Akciğerlerindeki kist sebebiyle takip altındaki Emin bebeğin annesi Rümeysa Şanal, 12 Haziran'dan beri İzmir Şakran Cezaevi'nde.
10 aylık Emin bebeğin annesinin tutuklanması, çocuğun üstün yararı ilkesini ağır biçimde zedelemektedir.
@cemre_birand2
EminHasta AnnesiHapiste
Cezaevinde 1412Hasta
Etiketi ile @Hasta_Yakinlari hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
Gelişim Geriliği Olan Azra Bebek Cezaevinde...
AİHM Kararları ile suçsuzluğu tekrar teyit edilen 2 çocuk annesi Emine Sarıoğlu; gelişim geriliği olan 27 aylık kızı Azra ile Sincan Cezaevi'nde.
Cezaevi şartları Azra'nın durumunu daha da zorlaştırıyor. Azra bebek annesiyle evinde iyileşsin.
@ilkercelik_tr
AzraBebek Hapiste
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuklarda tüberküloz tedavisinin başarılı olabilmesi için çocuğun birincil bakım vereninin yanında olması gerekir. Bu rolü üstlenen kişi çoğu zaman annedir.
Tüberküloz hastası Selman ise 12 Eylül 2025’ten bu yana annesinin tutukluluğu nedeniyle bu destekten mahrum.
SelmanHasta AnnesiHapiste
#TenkilHafizaMerkezi, hayatını kaybedenlerin ve hak ihlallerine maruz kalanların hikâyelerini belgeleyerek kolektif hafızayı canlı tutmayı amaçlıyor.
Gazeteci @cevheriguven#TenkilHafizaMerkezi Projesinin önemini anlatıyor.
🔗https://t.co/36623frxKg
YusufTarık SonOlsun
Etiketi ile @biten_hayatlar1 hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
Cezaevinde İnsanlıkDramı
Etiketi ile @cezaeviihlalia hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
📌KHK’lı imam hatip ÖMER ALACA 44 yaşında bu dünyadan göçtü.
1.5 yıl cezaevinde kaldı. Yoksulluk, maddi sıkıntılar yaşadı.
Pazarlarda tezgah açtı.
Kansere yakalanmış, bu gece hastanede öldü. 3 çocuk babasıydı.
📌Bu Zulmü Herkese Duyuralım Lütfen
👇👇👇
https://t.co/djhxGLt4pd
AsumanBirinciye Özgürlük
Etiketi ile @TrendRightsTR_ hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
Malum “FETÖ” Üyeliğinden Mahkûmiyet Bağlamında
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1.10.2025 tarihli ve E. 2025/3-158, K. 2025/374 sayılı Kararı
Üzerine Hukuki Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1.10.2025 tarihli ve E. 2025/3-158, K. 2025/374 sayılı Kararına konu olayda, üniversite öğrencisi olan, 2009 yılı itibarıyla Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın kontrolündeki Bursa’nın Yıldırım İlçesinde bulunan öğrenci evlerinden sorumlu bir kişi olarak görevlendirilen A, bu görev sürecinde söz konusu evlerde kalan veya bu evlere devam eden öğrencilerle sohbet programları yapılmasını, Fetullah Gülen’in kitaplarının okunmasını, sohbetlerine ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının izlenmesini, bu öğrencilere ders takviyesi yapılmasını organize eder ve öğrenim görecekleri alanın belirlenmesinde ve meslek seçiminde yönlendirmelerde bulunur; bu suretle çeşitli öğretim programlarına yerleştirilmesi sağlanan öğrencilerle bu öğrenim süreçlerinde zaman zaman bir araya gelerek ilişkilerini devam ettirir. Ayrıca A’nın malum “bylock” programının kullanıcısı olduğu ve kendisine mahsus bir şifre kullandığı tespit edilir.
2016 yılında “Silahlı terör örgütüne üye” olduğu şüphesiyle hakkında soruşturma yapılan A, kaçak iken, memleketi olan Balıkesir’in Burhaniye İlçesinde 14.2.2018 tarihinde yakalanarak gözaltına alınır ve bilahare tutuklanır.
1) Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü üyesi olduğunu kabul ettiği A’nın, sırasıyla TCK, m. 314 (f. 2); 3713 s. K, m. 5 (f. 1); TCK, m. 62 … hükümlerine istinaden sonuç ceza olarak 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.
Bu mahkûmiyet hükmü kurulurken “beş yıldan on yıla kadar hapis cezası”nı gerektiren silahlı örgüte üye olma suçundan dolayı temel cezayı, 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Terörle Mücadele Kanunu, m. 5 hükmü gereğince bu ceza yarı oranında artırılmıştır. Keza, A hakkında takdiri indirim nedenlerinin varlığı kabul edilerek cezasında 1/9 oranında indirim yapılmıştır.
