Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun ilke ve inkılapları, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve devletimizin temel yönetim anlayışını şekillendirmiştir. Bu nedenle, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba yasa teklifinde yer alan basın ve yayın faaliyetlerine ilişkin düzenlemeden “Atatürk ilke ve inkılapları” ifadesinin çıkarılmasını hayret ve üzüntüyle karşılıyoruz.
AK Parti’li komisyon üyelerinin önergesiyle gerçekleştirilen bu değişikliğin, bazı çevrelerin söz konusu ifadenin ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği yönündeki itirazları gerekçe gösterilerek yapılmış olması ise ayrıca düşündürücüdür.
Acaba Cumhuriyetçilik ilkesini millet egemenliğine dayanan halkın kendi kendini yönetme anlayışı olarak mı sakıncalı buluyorsunuz? Laiklik ilkesini, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını ve vicdan özgürlüğünün teminatı olmasını mı sorun olarak görüyorsunuz? Milliyetçilik ilkesini, ortak tarih ve kader etrafında kenetlenmiş bir millet olma bilinci olarak mı rahatsız edici buluyorsunuz? Halkçılık ilkesini fırsat eşitliği ve sosyal adalet anlayışı olarak mı kabul etmiyorsunuz? Devletçilik ilkesini milletin menfaatlerini esas alan kalkınma modeli olarak mı eleştiriyorsunuz? Yoksa İnkılapçılık ilkesini, çağın gereklerine uygun olarak yenilenme ve ilerleme iradesi olarak mı özgürlüklere aykırı görüyorsunuz?
Atatürk ilke ve inkılapları, herhangi bir siyasi görüşün değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarının, ortak milli değerlerinin ve anayasal düzeninin temel unsurlarındandır. Bu ilkeler, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin mirası, çağdaşlaşma hedefinin rehberi ve Cumhuriyetimizin temel harcıdır.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında yapılması gereken; kurucu değerleri metinlerden çıkarmak değil, onları doğru anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin ve kurucu iradesinin sembolü olan Atatürk ilke ve inkılapları, milletimizin ortak değeri olmaya devam edecek; tarihî ve toplumsal meşruiyetini hiçbir değişiklik ortadan kaldıramayacaktır.
@HurEgitimSen@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi
#AtatürkİlkeVeİnkılapları
#Cumhuriyet
#TürkiyeCumhuriyeti
#MilliEgemenlik
Öğretmenin İtibarını Hedef Alan Yapımlara Sessiz Kalmayacağız
Kanal D’de yayınlanan “Daha 17” dizisindeki sınıf sahnesinde öğretmenin, öğrencinin karşısında haksız ve baskıcı bir figür olarak sunulması; eğitim çalışanlarının toplum nezdindeki saygınlığına zarar veren yaklaşımın yeni bir örneğidir.
Elbette eğitim ortamlarında yaşanan sorunlar sanatın ve medyanın konusu olabilir. Ancak öğretmeni sürekli suçlanan, otoritesi sorgulanan ve toplumun önüne hedef olarak konulan bir karaktere dönüştürmek; eğitim sistemine, okullara ve en önemlisi geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlere zarar vermektedir.
Daha da düşündürücü olan ise, bu tür örneklerin artmasına rağmen Millî Eğitim Bakanlığı yetkililerinin sessiz kalması ve öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde itibarsızlaştırılmasına yönelik girişimlere karşı yeterli tepki göstermemesidir. Öğretmenlerin hedef gösterildiği, mesleki otoritelerinin aşındırıldığı ve toplum nezdindeki saygınlıklarının zedelendiği süreçlerin görmezden gelinmesini şaşkınlıkla karşılıyoruz.
Sayın @Yusuf__Tekin ’e soruyoruz: Öğretmenleri sistematik olarak hedef alan, onları toplum önünde değersizleştiren ve mesleki itibarlarını aşındıran bu anlayışlara karşı artık somut adımlar atılmayacak mıdır? Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılırken sıkça vurgulanan “öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması” hedefi yalnızca yasal metinlerde mi kalacaktır?
