Lüblanlı 8 yaşındaki satranç oyuncusu, bir İsrailli rakiple oynamayı reddetti ve şampiyonadan elendi. Şu kızdaki yürek dünyadaki liderlerde olsaydı dünya bambaşka bir yer olurdu.
Ne övdünüz arkadaş ya kendinizi. Adınız geçmediği üstünüze alındınız yetmedi günlerdir kendi kendinizin savunmasını yapıp methiyeler düzüyorsunuz.
Ha anladık en en en en sizsiniz 🤣
Sizi desteklemek vatanı desteklemekle eşdeğer oldu.
Sizi eleştiren kim olursa olsun otomatik F tipi diye yaftalamadı.
Ne güzel İstanbul öyle
Ekim 2026'da İsrail'de yapılacak olan genel seçimleri kaybedeceğini çok iyi bilen Netanyahu, savaşı sürdürmek zorunda olduğunu da biliyor.
Seçimi kaybettikten sonra yönetimi sürecinde yaptığı yolsuzluklar nedeniyle, mahkemeye verilip yargılanacağını ve hapse atılacağını da çok iyi biliyor.
Dolayısıyla, hiç kimse İran İsrail savaşının Ekim 2026'dan önce biteceğini sanmasın..!
@siberhabertv Döndü iki gözümün çiçeği 🧿💐
Ben hastayım ya böyle hemcinslerime 👏
Allah yardımcın olsun Tamar Hanım. Bu vasatlar şark kurnazları her yeri tutmuş ne yazık ki.
Biz sonuna kadar destekliyoruz seni.
Minik kısçeni öp yerimize. Allah sizi ayırmasın.
https://t.co/xKEmYz96sY
“SESSİZ ÇOĞUNLUK”
EZDİ, GEÇTİ, HELAL!
BEN, “HİÇ DOSTUM YOK”
SANIYORDUM AMA SESSİZ
ÇOĞUNLUK ASLA YALNIZ
BIRAKMADI VE BAŞARDI!
HAKKINIZI HELAL EDİN!
Bu video “sizlere özel”!..
VİDEONUN UZUN HALİ👇🏻
https://t.co/xKEmYz96sY
🚨 BREAKING:
North Korean Leader Kim Jong Un:
"If the Arabs do not wake up and fight alongside Iran today, they will wake up to the nightmare of 'Greater Israel' tomorrow. Your silence will cost you your lands."
Emine Hanım sizi tanımıyorum ancak öncelikle ironi de olsa cshil demeyin kendinize bu hepimize hakaret olur zira hepimiz cahiliz o vakit.
Çünkü ben de sizinle aynı düşünceleri paylaşıyorum.
3 saat yayın yapıyorlar full geyik goy goy.
Taşı gediğine koymuşsunuz.
İnsanlar ne yazık ki eleştiriye tahammül edemiyorlar ve nedense kendilerini ombudsman zannediyorlar.
Siz gazetecisiniz. Eğitimli, bilgili, donanımlısınız; ben sıradan, cahil bir teyzeyim. Bu cahilliğimle benim gördüğümü siz görmüyor olabilir misiniz? Siyasi konularda asla konuşmadığım arkadaşımın Reisçi olduğunu "Emine, Tamar'ın son videosunu izledin mi?" diye sorduğunda öğrendim. Halk sizin programlarınızı izlemiyor. Alıyorsunuz aranıza bir eski bakanı, vuruyorsunuz geyiğin dibine. Adam 3 ay bakanlık yaptı, 10 senedir anılarını anlatıyor, siz de bakanım, bakanım diyerek işi sulandırıyorsunuz. Günlük hayatınızı kaç kelimeyle idame ettiriyorsunuz bilmiyorum ama ben sizi dinlemeye bile tahammül edemiyorum. Hep aynı muhabbetler, hep aynı teraneler. Dedim ya, ben cahilim, belki de işin içine magazin girince daha iyi anlıyorum. Son olarak şunu sorayım, o dediğiniz seçimlerde kaç kişi sizden ilham alarak Ak Parti'ye veya Reis'e oy verdi?
