TÜRKİYE İŞGAL EDİLDİ DE HABERİMİZ Mİ YOK?
Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde ülke tarihinin en büyük hırsızlık / yolsuzluk davasından yargılanan Ekrem İmamoğlu’na destek pankartları açılıyor ve alkışlarla karşılanıyor!
Ama öte yandan daha ürpertici bir hadise yaşanıyor!
Aslında Hukuk Fakültesi’ndeki herkes tarafından rehber edinilmesi gereken “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” âyeti rektörlük ve @YeditepeUni yönetimi, hocaları ve öğrencileri tarafından türlü tuhaf yöntemlerle engellenmeye çalışılıyor! Sonra da “işte yeditepe ruhu bu!” diye bağırılıyor!
Siz kimin çocuklarısınız?
Bu üniversite neye ve kime hizmet ediyor?
İslâm’ın bin yıl bayraktarlığını yapmış Müslüman bir ülkenin üniversitesi Kur’ân ayetinden rahatsız oluyorsa, o ülke zihnen işgal edilmiş demektir.
Müslüman bir ülkede Kur’an âyetini engellemeye, yuhalatmaya kalkışan bir üniversite ruhsuzdur. Bu ülkenin üniversitesi değildir. Epistemik köleye dönüşmüştür.
Her zaman söylediğim gibi: Bu ülke fiilen işgal edilmedi, zihnen işgal altında!
Burası Müslüman bir ülke!
Dünyanın en iyi üniversitelerinden Harvard Üniversitesi’nde herkes Kur’ân okuyan öğrencileri saygıyla dinlerken, ayakta alkışlarken, bizim metamorfoz yemiş, celladına aşık tasmalı çekirgelere dönüşmüş emperyalizmin uşaklığını yapan bazı tiplerimiz ve üniversitelerimiz âyet mealini pankart olarak taşımayı bile yasaklamaya, engellemeye ve yuhalamaya kalkışıyor!
Yazıklar olsun!
Rezalet bu!
#yeditepeüniversitesi yönetimi, açıklama yapmalı ve özür dilemeli!
YÖK sen ne işe yararsın?
Kur’ân ayetini yuhalatan üniversitelere sessiz kalacak mısın?
Burası işgal edildi de haberimiz mi yok?
@RTErdogan@YuksekogretimK
#EmrolunduğunGibiDosdoğruOl
Salona göstermek istemedikleri ayeti şimdi tüm Türkiye onlar sayesinde görecek beyinsizler.
Twitter'da fikir özgürlüğü çığırtkanlığı yapan Junior Ebû Cehiller,
Mezuniyette ayet paylaşma özgürlüğünün üzerine baykuş gibi tünüyorlar.
"Mizah yyeaa, tahammül edin" diye kafa şişiren naylon medenîler,
Ayet görünce ağızlarından köpük çıkarırcasına kuduracak kadar ilkel ve tahammülsüzler.
Ellerinde güç olsa, hepsinin içinden bi Mussolini fırlayacak hâlleriyle bir de burada özgürlük şövalyesi rollenmelerine girmeleri yok mu,
İğrenirsin.
İsrail hapishanelerinde esir olan Doktor Hüsam Ebu Safiyye’nin cinayete kurban gitmesine göz yummayalım. Oğlu İlyas Ebu Safiyye’nin yürek yakan çağrısına kuşak verelim:
“Babamın gördüğü işkence sebebiyle yüzü deforme olmuş. 555 gündür medyaya babamı duyurmak için çıkıyorum. Sessizlik babamın işkencesine ortak olmaktır.”
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, NATO zirvesi akşam yemeği öncesinde Ankara'da Mehter takımı tarafından "Ceddin Deden" çalınarak karşılandı.
Bundan rahatsız olan türedi tipler var iyi mi! Bu tipler soysuz Bizans çocuğu olabilir sadece.
"Paylaştığım İncil ayetindeki o antisemit tonu fark etmemişim. Tüm Yahudilerden özür dilerim" yazan Nevşin Mengü aslında çok temel bir şey yapıyor. Fark etmediği (aslında fark etmesini de doğal olarak beklemediğimiz) bir hususun bir insan topluluğunu kırdığını, bunun o insan topluluğuna bir hakaret anlamına geldiğini düşünüp özür diliyor. Aynı Nevşin'in başka durumlarda başka insan topluluklarına duyarsız kalmasından bağımsız olarak söyleyebilim ki insani bir şey günün sonunda bu.