Öğretmen; yalnızca ders anlatan bir kamu görevlisi değil, geleceği inşa eden, değer aktaran ve nesilleri yetiştiren bir eğitim neferidir. Öğretmenin itibarı zedelendiğinde yalnızca bir meslek grubu değil, eğitim sistemi ve ülkenin geleceği de zarar görmektedir.
Öğretmenlerin emeğine, fedakârlığına ve mesleki onuruna gölge düşüren her türlü anlayışın karşısında olmaya; öğretmenlik mesleğinin hak ettiği saygınlığı yeniden tesis etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Öğretmenin itibarı, eğitimin itibarıdır. Eğitimin itibarı ise ülkenin geleceğidir.
@tcmeb@mebpgm
Eğitim çalışanlarının umudu olarak yola çıktığımız bu kutlu mücadelede, geçen yıla oranla %20 büyüme gerçekleştirerek bizleri Türkiye’nin en büyük 5. eğitim sendikası konumuna taşıyan kıymetli üyelerimize; bu uğurda gecesini gündüzüne katan şube başkanlarımıza, il temsilcilerimize, şube yönetim kurulu üyelerimize ve ilçe başkanlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
İnanç ve azimle büyüyen Hürriyetçi Eğitim Sen olarak; yetkiyi alana, eğitim çalışanlarının kaybolan itibarını yeniden tesis edene kadar durmayacağız, susmayacağız, mücadeleden bir adım dahi geri atmayacağız.
@HurEgitimSen
Sayın Bakan @Yusuf__Tekin koskoca büyük şehir Hatay'da Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinde bir kontenjan açılmış. Öğretmenler yer değiştirmesin, zorunlu hizmet bölgelerinde emekli olsun anlayışı mı Bakanlığa hakim?
Zorunlu hizmet bölgesinde ömrünü geçiren bir öğretmen olarak daha kaç yıl çalışmamız lazım. Emeklilik sistemi düzelmediği ve zorunlu hizmet bölgelerinde tazminat verilmediği müddetçe öğretmen camiası bir cenderenin içinde savrulup gidecektir. Bu nasıl bir kontenjan belirlemedir. Boş kontenjanlarin hepsinin açılmasını mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz.
Hatay örneğini verdim ama tüm branşlarda ve tüm illerde durum aynı. Öğretmen arkadaşlarımızın umutları kırılmasın. Ek kontenjanlar açılsın. Artık babasının annesinin yanında görev yapmak isteyen öğretmen camiasına müjdeli haberlerinizi vermenizi bekliyoruz. Aksi halde büyük bir sükut-u hayele uğraşacağız.
13 Mayıs… Soma Maden Faciası’nda hayatını kaybeden 301 madencimizi rahmetle andığımız bir günde, Kütahya Tavşanlı Tunçbilek Beldesinde faaliyet gösteren Ege Taş maden işletmesinde yaşananlar kabul edilemez boyuttadır.
İşçilerimize yönelik “vatan haini” gibi ağır ve aşağılayıcı ifadeler kullanıldığı, haklarını aradıkları için yaklaşık 20 kilometreyi yürüyerek gitmek zorunda bırakıldıkları, işveren tarafından servis dahi gönderilmediği tarafımıza ulaşan bilgiler arasındadır.
Bununla birlikte;
* Uzun süredir maaş ödemelerinde gecikmeler yaşandığı,
* Sosyal yardımların aksadığı,
* Toplu iş sözleşmesinden doğan farkların ödenmediği
iddiaları, çalışma barışını ve işçi güvenini ciddi şekilde zedelemektedir.
Emeğin onurunu hedef alan hiçbir yaklaşım kabul edilemez. İşçiyi aşağılayan, hak aramayı suç gibi gösteren bu anlayışın karşısındayız.
Bizler eğitim sendikası olarak da olsa, emeğe, alın terine ve insan onuruna yapılan her saldırının karşısında durmayı sorumluluk biliyoruz.
Yetkilileri göreve davet ediyor; iddiaların derhal incelenmesini, işçilerin haklarının korunmasını ve gerekli adımların ivedilikle atılmasını talep ediyoruz.
