Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu sezon uyguladığı sistem, Trabzonspor U19 takımının üç yıllık emeğini birkaç maçlık bir organizasyona kurban etti.
Trabzonspor U19 Takımı, sezon boyunca rakiplerini geride bırakarak Türkiye U19 Ligi şampiyonu oldu.
Üstelik bu başarı bir tesadüf de değildi.
Bordo-mavililer üst üste üçüncü kez şampiyonluk sevinci yaşadı.
Normal şartlarda bu başarının karşılığı Avrupa'da Türkiye'yi temsil etmek olmalıydı.
Ancak TFF'nin aldığı kararla işler değişti.
Sezon boyunca onlarca maça çıkan, istikrarını koruyan ve ligi zirvede tamamlayan takımın kaderi, sezon sonunda düzenlenen dört takımlı mini bir organizasyona bırakıldı.
Yani lig şampiyonu olmak artık tek başına yeterli değildi. Şampiyon takımın yeniden kendini ispatlaması istendi.
Peki neden?
Bir takım ligi birinci bitiriyorsa zaten en iyi takım olduğunu kanıtlamış olmuyor mu?
Alenen "Ver misketlerimi, oynamıyorum, bir daha oynayacağız..." denildi.
Tam olarak yaşanan da buydu.
Trabzonspor U19 Takımı finalde Göztepe ile karşı karşıya geldi.
Mücadele 3-1 Göztepe'nin üstünlüğüyle sona erdi. Sonuç olarak Türkiye şampiyonu Trabzonspor, Avrupa bileti alamadan organizasyona veda etti.
Burada mesele Göztepe'nin galibiyeti değil. Göztepe sahada kazandı ve hakkıyla kazandı.
Tartışılması gereken konu, sezon boyunca ortaya konulan emeğin birkaç maçlık bir turnuvayla değersiz hale getirilmesidir.
Bugün Trabzonspor'un başına gelen yarın başka bir kulübün başına gelebilir.
Bir takım sezon boyunca zirvede kalacak, şampiyon olacak, kupayı kaldıracak ama Avrupa'ya gitmek için yeniden sınava girecek...
Bunun spor mantığıyla açıklanabilecek bir tarafı var mı?
Daha da önemlisi, bu genç oyunculara ne anlatacaksınız?
"Şampiyon oldunuz ama aslında olmadınız" mı diyeceksiniz?
Üç yıl üst üste Türkiye şampiyonu olan bir altyapının Avrupa'dan uzak kalması, Türk futbolu adına da ciddi bir kayıptır. Altyapıların en büyük motivasyonu uluslararası arenada boy göstermek, kendilerini Avrupa vitrininde gösterebilmektir.
Trabzonspor U19 Takımı bu hakkı sahada kazandı. Ancak aldığı sonuçla değil, uygulanan sistem nedeniyle Avrupa hayaline veda etti.
Bu kararda imzası olanlar bir kez daha düşünmeli.
Çünkü bu sistemin kaybedeni sadece Trabzonspor değil, Türk futbolunun geleceğidir.
İnsanlar 17-20 saatlik yoldan otobüslerle geliyor ve finalin yapılacağı şehire alınmıyor. Böyle saçmalık olabilir mi? Bu nasıl bir organizasyon, nasıl bir düzen?
TRABZONSPORLULARA İŞKENCE YAPMAYI BIRAKIN LÜTFEN.
@AntalyaValilik@TC_icisleri@EmniyetGM
Hasan Tüncel: "Trabzonspor taraftaları şehir merkezine alınmıyor. Aktarılan bilgilere göre Antalya Emniyeti'nin aldığı karar neticesinde maç saatine yakın şehre alınacaklar."
