Metin Akpınar:
Kanuni'nin öz oğlunu öldürdüğünü 500 yıl sonra televizyon dizisinden öğrenen bu millet, ülkede neler döndüğünü kaç yüzyıl sonra öğrenir acaba...??
@kalbimizmirr Bakın apo kimdir?
Bizzat kendisi itiraf etmiştir
Ben bebek katiliyim demiştir.
Savunan kim varsa güneş yüzü görmemesi gerekir.
Ama sözde milliyetçi bir lider
"Kurucu Önder"
Kimileri "özgürlük savaşçısı, koordinatör" diyor.
Bin kere yazıklar olsun
https://t.co/Oj1nrroyzy
@kalbimizmirr İmzamı atıyorum.
Dünya'nın hiç bir ülkesinde 40 bin kişinin katline özgürlük diye miting yapılmaz.
Ayrıca parlementosunda savunulamaz.
Bu ülke artık Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu ülke değildir.
Türk halkı cemaat ve tarikatlarla uyuşturulmuş ve mankurtlaşmıştır.
“Sizin köyünüzden 34 insan uçaklarla bombalansaydı, acaba siz o ülkenin milli takımını tutar mıydınız?” diyen
dem partili mv. gülistan koçyiğit'e Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ seslendi ;
“gülistan, kundaktaki bebekleri sobaya atıp yakan, kadınları ve çocukları kurşuna dizen, silahsız köylü, asker polisleri öldüren, yabancı ülkelerin istihbarat servisleri ile ortak çalışma sonucu AVM’leri bombalayan, otobüsleri yakan pkk’nın yanında olan, onu savunan hainlerin TBMM’de olmasına izin verilmeli mi?
gülistan, sen Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de başına hiç bir şey gelmeyeceğini bilerek rahat rahat yürüyebiliyor, Ankara’da AVM’lerde huzur için alışveriş yapabiliyorsun. Ben Diyarbakır’a gidince jandarma-polis alarma geçiyor. Sen ve senin gibiler mağdur değil, zorba, saldırgan, tecavüzkarsınız. Siz hak-hukuk-demokrasi kavgası değil Türk topraklarını parçalama ve bir bölümünde EMPERYALİSTLEİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA, devlet kurmak için bizi pislik terörünüzle yıldırmak istiyorsunuz. Zafer Partisi DEMİR GÜVERCİN Anti-terörist eylem programı ile terörü YOK edecek.”
Bu genç adamı Cumhurbaşkanı yapın!
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç...
Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabit tuttu.
Kaş ilçe yöneticileri müdahale etti, sakin zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, "değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zapti tutarım" dedi.
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii...
Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı. Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan...
Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, sesinizi kesmezseniz sizin sonunuz da aynı olur filan.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi.
Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar. Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı, dünya varolduğundan beri orada duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'nin eşi benzeri olmayan değeri, carettaların evi yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz...
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler..
@Bandral11 Şükür ki bizim Trump tan korkan hiç bir bürokratımız yok. Trump bizimkileri sever hele DÜNYA LİDERİMİZ REİS TAYYIP ERDOĞAN'ı Çok sever. Bizim tüm bürokratlarımız çalmaz, çırpmaz, yalan söylemez hepsi liderlerini örnek almışlardır!Trump onlardan korksun😂
Atatürk der ki; “Görevim bitmemiştir,
bitmeyecektir, ben toprak olduktan sonra da görevim devam edecektir.”
Ve Atatürk der ki; “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
-Atatürk’le yarışmayın… Savaşın Ustası Barışın Efendisi… Tarihin Kıskandığı Lider…
#Atatürk
1 Temmuz 1926!
Atatürk Cumhuriyeti’nin Osmanlı mirası bir kapitülasyon kamburunu daha sonlandırarak denizlerimiz ve limanlarımızdaki egemenlik ve haklarımızı dünyaya kabul ettirdiği Kabotaj Kanunu 100 yıl önce bugün yürürlüğe girdi.
