Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Bugün 45 yaşıma giriyorum ve bu, Silivri’de geçirdiğim 5. doğum günüm.
İnsan gençliğinde her şeyi düşünüyormuş da hayatının en orta yerindeki yılları bir hücrede, yapayalnız geçireceğini hiç düşünmüyormuş.
Beş yıl bir tohuma verildiğinde kök salar, toprağı değiştirir. Beş yıl bir çocuğa verildiğinde aklı, hayalleri büyür. Beş yılda ben de değiştim; sabrı, özlemi, umudu daha derinden öğrendim.
Ve bugün hâlâ tüm öğrendiklerimle beraber, bir gün yeniden sevdiklerimle yan yana olacağıma inanıyorum.
Adalete olan inancımla, destek ve dayanışmasını eksik etmeyen herkese sevgilerimle...
"Denetim vicdanlarda başlamalı"
📌 Rize'de restoran işletmecisi Lokman Armağan, satın aldığı balıklar arasında nesli tükenme tehlikesindeki 'Mersin Balığı'nı fark etti...
Canlı olduğunu görünce kıyıya koştu, öperek denize bıraktı!
Sizden ricam, Engin Ulusoy'un durumunu herkesin duymasını sağlamanız.
İBB dosyasında tutuklu bulunan Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy'un dün avukatıyla görüşmeye dahi güçlükle gidebildiği, bugün ise yataktan kalkamadığı ve yoklamaya çıkamadığı öğrenildi.
Engin Ulusoy cezaevinde adeta iğneyle ayakta durmaya çalışıyor. Yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunan Ulusoy'un bu süreçte 20 kilo verdiği belirtiliyor.
Bir insanın sağlık durumu bu noktadayken, tek bir suçlama üzerinden siyasi bir dosyada özgürlüğünden mahrum bırakılmasını ise kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
#EnginUlusoyaÖzgürlük
Tutuklu avukatım Mehmet Pehlivan, geçen hafta duruşmada dünyanın başka bir bölgesinde yaşanmış olan olaylar zincirinden bahsetti.
Sonucunda bir komplo olduğu ortaya çıkan, tamamen siyasi saiklerle yapılmış bir operasyondan…
Brezilya’nın mevcut devlet başkanı Lula’nın yaşadığı yargı darbesinin, bugün benim ve arkadaşlarımın yaşadığı süreçle inanılmaz benzerliğini açıkça ortaya koydu.
Tüyler ürpertici bu benzerlik gösteriyor ki; bu tip müdahaleler milletin duvarına çarpıyor ve millet sandıkta gereken cevabı veriyor.
Ayrıca işin trajikomik tarafı ise bize bunu yaşatan bir avuç insanın, bu garabeti birebir uygulayarak, bu konuda bile intihalden kaçınmadığı…
Hacı Yakışıklı:
"Bu milletin Megastar'ı Tarkan gibi zavallılar değildir." demiş.
Bak hacı!
Mart 2026 Prag'da gerçekleştirilen Artistik Buz Pateni Dünya Şampiyonası Dance kategorisinde yarışan İtalyan ikilinin seçtiği şarkıya bak!
#utanmazadam
Anayasa Mahkemesi, 4 yıldır hepimizin yerine hapis yatan yol arkadaşımız Tayfun Kahraman hakkında hak ihlali kararı vermişti. Ama tüm kurumlar için bağlayıcı olan bu karara mahkeme uymuyordu.
Anayasa Mahkemesi bu kez bir kez daha, üstelik oy birliği ile hak ihlali kararı verdi. Tüm üyelere teşekkür ediyor, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını bekliyoruz.
Yani artık tartışma bitmiştir.
Tayfun Kahraman bir an önce tahliye edilmelidir.
Meriç eşine, Vera babasına, bu memleket dürüst bir evladına kavuşmalıdır.
Türkiye bir Anayasa devletidir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı bir an evvel uygulanmalıdır!
Türkiye çok şey gördü, çok şey yaşadı.
Ama yargının bu kadar açık biçimde siyasete alet edilmesine, insanların aile bağları üzerinden cezalandırılmasına ve hukukun böylesine bir baskı aracına dönüştürülmesine ilk kez bu kadar yakından tanıklık ediyoruz.
Abim Ali Kaya’nın, hakkında ortaya konulmuş tek bir somut suç yokken tutukluluğunun devamının istenmesi hangi hukuk anlayışıyla açıklanabilir? Hangi yasaya, hangi vicdana sığar bu karar?
