“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” KURU BİR SLOGAN DEĞİLDİR.
‘Terörsüz Türkiye’ ifadesi kuru bir slogan değildir. Bu hedef, Türkiye Cumhuriyeti’ni ağırlıklarından kurtararak hak ettiği güce ulaştırılması, Türk medeniyetinin yeniden tarihe mührünü vuracağı yeni yüzyılın kapılarının aralanması için aşılacak bir eşiklerden bir tanesidir.
41 yıldır bölücü terör belası nedeniyle on binlerce canımızı kaybettik, şehitler verdik. Devletimizin amasız, koşulsuz ve tavizsiz mücadelesiyle, sınırlarımızda ve sınır ötesinde terörist unsurlara yönelik sayısız operasyonlar gerçekleştirdik. Güvenlik güçlerimiz, kahraman ecdadımızın tarihte defalarca yaptığı gibi, göğsünü emperyalizmin uşaklarına siper ederek, ülkemizin birliğine kasteden ihanete geçit vermedi. Aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnetle anıyoruz.
Terör, on yıllardır bir yandan can güvenliğimizi ve vatanımızın bütünlüğünü tehdit ederken aynı zamanda ülke kaynaklarımızı da israf etti.
Askerimiz, polisimiz, korucularımız, öğretmenlerimiz, bebek, kadın, yaşlı demeden binlerce evladımızı şehit verdik. Şehirlerimizde oluşturulan güvenlik endişesiyle toplumsal huzurumuza kast edildi. İnsanlarımız kendi şehrinde, beldesinde, evinde huzur ve güvenle yaşayamaz hale getirildi. Emperyalizmin kullanışlı aparatı olan terör örgütü saldırı, kalkışma ve tahrikleriyle şehirlerimizi yaşanmaz hale getirmek ve bu ülke insanları arasına husumet tohumu ekmek için her yolu denedi.
Terör belası, sadece canımıza ve güvenliğimize kast etmedi. Aynı zamanda ülke kaynaklarımızın da heba olmasına neden oldu. Uzmanlar, terörün doğrudan ya da dolaylı olarak ülke ekonomisine maliyetinin 2 trilyon doları aştığını ifade ediyorlar. Düşünebiliyor musunuz; bu maliyetle bu güzel ülkede neleri inşa etmezdik, neleri imar etmezdik?
Gelinen noktada, devletimiz tavizsiz bir iradeyle ‘Bu işin sonu yok, teslim olun’ çağrısında bulunarak güçlü ve taviz vermeyen bir tavır ortaya koydu. Bu çağrı yapılırken, terörle masaya oturulmayacağı, pazarlık yapılmayacağı her aşamasında güçlü olarak vurgulandı. Bu güçlü duruş, nihayetinde terör örgütünü silah bırakmaya ve yuvalandıkları inlerini terk etme noktasına getirdi.
İnşallah süreç, herhangi bir yol kazasına uğramadan, devletimizin hedeflediği noktaya ulaşacaktır.
Hiç şüphesiz terör, bu ülkenin ayaklarındaki prangadır. Bakınız, ‘21. Yüzyıl Türk Asrı olacak’ diyoruz. Ancak bu vizyonun hayata geçebilmesi için Türkiye’mizin ayağındaki prangalardan ve ağırlıklardan kurtulması gerekmektedir.
Bu minvalde atılan adımları kıymetli görüyoruz.
Terör örgütünün kendini feshettiğini ilan etmesiyle birlikte terörden en fazla etkilenen Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki il ve ilçelerde yaşayan vatandaşlarımız terör örgütünün baskı vesayetinden kurtuldukları için meydanlarda halaylar çekip, kutlamalar yapmaktadır. Bu kutlama gösterileri, bölgedeki vatandaşlarımızın yıllarca nasıl bir baskı ve terör vesayeti altında bulunduklarının, özgürlüklerinin ve huzurlarının hangi odaklar tarafından engellendiğinin en büyük göstergesidir. İddia edildiği gibi terörün bir sosyolojik tabanının olmadığı, silah ve baskı ile devlet ile milletin arasının yıllarca nasıl açılmaya çalışıldığı bu kutlama gösterileri ile belgelenmiştir. Bölge insanımız, bugün gelinen noktada Türk Devleti mensubiyetinde ve Türk Bayrağı altında yaşama iradesiyle Devletinin yanındadır.
Bölücü örgütün yıllardır dile getirdiği ve açıklanan bildiride de kısmen yer alan ayrılıkçı ifadelerin, toplumumuzda hiç bir anlamı ve hiç bir sosyolojik karşılığı olmadığı insanlarımızın bu refleksi ile bir kez daha görülmüştür.
