37 MADDE İLE ÇÖZÜME AZ KALA
Yıllardır anlatıyoruz...
Çıraklık ve stajyerlik sadece bir eğitim süreci değildi.
Atölyelerde, fabrikalarda ve işyerlerinde geçen bir emek hikâyesiydi.
Bugün gelinen noktada önemli olan şudur:
Yıllardır dile getirilen gerçekler artık sadece mağdurlar tarafından değil, yargı tarafından da görülmüştür.
Yargıtay'ın onanmış kararında , eğitim dışında fiili çalışmanın ve emeğin göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir.
İşte bu nedenle yaklaşık 40 yıllık mağduriyetin çözümü için 37 madde ile tamamını geride kimse kalmayacak şekilde hazırladım.
37 madde bir slogan değil,
bir vaat değil,
doğrudan çözümün yol haritasıdır.
Yıllarca bedel ödeyenlerin, emek verenlerin ve bekleyenlerin sorunlarını bütün yönleriyle ele alan kapsamlı bir çalışmanın finalize bölümüdür.
Bugün artık sadece mağduriyeti değil, çözümü de konuşuyoruz.
Çünkü ortada bir gerçek var.
Ortada bir emek var.
Ortada bir çözüm var.
Ve o çözümün adı:
37 Madde.
Çözüm hiç olmadığı kadar yakın.
“Her Zaman Yanında” Olan Kurum, Biz Çalışırken Neredeydi?
Sn: @isikhanvedat
Sn: @B_Palandoken
Sn: @Yusuf__Tekin
Sn: @vedatbilgn@sgksosyalmedya & @tcmeb@adalet_bakanlik & @iloankara@tcmeb_mtegm & @csgbakanligi
Bugün dijital ekranlar üzerinden “Dijital SGK Her Zaman Yanında!” sloganıyla sunulan hizmetleri yakından takip ediyoruz. Kurumun teknolojik altyapısıyla vatandaşa birtakım kolaylıklar sağlaması elbette önemlidir. Ancak SGK'nın bu modern ve kusursuz görünme çabası, geçmişte çocuk yaşta sanayide, işletmede ve üretim hatlarında ter döken yüz binlerce insanın yaşadığı mağduriyeti ve dönemin kurumsal eksikliklerini örtmeye yetmiyor.
Bugün e-Devlet sistemine girdiğimizde çok net bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. Sistem üzerinde iki farklı tarih görünmektedir. Bir yanda staj ve çıraklık kapsamında fiilen üretime katıldığımız, alın teri döktüğümüz ilk günün tarihi ve 4/A sigorta giriş kaydımız kurumun dijital kayıtlarında açıkça yer alırken; diğer yanda sosyal güvenlik bakımından uzun vadeli sigorta kollarına esas alınan ve hizmet başlangıcı olarak kabul edilen farklı bir tarih esas alınmaktadır. Devletin kendi kayıtlarında üretime katıldığımızın ve emeğimizin kayıt altına alındığının açıkça görülmesine rağmen, bu ilk tarihin sosyal güvenlik başlangıcı olarak dikkate alınmaması ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.
1980’li ve 90’lı yılların o kısıtlı imkânlarında, ellerimize tutuşturulan sigorta kartlarıyla fabrikalara, tezgâh başlarına gönderildik. Bu kayıtların ne anlama geldiğine, gelecekte hangi sonuçları doğuracağına dair açık ve yeterli bir bilgilendirme yapılmadan üretimin içine dahil edildik. O dönem çocuk yaşta ekonomiye doğrudan katkı sunan bizleri eksik bilgilendiren, yarınlarımızı güvence altına almayan bu yapı, bugün hak kaybı olarak tartışılan adaletsizliğin temelini oluşturmaktadır.
Üstelik SGK’nın iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında çırak ve stajyerlere tanımladığı sigorta yapısı ile buna bağlı geçici iş göremezlik ödemeleri, sorunun özünü ortadan kaldırmamaktadır. Bu kapsam, kısa vadeli bir güvence sağlamakta; ancak üretimin içinde fiilen yer alan bu çalışmaların uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurmamaktadır. Esas mesele de tam olarak budur: aynı üretim düzeninin içinde yer alan çırak ve stajyerlerin kayıtlı emeğinin, sosyal güvenlik sisteminde karşılıksız bırakılması.
Yurt dışı uygulamalara bakıldığında ise SGK’nın, belirli şartlar altında yurt dışında geçen sigortalılık sürelerini başlangıç kapsamında değerlendirdiği ve bazı sosyal güvenlik sözleşmeleri çerçevesinde ilk işe giriş tarihlerine hukuki sonuç bağlanabildiği görülmektedir. Bu durum, kayıtlı emek ve sigortalılık sürelerinin belirli koşullarda sistem içinde dikkate alınabildiğini göstermektedir.
O halde şu soru cevap beklemektedir:
Yurt dışında geçen sigortalılık süreleri ve bazı ilk işe giriş tarihleri hukuk düzeni içinde değer bulabiliyorsa, Türkiye’de devletin bilgisi ve denetimi altında, üretimin tam merkezinde geçen çıraklık ve staj dönemlerinin kayıtları neden aynı hassasiyetle değerlendirilmemektedir?
Bizim itirazımız herhangi bir ayrıcalık beklentisi değildir.
Bizim itirazımız, devlet kayıtlarında mevcut olan fiili emeğin sosyal güvenlik sisteminde hak ettiği karşılığı bulamamasınadır.
Çocuk yaşta üretime katılan, sanayinin çarklarını döndüren, ekonomiye katkı sunan nesillerin kayıtlı emeği görmezden gelinmemelidir.
İlk sigorta giriş tarihimiz kurum kayıtlarında vardır.
Üretime katıldığımız gün bellidir.
Alın terimiz ortadadır.
Beklentimiz, kayıtlı emeğin hakkaniyet temelinde değerlendirilmesi, ilk sigorta giriş tarihimizin sosyal güvenlik sisteminde karşılığını bulması ve yıllardır devam eden bu mağduriyetin sona erdirilmesidir.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu🇹🇷
Türkeşin Emaneti Emek
Bahçeli Sözü Senet
#StajyerÇırakGerçekleşmeyenVaat