Revnakoğlu, Cumhuriyet idaresi ve İstanbul’daki tasavvufi hayat ile ilgili söyledikleri,bugünün muhafazakar anlayışından bir hayli farklı görünüyor:
Revnakoğlu cumhuriyet ve inkılapları dervişlerin nasıl karşıladığını şöyle anlatıyor:
Tarikat adamları mizac-û meşreb bakımından olduğu kadar siyasi ve içtimai düşünüş itibarıyla da medreselerden ayrıdır. Şeyhi Dervişi ,Halifesi bütün tarikat mensupları esasında cumhuriyetçi idiler.
Daima yeniliğe doğru giden ve durmadan ilerleyen zaman icaplarını asla yadırgamamış olduklarından kıyafet inkılapında hiçbir şaşkınlık göstermemişlerdi. Sarıklı sınıfından bazılarının “Bu küfür alametidir” dediği sıralarda bütün tarikat mensupları, şapkayı öpüp başlarına taci etmişlerdi.
Çünkü hikmet-i hükümete karışmak onların âdet ve şiarı değildir.
İstanbul’un meşhur ve Münevver Rifai şeyhi Üsküdarlı Hayrullah Taceddin Yalım şapka için şöyle diyordu:
“Şapkayı giymekle kafir olmaz insan bilmiş ol,
Tâc-ı irfân Müslümanın kalb-i zişânındadır”
Buna benzer güzel bir şey de Barbaros'un Gazavatnâme'sinde var.
Bunlar Sicilya önlerinden geçerken kıyıda koyun sürüsü görüyorlar. "Kaç zamandır kebap itmedik, bir kebap idek," diye gemiyi kıyıya çekiyorlar, koyunları alıp kıyıda kebap yapıyorlar.
İçinizi Isıtacak Bir Kamera Arkası 🥰
Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün baş rollerini paylaştığı “Hacivat İle Karagöz Neden Öldürüldü” filminin kamera arkası görüntüleri.
Masal tadında bir filmdir. İzlemeyenlere öneririm.