Rahmi Koç, İzmir’de bir hastane açılışında Kürt kadınının bedenini “fıkra” yaptı.
“Doktor soyun deyince ilk sen soyun demiş”
Bu espri değil, düpedüz ahlaksızlık.
Yanında gülüp alkışlayan protokol de bu ahlaksızlığın ortağı.
Kürt kadınının bedeni ne sizin mizah malzemeniz, ne de sizin kibrinizin konusu.
O kadın tarih yazıyor, fıkra değil.
Haddinizi bilin. #RahmiKoçÖzürDile
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkun�� cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Nizamettin Kabaiş:
'Rojin Kabaiş'in dosyası aynı şekilde Gülistan Doku dosyası gibi örtbas etmeye çalışılıyor. Van Üniversitesinin rektörü delilleri karartıyor. Öğrencileri susturdu. Kamera kayıtlarını sildiler
Gülistan Doku'nun dosyası aydınlandı, sıra Rojin Kabaiş'e geldi.'
https://t.co/J88s0Jd1UK
Eğer bu Gülistan'ın kullandığı bu sim kartı annemin üzerine kayıtlı olmasaydı vay halimize, her şeyi öyle kusursuz planlamış ki örbastçı tuncay sonel, her şeyi kontrol altına almıştı. Ama kart hesapta yoktu. Sen milyon hesap yaparsın Allah sadece bir plan.
Bu adam KİM? Bu adam Gülistan Doku’nun hastahane kayıtlarını silen Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir.Daha sonra vali Tuncay Sonel’in talimatı ile yapmış olduğu hizmetten dolayı! İL SAĞLIK MÜDÜRÜ olarak atanmış. Bu adama bir işlem yapıldı mı? Gözaltına alındı mı?
Bu ikisi cinayet zanlısı biri eski valinin oğlu diğeri en yakın arkadaşı gülistan dokuya tecavüz edilmesi ve silahla öldürülmesi olayını gerçekle��tiren kişiler müebbet almaları gerekir.
Gülistan Doku'nun ablası:
"Dalgıçlar o karda kışta suya girip çıkıyorlardı ve 'Gülistan bu suda yok' dediler.
Bir dalgıç bizi bir gün kenara çekti 'Ben bu vatan için canımı veririm ama bu vali sizi kandırıyor, bizi zorla suya sokuyor' dedi. Dalgıçların dinlenmesini istiyoruz."
Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu verdiği sözü yerine getirdi.
Göreve geldiği ilk gün, ‘‘Ben bir başsavcıdan önce bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan’a ne olduğunu bulacağım’’ demişti.