@e_ercis Bu değersizi ne seyrederim ne de reklamını https://t.co/GtzcKYwCok de videosu karşıma çıktı ve izlenme oranı beni de rahatsız etti.Elbette oynatmadım ve bildirdim
@samiltayyar27 Bizi rahatsız da etse eleştiriye tahammül etmek demokratik olgunluktur.Yoksa Selman a hiç bir şey söylenmediği gibi bir dünya doğru dünya değil
@muvahhid1299 Peygaöberimize isnad edilen bu rivayete değil onun tilavet ettiği vahye inanıyorum "De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. " (Ahkaf 9)
@Arnavut_Esra@DrTasbas Yabancı okulları hep beraber acımasızca eleştirelim ama kitlemize hakaret eder şekilde konuyla alakası olmayan görselleri kullanmayalım lütfen
@melikyigitel Üniversite sınavında sonuncu olmuş ingilizce lisans eğitimi aldığı halde ingilizce bilmeyen hiç bir başarılı icraatı olmayan Samanyolu tv nin spor yorumcusu cahil laz müteahhitin peşinden giden ukala güruha bak hele sen
@nedimsener2010@htcolgun Devlet KK nın CB seçilme ihtimaline elbette engel olmadı, demokrasiye karışmadı.Ama Nato- Fetö nün adamının ülkeyi ele geçirmesine müsaade edemezdi ve elbette etmedi gereğini yaptı
@BarisUnver Türkiyeyi avrupaya bağımlı yapmak için balıkçı lokantalarında elçilerinden talimat alanlara fırsat vermeyen Adalet bakanımız avrupalıların zoruna gitmiş bir de yerli işbirlikçilerinin
@mge_kurt@zafersahin06 Kurallara uymayan biri olsaydım dahi hukuka aykırı polis şiddetini anlayamazdım, bir göçmen de olmadığım halde göçmen olmamın iyi (!) davranılmamamayı meşru hale getirdiği iddiasını anlayamadığım gibi.
@ketelapongo@zorvuslat@SireneOznur Evet hakkında mahkemenin tutuklama kararı bulunan bir soykırumcıyla işbirliği yapmakta hiç bir ahlaki rahatsızlık hissetmeyenlerin hayalleri boşa çıkmaya mahkumdur
Adnan Oktar'a kedilik yaparken örgüt çökünce FETÖ ve İmamoğlu suç örgütüne transfer olan Bircan Yıldırım, adıma sahte bir görsel hazırlayıp beni FETÖ ile ilişkilendirmeye çalışmış. Ben 2022 yılında böyle komik şekilde yazılmış bir tweet paylaşmışım öyle diyor. Tenya kadar beyniyle bana iftira atmaya yeltenen Bircan'ın belliki https://t.co/c5DzgRBVLx sitesinden haberi yok. Bu site sosyal medyadaki görsellerin gerçek olup olmadıklarını analiz ediyor. Bu FETÖ'cü artığına inanan zaten yoktur ama ben yine de bu cahil beyinsize ve etrafındaki diğer beyinsiz sürüsüne cevaplarını vereyim.
FotoForensics sitesinin "Metadata" (Meta Veri) sekmesinde gördüğünüz kırmızı kare içine alınmış ifadeler, sahte görseli hazırlayan kişinin cihazını, hangi programları kullandığı ve görselin ne zaman oluşturulduğunu gösterir. Bircan Yıldırım'ın 2022 diye paylaştığı görsel, 24 Mayıs 2026 tarihinde saat 19:16'da bir Apple cihaz tarafından hazırlanmış ve ekran görüntüsü alınmış.
FotoForensics, bu tarihi görselin içerisine gizlenmiş olan EXIF (Exchangeable Image File Format) ve Metadata (Meta Veri) adı verilen dijital parmak izlerini okuyarak tespit eder. Bir dijital görsel oluşturulduğunda, arka planda insan gözüyle görülmeyen ancak bilgisayarların okuyabildiği gizli bir veri günlüğü tutulur. Sistem şu adımları izleyerek bu tespiti yapar:
1-) Bir iPhone veya Mac bilgisayarda ekran görüntüsü alındığında ya da bir görsel kaydedildiğinde, Apple’ın işletim sistemi (iOS/macOS) görsele otomatik olarak kendi renk profilini (Apple Display P3 veya sRGB profilini) gömer. Bu işlem sırasında cihaz, o anki dünya standart zamanını (saat ve tarihi) milisaniyesine kadar bu renk profilinin içerisine kalıcı olarak işler.
2-) FotoForensics sitesine görseli yüklediğinizde, site görselin piksellerine bakmadan önce dosyanın kod yapısını inceler. Dosyanın en başında yer alan ve "ICC Profile Header" (Renk Profili Başlığı) olarak adlandırılan veri bloğunu tarar. Bu bloğun içindeki "profile creation date tags" (profil oluşturma tarihi etiketleri) satırını bularak doğrudan cihazın o resmi kaydettiği anı ekrana yansıtır.
3-) Görselin üzerindeki yazılar (örneğin sahte tweetteki 2022 tarihi) sadece birer resim pikselleridir ve kolayca taklit edilebilir. Ancak cihazın arka planda dosyayı kaydederken oluşturduğu dijital mühür (Meta veri), profesyonel yazılımlarla özel olarak silinmediği sürece değiştirilemez. Dosya internete yüklense bile (eğer platform bu verileri tamamen temizlemediyse) bu tarih dosyanın içinde gizli kalmaya devam eder.
4-) FotoForensics bir tahmin yürütmez; görseli oluşturan Apple cihazının, dosyayı kaydettiği an dosyaya vurduğu "dijital zaman damgasını" ve resmi üretim mührünü okur.