Büyük Atatürk ve Kemalist Devrimcilere minnetle KABOTAJ BAYRAMIMIZ kutlu olsun.
#KabotajBayramı
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Müsavat Dervişoğlu: “Korku duvarlarını yıkmak, adalet, hürriyet, eşitlik ve kardeşlik için düşün peşime.
Kimsesizlerin kimsesi olan o yüce çınarı yeniden yeşertmek için düşün peşime.
Bizi birbirimize düşman etmek isteyen alçaklara inat, gönderde dalgalanan bayrağın şerefini korumak için düşün peşime.”
🧨 Diyarbakır'da düzenlenen sözde "Kürt Dil Konferansı" ve bu konferanstan çıkan kararlar, yalnızca yerel yönetimlerin yetki sınırlarını aşması değil, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ve üniter devlet yapısının açıkça hiçe sayılmasıdır. Bu kararlar, masum bir "kültürel çalışma" veya "dil hakları" savunuculuğu kılıfına sığdırılamayacak kadar tehlikeli ve hukuku ayaklar altına alan adımlardır.
Anayasa'nın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan 3. maddesi son derece nettir: "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir."
Bu net hükme rağmen Diyarbakır'daki yerel yöneticilerin aldığı kararlara bakıldığında, aslında neyin amaçlandığı ayan beyan ortadadır:
‼️ Resmi Dilin Fiilen Değiştirilmesi ve Eyalet Anayasası Getirmek ‼️
⚠️ Kurum içi yazışmalarda Kürtçenin esas alınması, resmi sitelerde ve basın açıklamalarında birinci dil yapılması, Anayasal düzeni fiilen askıya alarak paralel bir idari yapı kurma çabasıdır.
⚠️ Kamu personeline zorunlu dil atölyeleri dayatmak ve milletin vergileriyle oluşan belediye bütçesinden bu illegal dayatmalara özel pay ayırmak, gücü ve yetkiyi kötüye kullanmaktır.
⚠️ Sokak, cadde ve park adlarının değiştirilerek tabelalardan resmi dilin silinmeye çalışılması, toplumsal bir ayrıştırma projesinin mekansal ayağıdır.
Bu pervasızlığın ardındaki asıl soru ise şudur: Bu yapılar, Anayasa'yı açıkça çiğneme cesaretini neye güvenerek bulmaktadır?
Cevap aslında çok net!
Ortada bu hukuksuzluklara anında, kararlı ve tavizsiz bir şekilde müdahale edecek, yaptırım uygulayacak bir iradenin gösterilmemesi.. Hukukun üstünlüğünü korumakla görevli olanların sessizliği bu tür Anayasa karşıtı girişimlerin zemin bulmasına yol açmaktadır.
Öte yandan, bu süreçteki en büyük sorumluluk paylarından biri de muhalefet bloğunundur. Kendi iç çekişmelerine gömülen, siyasi ikbâl devşirmek adına üniter devlet yapısına yönelik bu açık tehditlere göz yuman, net bir duruş sergilemekten kaçan tüm yapılar bu suça ve cesarete ortaktır. Milletin ortak değerleri ve devletin bekâ ilkeleri üzerinde siyasi hesap yapılmaz.
Bu kararlar, "Biz sizin anayasanızı, kanunlarınızı tanımıyoruz; kendi eyalet düzenimizi fiilen getiririz, siz de kabul edeceksiniz!" meydan okumasıdır. Türk milleti ve hukukun meşru sınırları, yerel yönetimlerin kendilerini Anayasa mahkemesi ya da kurucu meclis yerine koyarak eyalet anayasası benzeri kurallar dayatmasına asla izin vermez, vermemelidir. Anayasa bir grubun keyfine göre askıya alınacak bir metin değildir; çiğneyenlerin karşısında hukukun en sert yüzünü görmesi devlet olmanın temel gereğidir.
Herkes aklını başına devşirsin; bu ülke sahipsiz, bu Anayasa çaresiz, bu aziz millet de bu aymazlığa seyirci değildir!🇹🇷