@GlayHbr@ozgurozelhabeer Bütün herkes adalette ne oyunlar döndüğünun farkında.1250 yılla yargılanan birine 10 dakika savunma verilmez.selaattin Demirtaş ve Abdullah Öcalan'ın savunma saatlerini biliyormusun bayan çok bilmiş? Haftalarca savunma yaptılar.anlayana....
@GlayHbr@ozgurozelhabeer Ekrem acınız size her şeyi https://t.co/1VYJGeBEq2 insana böyle haksızlık yapılmasını nasıl kabul ederseniz umarım aynısı sizin de başınıza gelir.ADALET diye yalvarirsiniz
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
Sencer Solakoğlu Türk tarımına büyük katkılar veren, idealist, yurtsever bir iş insanı. Parasından çok ülkesini seviyor.
Sayın Solakoğlu, İmamoğlu’na tarım konusunda danışmanlık yapmasının ve Tarım Bakanlığınn politikalarını eleştirmesinin bedelini dün işletme ruhsatının iptal edilmesi ile ödedi.
Düşman ceza hukuku iktidarın muhalefete karşı kin ve düşmanlığının sonucu olarak sadece mahkemelerde değil hayatın her alanında uygulanıyor. @zaferpartisi
🚨SON DAKİKA | İBB davasını her gün 10 saat boyunca adliyede takip eden, her zaman doğru bilgileri bize aktaran gazeteci dostumuz Kayhan Ayhan az önce evinden polisler tarafından gözaltına alındı!
Adliyeye gitseniz, telefonla arasanız zaten ifadesini alabileceğiniz bir gazeteciyi gecenin bu saatinde gözaltına almak hukuka, Anayasa’ya açıkça aykırıdır!
Kayhan Ayhan bize ses oldu, şimdi bizim ona ses olma zamanımız.
Kayhan Ayhan derhal serbest bırakılmalı! @kayhanayhann
Cem Yılmaz’ın ağabeyi Can Yılmaz’dan Milli Eğitim Bakanı Tekin’e sert tepki:
• Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” dedi.
• Yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” kavramının çıkarılacağını, yerine “Milli Mücadele” kavramının getirileceğini söyledi.
• Bir hatırlatmayı ifade etmek isterim,
• Öncelikle bu isimlendirme keyfi değil, dönemin kendi adlandırmasıdır.
• Savaşı yürütenler ona “İstiklal Harbi” dedi, gazilere verilen madalyanın adı İstiklal Madalyası, milli marşın adı İstiklal Marşı’dır.
• “Kurtuluş Savaşı” bu adın Türkçeleşmiş halidir. Ayrıca “koskoca Osmanlı İmparatorluğu” argümanı kendi içinde çelişkilidir, o koskoca imparatorluk 1918’de savaşı kaybetmiş, ordusu terhis edilmiş, başkenti işgal altında, padişahı işgalcilerle uzlaşmış durumdaydı.
• “Kurtuluş Savaşı” tam da o devletin artık halkını koruyamadığı boşlukta, Anadolu halkının kendi örgütlediği direniştir.
• Osmanlı’nın büyüklüğüne saygı, işgal gerçeğini silmeyi gerektirmez, ikisi aynı anda anlatılabilir.
• “Milli Mücadele” zaten kullanılan bir kavramdır, sorun eklenmesi değil, “Kurtuluş”un çıkarılmasıdır.
• İki kavram yüz yıldır yan yana yaşıyor. Birini müfredattan silmek pedagojik bir sadeleştirme değil, tarihsel anlamı daraltan bir tercih olur.
• “Mücadele” neye karşı verildiğini söylemez, “Kurtuluş” ise işgali, Sevr’i ve bağımsızlığın bedelini ismin içinde taşır.
• Öğrenciden gizlenen kelime değil, o kelimenin hatırlattığı bağlamdır.
Av. Afşin Hatipoğlu:
Bugün yanıma biri geldi ‘Adım Zekai, Ekrem Bey’in şoförüyüm. 8,5 ay cezaevinde yatıp Nisan'da tahliye oldum" dedi
‘Suçunuz ne?’ dedim
‘Suçum yok. İddianamede adım bile yok, hatta nöbetleşe çalıştığımız diğer şoför Recep'de benimle 8,5 ay yattı’ dedi
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
📍Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, diploma davasında yine tarihe not düşecek bir savunma yaptı. Sizler için özetledim:
“— Rektör diplomamı iptal etmeden önce beni aradı “çok baskı kuruluyor başkanım” dedi!
— Benimle birlikte 28 kişinin diploması iptal edildi ama bu ceza davası sadece bana açıldı. Soruşturma ve dava bir tek Ekrem’e yapıldı!
— Sabah duruşmaya gelmeden önce bir fanila bir gömlek istedim. Ama bana çok gördüler. Tartıştım. Ama bu tartışma bile bana güç katıyor. Yılmıyorum!
— Özgür Özel nereye giderse oradayım. Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız!..”
Duruşma tam 5,5 ay sonra Aralık ayına ertelendi. Hukuken bu davada ceza veremeyeceğini bildiği için hakimin duruşmayı ertelediğini düşünüyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun kısılan sesi olmalıyız. İmamoğlu ve tüm siyasi tutsaklara adalet!
Butlancıları şimdi de "Özgür Özel parti kurmasın" telaşı sarmış!
