Bu hayatta ne yapıp edin ama kendiyle barışık ve hayatını seven, hedefleri olan arkadaşlar edinin. Çünkü kendi içinde yetersizlik yaşayan, kendinden memnun olmayan biri başarınızdan rahatsız olur. Çekemez, içten içe hased eder… Onun enerjisi sizi de bi süre sonra aşağı çeker.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Son zamanlarda "iyileşme" diye bir şey olup olmadığını düşünürken isabet oldu Geber Aşkım filmi. Tek dil, tek düşünce, tek kültür dayatmasında olduğu gibi artık "tek psikoloji" zorlaması da var. Hepimizin aynı stabil aşkı, aynı dengeli arkadaşlıkları, aynı haleti ruhiyeyi paylaşması bekleniyor. Bunun dışında kalan herkes marazlı, herkes eksik. Haliyle psikoloji de satılabilir bir içeriğe dönüşüyor. Son zamanlarda bir itibarsızlaştırma yolu olarak insanlar birbirine "psikolojisi iyi değil" etiketini gerekli gereksiz yapıştırır oldular. Toplumun dayattığı normun dışında iseniz psikolojiniz iyi değil. Delilikle velilik arasındaki ince çizgi çoktan kalktı ve tüm veliler de deli etiketi yedi. Bu psikolojik tek tipleşme arasında gerçekten deli ve dünyaya sığamayan bir kadın filmdeki Grace. Betty Blue filmindeki Betty gibi. Çekilesi yanı yok ama Jackson çekiyor onu. Modern açıdan mantıklı bir yanı yok. Ama bir noktadan sonra mantık hayatın hikayesini imha eden, hırpalayan bir şeye de dönüşebiliyor. Zeki Demirkubuz filmlerindeki karanlık, Dostoyevski romanlarındaki kargaşa daima sahici gelmiştir bana. Arzulamadığım bir sahicilik. Steril sanatı değil gölgeyi sahici şekilde anlatan şeyleri seviyorum. Bu filmi de kurgudaki dağınıklığa rağmen sevdim. Yaktığından büyük ateşlerde yanmanın filmi. Biraz Terrence Malick mavisi, biraz Melankoli filmi ve bolca delilik. 7/10
"Vardiya yemeğinden kalan portakalı çocuğuna götüren babanın ne hissettiğini anlamayanlar asgari ücreti belirlemesin." Bu aralar duyduğum en güzel söz.
Donemin acıları,edebiyatla harmanlanmış olması,birbirinden güzel müzikleri,Paris'in eşsiz anlatışı bir de Kemal Varol'un mütevaziligi.
Okumanızı tavsiye ederim.
#OnuSevdiğimZamanlar#kemalvarol
Okurken gözlerim doldu,ağladım.
Zaman ⏱ çocuklugumu ve eski anılarımı hatırladım.
Kenan ne özel bir yüreğe sahiptin.
Harun artık kahvaltı her yaptığımda peynir yerken seni anacağım.
Donemin acıları,edebiyatla harmanlanmış olması,birbirinden
#OnuSevdiğimZamanlar#kemalvarol
- Öğretmeni soruyor çocuğa:
- Canlılar kaça ayrılır?
- Dörde ayrılır öğretmenim diyor çocuk.
- Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.
- Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar…
- Çocuklar da insan değil mi oğlum?
- Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır
öğretmenim…
- Peki, şimdi yeniden say bakalım.
- Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar…
- Oğlum insanlara ne oldu?
- Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim.
Alıntı...
Sosyal medya herkesin hayatını mahvetti. Ne ilişkiler adam gibi yaşanıyor, ne cinsellik, ne sevgi, ne de saygı kaldı. Herkes sürekli yapay, anlamsız tavırlar içinde. İnsanlar giderek çok sahteleşti. Kendini evde tatmin edenlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Akşam olunca eve gidip “seçeneğini” kontrol eden iğrenç bir çağ bu. Herkes bir şeyler bekliyor; sanki hayat herkese çok kolaymış gibi, sanki herkes karat karat pırlantaymış gibi davranıyor. Oysa karakter artık en nadir bulunan şey. Gözünü aç. Marketten elma seçer gibi insan seçmeye kalkma. Önce ilişki kurmayı öğrenin. Siz ne düşünüyor sunuz?
"Azala azala yaşadığımız şu dünya da,
Birşeyler güzel kalsın...
Samimiyet gibi,
İçtenlik gibi,
Gülümseyen yürekler gibi,
Sevgi gibi,
Değer gibi..."
#günaydı
“Neye inanırsak varlığımızı,
hayatımızı o yönetir.
Yarattığımız inanç sistemi,
kendimizi de içine yerleştirdiğimiz
küçük bir kutu gibidir.”
Don Miguel Ruiz