Aylarca, yıllarca maaş ödemedikleri işçilere "itibarımızı zedeliyorlar" diyerek dava açabiliyorlar. Utanmazlıklarının sınırı ve seviyesi yok.
Neden? Çünkü bu ülkeyi onlar yönetiyor, babalarının malı gibi kullanıyorlar.
"İlk asır" 1923-2023. PKK 1984'te silahlı mücadeleye başladı (39 yıl) kalan 11 yıl 1925-1937 Şeyh Sait, Ağrı, Dersim gibi ilk dönem Kürt hareketleri olmalı. O zaman bunun neresi "terör meselesi", neden "Kürt meselesi" diyemiyorsunuz? Bilinç altınızdaki Kürt=Tehdit mi pırtlıyor?
Alihan Kuriş ile üç gün aynı yerde kaldık. Hücrede Gökay başkan ile attığımız sloganlar sonrası tanıştık. Sünniliğin rejimler ve ulema düzeyinde Amerika ve İsrail çizgisinde olması tezimize önce karşı çıksa da kabul etti. Akp ile davranmadıkları için operasyonu yaşıyoruz dedi.
Koç'un maden hırsı köyü bu hale getirdi: Dere kurudu, yoncalık çürüdü, köylüye de yapay bir akarsu kaldı
Görüntüler Sivas Kangal'a bağlı Pınargözü köyünden
https://t.co/oTe7tk4H9r
Sendikanın "resmi" olarak kapsamadığı bir kitlenin talebini önüne katıp bu talebi Ulus Heykel'den Meclis Kapısına taşıyan, eylemi de bürokrasiyi de sözü de kazanmak için kuran, başaramasa çok eleştirileceği işlere korkmadan giren bu Sendikanın üyesi olmaktan gururluyum.
Günlerdir süren haklı direnişleri boyunca tek bir “taşkınlık” yapmadığını herkesin gördüğü, tek bir karıncayı incitmeden hakkı için mücadele eden işçilerin görüşme talebine bile yanıt vermeyip yine gözaltına aldılar.
Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika uzmanı Başaran Aksu ve tüm işçi arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, tüm ülkenin gözü önünde hırsızlık ve gasp suçu işleyenler ve yandaşları hakkında işlem yapılmalıdır.
İşçinin sesini kısmak, sözünü engellemek için bu kadar çaba harcanacağına verilen sözler tutulsun hepimizin şahitlik ettiği gasp edilen hakları ödensin.
Akın Gürlek, Zekeriya Öz, Nuh Mete Yüksel, Nusret Demiral ve geriye doğru bütün "özel" savcıları AI ile ölümsüzlüğe kavuşturma ve tüm ülke insanının üzerine çökertme projesi. Tembel faşist icadı. Bir de tabii sonrası için "AI öyle söyledi" mazereti.
https://t.co/v4qOvszOCt
SON DAKİKA…
Gülistan Doku soruşturmasında Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı tutuklandı…
Gülistan Doku cinayeti soruşturmasında ilk kez emniyet müdürü seviyesinde bir tutuklama gerçekleşti…
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 günü vali Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından katledilip ortadan kaybedildiği zaman Tunceli Asayiş Şube Müdürü olan Ertuğrul Aslan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği Gülistan Doku soruşturması dördüncü dalga operasyonunda 19 kolluk görevlisi ile birlikte gözaltına alınmıştı.
19 kolluk görevlisi ile birlikte gözaltına geçtiğimiz pazartesi günü gözaltına alınan dönemin Tunceli Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan jandarma sorgusu sırasında ifade vermeyi red etmiş ve dün 5 kolluk görevlisi ile birlikte adliyeye sevk edilmişti. Dün akşam saatlerinde savcılık ifadesi sonrası 5 arkadaşı ile birlikte tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen Ertuğrul Aslan saatlerce süren mahkeme sorgusundan sonra, dönemin valisi Tuncay Sonel ile işbirliği içinde delilleri karartma,yok etme ve suçluyu kayırma suçumdan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
2’inci sınıf Emniyet Müdürü olan Ertuğrul Aslan ile birlikte Gülistan Doku soruşturmasında toplam tutuklu sayısı 28 oldu.
Cem Küçük tahliye olduğumuz akşam TV’de canlı yayında “Ahmet Memiş FETÖ’cü değil ama 2-3 yıl yatıp akıllansın” demişti. O gece 21 gazeteci tahliye olduğumuz halde cezaevinden çıkamadan tekrar gözaltına alınıp tutuklandık ve 4 yıl yattık. Ne çok ah aldınız ama haberiniz yok.
"Politikacı" nedir? İşte budur! "Politika satıcısı". İşte bu yüzden Devrimciler "politikacılığı" kendilerine yakıştırmazlar. AKP'nin CHP'yi dağıtma hareketini "fırsat" gören, "pozisyon alan" "politikacı"lar bunlar. Matteotti olayındaki İtalyan Sosyalist Parti MV'leri de böyleydi.
İstanbul’da Beykoz’dan sonra; Tuzla, Çekmeköy ve Şile belediyeleri de AKP’ye geçti. Cumhuriyet Halk Partisi’nden AKP’ye geçiş için adeta bir otoban oluşturdular.
“Bölünmüyoruz, dağılıyoruz” derken bunu kastetmiştim. Bu kadar belediye başkanı rakip partiye geçer mi? Bu normal mi?
