Bir hayatın izinden, bir dönemin hikâyesine…
Barış Mutluay’ın kaleme aldığı Ziya Yılmaz: Yaşamı ve Siyasal Mücadelesi, Ziya Yılmaz’ın Fatsa’dan başlay��p Türkiye’nin yakın dönem siyasal tarihine uzanan mücadelesini kendi anlatımları üzerinden aktarıyor. 1960’lardan itibaren şekillenen politik atmosferi, örgütlenme süreçlerini ve dönemin önemli kırılma anlarını içeriden bir bakışla ele alıyor.
Bu kitabı birlikte konuşmak ve imza gününde bir araya gelmek için sizleri bekliyoruz.
📍 Kadıköy Mephisto
🗓 25 Nisan Cumartesi
⏰ 16.00
Moderatör: İlbay Kahraman
#AyrıntıYayınları #ZiyaYılmaz #BarışMutluay #İmzaGünü
Sosyal Bilimlerde Sözlü Tarih Atölyesi başvuruları başladı!
Lisansüstü öğrenciler ve araştırmacıları sözlü tarih yönteminde yetkinleştirmek ve deneyim aktarımı sağlamak üzere planlanmıştır.
📅 6 & 13 Aralık 2025, Ankara
🔗 Detaylar ve başvuru: https://t.co/gpkBNRvMqE
@dmitrictopov Birkaç arkadaş “Hangi kitap?” diye sormuş. İvan arkadaşımızda yazmamış. Reklam gibi olur diye yazmayım dedim ama grok’da cevap vermemiş :) Vesselam kitap şu:
https://t.co/c0cBzu7lgO
İzmir’deki grev, yalnızca emeğin sesini değil, sınıfsal tahayyülün artık ne kadar yabancılaştırıldığını da ortaya koymuştur. Grev, “doğal” bir hak olmaktan çok, “anormal” bir hareket olarak kodlanmıştır.
Barış Mutluay (@Baris_Mutluay) yazdıİzmir’deki grev, yalnızca emeğin sesini değil, sınıfsal tahayyülün artık ne kadar yabancılaştırıldığını da ortaya koymuştur. Grev, “doğal” bir hak olmaktan çok, “anormal” bir hareket olarak kodlanmıştır.
Barış Mutluay (@Baris_Mutluay) yazdıİzmir’deki grev, yalnızca emeğin sesini değil, sınıfsal tahayyülün artık ne kadar yabancılaştırıldığını da ortaya koymuştur. Grev, “doğal” bir hak olmaktan çok, “anormal” bir hareket olarak kodlanmıştır.
Barış Mutluay (@Baris_Mutluay) yazdıİzmir’deki grev, yalnızca emeğin sesini değil, sınıfsal tahayyülün artık ne kadar yabancılaştırıldığını da ortaya koymuştur. Grev, “doğal” bir hak olmaktan çok, “anormal” bir hareket olarak kodlanmıştır.
Barış Mutluay (@Baris_Mutluay) yazdıİzmir’deki grev, yalnızca emeğin sesini değil, sınıfsal tahayyülün artık ne kadar yabancılaştırıldığını da ortaya koymuştur. Grev, “doğal” bir hak olmaktan çok, “anormal” bir hareket olarak kodlanmıştır.
Barış Mutluay (@Baris_Mutluay) yazdı.
@dmitrictopov Yine Ergun hocanın 2007’de yazdığı “Sol Hakkında Her şey mi?” kitabı da önemlidir kanımca. Iletişim’den çıkan meşhur “Sol” kitabında (8.Cilt) yer alan yazılara eleştirel yaklaşır; formel anlatıları yeniden değerlendirme kapısını aralar.
@dmitrictopov Biraz kenarda kalmış bir çalışma olarak Ergun Aydınoğlu’nun “1960-1980 Türkiye Solu” kitabı da önemlidir. Doğrudan tarihsel bir döküm yerine, dönemin kavram setine -ve yazında göreceli olarak eksik kalan- teorik arkaplana dayandırarak yazmış hoca.
Özellikle 90'lar sonu Türkiye'sindeki kimi gelişmeleri referans alarak ama daha önemlisi kapitalizm, ABD-NeoCon, TSK, TÜSİAD ve dönemin liberal kişi ve kurumları bağlamına vurgu yaparak anlatı geliştirdiği için bu belgeseli önermek istedim:
https://t.co/1gMDk3JD23
Uzun sürdü ama sonunda bitti ☺️
Yeni yılın ilk haftasında (gelecek hafta) Ayrıntı Yayınları internet sitesinden; tahmini 10 Ocak itibariyle de tüm kitabevlerinden edinilebilir durumda olacak…
@ayrintiyayinevi
Ferhunde Özbay Makale Yarışmasına katılım için son tarih 15 Aralıktır. Makaleniz alanında uzman jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek ve ödüllendirilecektir. Çalışmalarınızı sabırsızlıkla bekliyor, hepinize başarılar diliyoruz. https://t.co/9SLNlaGmO0
@dmitrictopov Merhabalar, önümüz sonbahar aylarında Ayrıntı’dan yeni bir kitap olarak çıkacak umuyorum.
Bu arada, anlayabildiğim kadarıyla atıf yapılan kısım MDD- ilk savunmayla ilgili (1971) bir tartışma sanıyorum. Nedenleri, sonuçları bir tarafa, yeni kitaptan şu notu paylaşabilirim: