MEHMET | Bölüm 1
Antakya’da doğup büyüdüğü mahalle 6 Şubat depremlerinde yıkılan Mehmet, birkaç ay önce ailesi ile birlikte yaşayacağı yeni konutlarının anahtarını teslim aldı. Ancak anahtar teslimi, evlerin ücretsiz verildiği anlamına gelmiyor. TOKİ’nin yeni yerleşim alanlarındaki konutları için yaklaşık 1,8 milyon lira bedel öngörülürken, Mehmet ve ailesinin eski evlerinin bulunduğu kent merkezindeki evlerin çok daha pahalı olacağı tahmin ediliyor. Bu konutların kesin bedeli ise hâlâ belirsiz.
Mehmet, Domların büyük bölümünün bu meblağları karşılayabilecek durumda olmadığını söylüyor: “Sadece ‘Bu ev senin’ demekle o ev senin olmuyor.”
Üstelik mesele yalnızca dört duvar değil; yeni yerleşimler mahallede sürdürülen meslekleri, komşuluk ilişkilerini, dayanışmayı ve kültürel aktarımı da kesintiye uğratıyor.
Mehmet’in hikâyesini hafıza ve mekân ekseninde anlatan bu video, Domların deprem sonrası yaşamına odaklanan mini dizinin ilk bölümü. İlk bölüm, bir mahallenin yıkılmasıyla yalnızca evlerin değil, o mekâna bağlı hafızanın ve yaşam biçiminin de nasıl parçalandığına bakıyor.
Ağustos 2026 | Antakya/Hatay
Bundan 11 yıl önce bugün.
Üniversite öğrencisi Aydan Ezgi Şalcı, “Gelin yarını hep birlikte ilmek ilmek örelim” dedi, Samsun’dan Suruç’a gitti. 19 yaşındaydı.
İnşaat işçisi İsmet Şeker, oğlu Mustafa Kobanê'de yaşamını kaybetmişti, Kobanê'nin bir avuç toprağını oğlunun mezarına serpmek ve Kobanê’ye hastane yapmak niyetiyle İstanbul’dan Suruç’a gitti. 65 yaşındaydı.
CHP üyesi Nazegül Boyraz, “Gençlere kek börek yaparım” dedi, İstanbul’dan Suruç'a gitti. 55 yaşındaydı.
Polen Ünlü, Hatice Ezgi Saadet, Çağdaş Aydın, Murat Yurtgül, Duygu Tuna... Tam 33 kişi…
“Hiçbir düş yarım kalmayacak” dediler, Kobanêli çocuklara oyuncak götürmek için Suruç’a gittiler.
Amara Kültür Merkezi’nin önünde basın açıklaması yapmak için toplandılar, açıklamayı yaptılar ki canlı bomba saldırdı... Çoğunluğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi, 33 kişi yaşamını kaybetti.
TUNCAY SONEL'İN OYUNLARI HİÇ BİTMEMİŞ...
İŞTE SKANDALIN BELGESİ...
Gülistan Doku soruşturmasında ortaya çıkan yeni belge akıllara durgunluk verecek türden...
Doku ailesi Gülistan'ın ortadan kaybedildiği 5 Ocak 2020 tarihinden bir gün sonra Tunceli'ye gelerek kızlarını aradı...
Gülistan Doku'nun telefonunda sinyal alınmadığı için hiç bir şekilde ulaşmak mümkün olmayınca, telefon hattı anne Bedriye Doku'nun üzerine olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkarılarak telefon aktif hale getirildi...
Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, savcılık talimatı ve mahkeme kararı olmadan Gülistan Doku'nun telefonunu istihbarat şubeye talimat vererek teknik takibe aldırdığı için 8 ocak 2020 günü çıkarılan yedek SİM kartın aktif hale gelmesi ile müdür Emniyet Müdürü durumu önce vali Tuncay Sonel'e bildirdi ve görevlendirdiği polisler Doku ailesinin yanına giderek telefonun kullanılmasına izin vermeyerek aileyi valilik makamına götürdü...
Valilik makamında Vali Tuncay Sonel, İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen ve İl Jandarma komutanı Albay Sinan Şen ile toplantı halindeyken aile görevlendirilen polisler eşliğinde valilik makamına gelerek SİM kartı vali Tuncay Sonel'e teslim etti...
Vali Tuncay Sonel, Emniyet müdürü ve il jandarma komutanı ile toplantı halindeyken SİM kartı inceletmek üzere Ankara'da bilişim konusunda uzman olan tanıdığı bir polise göndereceğini söyledi. İl jandarma komutanı ve emniyet müdürü başsavcının bilgisi olması gerektiğini söyleyince Vali, Başsavcı ile konuşur hallederim deyince emniyet müdürü ve İl jandarma komutanı bu duruma itiraz etmedi...
Gülistan Doku soruşturmasını Tunceli Emniyet müdürlüğü yürüttüğü halde Emniyet Müdürü Yılmaz Delen yaşanan bu durumu soruşturma savcısına bildirmek zorunda olduğu halde ne sözlü ne de yazılı olarak bu durumu savcılığa bildirmemiş...
SİM kart vali Tuncay Sonel tarafından Ankara'ya gönderip temizletip, deliller tamamen yok edildikten sonra 18 Ocak 2020 tarihîden sonra SİM kart valiye geri gönderilmiş...
Vali Tuncay Sonel tarihi tam net olmasa da 19 yada 20 Ocak 2020 tarihlerinde Ankara'da Gökhan Ertok tarafından temizlenerek geri gönderilen Gülistan Doku'nun SİM kartını kendisi bizzat soruşturma savcısına teslim ediyor...
Vali Sonel SİM kartı savcıya teslim ettikten sonra Doku ailesinden Aygül Doku'yu çağırarak ben SİM kartı bana verdiğiniz tarihte savcılığa teslim ettim. (burada aileye yalan söylüyor. Aynı tarihte teslim etmemiş.) Ancak sizden birinin bir dilekçe yazarak SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim etmesi gerekiyor. Bu sadece yasal gereklilik ondan dolayı bir dilekçe yazıp savcıya götürülmesi gerekiyor diyor...
Valinin bu talebi sonrası aile üyelerinden abla Aygül Doku 6 Şubat 2020 günü SİM kart üzerinde inceleme yapılarak delillerin ortaya çıkarılması için SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim edildiğine dair bir dilekçe yazıp soruşturma savcısına teslim ediyor...
Aygül Doku dilekçede Gülistan'ın kullandığı GSM hattının anne Bedriye Doku'nun üzerine kayıtlı olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkardıklarını belirtmesine rağmen savcı bu kartı kim kullandı, yada kartı kime teslim ettiniz, kartı neden çıkardınız gibi hiç bir soru sormadan sadece dilekçeyi alarak işleme koyuyor...
ŞİMDİ SORALIM:
- Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Tunceli Emniyet müdürlüğü 8 Ocak 2020 günü Gülistan Doku'nun kullandığı telefon hattının yedek SİM kartının çıkarıldığını ve telefonun aktif hale geldiğini neden bir yazı ile soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Doku soruşturmasını yürüten kolluğun başında bulunan Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Gülistan Doku'nun GSM hattının aktif hale geldiğini verdiği tanık ifadesinde, Gülistan'ın GSM hattının 8 Ocak 2020 günü aktif hale geldiğini tespit ettiğini beyan etmesine rağmen bu durumu neden sözlü yada yazılı olarak kayıtlara geçmesi için soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Tunceli Emniyet Müdürü, il jandarma komutanı ile birlikte Tuncay Sonel'in makamında toplantı halinde oldukları sırada SİM kart aile tarafından valiye teslim edildikten sonra vali SİM kartı Ankara'da bilişim konusunda uzman bir polise göndereceğini beyan etmesine rağmen emniyet müdürü neden bu durumun yasal olmadığını valiye hatırlatmıyor ve bu durumu neden soruşturma savcısına bir yazı ile bildirmiyor?
-Soruşturma savcısı SİM kartı Tuncay Sonel'den teslim aldığı halde neden ailenin verdiği dilekçeyi kabul ediyor?
