HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ
1. Halkımız, başta öğrenciler olmak üzere, büyük oranda örgütsüz ve dağınık girilen bir süreçte iktidarın genel oy hakkını gasp etme girişimine karşı tarihsel bir karşı koyuş sergilemektedir. Bu karşı koyuş, kendisini, çok geniş kesimlerin politik bir tutum almasına yardımcı olan farklı mecra ve araçlarla ifade etmektedir. Sokak eylemlerinden ürün boykotuna varıncaya kadar, protesto biçimlerinin her birine dair söylenebilecek çok şey olsa da, katılımı yaygınlaştıran bu mecra ve araçların toplamda son derece anlamlı bir toplumsal iklim yarattığı ortadadır.
2. İktidarın keyfiliklerine, “yok artık o eski Türkiye” türünden kibir ve zorbalık kokan dayatmalarına değişik ideolojik ve siyasal eğilimlerden yurttaşlarımızın yönelttiği itirazın önümüzdeki dönem ve hatta kritik tarihsel dönemeçlerde çok ihtiyacımız olan adalet duygusu ve boyun eğmeme kültürüne enerji verdiği de unutulmamalıdır. Bu enerji “hiç yoktan iyidir”den ötesidir ve “iyi”, “güzel”, “yararlı” sözcükleriyle ifade edilmelidir.
3. Bununla birlikte toplumsal dinamikler uzun süre boşlukta asılı durmaz. Şu anda bu tepkilerin ortaya çıkmasında en büyük rolü oynayan ya da oynamak zorunda kalan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibi, tepkileri, AKP ile yürütülen pazarlıkları sabote etmeyecek ama aynı zamanda kendi elini güçlendirecek bir dengede tutmak kaygısıyla hareket etmektedir. Yine CHP içinde sürmekte olan çok taraflı mücadele açısından CHP üyesi olsun olmasın, şu anda hareketlenen toplumsal kesimlerin tercihleri küçümsenmeyecek önemdedir. Özetle, toplumsal hareketlenme hem AKP iktidarının CHP içindeki tercihleri hem de CHP’nin içindeki mücadele açısından anlam kazanmakta ve kullanılmaya çalışılmaktadır.
4. Bir toplumsal hareketin siyasal ve ideolojik doğrultu açısından belirsizliği ya da çeşitliliğini kutsayıp mutlaklaştırmanın tek sonucu, kurulu düzenin siyasal ve ideolojik sınırlarının o hareketi de belirlemesidir. Nitekim programa dayalı örgütsel biçimler yerine duygu ve dışavuruma dayalı birlikteliklerin güzellenmesi, “iyi sermaye-kötü sermaye” ayrımının meşrulaştırılması, yukarıda vurguladığımız olumlu tablonun kendi haline bırakıldığında düzene ve onun bugünkü taşıyıcısı AKP iktidarına teslimiyete dönüşeceğinin kanıtlarıdır.
5. Ancak içinden geçtiğimiz sürecin müdahale edilmediği takdirde en ciddi sorunu, sınıf çelişkilerinin üzerinin tamamen örtülmesidir. Türkiye’de bir toplumsal hareketin başarıya ulaşmasının ve kalıcı mevziler elde etmesinin, dahası bu ülkeyi yaşanır hale getirecek devrimci dönüşümlere zemin hazırlamasının koşulu onun bir emekçi halk karakteri kazanmasıdır. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan gösterilere ağırlıklı olarak geleceksizleştirilmiş gençlerle, yoksul ve çaresizleştirilmiş emekçilerin katılması bir sınıf karakteri için yeterli değildir. Her eylemin doğrudan emek-sermaye çelişkisinden kaynaklanması beklenmese de bir toplumsal mücadele pratiğinin sınıf karakteri kazanmasının eylem biçiminden sloganlara, taleplerden ortaya konan siyasal hedeflere varıncaya kadar bir dizi yolu vardır.
6. Ürün ve yayın boykotunun iktidarı çok telaşlandıran tepki biçimlerinden biri olması, dahası çok geniş bir kesimin politik bir davranış içine girmesine yardım etmesi, bu mecranın barındırdığı kimi sıkıntıları hafifsememize neden olmamalıdır. Boykot, bir toplumsal tepkiye işçi sınıfının örgütlü bir biçimde katılması için en elverişsiz mücadele yöntemidir. Bilinmelidir ki, Türkiye’de işçi sınıfın��n birden fazla nedenle geri çekilmiş olması onu önemsizleştirmemekte, tersine, siyasal ve toplumsal sıkışmayı açacak tek toplumsal güç olarak her zamankinden daha yaşamsal hale getirmektedir.
7. Bugün adaletsizlik ve genel oy hakkına saldırıya karşı verilmekte olan mücadelenin sömürü düzeni ile mücadeleye evrilmesini istemeyenler, bu türden bir dönüşümü zamansız bulanlardan güç alarak Türkiye’de AKP iktidarına karşı konumlanan milyonlarca kişinin büyük sermayenin egemenliğini sorgulamasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Oysa son hareketlenme, toplumsal eşitsizliklere karşı bir öfkeyi tetiklemiş, holdingler-tarikatlar düzenine karşı sert ve uzlaşmaz bir duyguyu ortaya çıkarmış, dahası CHP liderliğinin ve kimi kesimlerin hiç istemediği bir biçimde anti-emperyalist bir çizgide ısrar edenleri de harekete geçirmiştir. Örtük olsa bile bir doğrultunun kendisine çıkış aradığı bu dönemde, bir yandan AKP’ye karşı birleşik bir toplumsal tepkinin güçlenerek sürmesini sağlamak, diğer yandan bu tepkilerin ideolojik-siyasal açıdan Türkiye’deki mevcut toplumsal sistemin temellerine yönelmesini sağlayacak cesur müdahaleler yapmak gerekir.
8. TKP bu anlamda daha önce “ikili görev” tanımlamasıyla özetlediği mücadele hattını güçlendirmeyi sürdürecek ve “tek adam rejimi” söyleminin yarattığı gürültülü ortamda neredeyse dokunulmazlık elde eden sermaye egemenliğinin sorgulanmasına yardımcı olacak bir mücadele hattını temsil edecektir.
9. Mücadelemizde süreklilik, bütünlük ve tutarlılık esastır. Attığımız her adım, yaptığımız her çağrı, paylaştığımız her açıklama aynı doğrultuya yerleşmelidir. Kapitalist sömürüye ve emperyalizme karşı konumlanma zorunluluğunu esas alan çizgimizden bir milim geri adım atmayacak ve sosyalizm hedefini yurtsever, aydınlanmacı ve cumhuriyetçi bir temelde görünür bir seçenek haline getireceğiz.
Bütün bunları yapacağız ve iktidarın karşısında diz çökmeyeceğiz. Sömürünün, talanın, yağmanın, adaletsizliğin karşısında diz çökülmez.
Korkarak, boyun eğerek, teslim olarak diz çökmeyiz. Yurtseverin, devrimcinin, emekçinin anısına saygıyla diz çökeriz.
Madem diz çökmeye çağrıldık, kabul. Diz çökeceğiz.
Pazartesi: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANLARININ ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Salı: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, İŞ CİNAYETLERİNDE ÖLDÜRÜLEN EMEKÇİLERİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Çarşamba: HÜKÜMETE DİZ ÇÖKMÜYORUZ, GEZİ’DE YİTİRDİĞİMİZ EVLATLARIMIZIN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜYORUZ.
Pazartesi 20:00'de Beşiktaş (İstanbul), Ulus (Ankara) ve Alsancak’ta (İzmir) başlıyoruz.
