttu.
Soktu (Akhilleus) koca kılıcını kınına, dinledi Athene'yi.
Athene de Olympos'a doğru yola çıktı,
kalkanlı Zeus'un evine, öbür tanrılar arasına.
Ayağı tez Akhilleus karşılık verdi dedi ki:
"Öfkeden içim içime sığmıyor, ama
neyleyim ki sözünüzden çıkamam.
Benim için böylesi daha iyi tanrıçam:
tanrılar dinlerler tanrıları dinleyeni."
"Olymposlu yüce Zeus, bari onu sen say,
gücü Troyalılar tarafına koy, ne olur,
Akhalar saysınlar oğlumu, ününü yüce kılsınlar."
Böyle dedi o (Thetis), bulutları devşiren Zeus karşılık vermedi,
öyle sessiz soluksuz durdu bir hayli.
yakardı Kronosoğlu tanrılar kralı Zeus'a dedi ki:
"Zeus baba! Bir gün ya sözümle, ya işimle
ölümsüzler arasında yararlı olduysam sana,
şimdi yerine getir şu dileğimi:
Kısa ömürlü oğluma değer ver.
Saygısızlık etti Agamemnon, erlerin
başbuğu,
aldı onur payını, yoksun bıraktı onu."