Kıymetli Bursalı hemşehrilerim,
Şehrimizde son 17 aydır yaşanan algı belediyeciliği çalışmalarını sizin gibi ben de yakından izliyorum. Dönemimizde neredeyse tamamlanan projelere son dokunuşu yapıp, kurdelelerin kesilmesi, yaptığımız hizmetlerin tabelasını değiştirerek sanki yeniden yapılmışçasına hava estirilmesi gibi... Bu uygulamaların bir benzerine bugünlerde de şahit oluyoruz. Şehrimizin su sorununu çözecek Çınarcık Barajı’nın suyunu Bursa’ya taşıyacak isale hatlarının, depo ve arıtma tesislerinin yapımı ile ilgili çalışmalarımıza dün karşı çıkanları ve göreve geldiğimiz günden itibaren ortaya koyduğumuz vizyonu, kendi vizyonlarıymış gibi Bursalı hemşehrilerimize sunanları yine kıymetli hemşehrilerimin takdirine bırakıyorum.
#Bursa #Su #ÇınarcıkBarajı
KCEX'e @KCEX_Turkey Benimle Katıl, piyasadaki en düşük oranların ve 1.000 USDT'ye kadar vadeli işlem deneme bonusu ile ücretsiz çekimlerin keyfini çıkarın! Davet kodum NQVMTV, hemen kaydolmak için tıkla: https://t.co/tpGkVcQxQA
AK Partide herkes şunu iyi bilmeli…
Özellikle başarısızlıklarına rağmen gözlerini makam mevki bürüyerek hesap yapanlar…
Bu makamlar size tapulanmadı!..
AK Parti size mahkum değil!..
22 yıldır..
Hepinizi tek başına sırtında taşıyan Tayyip Erdoğan…
AK Partiyi tek başına iktidarda tutan Tayyip Erdoğan..
Hepinize rütbe verip siyaseten güçlü kılan Tayyip Erdoğan…
Dost acı söyler…
Tayyip Erdoğan ile varsınız…
Bu millet oyu size değil ona verdi..
Çünkü Tayyip Erdoğan milletin kendisi olurken siz olamadınız…
Artık deniz bitti..
Kişisel ihtiraslarınızı bırakıp yepyeni bir kadro harekatı için Tayyip Erdoğan’ın açın!..
Kusura bakmayında Erdoğan dışında hiç kimse kendini bulunmaz hind kumaşı sanmamalı…
İnanın bu kafanızla, bu bencilliğinizle bugünleri bile mumla arayacaksınız.
31 Mart seçimleri herkese ders olmadı ise hala ihanet var demektir.
Bu devletin bu milletin bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi güçlü bir lidere ihtiyacı var…
Güçlü Erdoğan’ın güçlü bir AK Parti kadrosuna ihtiyaçı var…
O nedenle değişim, yenilenme , nöbet değişimi olmazsa olmaz bir gerçek ki bu gerçek zamana bırakılmadan acil şekilde ortaya konmalı…
Vakit geçiyor…
Artık gölge etmeyin..
Karne notunuz ortada..
Kimin ne yaptığı ayyuka çıktı!.
“Biz bırakırsak ne olacak ki” demeyin.
Çok şey olur…
Millet bekliyor..
Merak etmeyin Tayyip Erdoğan gibi bir lidere sahip iken AK Parti sahip olduğu ana önleri açılmayan liyakat sahibi yetişmiş insan zenginliği ile küllerinden yeniden doğar..
Yeter ki Erdoğan’ı beklemeden
önünü açın!..
Ve…
Bürokraside bugün nasılsa Erdoğanın son dönemi diye ince hesaplar yapan, muhalefete şirin görünmek için yeşil ışık yakanlar sanmayın ki takipte değilsiniz…
Yaptığınız ihanettir…
Yanınıza kar kalmaz..
⚫️AK Parti’deki değişim beklentisinin sebepleri..