Gerekçeli kararda,
“FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün dışarıdan bir ahlâk ve eğitim hareketi olarak algılandığı, gayrı meşru amaçlarını gizlediği dönemde örgüt içerisine legal bir yapı olduğu izlenimi ile giren sanığın, yaş, eğitim düzeyi, edindiği bilgi itibariyle hayat tecrübesinin arttığı dönemde dosya kapsamına göre kendisine Halil kod adı verilmesi ve örgüt içi gizliliği sağlamak amacıyla örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan Bylock programını kullanmaya başlanılması ile örgütün gerçek yüzünü gördükten sonra ayrıldığını / ayrılmaya çalıştığını gösteren eyleminin bulunmadığı aksine örgüt yapılanması içerisinde yer ve görev almaya devam ettiğinin, … anlaşılması karşısında, … sanığın cezası alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiştir”
açıklamasına yer verilmiştir.
Mahkeme ayrıca, A’nın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
2) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, bu mahkûmiyet hükmüyle ilgili istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
3) Yargıtay 3. Ceza Dairesi, yaptığı temyiz incelemesi sonucunda, “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi”ni hukuka aykırı bularak, bu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir (23.5.2022, E. 2022/5180, K. 2022/2898).
Daire ayrıca, A’nın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
4) Bozma kararına uyan Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda A’nın, yine aynı kanun hükümlerine istinaden sonuç ceza olarak 8 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.
Bu mahkûmiyet hükmü kurulurken “beş yıldan on yıla kadar hapis cezası”nı gerektiren silahlı örgüte üye olma suçundan dolayı temel cezayı, 6 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmiştir. Terörle Mücadele Kanunu, m. 5 hükmü gereğince bu ceza yarı oranında artırılmıştır. Keza, A hakkında takdiri indirim nedenlerinin varlığı kabul edilerek cezasında 1/9 oranında indirim yapılmıştır.
Gerekçeli kararda,
“… sanığın kastının yoğunluğu, örgüt içinde geçirdiği süre, eğitim ve askeri mahrem yapılarda görevler alması ve en sonunda askeri mahrem yapılanmada öğretmen konumunda bulunması şeklindeki örgüt yapılanmasındaki konumu, eylemlerinin niteliği ve önemi, sanığı amaç ve saiki nazara alınarak sanığın cezası alt sınırdan makul miktarda uzaklaşılarak tayin edilmiştir”
açıklamasına yer verilmiştir.
Mahkeme ayrıca, A’nın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
5) Bu mahkûmiyet hükmünü temyizen inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi,
a) “… sanık hakkında hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle ve bozma kararını işlevsiz hale getirecek şekilde fazla ceza tayin edilmesi ”ni,
b) “… geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 62. maddesi uyarınca üst hadden indirim yapılması gerekirken; dosya içeriği ile uyumlu olmayan biçimde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle takdir hakkı kullanılırken dokuzda bir oranında indirim yapılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi”ni,
hukuka aykırı bularak, tekrar bozma kararıvermiştir (11.9.2023, E. 2023/6977, K. 2023/5329).
Daire ayrıca, A’nın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
6) Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, “bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetinekarar vermiştir.”
7) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk derece mahkemesinin bu kararının bozulması ve dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi yönünde tebliğname düzenlemiştir.
8) Ancak, Yargıtay 3. Ceza Dairesi,
a) “sanık hakkında hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken ve bozma sonrasında başkaca faaliyeti de gerekçe gösterilmediği halde bozmadan önceki cezadan fazla alt sınırdan ayrılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi”ni,
b) “geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca üst hadden indirim yapılması gerekirken; dosya içeriği ile uyumlu olmayan biçimde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle takdir hakkı kullanılırken dokuzda bir oranında indirim yapılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi”ni,
hukuka aykırı bularak, ilk üçüncü defa bozma kararıvermiştir (11.9.2023, E. 2023/6977, K. 2023/5329).
9) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, direnme kararı üzerine Dairenin tekrar bozma kararı veremeyeceği, bu durumda dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca görüşülüp karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle, bu bozma kararına itiraz etmiştir.
10) Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yaptığı inceleme sonucunda, aşağıdaki gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin direnme kararının ve A hakkında kurduğu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir:
İlk derece mahkemesi tarafından, “… sanığın örgütteki konumunu değiştirmeyen bir kısım tanıklar da dinlenilerek, bu kez temel cezanın 6 yıl 6 ay olarak belirlenmesi suretiyle uyulan bozma ilamının etkisiz hâle getirilmesi usul ve hukuka aykırıdır.”
Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından, “İlk Derece Mahkemesinin, … ‘duruşmadaki saygılı tutum ve davranışları’ nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 62. maddesini tatbik etmesinde ve fakat ‘hakkında yürütülen kovuşturmayı sonuçsuz bırakmak amacıyla yurt içinde saklanırken kaçak halde yakalanması...’ nedeniyle anılan maddedeki indirim oranını 1/9 nispetinde uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ayrıca, A’nın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
Hukuki değerlendirme ve görüşümüz:
Mercilerin hiçbirinin kararında, A’nın fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı yönünde bir tartışma ve değerlendirme yapılmamıştır. herhangi somut bir suç isnat edilmemiştir.
A’nın Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, bu yapılanma içindeki faaliyetleri itibarıyla kendisine herhangi somut bir suç isnat edilmiş değildir.
Gerek Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.7.2021 ve 19.10.2022 tarihli Gerekçeli Kararlarında gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun inceleme konusu yaptığımız kararında, A’nın,
1) örneğin çeşitli sınavlarda sorulan soruların hukuka aykırı yollarla elde edilmesi, sınava girecek kişilere tevdii, sınavda kopya çekilmesini sağlamak gibi herhangi somut bir suç işlediğine,
2) “bylock” programını kullanarak kimlerle iletişim kurduğuna ve bu iletişim içeriklerine,
3) sorumluluğunu üstlendiği öğrenci evlerinde veya iletişim halinde olduğu kişiler tarafından herhangi bir suç işlenmiş olup olmadığına,
dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Mercilerin kararlarında ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
22.7.2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri -Türkiye (1595/20 ve diğer 238 başvuru)
ve özellikle,
26.9.2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya-Türkiye (15669/20),
kararları hiç dikkate alınmamış ve değerlendirme konusu yapılmamıştır.
(Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yüksel Yalçınkaya-Türkiye kararı ile ilgili tespit ve değerlendirmeler için bkz. ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 16. bası, Ankara 2026, sh. 171 vd.)
Öz itibarıyla sadece belirtmemiz gerekir ki, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmak, Fetullah Gülen ile bağlantılı kılınan eğitim ve öğretim kurumlarında görev yapmak, başlı başına bir suç oluşturmaz; terör örgütü üyeliğinden dolayı ceza hukuku sorumluluğunu gerektirmez. Meğerki kişi, bu yapılanma içindeki faaliyetleri itibarıyla herhangi somut bir suç işlemiş olsun.
İlk derece mahkemesinin Gerekçeli Kararlarında yer verilen ifadelerde de belirtildiği üzere, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmaların önemli bir kısmı, ilgili kamu otoritelerinin iznine dayalı olarak, bunların gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren kurumlar niteliğindedir.
Keza bu kararlarda, A’nın özellikle 15 Temmuz 2026 tarihli darbe teşebbüsünden sonraki süreçte Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmaya devam ettiğine ve bu yapılanmaya müzahir fiil ve davranışlar icra ettiğine dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Yargılama konusu olay bakımından dikkate alınması ve değerlendirilmesi gereken diğer bir husus, A’nın hakkında soruşturma başlatılmış olduğundan haberdar olmasına rağmen yurt içinde saklanarak soruşturma işlemlerinin ikmal edilmesine katkı sağlamamış olmasıdır.
Hakkında yürütülen soruşturma işlemlerinin gereğini yerine getirmesi, mesela Cumhuriyet savcısı tarafından çağrılması halinde bu çağrıya icabet etmesi, kişinin kendisi bakımından da bir yükümlülüktür. Ancak, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, başlı başına bir suç oluşturmamaktadır ve kişiye herhangi bir yaptırım uygulanmasını gerektirmemektedir. Çağrıldığında gelmeyen kişi, zorla getirilir; çağrıldığında gelmeyeceği ve kaçacağı düşünülen şüpheli yakalanır ve hatta gerekirse tutuklanır.
Hakkında soruşturma yapıldığından ve yakalama kararı verilmiş olduğundan haberdar olan kişinin saklanması, işlediği suçtan dolayı hakkında cezaya hükmedilirken takdiri indirim nedenleri bağlamında dikkate alınır. Ancak bunun için, kişinin somut bir suç işlediğinin sabit olması gerekir. Somut bir suç işlediği sabit olmayan ve kendisinin masum olduğuna inanan bir kişinin, hakkında başlatılan soruşturma sürecinde korkarak saklanması, kendisine isnat edilen suçu işlediği hususunda karine dahi teşkil etmez.
Not: Bu tespit ve değerlendirmeler,
https://t.co/SpLKiaOgzM
internet sitesinde yayımlanmıştır.
