YKS sonuçlarının açıklanmasına sayılı günler kala, adaylarımızın en büyük beklentilerinden biri Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) uygulamasının artık kaldırılmasıdır.
Özellikle bazı özel okullarda not ortalamalarının neredeyse tamamının 98-100 bandında olması, devlet okullarında daha objektif değerlendirme süreçlerinden geçen öğrenciler açısından haksız rekabete neden olmaktadır.
Aynı sınav başarısını gösteren öğrencilerin, yalnızca okul notları nedeniyle farklı puanlarla değerlendirilmesi eğitimde fırsat ve imkân eşitliği ilkesine aykırıdır.
Üniversiteye yerleştirmede tek ölçüt, tüm adayların eşit şartlarda girdiği merkezi sınav olmalıdır. Bu nedenle eğitimde adaleti sağlamak adına Ortaöğretim Başarı Puanı uygulaması kaldırılmalıdır.
Gençlerimizin geleceği; okuldan okula değişen notlandırma anlayışına değil, kendi emeklerine, bilgi birikimlerine ve sınav başarılarına bağlı olmalıdır.
@HurEgitimSen@tcmeb@OSYMbaskanligi@Yusuf__Tekin
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden canlarımızı rahmetle anıyor, bu vahşete zemin hazırlayan karanlık zihniyeti ve canileri lanetliyorum.
Aynı acıların bir daha yaşanmaması için; kardeşliğe, birliğe ve adalete sarılacağız.
Hep birlikte Türk Milleti’yiz.
PROJE OKULLARI PROJESİNDEN VAZGEÇİLMELİDİR; ÇÜNKÜ PROJE OKULLARI BU HALİYLE TÜRKİYE’NİN MİLLÎ GÜVENLİK SORUNUDUR...
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı "2026 Yılı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme" sonuçları açıklandı.
Proje okullarında, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi (BİM) ile Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK/ Ombudsmanlık) kararlarında "proje okullarına atamada kriter yok" denilmesine rağmen, MEB bu kararlara uyarak Proje Okulları Yönetmeliğini düzeltmemiştir.
Adı üzerinde olduğu gibi proje okulları bal gibi bir projedir.
Çünkü, Türkiye'nin en zeki, en çalışkan öğrencilerinin sınavla yerleştirildiği okullara...
Hiçbir kriter, hatta meşhur mülakat bile yapılmadan; kariyer, liyakat ve hizmet puanı dahi gözetilmeden, keyfî biçimde öğretmen ve yöneticilerin seçilerek atandığı bir sistemdir...
Amaç, en zeki, en çalışkan öğrencilere hükmetmektir...
Onları eğip bükmektir...
Dolayısıyla proje okulları bal gibi birilerinin babasının çiftliğidir...
Proje Okulları Projesinden Vazgeçilmelidir. Çünkü Proje Okulları Türkiye’nin Millî Güvenlik Sorunudur...
AÇIKLAMANIN TAMAMI
🔽🔽🔽🔽🔽🔽🔽
https://t.co/gDmcmHdrDV
@HurEgitimSen Üç beş çocuğu olup maddi durumları bizlerden çok daha iyi olan insanlar,bu devletten ihtiyaçları olmadığı halde burs aldılar.
Zamanında özel okul teşvigini memur alamazken,bmw mercedesli kuyumcu vs aldı.Adalet nerede?
Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmi Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliği, Kontenjan tespiti başlıklı 9. Maddesi, “Bursluluk kontenjanı, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenir.” şeklindedir.
Yönetmelik gereği, öğretmen ve diğer eğitim personeline tanınan %5 kontenjan ve ailenin fert başına düşen gelir durumun, öğretmen ve diğer eğitim personelinin lehine düzenlenmesi hususunda, Hazine ve Maliye Bakanlığına görüş sorulması ve gerekli iyileştirmelerin yapılması hakkında Bakanlığa resmi yazı yazdık.
@leventkuruoglu
https://t.co/EtqQQcXBTV
İKTİDAR MASAL ANLATIYOR, YETKİLİ SENDİKALAR SEYREDİYOR MEMUR VE EMEKLİSİ YOKSULLAŞIYOR
TÜİK Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 1,71, yıllık yüzde 32,61 olarak açıkladı.
ENAG Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 2,16 yıllık enflasyonu yüzde 53,13 olarak açıkladı
5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken memur ve emeklilerinin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti Daha bunun üzerine Haziran ayı enflasyonu eklenecek.
Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Memur ve emeklisinin maaşı, yılın daha yarısına gelmeden enflasyon karşısında erimektedir.
Sorun yalnızca rakamların büyüklüğü değildir. Sorun; gerçekleşen enflasyon ile maaş artışları arasındaki farkın çalışanların sırtına yüklenmesidir.
Ekonomi yönetimi enflasyondaki aylık yavaşlamayı başarı hikâyesi olarak anlatırken, vatandaş markette, kirada, ulaşımda ve temel ihtiyaçlarda hayat pahalılığını yaşamaya devam etmektedir.
Kamu çalışanları enflasyon farkı adı altında aylar sonra telafi edilen kayıpları değil, maaşlarının enflasyona karşı korunmasını istemektedir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
✅ Maaşlar yılda iki kez değil, gerçekleşen enflasyon oranında düzenli olarak güncellenmelidir.
✅ Enflasyon farkı uygulaması gecikmeli telafi mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır.
✅ Memurlara refah payı verilmelidir.
Memur ve emeklisi sadaka değil, hakkını istemektedir.
Memur lütuf değil, emeğinin karşılığını istemektedir.
Çünkü açıklanan rakamlar ne söylerse söylesin, vatandaşın hissettiği gerçek enflasyon mutfakta, pazarda ve faturalarında yazmaktadır.
Alım gücü düşüyorsa, ücret artışı yeterli değildir. Gerçek başarı; rakamları değil, vatandaşın hayatını iyileştirmektir.
@TC_icisleri@EmniyetGM Mahkeme istemiyoruz tutuklanmalarını istemiyoruz hapis yatmalarını istemiyoruz para cezası istemiyoruz. Bu iki orspu çocuğunun 2 Polis memurumuz tarafından dakikalarca dövülmelerini istiyoruz Suratlarında şişilmedik yeri kalmayacak şekilde ayakları üzerinde yürülmez hale gelinceye dek !!!