HÜRSEN KÜTAHYA İL BAŞKANI
Murat Sunguralp KOCABAŞ
@RTErdogan@KutahyaValiligi@csgbakanligi@TCEnerji
#soma
Kayseri’de il içi atama sürecinde ciddi soru işaretleri oluşmuştur.
Melikgazi Havacılık ve Uzay Bilimleri Lisesi il içi atamalarda tercihe açılmış, öğretmenler bu doğrultuda tercih yapmıştır. Ancak sonrasında “okulun proje okulu olacağı” gerekçesiyle atama yapılmamıştır.
Burada cevap bekleyen çok net sorular vardır:
Eğer bu okul proje okulu yapılacaksa, neden il içi atama listesine dahil edilmiştir?
Madem proje okulu olacağı biliniyordu, öğretmenlerin tercih hakkı neden kullanılmıştır?
İnsanların umutları, planları ve tercihleri neden belirsiz bir sürecin içine bırakılmıştır?
Daha da önemlisi;
Eğer okul proje okulu olmayacaksa, bu kadrolara kimler ve hangi kriterlerle yerleştirilecektir?
Eğitim yönetiminde şeffaflık esastır.
Öğretmenlerin emeği, tercihi ve kariyer planlaması sonradan değiştirilen gerekçelerle görmezden gelinemez.
Kayseri MEM’in bu konuda kamuoyunu tatmin edecek açık ve net bir açıklama yapması artık zorunluluktur.
İşte Türk gençliği!
Bayrak şerefimizdir. Rengini şehitlerimizin kanından alan, al bayrağımıza saygısızlık affedilemez. Eceli gelen it misali, bayrağımıza, milli birlik ve beraberliğimize uzanan eller, kimin eli olursa olsun aziz milletimizden gereken cevabı mutlaka alacaktır. Türk bayrağına, hem de kendi vatanımızda yapılacak saygısızlık, Türk vatanında egemenlik hakkımıza saldırıdır. Milli sembollerimize, mukaddesatımıza yapılacak her saldırı, kimden ve nereden gelirse gelsin karşısında çelikleşmiş irademizi bulacaktır. Ne mutlu Türküm diyene!
Bu milletin bayrağı; bir kumaş parçası değil, bin yıllık mücadelenin, şehidin emaneti, milletin ortak vicdanıdır.
Kimsenin; ifade özgürlüğü, protesto hakkı ya da başka bir bahaneyle ay yıldızlı al bayrağa el uzatma hakkı yoktur.
Bugün Orta Doğu Teknik Üniversitesi içerisinde gerçekleştirilen bayrak provokasyonu; sadece bir sembole değil, milletin ortak değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır.
Fikir tartışılır, eleştiri yapılır, protesto edilir… Ama bu milletin bayrağı hedef alınmaz.
Ancak altını özellikle çizmek gerekir ki; yaşanan bu provokasyonu ODTÜ’nün tamamına, tüm öğrencilerine ya da akademik camiasına mal etmek de doğru değildir.
Bir avuç provokatörün ortaya koyduğu tavır üzerinden koskoca bir üniversiteyi hedef göstermek; akılcı değil, ayrıştırıcı bir yaklaşım olur.
Şunu herkes bilmelidir:
Bayrağımıza dokunan, bu milletin vicdanıyla karşı karşıya kalır.
Çünkü bu bayrak; siyasi görüşlerin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak çatısıdır.
Üniversiteler; provokasyonun, ayrışmanın ve nefretin değil; aklın, bilimin ve sağduyunun merkezi olmalıdır.
Gerilimden beslenen değil, milletin birliğini büyüten bir anlayış hâkim olmalıdır.
Ay yıldızlı al bayrak; bu milletin kırmızı çizgisidir.
Ve o çizgi dün de aşılmadı, bugün de aşılamayacaktır.
47. Saniye:
"Dünyada en büyük yalancılar öğretmenler. Depresyona gireceğimi söylemedi g.tverenler"
Organize (Furkan) bu parçada resmen öğretmenlere küfür etmiş. Avukatlarımız gereken işlemleri başlatacak. Bakanlığında bu konuda adım atmasını bekliyoruz.