Neden mi?
Anlatayım:
Siyasi Partiler Kanunu'na göre 3 yıllık yasal sürede 2 kez kurultayını yapmayan partiler seçimlere giremez ve haklarında kapatma davası açılır.
Peki CHP'nin durumu ne?
Mutlak butlan kararı ile CHP 6 yıl önceki durumuna döndürüldüğü için, 26 Temmuz'a kadar kurultay yapmaması durumunda ilk seçime giremez!
Peki kayyum ekibi ve AKP'nin planı ne?
Onu da anlatayım:
Şayet Özgür Özel CHP'de kalır, kayyum ekibi de kurultay yapar, Özgür Özel yeniden seçilirse, bu kanun uygulanarak parti son dakikada seçime sokulmaycak!
Şayet ilk seçime kadar kurultay yapılmaz, CHP Kayyumdaroğlu başkanlığında seçime girerse, seçmeni 1-2 puan bölüp, AKP'ye hizmet etmesi için seçime katılmasına izin verilecek!
Peki mahkeme ne karar verir?
Özgür Özel yeniden genel başkan olursa seçim için adaylık başvurusu yapıldığı gün bu kanun uygulanır ve CHP seçime sokulmaz!
Kayyumdaroğlu genel başkan olarak kalırsa, mutlak butlan istisnai durum kabul edilerek seçime sokulur!
Peki biz bu kötücül aklı görmüyor muyuz?
Elbette görüyoruz ve tedbirimizi alıyoruz.
Hem yeni parti kurma, hem de seçimlere girme yeterliliği olan partilerle seçim ittifakı çalışmalar tam da bu yüzden!
Baskın seçim olursa ittifak yapılan partiden, seçim zamanında olursa yeni kuracağımız ve seçime girmek için yasal süresini tamamlamış partiden seçime girerek, mutlaka iktidar olacağız.
Sonuç itibariyle 26 Temmuz'a kadar kurultayını yapmamış bir CHP ile asla seçime girilmeyecek, ülkemizin kaderini iktidarın maşası olmuş yargıya teslim etmeyeceğiz!
İşte tam da bu yüzden, AKP'ye bir seçim daha kazandırmakla görevli kayyum ekibi, Özgür Özel yeni parti kurmasın, CHP'de kalıp, bu tuzağa düşsün istiyorlar!..
Nereye gidiyorsun?
Otobüse yetismem lazım durağa gidiyorum.
Türkiye'de Enflasyon neden düşmüyor? diye sormuş
Bu konuda konuşmak istemiyorum ,
Yorum yaparsam Otobüs durağına varmadan beni TUTUKLAR lar demis.
İŞTE Türkiye'de Düşünce özgürlüğü
Kanuni Sultan Süleyman şakası gerekçesiyle hâkim karşısına çıkacak olan Komedyen Tuba Ulu için 3 yıl hapis cezası isteniyor!
Tuba Ulu'ya bu cezayı isteyenler, ABD'nin kuruluş yıldönümü için FSM köprüsünü ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırmış!
Şimdi soru şu;
Dünyanın en emperyalist ve katil ülkesinin kuruluş yıldönümü için yalakalık yapmak mı daha utanç verici, yoksa bir padişah hakkında şaka yapmak mı?
Nereye gidiyorsun?
Otobüse yetismem lazım durağa gidiyorum.
Türkiye'de Enflasyon neden düşmüyor? diye sormuş
Bu konuda konuşmak istemiyorum ,
Yorum yaparsam Otobüs durağına varmadan beni TUTUKLAR lar demis.
İŞTE Türkiye'de Düşünce özgürlüğü
Diktatörlükte Bu Sabah:
“4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü” için İstanbul’daki FSM Köprüsünü Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandıran "yerli ve milli iktidar", ilan ettiği “NATO Sıkıyönetimi” kapsamında, uluslararası savaş örgütünün ve dünya silah pazarının liderlerini bu ülkenin hukukçularından, üniversite öğrencilerinden, siyasi parti ve sivil toplum örgütü üyelerinden, yani bu ülkenin halkından “korumak” için;
İstanbul, Ankara, Adana, Hatay, İzmir, Urfa, Kocaeli ve Çanakkale'de gerçekleştirdiği şafak baskınlarıyla içinde Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan'ın da bulunduğu çok sayıda avukatı, Hukuk Fakültesi Öğrencilerini, siyasi parti ve dernek üyeleri ile NATO karşıtı faaliyetlerde bulunan çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
#NATO #NATOyaHayır #NatoyaKurbanAranıyor
Prof. Dr. Bahadır Erdem, içimizdeki öfkeyi dile getirmiş.
“Cumhuriyet Halk Partisine polisle gelip oturan, halkın gönlündeki insanlara hukuksuzluklar yapılmasına sesini çıkarmayan birinin her şeyi yapabileceğini bekliyorum.
Anayasada AKP’nin işine gelen şeylere de ellerini kaldırabilirler.
Gelmiş geçmiş en başarısız CHP lideridir. Bu ülkeye yüzde yüz kazanılacak olan bir seçimi kaybettirdiler. Hangi yüzle sokağa çıkıyorsunuz? Milletin gözünde CHP Genel Başkanı olmadıktan sonra mahkemeyle gelmiş oturmuşsun kaç yazar?”