Buradan devam edelim.
Müslüman olup olmamanız, Kur'an'a, Peygamber'e, Allah'a saygı duyup duymamanız sizin bileceğiniz bir şey. Şahsi tercihiniz. Fakat gördünüz ki komşunuz, tanıdığınız, arkadaşınız olan milyonlarca insan bir zırtapozun Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a yönelik sözlerini "hakaret" olarak değerlendiriyor. Yahu bir tane mi aklı başında insan yok aranızda? Biriniz de çıkıp "milyonlarca insan kendisini hakarete uğramış sayıyor, buna ne gerek vardı?" diyemiyor mu? Hepiniz birleşmiş ve neredeyse kudurmuş şekilde "burada hakaret yok ki" cümlesine ikna etmeye çalışıyorsunuz bizi.
Sizi bir cümlede bir inanç grubuna hakaret olup olmadığı konusunda kim otorite ilan etti lan?
Yahu bu memlekette tavşan üzerinden, mumsöndü üzerinden, Kızılbaş üzerinden bir dünya hakaret edildi Alevi kardeşlerimize. Bizim mahalleden bazıları bu hakaretleri ya görmezden geldi ya destekledi ama binlerce aklı başında insan "bu çirkin" dedi. Tek bir akıllınız kalmadı mı lan? Biriniz bile mi "yahu herif dini hassasiyet yüzünden denize haşema ile giren kadınlara sinli kaflı sövüyor, ayıptır be" diyemiyor? Bu kadar mı aptallaştınız?
Rahmi Koç'un çirkin Kürt fıkrasına "anlatana lanet dinleyene yuh olsun" diye tepki verdim lan ben. Duruyor işte orada. Gülen adam da Binali Yıldırım idi ha.
Denize haşema ile giren eşimize, kızımıza, anamıza ağız dolusu küfür ediyor lan o bilmem ne çocuğu. Ve siz bize "bunda hakaret yok ki" diyorsunuz.
"Denize mayo ile girenin...." desem bu cümlede de hakaret aramayacak mısınız mesela? Delirmişsiniz hepiniz. Siyasal iktidara olan öfkeniz komşunuza, tanışınıza, arkadaşınıza hakaret edilip sövülmesini destekleyecek kadar delirtmiş sizi. Size yazıklar olsun.
İNSANLIĞIN YÜZAKI LÜKSEMBURG’LU FATIMA ÖĞRETMEN
Srebrenitsa Soykırımı'ndan kurtulan ve Lüksemburg'da çok sevilen Fatıma öğretmen, Gazze’deki katliama sessiz kalmadı, sosyal medyada sesini yükseltti. Ancak bu insani duruşu, "antisemitizm" bahane edilerek işten çıkarılmasıyla sonuçlandı.
Bu haksızlığa karşı sessiz kalmayan öğrencileri ve veliler, bir gösteri düzenleyerek Fatima'nın işe iade edilmesini ve adalet sağlanmasını talep etti.
Kendi geçmişindeki acıyla Gazze'nin çığlığına ortak olan Fatıma, şimdi hukuk mücadelesini sürdürüyor.
PİYERLOTİ İSMİ SİLİNSİN EYÜP SULTAN’DAN!
Piyerloti ismi silinsin Eyüp Sultan’dan.
Her yerinden İstanbul’un…
Bu adam Fransız istihbaratının adamı.
Bu adam adam değil, eş@insel bir s@pık!
Eyüp Sultan: Efendimizin (sav) emaneti bize! İstanbul’un manevî gökkubbesi.
Böyle bir adamın adının bu kadar kutlu bir mekâna verilmesi bu topluma bir tecavüzdür!
Artık yeter!
Tecavüz yok edilmeli!
Piyerloti ismi her yerinden kazınmalı İstanbul’un!
@RTErdogan@DIBSafiArpagus
https://t.co/uuwH9sEXjx
Sanat Sepet tayfaya ıslık gelmiş belli ki, kuyruklarını sallaya sallaya dökülmüşler ortaya. Bu lalelerin kendi fikirleri olmadığını sanırım artık herkes biliyor.