Ortada ne bir delil var ne de suçu ortaya koyan bir kanıt. Buna rağmen ezbere cümlelerle, klişe gerekçelerle insanların hayatları karartılıyor. “Kaçma şüphesi,“somut deliller”, “henüz toplanmamış unsurlar” deniliyor… Ama sorulduğunda elde tutulur hiçbir şey gösterilmiyor.
Tüm testler iki kez yapıldı ve hepsi temiz çıktı. Yöneltilen suçlamaların hiçbir karşılığı yok. Buna rağmen bir insanı özgürlüğünden mahrum bırakmaya devam etmek; hukukla değil, peşin hükümle, hatta açıkça düşman hukuku anlayışıyla açıklanabilir.
Burada cezalandırılmak istenen bir suç değil. Burada hedef alınan bir bağdır; bir kardeşlik, bir yakınlıktır. İnsanlar yaptıklarıyla değil, kim olduklarıyla, kimin yakını olduklarıyla yargılanıyor.
Sormak istiyorum:
Hiçbir somut dayanağı olmayan bu kararları verirken vicdanınız nasıl susuyor? Bir insanın hayatına, ailesine, onuruna bu kadar ağır bir yükü nasıl bu kadar kolay yükleyebiliyorsunuz? İtibar suikastına nasıl bu kadar rahat başvurabiliyorsunuz?
Artık yeter!
Hukuk, intikam duygusuyla işletilemez.
Adalet, varsayımlarla dağıtılamaz.
Hiç kimse; bir soyadının, bir yakınlığın, bir kardeşliğin bedelini özgürlüğüyle ödemek zorunda bırakılamaz.
İlkay Akkaya:
"Yaşama hakkı elinde alınan çocukların, kadınların, sokak hayvanlarının yanındayız. İnancından, etnik kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ötekileştirilenlerinin yanındayız
İşçi sınıfının, gençlerin, yoksulların yanındayız. Emperyalist savaşların karşısında, barışın ve halkların kardeşliğinin yanındayız"
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu; alnı açık, başı dik, aslanlar gibi dimdik ayakta.
Bugün buraya savunma yapmaya değil, yargılamaya geldi!
Sonuna kadar yanınızdayız…
Dilek İmamoğlu’nun tutuklanan ağabeyi Ali Kaya’nın savunması:
“Suçsuzum, bir eskort kadının, fahişelik yapan bir kadının, tanımadığım bir kadının, hayatımda hiç görmedığım bir kadının bir şekilde birileri tarafından eline verilmiş bir iftirayla üzerime atılmış iftiradan dolayı buradayım. Hayatım boyunca ağzımdan hiçbir şekilde uyuşturucu madde geçmemiştir. Bununla alakalı tahliller verdim, tahliller alınırken adli tıp kurumundan tırnak ve saç örneklerimin alınmasını istedim ama gerek yok dediler.
Ben zaten 3 gündür bu iftiralardan dolayı sosyal medyada, ailemin gözünde, iş çevremde, arkadaşlarımın gözünde itibarı yerle yeksan olan birisi olarak cezaevine gönderilmek için karşınızdayım. İtibarım yerlerde sürüklenirken şimdi de hürriyetim elimden alınıyor, suçlamayı kabul etmiyorum, en azından sonuçlar çıkana kadar da olsa adli kontrol şartıyla da olsa serbest bırakılmamı talep ediyorum, bir Türk olarak bu hakkımın olduğunu düşünüyorum.”
Tarkan 20 gün önceki konserde Mabel'e selam çakmıştı, bugün de Manifest'i kucakladı.
Ülkede "öteki" konumuna düşürülen herkese biz sizin yanınızdayız mesajını veriyor. Boşuna megastar olunmuyor..
Ak Parti’nin kara düzeni!
Sokakta ve Meclis’teki tepkiler üzerine emekliye 1062 lira verip, maliyetin 69,5 milyar lira olmasından yüksünüyorlar!
Peki bu milletin parası nereye harcanıyor?
-Bu kaynağın 3,5 katını (238 milyar TL) yollara-köprülere geçiş garantisi olarak ödüyorlar.
-11 katını (768 milyar TL) zengin şirketlerin vergilerini silmeye harcıyorlar.
-36 katını (2,5 trilyon TL) KKM ile fakirden zengine servet transferine aktarıyorlar.
-39 katını (2,7 trilyon TL) tarihin en yüksek faizine ödüyorlar.
Bu kara düzende zengine kaynak var, emekliye yok.
Yollara geçiş garantisi var, emekliye geçim garantisi yok.
Ey Erdoğan; 2026'da geçim yoksa, seçim var!
CHP emeklinin yanındadır. Meclis’te nöbete devam, mücadeleye devam!