@tcmeb@HurEgitimSen
2026 yılı Proje Okullarına Öğretmen Atama kapsamında, görev süreleri dolan öğretmen listesi taslak olarak Antalya İl MEM sayfasında duyuruldu.
Görev süresi dolan en çok öğretmenin olduğu okul Antalya Lisesi.
Tam 66 öğretmen..
@leventkuruoglu@ahasanpasaoglu@antalyamem07
MEB, seminerlerde re’sen görevlendirme işlemlerinden vazgeçmeli, kalıcı çözümler üretmelidir
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılacak öğretmenlerin belirlenmesinde zaman zaman görevlendirmelerin re’sen yapıldığı ve faaliyete katılacak öğretmenlere görevli olduklarına dair duyuruların, faaliyetin başlamasına çok kısa bir süre kala yapıldığı; bu durumun da mağduriyetlere yol açtığı ortadadır.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün 15.01.2018 tarih ve 1021764 sayılı yazısında hizmet içi eğitim faaliyetlerinde gönüllülük ilkesinin esas alındığı bildirilmesine rağmen, uygulamada öğretmenler zaman zaman bu faaliyetlere re’sen görevlendirilmektedir.
Bakanlık, söz konusu yazısında “hizmet içi eğitim ve seminerleri öncelikle gönüllülük ve başvuru esasına göre düzenliyoruz” açıklamasında bulunsa da her geçen gün öğretmenlerin hizmet içi eğitim ve seminerlere re’sen görevlendirildiği görülmektedir.
Re’sen yapılan hizmet içi eğitim faaliyetlerinde, faaliyete katılacak öğretmenlerin hangi ölçütlere göre belirlendiği; bu tasarrufun Bakanlık tarafından mı yoksa il millî eğitim müdürlükleri tarafından mı kullanıldığı da net değildir.
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetleri bir takvime bağlanmakta ve yıl başında okul ve kurumlara duyurulmaktadır. Bu takvime göre katılmak isteyen öğretmenler MEBBİS modülü üzerinden başvuru yapmakta, başvurusu kabul edilenler ise belirtilen tarihlerde faaliyetlere katılmaktadır.
Ancak re’sen görevlendirmelerde gönüllülük esası gözetilmediği gibi, görevlendirmeler seminere çok kısa bir süre kala öğretmenlere tebliğ edilmektedir. Bu durum; öğretmenlerin sağlık, aile ve kişisel planlamaları açısından ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Şöyle ki;
Re’sen yapılan bu görevlendirmelerden öğretmenlerin önceden haberdar olmaması, doğrudan mağduriyetlere neden olmaktadır. Bazı illerde ise faaliyetlere katılacak öğretmenlere duyurular, faaliyetin başlamasına çok kısa süre kala yapılmakta (örneğin pazartesi başlayacak bir faaliyetin cuma günü bildirilmesi gibi) ve bu durum öğretmenleri zor durumda bırakmaktadır.
Bu mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için hizmet içi eğitim faaliyetlerinde re’sen görevlendirme yapılmamalı; katılım gönüllülük esasına dayandırılmalı ve gerekli duyurular en az 15 gün öncesinden yapılmalıdır.
Ayrıca yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile mesai günlerinde saat 17.00’den sonra öğretmenlere eğitim-öğretimi aksatmamak adına re’sen seminer verilmesi, yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Şöyle ki;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 99. maddesinde memurların haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu, bu sürenin cumartesi ve pazar günleri tatil olacak şekilde düzenlendiği hüküm altına alınmıştır.
100. maddede ise günlük çalışma saatlerinin illerde valiler tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
101. maddede öğretmenlerin yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayıldıkları açıkça ifade edilmiştir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, öğretmenlerin anayasal dinlenme hakkını kullandıkları dönemlerde re’sen görevlendirme yapılması hukuka aykırıdır. Öğretmenlere mesai saatleri dışında zorunlu seminer verilmesi de aynı şekilde yasal değildir.