Bugün Antalya’da oynanacak Türkiye Kupası Finali için yurdun dört bir yanından takımını desteklemek üzere yola çıkan taraftarlarımızın, Antalya Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda şehre alınmayacağı ve maç saatine kadar otobüsler ile araçların bekletileceği bilgisini büyük bir tepkiyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Dünyanın her yerinde final organizasyonları; o şehrin tanıtımı, spor kültürünün yaşatılması ve misafirlerin en iyi şekilde ağırlanması için bir fırsat olarak görülür. Final verilen şehirler ekstra hazırlık yapar; taraftarların şehrin atmosferini yaşaması, esnafa katkı sunması, o heyecanın tüm kente yayılması için özel çaba gösterir.
Peki soruyoruz:
Eğer bu organizasyon bir Avrupa finali olsaydı, yabancı taraftarlar Antalya’ya gelecek olsaydı, aynı uygulama yapılır mıydı? Şehrin girişinde otobüsler saatlerce bekletilir, insanlar maç saatine kadar dışarıda tutulur muydu?
Kendi ülkemizde, kendi kupamızın finalinde kendi vatandaşımıza reva görülmeyen uygulamaların; yabancı misafirlere gösterilecek hassasiyetin gerisinde kalması kabul edilemez.
Takımını desteklemek için kilometrelerce yol yapan, şehre ekonomik katkı sağlayacak, final atmosferini yaşamak isteyen taraftarı potansiyel sorun gibi görmek; sporun ruhuna, misafirperverlik anlayışına ve adalet duygusuna aykırıdır.
Trabzonspor taraftarı suçlu değil, bu oyunun asli unsurudur.
Antalya Valiliği ile birlikte bu akıl dışı kararın bir diğer sorumlusu da TFF’dir. Türkiye Kupası Finali’nin Antalya’da oynanması kararı alınırken gerekli planlama, koordinasyon ve organizasyon hazırlıklarının yapılmadığı; bugün ortaya çıkan bu utanç verici tabloyla açıkça ortaya çıkmıştır.
Antalya Valiliği bu yanlış karardan derhal dönmeli; taraftarlarımızın şehre girişine ve final atmosferini herkes gibi yaşamasına izin vermelidir.
VİRA
Bir vekil başıboş köpekler konusundaki paylaşımlarımın hakaret ve kin-nefrete teşvik niteliğinde olduğu iddiası ile şikayetçi olmuş. Çarşamba günü ifade vermeye gideceğim.
#sokaktabaşıboşolmaz#HamzaOğlumEslemKızım
@BulutGulcuN Tabi hocam onların çocukları köpek parçalaması sonucu ölmedi kudurmadı şöförlerle geziyorlar boş boş konuşuyorlar çıksın temayül yapsınlar sokakta köpek istiyormu halk #sokaktabaşıboşkalmayacak
Fatih Belediye Başkanımız Ergün Turan (@MErgun_Turan) :
Siyasetin gürültülü dönemleri olur. Bugün de Cumhuriyet Halk Partisi için aynı dönem işliyor. Bunlara girmeyeceğim çünkü yargı süreçleri devam ediyor.
Pazartesi günü burada Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Ülkü Hanım bir tweet atıyor. Döküm sahasını işleten şahıs ve firmaları bir takım yerlere para yatırıp aldığını konu eden tweet atıyor, ben bu iddialara cevap vermeyeceğim.
CHP Grup Başkan Vekili " bu şahsın Fatih Belediyesi'ne bağış yaptığını" iddia ediyor. CHP Genel Başkanı bir yıl önce şahsım üzerinden bir takım iddialarda bulundu. Hemen açıklama yapmasını söyleyerek neden Salı gününü beklediğini sordum ve nezaket çerçevesinde cevap verdim.
Bahsettiği iddiaların da içinin boş olduğu ortaya çıktı. Şimdi bu tweette bahsedilen konu içinde net olarak söylüyorum.
20 yılı aşkın süredir buradayım, eski TOKİ Başkanı'yım. Babam inşaatçı, ben inşaatçıyım. Bahsedilen şahıs Karadenizli ve bu şahsı ne duydum ne gördüm. Şahsen tanımıyorum. Tanısam da bir ayıp yok.
