Fatih Altaylı:
"Bir yandan dağdaki teröriste “Silahı bırak, gel” diyor ve bundan 20 yıl önce Mehmet Ağar’ın söylediği gibi “Dağdan inene düz ovada siyaset yapma” imkanı tanıyan yasayı kabul ediyoruz.
Diğer yandan en küçük bir şiddet eylemine başvurmamış ve sadece bir kadın dayanışması olarak saçını ören bir kadın hemşireyi meslekten ihraç ediyoruz.
Yılın başında Suriye’de, IŞİD bağlantılı Rami Haşimi adlı bir Suriyeli milis, YPG saflarında yer alan bir kadını öldürüp saçlarını kesti ve bu saçlarla poz verdi.
Olay dünya çapında infial yarattı.
Dünyanın pek çok yerinde, pek çok kadın saçlarını örerken çektikleri videoları sosyal medyalarında yayınladılar.
Türkiye’de de bazı kadınlar bu harekete katıldılar ve benzer videolar yayınladılar.
Bunlardan biri de Kocaeli’nde görev yapan bir hemşire idi. Hemşire İkra Avcı hakkında “teröre destek verme” suçlamasıyla dava açıldı. Dava beraatle sonuçlandı.
Ancak Sağlık Bakanlığı mahkeme kararına rağmen, hemşire Avcı’yı meslekten ihraç etti.
Bir yanda Türk askerine, polisine, vatandaşına silah sıkan, öldüren teröriste af getiren yolu açıyoruz.
Diğer yandan saçını örmekten öte bir şey yapmamış bir hemşireyi meslekten atıyoruz.
Biz gerçekten ne yaptığımızı biliyor muyuz!"
Aylardır susuyorum...
Narin katledileli neredeyse bir yıl olacak. Sözde Narin'in hakkını savunduklarını iddia eden bir grup akrabası trol hesaplar açarak başta ben olmak üzeri Narin'in hakkını savunan kim varsa tehdit ediyorlar, hakaret ediyorlar ölüm tehditleri savurup duruyorlar.
Narin'in katil zanlıları cezaevinde, olayın izlerini silmek için çaba harcayan bir çok akrabası ceza aldı, yargının verdiği kararı ne gazeteciler, ne medya ne de başka kesimler verdi. Karar mahkeme tarafından verildi. Dosya yargının elinde. Yerel Mahkemenin verdiği kararı istinaf onadı şimdi dava Yargıtay aşamasında. Yargının vereceği her karara herkesin saygılı olması gerekiyor. Sanıklar beraat etseydi de saygı duyacaktık o karara.
Başta Narin’in babası Arif Güran olmak üzere ismini ağzıma almayacağım bir TV kanalına çıkıp her gün beddua hakaretler ediyor bizlere.
Aylardır Güran ailesinin trol hesapları bana ve Narin konusunda gerçekleri yazan bazı gazeteci arkadaşlarıma ve Narin'i savunan avukatlara yapmadık hakaret bırakmadılar. Güran ailesi trolleri bu tehdit ve hakaretleri yaparken de bazı gazeteciler bunlara sonsuz destek verdiler. Gerçekleri ters düz eden o gazetecileri geçmişten de biliyoruz. Kendilerini liberal solcu kabul eden Taraf Gazetesi mantığı ile hala gazetecilik yapmak isteyen FETÖ şerbeti içmiş gazetecilerin kışkırtması ile her gün tehditler alıyoruz.
Gerçekleri ortaya çıkarmak için hiçbir çabası olmayan sadece algı çalışması yapan o gazeteciler Güran ailesi trollerine sonsuz destek vererek ne amaçlıyorlar kestirmek zor.
Burada Güran ailesine son kez sesleniyorum, Güran ailesi savunucularına son kez sesleniyorum; Bu şekilde hak aranmaz, tehditle, hakaretle, anamıza, eşimize, çocuğumuza ve evdeki hayvanlarımıza küfür ederek hakaret ederek , ölüm tehileri savurarak bir sonuç alamazsınız. Kendinizi haklı görüyorsanız, haklarınızı hukuk yolunda arayın. Gerçekleri görün. Narin'i kim katletti sorusuna cevap arayın. 21 Ağustos günü Arif Güran Batman'da davetiye dağıtırken, Narin'in kaybolduğu haberini alıp dönerken yolda oğlu Osman'ın saat 19.30 sularında kendisine yolladığı mesajı neden 23 ağustos günü telefonunda sildiğini sorgulayın. Babasına Narin ile ilgili mesaj çeken Osman'ın telefonunun neden parçalandığını sorgulayın. Salim Güran'ın arama ekiplerinin Eğertutmaz deresine doğru arama çalışması yaparken neden etrafı tekmelediğini sorgulayın gerçeklere ulaşırsınız. Gözaltına alınan Güran ailesi üyelerinin tamamının neden Whatsapp görüşmelerini ve telefon kayıtlarını sildiklerini sorgularsanız gerçeklere ulaşırsınız.