Allah'ın kitabının sarhoş berduşlar diliyle kamu önünde tahkir edilmesini ''hakkımız'' diye savunuyorlar. Bu yavşakları semirtmeyin.
Allah'ın kitabı size öz namusunuzdan evla değilse gidin kendinize ağlayın. Öz namusunuza küfredilmesini ''özgürlük'' kılıfı ile savunanın küfredenden farkı ne ?
İzzetli bir insan bunların gölgesine gölgesini değdirmez.
İstanbul’da ezber bozucu bir “akım”!
İstanbul’da motorcular, cemaati az olan camilere sefer düzenleyerek camileri şenlendiriyorlar!
Ezber bozmak böyle olur işte!
Allah razı olsun.
Zülfü Livaneli’den ezber bozucu yakın tarih okuması:
• Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler. Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış; onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
• Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor.
• Ama biri ‘Kızıl Sultan’, diğeri ise gelişmiş, uygar bir Batılı…
• Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum. ‘Avrupa değerleri’ dedikleri şeyler… İnsan hakları, evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok.
• Gazze’de yaptıklarını görmüyor musunuz? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
• Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.
Resmî tarihin yalan söyleyen, jakoben yöntemlerle beynimizi yıkamak için dayatılan bir tarih olduğunu şimdi daha iyi görüyor olmalıyız.
Örtülü olmayan bir kadın, sokaklardaki çıplaklığa şöyle isyan etti:
“Açıklık filan değil; düpedüz çıplaklık hüküm sürüyor.
Elde mızrak, önünde yaprakla fahişeler gibi sokaklarda geziyorlar. Buna da “özgürlük” diyorlar utanmadan.
Allah bütün erkeklerin yardımcısı olsun.”
İSPANYA KADAR OLAMADIK!
Yazık Bize!
İspanya, Peygamberimize ve Kur'an-ı Kerim'e hakareti suç saydığını ilan etti.
Sözlü veya fiziksel hakaret ayırımı yapmadan her tür hakareti hem de!
Burası, Türkiye, İslâm’ın bayraktarlığını yapan bir ülke miydi bin yıldır? İslâm’ın en temel değerlerine saldırı üstüne saldırı var, kimsenin gıkı çıkmıyor!
İspanya kadar da olamayacak mısın en “yüce” Türk Devleti ve milleti?
UYARI / YORUM
Isparta ilçeleri konser furyasıdır gidiyor…
Bir takipçimden gelen haber böyle.
Sadece Isparta ilçeleri mi?
Bütün sahil şehirleri, ilçeleri gırla konser furyasıdır gidiyor…
Belediyeler batık olduğu halde milletin paralarını hokkabazlara yediriyorlar!
Yılda 2.7 katrilyon faiz öderken kültürel etkinlik adına sefih, pespaye, 3. sınıf seküler popüler kültürün empoze edilmesine ve topluma narkoz verilmesine kimse “yeter artık!” demeyecek mi?
@mustafaciftcitr
Meksika Savunma Bakanı, kartellerden ele geçirilen silahların %20'sinin İ’srail menşeli, geri kalan %80'inin ise ABD menşeli olduğunu belirtti.
Demek ki, neymiş: Dünyada terörün kaynağı, ABD ve İsr@il’dir.
Siyasal Alevici bir şarlatan, günlerdir Kur’ân’la ve Hz Peygamberle dalga geçiyor! Salondakiler de alkışlıyor, iyi mi!
Kimliksizliğin ve kişiliksizliğin ne kadar zıvanadan çıktığını gösterir bu.
Kimse bu ülkenin varlık sebebi ve istiklalimizin kaynağı Kur’ân’a ve onu getiren kutlu elçisine saldıramaz.
Bir yerlerden operasyon olarak pazarlanan bu türedi en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Mustafa Kamal ile ilgili 1 çift kelam edenin hayatı zehir ediliyor, anasından doğduğuna pişman ediliyor.
Ama Allah’a, peygambere, Kur’ân’a hakaret eden elini kolunu sallayarak dolaşabiliyor ortalıkta rahatlıkla!
Bu ülkede bu toplumun kutsallarına saldıran tipler de hukuk yoluyla anasından doğduğuna pişman edilmezse “yuh!” bu ülkeye diyorum!
Yuh!