Öte yandan Anayasamız devletimizin kurucu iradesi, Lozan Antlaşması da tapu senedimizdir. Dolayısıyla bu kıymetlerimiz üzerinden yürütülecek tartışma ve önerileri ihtimal dahilinde dahi görmüyoruz. Bu aziz ve asil millet, en zor koşullarda dahi, tüm yokluk ve kısıtlamalara rağmen kurucu ilkelerini ve vatanın birliğini korumayı bilmiş, bu uğurda bedeller ödemiş, her türlü ahval ve şerait içinde dahi Türk istiklalini ve Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etme vazifesinden bir an bile geri durmamıştır. On yıllarca terörle mücadelede etmiş, binlerce koç yiğidini vatan topraklarına armağan etmiş ve asla taviz vermemiştir.
Bu itibarla, bugün gelinen noktada, aksi bir durumu hayal etmek dahi tarihe, akla ve gerçeklere aykırı bir saçmalıktır.
Bugün devletimiz çok güçlüdür ve milletimiz de ona güvenmektedir. Yeter ki, güven ve iyi niyetle devletimizin ortaya koyduğu bu iradeye topyekûn sahip çıkalım.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ demiştir. Bu, son sözdür! Bu nedenle, yeni tartışmalara, tanımlamalara ve kurgulara asla geçit yoktur!
Dolayısıyla, süreci yürütmekle birinci derece sorumluluğu bulunan Devlet irademizin de sıklıkla vurguladığı gibi, gerek Anayasamızda anlamını bulan devletimizin kuruluş ilkeleri, gerek milli kimlik tanımımız ve gerekse kurucu irademiz üzerinden yapılacak tartışmalar Türk milleti için yok hükmündedir!
Allah, devletimize güç versin. Müreffeh ve huzur içinde, daha güçlü yarınların ülkemizi beklediğine yürekten inanıyoruz.
Devlet aklı, 21. Yüzyılı Türk Asrı kılacak bir iradeyi ortaya koymuştur. Bu vizyonun gerçekleştirilmesi; Türkiye’mizin ağırlıklarından kurtulması, milli birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesi, ekonomi, sanayi ve diplomaside güçlenmesiyle başarılacaktır.
Devletimizin bekası, milletimizin selameti, insanlarımızın huzuru için canını bu vatana feda eden tüm asker, polis ve korucu şehitlerimizi minnet, şükran ve Fatiha’larla anıyoruz. Aziz ve mübarek ruhları şad olsun.
Allah devlete zeval vermesin.
https://t.co/wu9HFNJzUF @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
MEB ÖĞRETMENLERİN MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞTİRME BAŞVURU DUYURUSUNU YAYIMLADI
Ancak 7433 sayılı kanunla kadroya geçen meslektaşlarımız başvuru hakkından faydalanamayacaklar.
Bu kabul edilemez!
Her zaman dediğimiz gibi, kadroya geçen öğretmenlerimizin, kadrolu diğer meslektaşlarının sahip olduğu hakları kullanamıyor olması adalet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Öte yandan aile birliğini sağlamak kamu idaresinin anayasal yükümlülüğüdür.
@tcmeb ’den beklentimiz, hem bu adaletsizliği gidermesi hem de anayasal sorumluluğu doğrultusunda inisiyatif kullanmasıdır.
“Türkiye Yüzyılı” hedeflerine ulaşabilmemizin önkoşullarından bir tanesi de kamuda liyakat ve ehliyet temelli bir nizamı inşa etmektir.
Sıfatı ve pozisyonu ne olursa olsun, her kim hala kamuda mensubiyetler üzerinden bir ayrımcılığa tevessül ediyorsa, bilinsin ki, devletin iradesini sabote eden kripto yapının elemanıdır.
Türk Eğitim Sen olarak, hem ülkemizin daha güçlü yarınlarına güçlü şekilde omuz verecek hem de yakınen takip ederek süreci sabote etme niyet ve girişimlerini ifşa edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
@tcbestepe@tcmeb
TÜİK’in açıkladığı Mayıs ayı enflasyonunun % 0,04 artış göstermesi üzerine, Temmuz maaş artışları üzerinden yapılan tartışmaları gereksiz buluyorum.
Cumhurbaşkanı Sayın @RTErdogan ’ın “Temmuzda en düşük memur ücreti net 22.000 TL olacak” sözü yeni bir tartışmaya mahal veremez!
En düşük memur maaşını 22 bin TL’ye çıkaracak oransal artış, tüm maaş kademelerine aynı şekilde yansıtılarak Temmuz artışları belirlenmelidir.
Aksi bir tasarruf, Devletin sözünü ayağa düşürmektir ki, buna da kimsenin hakkı yoktur!
@tcbestepe@HMBakanligi
TBMM açıldığında @tcmeb in yapması gereken öncelikli görevlerden birisi de şube müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve müfettişlerimizin ücretleriyle ilgili düzenlemeyi Meclis gündemine taşımasıdır.
Bu arkadaşlarımızın görev, yetki ve sorumluluklarına mütenasip bir ücret ayarlaması yapılmazsa, bir süre sonra yönetici ve müfettiş bulamama sorunuyla karşı karşıya kalınacaktır.
Türk Eğitim Sen olarak konunun takipçisi olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.
@tcbestepe@HMBakanligi
242.262 ÜYEMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM.
15 Mayıs aidat kesintileri itibariyle sendika üye sayıları tespit edildi.
Türk memur sendikacılığının kutup yıldızı Türk Eğitim Sen, 242.262 üyesiyle eğitim çalışanlarının güven kapısı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Türk Eğitim Sen, kararlı ve ilkeli sendikacılığın adresidir.
Türk Eğitim Sen, her durum ve koşulda eğitim çalışanlarının yanında saf tutan hak arama mücadelesinin yolbaşçısıdır.
Türk Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının hak ve kazanımları sözkonusu olduğunda, hiçbir denge hesabı gütmeden temsil ettiği kesim adına tavır alan cesur sendikacılığın amiral gemisidir.
Türk Eğitim Sen, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin ve ebed müddet bildiğimiz devletimizin menfaati sözkonusu olduğunda sağına soluna “Kim var?” diye bakmadan, hesapsızca “Ben varım” diyen Türkiye sevdalılarının hayat verdiği milli bir sivil toplum kuruluşudur.
Türk Eğitim Sen, Türkiye’dir!
Türkiye; devletimizin kuruluş felsefesidir.
Türkiye, Anayasamızın başlangıç ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek ilk üç maddesinde anlamını bulan temel değerlerimizdir.
Türkiye, Atatürk’tür.
Türkiye, İstiklal Marşı’dır, Başkent Ankara’dır, Türkçe’dir, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışıdır.
Türkiye, Anayasa 42. Maddede ifade edildiği şekliyle eğitim dilinin yalnız Türkçe olacağı şuurudur.
Türkiye Anayasa 66. Maddede “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” şeklinde vurgulanmış olan milli kimlik bilincidir.
Türk Eğitim Sen’i, etkili sendikacılığın merkezi kılan 242.262 üyemize teşekkür ediyorum.
Ayrıca ve hassaten;
Her türlü zorluğa, sıkıntıya, fitneye rağmen Türk Eğitim Sen’i hep büyük kılan teşkilatımızın bütün emektarlarına bütün üyelerimiz ve eğitim çalışanları adına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Bu başarının asıl sahibi; şube başkanlarımız, şube yöneticilerimiz, ilçe yönetimlerimiz, kadın komisyonu üyelerimiz ve işyeri temsilcilerimizdir.
Her biriyle gurur duyuyorum, Rabbim hepsinden razı olsun.
Kamu çalışanları ve emeklileri CB @RTErdogan ’dan müjde bekliyor;
▶️Artan fiyatlar ve enflasyon karşısında eriyen maaşlara ek zam yapılsın
▶️Enflasyon farkı aylık ödensin
▶️Refah payı kalıcı hale getirilsin
#BayramMüjdesiEkZam
"Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir.”
Mustafa Kemal Atatürk
@TSKGnkur@tcsavunma
Depremden etkilenen illerimizde yürütülen çalışmalara destek vermek isteyen vatandaşlarımızdan yoğun talep gelmektedir.
Yardımda bulunmak isteyen vatandaşlarımız “DEPREM” yazarak 1866’ya SMS (20 TL) gönderebileceği gibi banka hesap numaraları üzerinden de bağış yapabilecektir.
Kadroya geçirilen meslektaşlarımızın diğer kadrolu çalışanların sahip olduğu #EşDurumuTayini hakkına kavuşması, sadece hukuki değil, aynı zamanda insani ve vicdani bir gerekliliktir.
@tcbestepe@tcmeb
1️⃣
GÖLGE ETMEYİN, BAŞKA İHSAN İSTEMİYORUZ!
▶️ Orta öğretim düzeyindeki yüz binlerce öğrencimizi, adeta, bir seferberlik yürekliliğiyle, bilim ve teknoloji sevgisine kavuşturan,
▶️ Binlerce genç mühendisimizi istihdam ederek milli sanayi üretimine katkı sağlayan, ⤵️
@TCSanayi
DEVLET SÖZÜNÜN GEREĞİNİ YAPAR!
30 Kasım’da @csgbakanligi 50/D’li araştırma görevlilerine kadro müjdesi vermişti.
Ancak bugün açıklanan teklifte bunun gereğinin yapılmadığı görüldü.
Bunu kabul etmiyoruz!
Hükümetin genç akademisyenlerimize verdiği sözü, @TBMMresmi havada bırakamaz!
"Memura ve Emekliye Ek Zam Zorunludur"
Türkiye Kamu-Sen konfederasyonu olarak kamu görevlilerimizin beklenti ve taleplerini bir kez daha dile getirmek üzere 26 Aralık Pazartesi, saat 20.00'de Twitter'da buluşuyoruz
Bu akşam (26 Aralık Pazartesi) saat 20.00'de Twitter'da ek zam talebi ile yapacağımız etkinliğimize bütün kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizi bir kez daha davet ediyorum.
Haklı Dava Güçlü Sendika...