Yani Bircan Yıldırım, hazırladığı görselin sahte olduğunun ortaya çıkarılmasının bir kaç dakika süreceğinden habersiz bana FETÖ'cü iftirası atmış. Şimdi X yönetimine Bircan Yıldırım'ın, kendisinin hazırladığı sahte bir X görseli ile beni bir terör örgütü ile ilişkilendirmeye çalıştığını bütün belgeleri ile anlatan bir yazı gönderiyorum. Bakalım bundan sonra kendi adınla hesap açabilecek misin göreceğiz.
İşin aslı Bircan, uzun zamandan beri bu seviyede bir hata yapmanı bekliyordum. Bu sabah bana bu fırsatı verdiğin için teşekkür ederim.
@BircanYldrm_
Bircan Yıldırım'ın hazırladığı sahte görselin https://t.co/c5DzgRBVLx analiz edildiği orijinal linki de bir alttaki gönderiye bırakıyorum. Mutlaka bir göz atın, bir gün sizin de bu iftiracı FETÖ'cülerin ağzına kürekle vurmanız gerekirse açar kullanırsınız.
@Bezginbakir061@dogcmlkl Seri katil örneği bu olaya uymuyor.Burada arkadaşlar avukatlardan üstün olduklarını kanıtlamak için yine bir avukatın yardımına başvuruyor
Sn @ismailsaymaz , size çok basit şekilde anlatmaya çalışacağım. Şimdi bir soruşturma kapsamında birlikte gözaltına alındığımızı ve tutuklandığımızı düşünün. Tutuklu kaldığımız sürede savcılığa 3-4 kez dilekçe yazıyorum ve itirafçı olarak ifadeler veriyorum. Verdiğim ifadelerde, "İsmail Saymaz ile bir toplantı yaptık, o toplantıda bana tedbirini al, sıkıntılı taşınmazın, bankada paran veya evraklar varsa bunları dokunulmazlığı olan falanca milletvekiline emanet et dedi. Bazı müteahhitlerden yüzde 7 komisyon alıyordu." şeklinde beyanlarda bulunuyorum.
Üstelik bununla da kalmıyorum. Aradan aylar geçiyor, hakkımızda iddianame hazırlanıyor ve savunma sıram gelerek yapmış olduğum savunmamda hakimin karşısında açıkça, "Bu ifadelerimin arkasındayım." diyorum.
Şimdi hukuk devreye girer. Daha doğrusu girmesi gerekir.
Sizin, yani bu iddiaların muhatabının, en temel hakkı nedir?
Çapraz sorgu.
Peki mahkeme heyeti ve duruşma savcısının karşısında bana ne sorar ve benden ne beklersiniz?
"Ne zaman verdim bu talimatı? Bu talimatı sana nerede, kimin yanında verdim? Hangi gün hangi saatte nerede yapıldı bu toplantı, kimler vardı? Hangi müteahhitten %7 komisyon istedim? O müteahhitler nerede? Şikayetçi olmuşlar mı? Aldığım iddia edilen rüşvet paraları nerede?" gibi sorular sorar ve iddiada bulunan şahsın bu iddialarını ispat etmesini beklersiniz.
Hatta daha da ileri gider, "Bu şahıs yalan söylüyor. Açık şekilde iftira atıyor. Sayın başkan sayın savcım buyurun, bu da bu şahsın yalanları ve iftiralarının aksini gösteren belgeler." dersiniz. En azından masum olan bunu yapar değil mi?
Bu refleksler, bir tercihten öte, savunmanın doğasıdır. Çünkü bu tür iddialar karşısında susmak, en azından hukuk mantığı açısından, olağan bir davranış değildir.
İşte tam da bu yüzden, sizin tartışmanız gereken yer burasıdır Sn @ismailsaymaz .
Ortada, etkin pişmanlık kapsamında verilmiş ve "arkasındayım" denilen iddialar var. Bu iddialar, isim isim kişileri ve somut fiilleri hedef alıyor. Normal şartlarda, bu tür beyanların çapraz sorguda didik didik edilmesi, her bir detayının zorlanması, çelişkilerinin ortaya çıkarılması beklenir.
Ancak duruşmanın SEGBİS kayıtlarına bakıldığında, bu beklentinin karşılanmadığı aleni şekilde görülüyor.
Ne kapsamlı bir zaman-mekan sorgulaması…
Ne iddiaların içeriğini parçalayacak teknik sorular…
Ne de doğrudan "bu iddialar yalandır" şeklinde net bir karşı çıkış…
Dahası, iddiaların muhataplarından birisine dönerek gözlerinin içine bakarak, "Bal gibi sende oradaydın, orada değil miydin?" diyen Soytekin'e gıkını bile çıkmayanlar... Normalde sizin ister istemez şu soruyu gündeme getirip ortaya bir tablo koymanız gerekiyordu.
Eğer biri benim hakkımda bu kadar ağır iddialarda bulunsa, bu şahısı o mahkeme salonunda yerin dibine sokardım. Peki aylardır "iddianame değil iftiraname" diyenler, Ekrem İmamoğlu'su Fatih Keleş'i Mehmet Pehlivan'ı Tuncay Yılmaz'ı neden Soytekin'e esas hakkındaki beyanları için sorular sormadılar? Neden itirafçı olan Soytekin'i o salonda yerin dibine sokmak yerine karşısında dut yemiş bülbüle döndüler? Madem Soytekin karşısında susulacaktı, sorular sorulmayacaktı, "bugüne kadar biz kimi neden dolayı savunuyoruz?" diye masaya yumruğunuzu vurmanız gerekirdi.