Bu tablo, dillerden düşürülmeyen “kazanacak aday” illüzyonunun duvara tosladığının da resmidir. O anketler, parti aidiyetini de ölçüyor muydu? Muhalefetin oylarıyla seçilip iktidarın değirmenine su taşıyacaksa, batsın böyle “kazanacak aday” matematiği.
İnsanlar kimlerden, kimlerin alın teriyle oy aldığını kolayca unutuyor. Bir gecede rozetler değişiyor. İdeolojiler askıya alınıyor. Ne uğruna? Siyaset bunun hesabını halka vermeyecek mi?
Sıkıntı bunca belediye başkanının bireysel ahlakında mı, Türkiye’deki belediyecilik sisteminin yozlaşmasında mı, yoksa parti çizgisini hiçe sayan anlayışlarda mı? Kesinlikle hepsinde.
9 ekim 2014’te bingöl emniyet müdürü atalay ürker’e yönelik gerçekleştirilen suikastte emniyet müdür yardımcısı atıf şahin ve komiser hüseyin hatipoğlu hayatını kaybetmişti. o gün yine bingöl’de bir iki saat içinde daha sonra bu cinayetle ilgisi olduğu basına servis edilecek olan dört genç trafik çevirmesinde öldürülmüştü. davutoğlu hemen açıklama yapıp katledilen dört genç için “anında cezalandırıldılar” demişti. belki de toplumun %90’ının hatırlamadığı, bilmediği bu olay aklımdan hiç gitmedi.
saatler geçmeden soruşturma ve kovuşturma yapılmış, infaz yöntemi olarak da kurşuna dizme kararı çıkmıştı. daha sonra ne oldu peki? ilk cinayet ile öldürülen dört kişi arasında hiçbir bağ bulunamadı. bu konunun hdpli vekillerce meclis’te araştırılması yönünde verilen araştırma önergeleri de reddedildi.
öldürülen dört genç ilk suikastle ilgili de olabilirdi ama bunu tespit edecek bir süreç işletilmemişken suçlu olsalar dahi uygulanması yasak bir infaz yöntemine başvurulmuş ve dönemin başbakanı ahmet davutoğlu da bunu çıkıp açıkça “cezalandırdıklarını” beyan ederek duyurmuştu. dünün iktidarı, bugünün muhalifi, demokrasi hamisi, islamcı siyasetin akademik abisi mevzubahis kürt olduğunda ölümle cezalandırma raconunu hiç çekinmeden kesiyordu. bundan sonra tek bir gün huzur görmeden göçesin davutoğlu, sana son mesajımız budur.
olaylara dair birkaç kaynak:
🔗 https://t.co/C8kxLnqhy5
🔗 https://t.co/O3imS8gwaT
🔗 https://t.co/gEvqQHMszr
🔗 https://t.co/BbjBB7xxGO
Beyim, özel okulları kamuya aktarsak, eğitimin bütçe payını katlasak, güçlü kamusal destek/denetimle fırsat eşitliği sağlasak ("soru çalma müessesi"ni tasfiye etsek), öğrenci yaşam koşullarını "ucuzlatsak", etkin biçimde desteklesek evi arabayı satmaktan daha ucuza gelmez mi?
Peki ya imkanı olmayanlar?
Satacak dairesi olmayanlar?
Onlar ne yapsın?
Pardon, siz onlara bakmıyorsunuz değil mi?
Sizin gibi liberallerin kitabında onların bir tek hakkı var, parası olanlara köle olmak!
Çocukları da MESEM’lerde ölsün, ölmezse sürünsün!
Bunları bize muhalif diye yutturan düzene de lanet olsun!
Tuncay Sonel oğlunu kurtarmak için onlarca kişiyi suça bulaştırmış.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oğlunu cinayet suçundan kurtarmak amacıyla delilleri karartmak ve yok etmek için emrinde çalışan kolluk birimleri ile birlikte bir çok kesimden onlarca kişiyi suça bulaştırdığı ortaya çıktı.
Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in, Gülistan Doku'yu 5 Ocak 2020 günü silahla vurarak katletmesinden sonra babası vali Tuncay Sonel'in organizasyonu ile Gülistan Doku'nun cansız bedeni ortadan yok edilmişti.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Gülistan Doku soruşturması kapsamında başlattığı ilk operasyon sonrası 14 Nisan 2026 günü başlayan gözaltı dalgası ile birlikte, Tuncay Sonel'in de gözaltına alınması sonrası Gülistan Doku soruşturmasının vali Tuncay Sonel ile ilgili olan soruşturmayı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmesi ile birlikte Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılıklarının bugüne kadar devam eden soruşturmaları kapsamında düzenlenen dört dalga operasyonlarda şimdiye kadar toplamda:
53 kişi gözaltına alındı
20 kişi tutuklandı.
18 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
4 kişi savcılık kararıyla serbest bırakıldı.
10 kişi ise hala gözaltında.
1 firari sanık ABD'de tutuklu, 1 kolluk görevlisi ise hala firari.
Bu arada Tuncay Sonel, koruması Şükrü Eroğlu ve ihraç polis memuru Gökhan Ertok 4 ayrı suçtan ikinci kez tutuklandı.
- Ali Babacan ile Davutoğlunun ortak paydası nedir?
- Her ikisi de (biri iktisattaki diğeri uluslararası siyasetteki) etiketleri üzerinden hakketmedikleri yerlere gelmeye çalışan kifayetsiz muhterislerdir.
Davutoğlu gitti, darısı Babacan'ın başına.