Mike Tyson:
“İsrail'e karşı verdiğimiz direnişin işe yaramadığına bizi inandırmaya çalışanlara aldırmayın.
İsrail'in yıkılması imkansız, güçlü bir rakip olduğunu göstermek isteyen şeytana inanmayın;
Attığımız her yumruk onu yere yıkacağımız son yumruğa hizmet ediyor.”
Televizyon dizilerinde, filmlerde, kitaplarda, çocuklara yönelik yayınlarda ve okul öncesi eğitim materyallerinde hangi unsurların bu tartışmalara zemin hazırladığı bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır.
Psikologlar, sosyologlar, ilahiyatçılar, felsefeciler ve ilgili bütün bilim insanları bir araya gelerek; gençleri etkileyen sosyal, ekonomik ve kültürel sebepleri kapsamlı şekilde değerlendirmeli, çözüm önerileri geliştirmeli ve hazırlanacak stratejik yol haritası milletimizle açık biçimde paylaşılmalıdır.
Toplumu yakından ilgilendiren bazı meseleler vardır ki, onları günlük siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirmek gerekir. Çünkü konu, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilecek insan hayatıdır.
Cinsiyet değiştirme süreçlerine ilişkin yasal düzenleme uzun zamandır gündemdedir.
İlgili bakanlıkların ortak çalışmalarıyla hazırlandığı, yıllarca emek verildiği ve devletin en üst makamları tarafından da zaman zaman kamuoyuna işaret edildiği ifade edilen bu düzenleme, üçüncü kez yasama sürecinin dışında kaldı.
Sabahtan beri üç melon şapka, beş ispenç horozu kılıklı kostüm üzerinden çağdaşlık, uygarlık, gelişmişlik, Atatürkçülük aforizmaları savunan tiplerden, oturduğu teknesinin kıçından rakı balık-ot paylaşmaktan başka bir haltı olmadan cahil olmadığını zannedenlere ama aksi görüştekilere cahil diyecek kadar pervasızına kadar farklı tipler gördük. Şimdi şu fotodaki kişi Dubai şeyhi. Bu adamda bu tiplerin nefret ettiği ne varsa fazlasıyla var. On tane karısı, bilmem kaç tane başka hatunu var. Çölde yerde elle pilav üstü deve yer. Demokrasiymiş, batılı anlamda insan haklarıymış zerresini uygulamaz. Fakat bu kostümleri giyer ve İngiltere’ye gidip Royal Ascot’ta arzı endam eder. Çünkü bu kostümler bir ritüelin, bir kültürü sadakatle üst kültür olarak kabul etmenin somut göstergeleridir. Yani bunlarım uygarlıkla, gelişmişlikle, medenilikle uzaktan yakından ilgisi yok. Bir biatın ve sadakatin ifadesi. Neden peki? Çünkü Kral ya da Kraliçe bunlara emirlik vermiş. “Sen emirsin, sen kralsın, sen valisin” dendiği için öyleler. Öyle olunca da minnet ve şükran gösterilir böyle.
Gel gelelim muhatap olduğumuz taş kafalı fosillerin algısında bu kostümler çağdaşlığın, saygının, gelişmişliğin ifadesi. Böyle pazarladılar yıllarca ve halen de öyle pazarlamaya devam ediyorlar.
Uygarlık tüketimden önce üretimle olur. Demek istediğim çölde elle pilav yiyen (ki yesin bu da kötü bir şey değil, ben de yiyorum) adam da bunu en “kral yerde” giydiğinde nasıl gerçekten o idealize, masalsı, hayali “çağdaş batılıya” dönüşmüyorsa bu mukallidler de dönüşmüyor. Zaten küfür edebilmekten, bırak yavv demekten, sapla samanı karıştırmaktan öteye gidemeyişlerinde görülüyor bu çaresiz acizlikleri.