🔴 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, bizim günümüzde itirazımız var sesini yükseltmeye çağırıyoruz. #itirazımvar
📢 Cılız çığlıklarını haykırışa, yalnızlık duygusunu birlikteliğe, kimi zaman düştüğün karamsarlığı umut ve heyecana dönüştürmek için sen de gel. #yalnızolma
❗️Kadınları yenebileceğini sananlara hep birlikte kimin yenileceğini gösterelim! #8Mart
🗓️ 8 Mart Cumartesi
📍İstanbul | Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Meydanı | 15.00
📍Ankara | Sakarya Caddesi İş Bankası Önü | 17.00
📍İzmir | Karşıyaka İzban Önü | 17.00
Şirketlerin mal varlıkları ve kârlarına el koyacağız diyerek başlattığımız eylemlerin ilkini bugün Yıldız Holding önünde gerçekleştirdik.
Bu büyük yağmaya dur demek için kemer sıkmayacağız patronlardan hesap soracağız. Yıldız Holding’in mal varlığı ve kârı halkımıza feda olsun!
Büyük Ekim Devrimi bize yol göstermeye devam ediyor. Selam olsun🚩
7 Kasım, bundan 106 yıl önce Rusya’da savaşla ve açlıkla boğuşan halkların bu gidişata son verdiği tarihtir.
7 Kasım, milyonlarca emekçinin başlarındaki sömürücülerin iktidarına son vererek barışa, ekmeğe ve özgürlüğe kavuşmasının tarihidir.
7 Kasım, ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna dostça desteğini cömertçe sunan genç Sovyet Devleti’ni doğuran devrimin, Ekim Devrimi’nin tarihidir.
1917 yılının 7 Kasım’ında işçi sınıfının iktidarı almasıyla gerçekleşen ve yaşadığımız coğrafyaya ve tüm dünya halklarına ilham veren Büyük Ekim Devrimi’ni saygıyla selamlıyoruz.
Kendi başımızdaki sömürücülerin iktidarına ve tarikatlara son vermeye, emperyalizmden kurtulmaya ve Cumhuriyet’i sosyalizmle yeniden ayağa kaldırmaya ihtiyacımız olan bugün, eşitlikçi, gelişkin, refah ve mutluluk içinde bir ülkenin kuruluşunu mümkün kılan Ekim Devrimi bize yol göstermeye devam ediyor.
#EkimDevrimi #EkimDevrimi106Yaşında
Şimdi halkın çocuklarına sahip çıkma zamanıdır.
Şimdi yeniden gençlerin yarınlarını kazanma, yarınlara umutla bakma zamanıdır.
Şimdi yeniden Cumhuriyet için ayağa kalkma zamanıdır!
👉 https://t.co/OJr1rECE4F
#zerenertas#Cumhuriyetİçin
▫️Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkıyoruz.
Cumhuriyet’in yüzüncü yılını selamlaya, Büyük Halk Buluşmasına gidiyoruz 🚩
📩 Etkinlik katılımı ve detaylı bilgi için bize mesaj atabilirsiniz.
#YüzüncüYılaSelam#SosyalistCumhuriyet
Bugün Filistin halkı için Şişhane Meydanında olduğumuz sırada öğrendik ki İsrail saldırılarına bir yenisini eklemiş, yüzlerce insanın bulunduğu bir hastaneye saldırmış.
Bugün tam da bunun için, bu katliama dur demek için buluştuk. Bu kan denizinin, katliamın sorumlusu emperyalistler kaybedecek, Filistin halkı kazanacak.
🔴 100. Yılda Büyük Halk Buluşması
Cumhuriyet’in yüzüncü yılını İzmir’de büyük bir halk etkinliği ile selamlıyoruz🚩 #YüzüncüYılaSelam#SosyalistCumhuriyet
➡️ https://t.co/nW8pPqbnlp
▫️TKP Merkez Komitesi Küba'nın ABD'deki büyükelçiliğine saldırı dolayısıyla Küba Komünist Partisi'ne bir dayanışma mesajı gönderdi⤵️
https://t.co/3yJ4dKUUf0
🔴 Mücadeleye çağırıyoruz, bu davet bizim!