-Soruşturma savcısı vali Tuncay Sonel'den talimat alarak mı soruşturmayı yürüttü?
-Soruşturma savcısı 8 Ocak 2020 günü çıkarılan SİM kartı 6 şubat 2020 günü teslim alırken aradan geçen yaklaşık 1 aylık sürede bu SİM kartın kimler tarafından kullanıldığı yada SİM kart üzerinde kimlerin işlem yaptığını neden araştırmadı?
- Soruşturma savcısı valinin talimatı ile Doku ailesinin SİM kart ile ilgili dilekçe yazdığını önceden biliyor muydu?
- Aygül Doku SİM kart dilekçesini soruşturma savcısına teslim ederken, savcı neden Aygül'e hiç bir soru sormadı? Bu SİM kartı kim çıkardı, neden çıkardınız, kime teslim ettiniz, bu bir aylık süre içinde SİM kart sizde miydi başka birinde miydi? gibi soruları sorup ifade alması gerekirken neden hiç bir soru sormadan dilekçeyi teslim alıp işleme koydu?
-SİM kart üzerinde 18 ocak 2020 günü 3 saatten fazla veri alış verişi olduğu halde ve bu gerçek 2024 yılından sonra tespit edilmesine rağmen soruşturmanın ilk savcısı SİM kart ilgi olarak GSM şirketi ve diğer birimlere neden yazı yazarak SİM kart üzerinde işlem yapılıp yapılmadığını ve veri alış-verişinin olup olmadığını sorma gereği duymadı?
-Dönemin Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturma savcısının Tuncay Sonel ile olan yakın arkadaşlıkları ve aralarındaki görüşme trafiği neden hiç araştırılmıyor?
Burada geri dönüşüm emekçisinin yaptığı bir yanlış yok. Henüz sistem çok yeni, makine sayıları yetersiz, ve en önemlisi böylesi bir sistemin çok önemli bir iş yapan atık toplayıcılar üstündeki sosyal etkisi düşünülmemiş.
DOA makinelerinin yıllardır etten kemikten canlı hali işte o çuval çuval şişeyi toplayıp getiren insanlar. Şimdi emeğinin karşılığını biraz daha fazla alma fırsatı bulmuş, o da değerlendiriyor.
Yapılabilecek en zor işlerden birinde, çok kötü koşullarda, sosyal güvenceden yoksun bir şekilde, uzun saatler boyunca, kar kış kıyamet demeden çalışan toplumun en dezavantajlı kesiminden emekçilerin videosunu çekip ifşalamadan önce durup bir teşekkür etmek gerekiyor. Hepimizin sorumluluğunu üstlendiği, geri dönüşüm ile çevreyi koruduğu için.
Tabii burada insanları karşı karşıya getiren aslında sistem tasarımındaki sıkıntılar. On binlerce geri dönüşüm emekçisinin DOA’dan nasıl etkileneceği konusu ve bu sistemin olumsuz etkilerinin değerlendirilip sosyal politikalar üretilmesi kamunun sorumluluğundadır.
Dünyada iyi örnekler mevcut. Kooperatifleşme, güvenceli istihdam gibi.
Yine de ne yapılırsa yapılsın, eşitsizliğin, krizin ve yoksulluğun olduğu yerde o şişeler birilerinin ekmeği olacak. O yüzden toplumsal anlayış ve dayanışma da şart.
İstanbul Trans Pride’ı takip eden muhabirimiz Yusuf Çelik’in de aralarında bulunduğu en az on kişi Kadıköy’de gözaltına alındı. Gazetecilerin çekim yapması engellendi. Kaymakamlığın Pride yasağının ardından İstanbul’da yollar ve toplu taşıma hatları kısıtlandı. @tprideistanbul
Fotoğraf: Yusuf Çelik / @21yusufcelik
https://t.co/ImtL2ihyzP
Bahar alerjisi gelir, gece uyku uyuyamam, gece uyumak icin alerji hapı kullanırım, gündüz halsiz olurum, günde en az 1 duşla kendime gelmeye çalışırım..... döngümmm