5 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
7 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
10 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
12 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
14 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
16 yaş – Babam bi bok bilmiyor.
Ahlaksız, zorba ve umursamaz erkekler yüzünden sürekli kadın, çocuk ve hayvan mağduriyetlerini konuşup duruyoruz.
Ama bir türlü kimse işinde gücünde, ailesine bağlı, efendi adamların çektiği çileyi konuşamıyor. Ne zaman bir erkeğin mağduriyetinden bahsedilse, hemen acımasızca bir linç başlıyor.
Oysa kimseye zararı olmayan, düzgün erkekler; kime gideceğini, kimden yardım isteyeceğini bilemiyor, ne kadınların ne de diğer erkeklerin şerrinden emin olamıyor...
Mevcut hukuki ve toplumsal düzen, en ahlaksız erkeği esas alarak, en mağdur kadını merkeze koyuyor.
Sonuç olarak, en ağır bedeli, ne şiddete başvuran ne de şiddete uğrayan taraf olan dengeli, düzgün erkekler ödüyor.
Bu adamların en ufak hata payı yok.
Sesini yükseltse itibar suikastı, sinirine yenilse bir telefonla karakolluk, çocuğuna ya da eşine insan içinde kızsa anında “aile içi şiddet” yaftası…
Haklı-haksız sorgulanmıyor bile.
Çalışıyor, didiniyor; çocuğu da eşi de varını yoğunu saygısızca istiyor. Başına vuran, elinden ekmeğini alıyor, ne gideceği bir yeri kalıyor, ne sığınacağı güvenli bir limanı...
Ve en acı kısmı ise, gerçekten şiddet uygulayan, zorba, sorumsuz tipler çoğu zaman dokunulmaz kalıyor.
Çünkü onlar ne kanundan ne toplumdan çekiniyor. Kadınlar güçlü zorba erkeğe diş geçiremediği için, bütün hıncını efendi erkeğe kusuyor.
Bu gidişle ne olacak biliyor musunuz? Bir nesil sonra “düzgün, ahlaklı, kadın haklarını da savunan erkek” diye bir tür kalmayacak. Çünkü sistem şu an tam da bu türü yok ediyor. Geriye sadece iki tip erkek kalacak. Ya tamamen ezilmiş, içine kapanmış, depresif ve pasifize edilmiş erkekler, ya da “madem düzgün olmak işe yaramıyor, o zaman kötü olayım” diyen, gerçekten tehlikeli, toksik ve zorba erkekler... İkisi de kadınlar için, çocuklar için, toplum için felaket.
Allah aşkına biraz mantıklı düşünün, bu düzen devam ederse, kadınların bugün sahip olduğu hakları savunan son erkekler de düşman olacak.
Çünkü onları bizzat bu toplum görmezden geliyor ve mağdur ediyor...
Erkek cinayetleri, kadın cinayetlerinin 4 katı falan. Eğer cinayet oranı üzerinden bir ülkenin yaşanılabilir bir ülke olup olmadığını ölçüyorsak; erkekler daha mağdur bir pozisyonda yer alıyor demektir.
Bu dendiğinde “kadınlar kadın olduğu için öldürülüyor, erkekler erkek olduğu için öldürülmüyor.” diye bir savunma alıyoruz.
Kurdukları denklem örnekle şu:
Kadınlara, toplumsal olarak iffetli olmaları gerektiği dayatılır > kadın aldattığında, ya da evlilik dışı ilişkiye girdiğinde “namus” adı altında öldürülür > kadın olduğu için öldürülmüştür.
Katılımıyor değilim, ama erkekler için geçerli olmadığına inanmıyorum.
Bundan 2 ay öncesine kadar kız kardeşini, tacizci serserilerden koruduğu için Hakan Çakır öldürüldü.
Bu mantıkla o da erkek olduğu için öldürüldü. Çünkü erkeklere de “koruyucu olmak, güçlü olmak” gibi toplumsal normlar dayatılıyor.
Daha geniş düşünürsek, gece işlerinde çalışmak zorunda olan erkekler, ağır iş kazalarında ölen erkekler, kan davasında ölen erkekler, hatta şehitlerimiz de erkek olduğu için ölmüştür.
Anlaşılan cinsiyetlerimiz hayatımızın her alanına etki ediyor. Evet, cinayetlere de.
Cinayetleri, ���kadın cinayeti” olarak daraltılmasına tam da bu sebepten karşıyım. Bu konuya daha liberal bir yerden yaklaşmayı uygun buluyorum.
Bu psikopat katiller; erkek, kadın farketmeksenizin hepimizin sorunu. İnsanın problemi, ayrıştırmak yanlış.