Sermayedarların kârlarına kâr kattığı, emekçilerin ise yoksullukla boğuşmaya mahkum edildiği bu düzeni değiştireceğiz.
İnan, güven, yanımızda ol❗️
TKP gönüllüsü ol 🚩
Whatsapp üzerinden başvuru yapmak için⤵️
☎️ 0505 297 19 17
Türkiye Komünist Partisi 103 yaşında!
Cumhuriyet'in 100. Yılında Ankara Kalesi'nden sesleniyoruz:
Kurtuluş ve yeniden kuruluş için görev başındayız!
#TKP103Yaşında
🚩Beklediğimiz güzel günler ellerimizdedir. Halkın örgütlü gücü bu ülkeyi muhakkak değiştirecektir.
Emekçileri, aydınlık günlere inanları Türkiye’nin devrimci safında yer almaya TKP’de örgütlenmeye çağırıyoruz! #TKP103Yaşında
📺 https://t.co/sbpNzIAOWJ
Kendisini dikensiz gül bahçesinde sanan gericiliğin kökünü kazıyacağız!
Kadın düşmanlarını tarihin çöplüğüne göndermek için aydınlıktan yana olan herkesi laiklik mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz
🔴Burdur'da 65 yaş üstünün ücretsiz ulaşım hakkı elinden alındı, otobüs ve minibüslere yüzde 66 zam yapıldı
📌Karara tepki gösteren TKP Burdur İl Örgütü: 'Ulaşım haktır, bu soyguna izin vermeyeceğiz!'
https://t.co/lz3IXTbHeX
Tarikatların Ensesindeyiz! Çocuklarımızı Kurtaracağız!
https://t.co/HaG41XilXr
Kamuoyuna yansıyan İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğunda, koruma altındaki çocukların kırk gün boyunca tarikat kampına teslim edilmesi en hafif tabirle skandaldır. Türkiye bir skandallar ülkesine dönüşmüştür.
Nur Cemaati’nin bir kolu olan Suffa Vakfı’na bağlı 140 Çocuk Evi’nde yüzlerce çocuk adeta esir tutulmaktadır! Devletin koruma altına alması gereken çocukları tarikatlara teslim etmesi ne hukuki ne vicdani ne de ahlaki olarak kabul edilebilir.
Geçtiğimiz aylarda depremzede çocukların tarikatlara teslim edilmesiyle gündeme gelen uygulamanın yıllardır süregeldiği bilinmektedir. Yaşananlar açıkça göstermektedir ki tarikatlar devlet eliyle palazlanmakta, korunmaya muhtaç çocuklar tarikatlar tarafından istismara açık hale getirilmektedir.
AKP iktidarının tarikatlarla ilişkisini biliyoruz, bu yapılara “inanç özgürlüğü” diye bakanları tanıyoruz. Açıkça söylüyoruz; tarikat ve cemaatlerin varlığı ve faaliyetleri suçtur, adı ne olursa olsun hepsi yasa dışıdır.
Devlet, her türlü istismara karşı çocukları koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çocuk Evleri de ancak devlet tarafından kurulabilir. Tarikatlara bağlı dernekler tarafından kurulan Çocuk Evleri kapatılmalıdır!
İlan ediyoruz; ülkemizin dört bir yanında emekçi mahallelerine çöreklenen, memleketimizi tasallutu altına alan tarikatların ensesindeyiz. Sürecin sonuna kadar takipçisiyiz ve çocuklarımızı geri alacağız!
Çocuklarına sahip çıkamayan bir ülke dağılır, çocuklarına sahip çıkamayan bir halk çürür. Tüm sorumlu yurttaşlarımızı tarikatların ipliğini pazara çıkarmak, çocuklarımıza sahip çıkmak, laiklik mücadelesini yükseltmek için bu sesi büyütmeye çağırıyoruz!