⚫️Yerel seçimin iktidar partisi tabanında nasıl büyük bir moral bozukluğuna yol açtığını 9 günlük bayram tatilinde sahada çok daha net bir biçimde gördüm.
⚫️AK Parti tabanı gelecekten umutsuz değil ama kadrolarda beklenen değişim olmazsa işlerin daha da kötüye gideceğine dair bir kanaate sahip.
⚫️Ve tam da bu yüzden acilen kapsamlı bir değişim ve dönüşüm istiyor. Bu değişimin gerçekleşmediği her günü partisi için bir kayıp olarak görüyor.
⚫️Bu kanaate nasıl mı vardım? Tatilde 3 farklı ilde yüzlerce insanla yüz yüze görüştüm. Türkiye’nin her yerinden bine yakın kişiyle ya telefon ya da mesaj üzerinden hem bayramlaştık hem de seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.
⚫️Haklarını teslim etmeden geçmek insafsızlık olur. AK Parti tabanında müthiş bir özeleştiri kültürü ve sorgulama yeteneği var.
Seçim sonuçlarında ekonominin, emeklilerin tepkisinin etkilerini kimse inkar etmiyor. Ama hemen her ilde aday tespitlerinde tabanla inatlaşır gibi yapılan hataların da en az ekonomi kadar etkili olduğunda herkes hemfikir.
⚫️Sadece bunlarla sınırlı da değil eleştiriler. Kibirden burnu yere düşse eğilip almayacak siyasi figürlere, bir türlü söz geçirilemeyen marketlere ve sürekli değişen etiketlere bir çare bulunamamasına da haklı olarak tepkili insanlar.
⚫️AK Parti’ye gönül vermiş bir lokanta esnafı diyor ki: “Ramazan’da eti toptancıdan 380 liraya almaya başladım. Son hafta fiyat 550 liraya geldi. Bayramdan sonra yine zam geleceğini söylüyorlar. 1 ayda döviz, enerji maliyetleri bu kadar artmadı ama temel gıda ürünleri sürekli zamlanıyor! Ben müşteriye bunu nasıl anlatacağım?
⚫️Sürekli artan maliyetler nedeniyle kendisinin de her ay fiyat artışına gitmek zorunda kaldığından yakınan berber… Üç harfli marketlerin bayramdan sonraki gün yine etiket değiştirdiğine gözleriyle şahit olduğunu anlatan emekli… Bu liste böyle uzayıp gidiyor.
⚫️Değişimi sadece isimler üzerinden okumamak lazım. AK Parti tabanı vatandaşın canını yakan hayat pahalılığı ve yüksek kiralarla ilgili devletin demir yumruğunu artık masaya vurması gerektiğini düşünüyor. Serbest piyasa diye diye milleti kazıklamayı adet haline getiren fırsatçının, kan emicilerin bunun bedelini ödediğini görmek istiyor.
⚫️Her şeye rağmen taban gelecekten umutsuz değil demiştik… Bunun nedenini şimdilerde partisine kırgın olduğunu söyleyen bir AK Partili rakamlarla şöyle formüle ediyor: Biz daha 10 ay önce Cumhur İttifakı olarak 26 milyon 934 bin 455 oyla genel seçimi aldık. Yerel seçimden 1.parti olarak çıkan CHP’nin, Yeniden Refahın, DEM ve İyi Parti’nin 31 Mart’taki toplam oyu ise yaklaşık 24 milyon 600 bin civarında. Yani millet AK Parti’ye ne kadar kızsa da muhalefete ülke yönetimini teslim edecek kadar güvenmiyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğine güveniyor. Sandığa gitmeyen seçmenin çoğu AK Parti seçmeni. Bu top yeniden bizim önümüze gelir. Yeter ki silkelenelim ve kendimize gelelim…
⚫️Bu eleştiri ve öneriler gösteriyor ki… AK Parti tabanı soruna dair teşhisi koymuş, tedavi yolunun ne olduğunu biliyor ve harekete geçilmesini bekliyor.