Narin kaybolduktan sonra Güran Ailesi tarafından kurulan Narin Whatsapp grubundaki yazışmalarda elde edilen bilgilerde, Jandarmanın köydeki her hareketi an an neden yazıldı? Jandarma nerede ne çalışma yapacak, hangi evde arama yapacak diye her durum neden grupta yazılarak tedbir alınması istendi bunları sorgulayın gerçeklere ulaşırsınız.
TEHDİTLER ASLA BENİ KORKUTMAZ...
GERÇEKLERDEN GERİ ADIM ATMAM ASLA SÖZ KONUSU OLMAZ...
Ben köyde yayın yaparken Narin'in katillerinin bulunması için haberler yaparken Salim Güran'ın aracında DNA bulunduğunu söyledikten sonra neden tamamen bana yöneldiniz? Köyde defalarca ölüm tehditti yaptınız arkama adam taktınız geri adım attım mı? Gerçekleri söylemekten geri durdum mu?
Buradan bir çağrıyı da İçişleri Bakanı @AliYerlikaya ve Adalet Bakanı @yilmaztunc'a yapıyorum. Aylardır Güran ailesi trolleri sahte hesaplar açarak bizleri tehdit ediyorlar. İlle de birimizin ölmesi mi gerekiyor tedbir almanız için? Defalarca suç duyurusunda bulunduk hala ne bir gözaltı ne bir işlem yapılmadı. Artık suç duyurusunda bulunmanın bir anlamı kalmadı çünkü bir sonuç yok ortada. Bakın bu hakaretler ve tehditlerin bir çoğu yakın zamanda içinde yapıldı. Siber polisi bu tehditleri görmedi mi? Yargı makamları bu tehditleri görmedi mi? Bu alçaklara karşı bir işleminiz olmayacak mı hala?
Okuyanlardan özür dileyerek bu çirkin ve aşağılık tehditleri sansürlemeden paylaşıyorum ki herkes gerçekleri görsün.
Son sözüm şudur: Tek kurşunla tehdit etseniz de her gün hakaret küfür yazsanız da gerçekleri yazmaya devam edeceğim.
Turistlik bölgelerdeki gençlere operasyon yapan zabıtalar ve @TCKulturTurizm
Bakanlığı onlardan daha aşağılık durumlara imza atan Hadise içinde önleyici adımlar atacak mi acaba.
Bu iğrenciliği sanat ile ilişkilendirebilecek gerizekalı varmı acaba.
Kadınlar aşık olduğu adamın düzelmeyeceğini anlayana kadar çabalamaya devam eder, son çabadan sonra da bir şeyler değişmiyorsa;
o gece yarısı kahvesini içip, tüm olayı bitirip yoluna devam eder..
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Yanan yerlere zeytin ağacı dikin.
Ankara'da YKS'den çıkan öğrenci: "Öğrenciyi asla potansiyeliyle değerlendiren bir sınav değil. Birçok insan birçok şeyden feragat ederek bu sürece hazırlandı. Ve feragat ettikleri şeyler, onları insan yapan şeylerdi"
Sanatçılar “terörsüz Türkiye istemiyor” diye bir liste yapmışlar.
Benim adımı da listeye koyup hedef göstermişler…
Ben “Hepimiz kardeşiz” derken,
siz daha nerede durduğunuzu bile bilmiyordunuz.
O zaman biz, bu ülkede insanlar ölmesin analar ağlamasın diye her alanda dil döküyorduk.
Ama şunu bilin… Terörden daha büyük bir sorunu var bu ülkenin. O da, “YOLSUZLUK “
Yolsuzluk, terörden on kat daha tehlikelidir. İç çatışmaya harcanan paranın üç katı yolsuzluk yapıldı bu ülkede.
Bir çocuğa tecavüz edenle, bu halkın ekmeğini, geleceğini çalan hırsızın farkı yok.
Yolsuzluk yapan siyasetçi veya her kimse, en büyük teröristtir.
Asıl yolsuzluk yapanlar yüzünden 40 yılda ülkenin düştüğü derin yoksulluğu görmelisiniz! Sokağa çıkın, insanlara dokunun. Milletin anası ağlamış anası.
Bugün…
Emekliler yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir profesörün, hakimin, savcının, doktorun, öğretmenin, askerin, memurun, işçinin aldığı maaş yürek yakıyor.
Ama bir avuç hırsız hâlâ bu ülkenin kaynaklarını göz göre göre çalıyor ve yiyip bitiriyor.
Ben yıllardır bu ülkenin barışı için filmler yaptım, şarkılar söyledim.
Şunu çok iyi bilin ki…
Bu ülkeye barış gelse bile, bu denli büyük yolsuzluk ve adaletsizlik olduğu sürece bu ülke asla iflah olmayacak.
Yolsuzluk terörle eş değerdedir.
Şimdi siz de…
Adamsanız,
bu yazdıklarımı da televizyonlarda ve köşe yazılarınızda yayınlarsınız.