İlk kitabım “Beyrut ey Beyrut” çıktı dostlar.
Bir hayal ve ideal. Epey merak çokça emek...
Kitaba D&R, idefix ve diğer kitap sitelerinden ulaşabilirsiniz.
Ümraniye’de şehit edilen polis memuru Şeyda Yılmaz’ın olayında ihmaller, hatalar, eksiklikler, adalet vb gibi konulara girmeden meseleye farklı bir açıdan bakmak istiyorum; Aile ve çevre…
Paylaşmış olduğum video, dün akşam polisi katleden Yunus Emre Geçti’nin 14 yaşındaki haline, tam 5 sene öncesine ait. Herkese açık sosyal medya profilinden silahlarla poz veriyor, illegal görünmeye çalışıyor.
Suça bulaştığı/bulaşacağı çok açık.
Ailesi bir şey demiyor, bu paylaşımları yaptığı için çevresi tarafından dışlanmıyor.
Çocukları doğduğunda “Yunus Emre” ismini verenler, çocuklarının bir suç makinesine dönüşmesini umursamıyor belki de destekliyor. 26 suç kaydı var ve suç işlemeye devam ediyor.
Dünkü olayda yanında annesi de var, hatta olay anında seken kurşunlardan yaralanıyor.
Şahsın aileden kopma durumu da yok. Suçları ailesinin gözetimi ve himayesi altında işliyor.
Eğer, ailesi, silah yerine insanlığı, yardımı, cana kıymak yerine cana can vermeyi öğretebilseydi Şeyda Yılmaz bugün aramızda olacaktı.
Ama ne yazık ki sosyolojik bir gerçekle karşı karşıyayız.
Her aile iyi değildir, haliyle her insan da iyi değildir. Bu toplumda çocuklarını adeta insanlığa zararlı birer virüs gibi yetiştiren, yetişmesine yol açan binlerce aile var.
İşte o zihniyetinin, o kötülüğün son eseri…
14 yaşındaki bir çocuğun bu paylaşımlarına göz yumup, onu bugünlere taşıyıp bir polis katili olmasını seyredenler/teşvik edenler de bu suçun bizatihi ortağıdır.
Bu sabah Şanlıurfa. Öncelikle hepsini Allah korusun ve kolaylık versin. İşte uzun süredir #iklimkrizi dediğimiz tam da bu olayla kendisini anlatıyor. Uzun süren kuraklıkların ardından gelen sağanak yağışlar kuraklığın giderilmesine yardım etmediği gibi erozyonla toprağı götürüyor
Günlük rutinlere dönmek işte tam olarak bu. Evin yıkılmış, sevdiklerin ölmüş, şehrin dağılmış ama sen insansın ve bitmeyen bir umudun var. Çadırını temizleyip önüne masayı atmışsın, çiçeğini güneşe çıkartmışsın ve yaşama tutunmaya devam ediyorsun. Kalbimiz sahiden de çok büyük.
Van depreminde depremzedeler için atkılarımızı atmıştık sahaya. (Ve bu yüzden ceza yemiştik.) Bizimkiler şimdi de depremzede çocuklar için sahaya oyuncak atmışlar. Bu, her şeyden önce kitlesel umuttur. Semboliktir, değerlidir. İyi ki'dir. Canım Beşiktaş. #birlikteiyileşeceğiz
Midilli'deki Antissa Lisesi öğrencileri hem deprem için yardım malzemeleri toplamış hem de tahtayı Türkçe ve Yunancayla doldurup bir dayanışma dersi yapmışlar 🥹
Güzel çocuklara ve Midilli'ye selam olsun.
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “Afv” (Yani; Senin, ailenin ve zaruri hizmet giderlerinin dışında) "İhtiyaçtan artakalanı. Bakara 219
Cömert yüreğine sağlık teyzem 💓
"Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde" demişti şair. Hepimizin günlerdir hissettiği bu. Kaldırımda yürürken, çay içerken, çocuklara oyunlarında eşlik ederken, ekmek almaya giderken... Hayat da ölüm de en ağır biçimde üzerimize, göğüs kafesimize ��öktü.
Çiçek dükkanı olan arkadaşımın dükkânına bir adam geldi. Maraştan gelmiş depremzede! "Eşim moral bulsun" diye çiçek almaya gelmiş! Tüm yakınları, arkadaşları ölmüş!
Adam eşine moral vermeye çalışırken niye bazıları "Maraştan bir haber geldi müzikli" storyler paylaşıyor?