Kaldı ki bu tür uygulamalar, Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” hükmüne de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Dolayısıyla; yarıyıl ve yaz tatillerinde, hafta sonlarında ve mesai saatleri dışında gerçekleştirilen öğretmen eğitimi, hizmet içi eğitim, kurs ve seminerlerde öğretmenlerin zorunlu/re’sen görevlendirilmesi yasal ve hukuki değildir.
Bu faaliyetlere katılımda gönüllülük esas alınmalı; görevlendirmeler isteğe bağlı yapılmalıdır. Zira bu tür görevleri gönüllü olarak üstlenmek isteyen çok sayıda öğretmen bulunmaktadır.
Ayrıca gönüllülük esasına göre yapılacak görevlendirmelerde keyfî uygulamalardan kaçınılmalı, objektif kriterler esas alınmalıdır.
Kayseri il milli eğitim müdürlüğümüzün muhteşem planlaması ile karşı karşıyayız
saat 14.50'de dersi biten öğretmen 15'00 deki eğitime nasıl yetişecek!! Aracı olmayanlar acaba düşünüldü mü?
Öğretmenlerin yemek yeme ve dinlenme hakkı yok mu?
6 saat dersten sonra bu eğitimin gerçekten etkili olacağına inanıyor musunuz?
Saat 15.00'den 20'ye kadar sürecek eğitimdeki ek ders yazılacak mı?
yoksa öğretmendir gel dediğinde gelir her işi yapar mantığıyla kendi çalışanını düşünmeyen bir anlayışla mı karşı karşıyayız?
Milli Eğitim müdürlüğümüzden valiliğimizden bu konuda planlı, eğitim çalışanını da düşünen bir çalışma istiyoruz.
Töbee, Görevden Alınmış Şükür.. 🙏
Yetişememişim Ayıplamaya..🙏
Türkçe Ölmüş, Arapça Eğitim mi Verelim ?❓️
Bu bu kafayma Nasıl O Yüksek Koltuğa Oturmuş Bu Ülkede.. ⁉️
Sorguladım ‼️
2025 yılında Antalya geneli 94 okul yöneticisi kendi isteğiyle yöneticiliği bırakmış, 16 yönetici ise yöneticilikten alınmış.
Sayı az veya çok, bu husus merak edilmeli, incelenmeli ve tespit edilen sorunlara idareler tarafından çözüm üretilmelidir.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu
Hürriyetçi Eğitim Sen Kırklareli İl Başkanı olarak Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne (@kirklarelimem) Özellikle de Sayın Müdürümüz Murat ALTINÖZ’e Soruyorum:
İlçe Milli Eğitim Müdürleri tarafsız olmak, her sendikaya eşit davranmak zorunda mıdır, değil midir?
Bir İlçe Milli Eğitim Müdürünün bir sendikanın ilçe temsilcisi gibi davranması; üye olunması için bir sendikayı işaret etmesi, makamını kişilerin sendikal tercihlerini etkilemek için kullanması hangi mevzuatta vardır?
(Kaldı ki bu kişi geçmiş yıllarda da bugün üye toplamaya çalıştığı sendikadan yönlendirme yaparak kişileri istifa ettirmiştir)
İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin koltuklarını sağlama almak ve korumak adına makamlarının gücünü böyle ali cengiz oyunlarına alet etmeleri sizce de normal mi?
@kirklarelimem den beklentimiz bu konuyla ilgili gerekli uyarıların yapılması ve gerekli tedbirlerin alınmasıdır!
Bizler sendika olarak bütün bu konularla ilgili bilgi ve belgeleri topluyoruz. Eğer bu süreç böyle devam ederse makamın gücünü kullanarak özellikle sözleşmeli öğretmenlerin ve bayan öğretmenlerin gerek birebirde gerek sosyal medya mecralarında nasıl baskılandığını, nelerle korkutulduklarını, nelere maruz kaldıklarını yeri ve zamanı geldiğinde bir bir kamuoyuna açıklayacağız. O gün geldiğinde kimse görmedik, duymadık, bilmiyorduk, demesin!
Saygılarımızla!
@kirklarelimem@emrahgultekin25@HurSenGenelMerk