Fatih ilçemizde 400 bin insan ve belediyemizde 3 bin çalışan var. Biz de hemen bahsedilen konu üzerine "Arkadaşlar nedir bu? Bu arkadaşın bizde bir ilgisi mi var? Bu firmaların bir ilgisi mi var?" diye araştırdık.
Bir teftiş raporu var. Ben de bu teftiş raporunu edindim; herkesin elinde var. Bu teftiş raporunda açtık baktık; bizde böyle bir "bağış" kaydı yok.
Ne var biliyor musunuz?
Çok enteresan; 2022, 2023 ve 2025 yıllarında Fatih Belediyesi’ne bir bağış yapılmamış.
Tam tersine Fatih Belediyesi, bu ilgili firmaya para yatırmış. Siz müfettiş raporundaki "gelen" hanesinde gözüken rakamları, "giden" hanesindeki rakamlar gibi yorumlayıp "buraya bağış yapılmış" dediniz.
Bu firma incelenirken kendi hesaplarına dışarıdan gelen paralar, aslında bizim oraya yatırdığımız paralardır. Biz Fatih Belediyesi olarak döküm sahasına, bölgeden topladığımız molozları ve benzeri şeyleri bir yerde topluyoruz.
Topladığımız yeri işleten bir müteahhitimiz var, sadece taşımacılık yapan. Ona fişini veriyoruz, o da gidiyor döküm sahasına döküm yapıyor.
Bu raporda üç ayrı yerde gelen ve giden hesabı var. Bizim bu şirketin hesabına yatırdığımız paraları okuyayım:
2022 yılında: 21 ayrı işlemde 2 milyon 915 bin lira,
2023 yılında: 30 ayrı işlemde 5 milyon 612 bin lira,
2025 yılında: 72 ayrı işlemde 5 milyon 718 bin lira.
Biz niye buraya para yatırıyoruz?
Çünkü İstanbul'da döküm sahasını Büyükşehir Belediyesi belirliyor.
Bize nereye dökeceğimizi onlar söylüyor. Biz de gidiyoruz, söylenen yerdeki firmaya parayı yatırıp fişimizi alıyoruz.
Bunu "bağış" olarak izah ediyorsunuz. Size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına nasıl bu kadar rahat yapabiliyorsunuz?
Nasıl bir anda beş tane insana ithamda bulunabiliyorsunuz?
Bunun vicdani tarafı neresi?
İnsani bir hatadır, yanlış anlamıştır. Çıksın özür dilesin.
"Fatih Belediyesi'nden ve başkanımdan özür diliyorum" desin.
Siyaseten kendisi adına bir eksik yazar belki ama insani olarak saygınlığı olur; benim nezdimde de olur.
Son söz olarak; ben uzun yıllardır buradayım. İlçe meclislerinde, Güngören’de on beş yıl, beş yıl TOKİ başkanlığında görev yaptım.
Amacımız buralara gelip güzel bir iz bırakmaktır. Sert tartışmalarımız oldu ama kalp kırmaya gelmedik. Yunus Emre’nin dediği gibi; "İstersen var bin hacca, hepsinden iyice bir gönüle girmektir."
Sizin kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına bu kadar rahat yapmanızın nedenini merak ediyorum.
"Bari bizi toplayın, köpekler rahatsız olmasın..." 🤦♂️
İnsan azmanı kangal kırması başıboş köpeklerin parkları ele geçirdiği o görüntüler sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girdi.
Israrla kedi veya köpek annesi olduğunu iddia eden kişiler için psikiyatrik inceleme yapılmalıdır. Altından beklenmedik farklı patolojiler çıkabilir.
#kedianası#bendoğurdum
@ensonhaber Ambulans itfaiye polis haricinde hiçbirine saygım yok aslada yol vermiyorum boş araba sadece şöför var çakarlı korna basıyor böyle saygısızlık olmaz