SelmanaAnnesini Verin
Etiketi ile @TutsakBebekler hesabının paylaşımlarına destek oluyoruz.
Seri, özgün tweetler paylaşalım. Etikete yeni katılımcılar kazandıralım.
Hasta tutuklu Abdullah Tırpan’ın kızı:
"Babam 72 yaşında ve his kaybından dolayı yürüyemiyor. Elleri de tutmadığı için kendi öz bakımını ancak koğuştaki arkadaşlarının yardımıyla karşılayabiliyor. Şeker hastalığı nedeniyle bayılıyor."
AbdullahTırpanın SesiOlalım @myeneroglu
"BABAMIN ÇOK VAKTİ KALMADI, TAHLİYE İÇİN ÖLMESİNİ BEKLİYORLAR"
Bir yıldır Tekirdağ'da tutuklu olan köfteci Abdullah Tırpan amcanın kızı:
"Babamın artık çok vakti kalmadı. Bunu görüşlerde görünce hissediyoruz. İki hafta önce 3 Şubat'ta açık görüşümüz vardı. Hali çok kötüydü. Konuşmaya mecali yoktu. Herhalde ölene kadar babamı orada tutulacaklar. Çıkartmıyorlar. Çok zayıflamıştı. Bu hafta daha da çökmüştü. Elleri kemikti sadece. Çok kötüydü. Cezaevinin yemeklerini yiyemiyor, 'İçim almıyor' diyor. Midesinde sıkınlar var.
Geçen hafta, 12 Şubat'ta bir anda dili dönmemiş, hiçbir şekilde konuşamamış. Koğuştakiler hemen butona basmış. Ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde kağıda yazmışlar. Revir doktoru ambulans çağırmış. Şekerine, tansiyonuna bakmışlar. Her şey normal ama dili dönmüyor, dili ağzının içinde büyümüş. Konuşturmaya çalışmışlar. Biraz konuşunca koğuşa geri göndermişler. Bu hafta nörolojiye götürecekler babamı.
Birkaç ay önce bilincini kaybedip bayıldığında, komaya girdikten sonra kalp ilacı vermişlerdi. Şu an onu da kullanıyor ama kalbi hemen yoruluyormuş. Merdiven çıktıktan sonra çok çarpıntı oluyormuş. Taşikardı var diye yazmış doktor. Biraz o ilaç iyi gelmiş. Ama tansiyonu 5'e düşüyor. Geçen yine baygınlık geçirmiş.
Kişisel bakımını tek başına yapmıyor. Koğuştakiler yardım ediyor. Tutuklanmadan önce elleri tutmadığı için babamın tırnaklarını ben keserdim, bana bile zor alışmıştı. Kendi kızına bile zor alışmışken başkasının yapması zor geliyor. Tuvalet ihtiyacı için sandalyenin ortasını kesip oturak yapmışlardı, onu kullanıyordu. Şimdi cezaevi medikal bir sandalye vermişler ama yine de koğuş ortamında tuvalet ihtiyacının bile kendi başına karşılayamamak çok zor.
Bir de bunların üstüne ayak tabanları yanmış. Babamın zaten zatürresi de vardı, kireçlenmeden dolayı eklem yerleri de ağrıyor. Koğuştakiler de beş litrelik bidona sıcak su doldurmuşlar. Yatağın içine koymuşlar. Babam da iyice ısınsın diye ayaklarını yapıştırınca ayaklarının altı komple yanmış. Şişe patlamamış ama ayağı şişeye yapışmış. Topuğundan parmaklarına kadar iki ayağı birden yanık. 'Sıcak sıcak iyi geldi' dedi ama şeker hastası olduğu için hiçbir şeyi hissetmiyor. Sinir ucu iltihabı olduğu için ellerinde ve ayaklarında his kaybı var. Yandığını da fark etmiyor. Kalkmış ayağa, bakmış terliğinde su var. Su toplayan yanıklar patlamış. 'Benim terliğimde neden su var' demiş, bir bakmışlar ayağının altı komple yanık. Plastik cerrahiye götürmüşler, Ayağının altındaki deriyi komplo almışlar sarmışlar, her yetini kapatmış görüşte, çenesine kadar kazağını çekmiş, babam da bir şey anlatmıyor götürmesinler diye. Zaten rüyalarda görüyor. Babam böyle şeyleri hisseden bir insandır. 'Sarıklı insanlar geldi, beni yanlarına çağırdılar. Koğuştakiler aklıma gelince uyandım. Herhalde gidecektim' diye bize anlattı."
AskeriÖğrencinin Çığlığı
Bilgi: https://t.co/fpQdRNeCjJ