Bayramda benim sahada çektiğim fotoğraf bu. Eksiği var fazlası yok…
https://t.co/mfS5eZRNsV
📌Öğle yemeğinde soframızda domates peynir ekmek ve çay ile imtihan olurken çok mutlu idik,
Şimdi Istakoz ve Şımarıklık ve Maldivler ile imtihan olmak sadece bizi değil topyekün milletimizi yoruyor.
📌AK Parti’nin üzerine inşa edildiği davayı sırf bir merkez Sağ siyaseti olarak görmek ve göstermek, “Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli” diyerek tüm bürokratik oligarşik vesayetlerin yanında aristokratik oligarşi ve burjuva vesayetine de direnen Müslüman Türk milletinin 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a verdiği mücadeleyi görmezden gelmektir.
📌Recep Tayyip Erdoğan ismini odağına oturtarak ona güven duyan halk, onun merkez Sağ siyasetine değil, El-Emin Nebî’nin ahlâkından beslenen Emin kişiliğine inanmıştır.
📌Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onun “Aşkım” diyerek gözünden dahi sakınmak üzere yükselttiği AK Parti’yi bu çizgiden kopartarak bir
❌ıstakoz kıskacına sıkıştırmak, bile isteye yapılan bir eylem midir?
sorusunu soruyor milletimiz.
📌Belli ki Sayın Erdoğan’ın “Aşkım” diyerek gözünden dahi sakındığı davasında ve “Bizi Sen sevgisiz, susuz, havasız/ Ve vatansız bırakma Allah'ım!/ Müslümanlıkla yoğrulan yurdu/ Müslümansız bırakma Allah'ım!” gibi dualarla bezediği derdi üzerinde yer bulmak üzere her türlü kişiliksiz çabayı gösterenlerin, elde etmek istedikleri makamlara gelince, sırtına çıktıkları bu dava üzerinde tepinmelerini sanırım ancak bu şekilde açıklayabiliriz.
📌Müslümanın, davanın çilesini çektikten sonra kenara çekilmesini bekleyen, kenara çekilmeyenin kenara çekilmesi için parti içi bürokratik ve hegemonik duvarlar ören, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve aşkını bir küçücük fıçıcık tekerlemesine bindiren ıstakozcu Maldivler hastalığı,
siyaseti sadece sandıkta galip gelmek zanneden bu ülkenin masumlarına ibretler vermelidir.
📌Ya kurtulalım kıskaçlarından şu ıstakozun, ya da diri diri kaynar suların içinde büsbütün davamızı haşlayacaklar!
📌Vakit oturup çıkış referanslarımızı ve tarzımızı merkeze koyarak köklü nefs muhasebesi vaktidir ve de dünün yanlışlarını terkederek ve de sokağa güven vererek üstelikte koca cihanın sorumluluğunun omuzlarımızda olma şuuruyla köktenci bir resetleme şarttır.
📌Milletimiz sabırsızlıkla bunu beklemektedir
Seçim sonuçlarını yalnızca ekonomiye bağlamak, seçilen veya oy artıran adaylarımızın başarısını da görmezden gelmektir.
Seçimde alınan sonuç nasıl ki sadece ekonomi kaynaklı değilse, özeleştiri sorumluluğu da sadece adaylarda değil aday belirleme süreçleride sorgulanmalıdır.
Geçmiş dönemlerde aday belirleme süreçlerinde sorumluluk almış biri olarak “benim adayımdan” ziyade sonuç alacak aday en önemli kriterimizdi.
Son dönemlerde nasılsa Reis kazanıyor; EN İYİSİ BİZ ZAFERE KİMSEYİ ORTAK EYMEYELİM anlayışı hakim olmaya başladı.
Halbuki biz olumlu her işin sahibi olarak YUKARISINI gösterir, olumsuzlukları kendimiz üstlenirdik.
Bugün alınan neticede sorumluluk adresi olarak Yukarısı, yukarısı diyenler sorumluluk alın ve gereğini yapın.