🗣️ Hizb-ut Tahrir Türkiye:
"Sömürgeci haçlı ittifakı NATO'nun İslam'a karşı yürütecekleri savaşların silah tedarikçisi olmak, Müslümanların askerlerini onların hizmetine sunmak övünülecek bir şey mi?
Türkiye mevcut gücüyle İslam alemine liderlik edebilecek pozisyona sahiptir.
Türkiye ABD ve batının yaşadığı askeri ve siyasi zaafiyetleri değerlendirerek yeniden hilafetin kurulması için çalışmalıdır.
Türkiye'nin yapması gereken şey haçlı ittifakı NATO'nun bir karakolu olmak değil, tarihte olduğu gibi hilafet ile Müslümanlara liderlik etmektir"
Esareti, reel politik zannedenler...
Mazlumun hamisiyiz deyip zalimi baş üstünde tutanlar...
İslam’da diplomasinin sınırlarını Şer'i hükümlerle değil siyasi menfaat ve kazanımlar ile çizenler...
Gazze’de siyonist katillerle onbinlerce Müslümanı katleden kafir Trump’ın bir kahraman edasıyla karşılanmasına karşı söyleyecek bir sözünüz yok mu?
Hangi sahte gerekçeniz, kazanımlarınızı kaybetme kaygınız veya zalimlerin gadrine uğrama korkunuz sizleri Allah katında mazeret sahibi kılar?
#NATOsummit
#NATOsummit
Günün anlam ve önemine dair…
Rivayet edilir ki: Mesrûk bin el-Ecdâ’nın bir zimmî ile aynı binaya girmesi istendiğinde geri durur ve şöyle der:
“Onunla aynı kapıdan girmem; zira bu, zâhirde küçük ama bâtında büyük bir yakınlıktır.” [İbn Ebî’d-Dünyâ, Kitâbü’l-Verâ]
Sahabe ve tâbiîn, selef alimlerimiz zımmi kâfirle yan yana görünmekten bile sakınıyorlardı. Yan yana görünmeyi zül sayıyorlardı.
Bugünkü yöneticiler ise Müslümanların katilleriyle aynı kadraja girmeyi, protokol yolunda onları törenle ağırlamayı, onları veli edinmeyi büyük bir başarı ve diplomatik başarı addediyorlar.
İslam’da diplomasinin sınırları siyasi menfaat ve kazanımlar ile değil; Kur’an ve Sünnet ile korunmuştur. Nitekim Mekke’nin ‘diplomat’ kılıklı müşrikleri, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e gelerek müdahene teklifinde bulunmuşlardı. Müdahane; siyasi ve fıkhi literatürde; “dünyevi bir menfaat veya koltuk uğruna, inancından, ilkelerinden ve şer'i ölçülerinden taviz vermek” demektir.
Müşriklerin taviz koparmak adına yaptıkları diplomatik manevralarına karşı Rabbimiz, kıyamete kadar tüm diplomatlara ve devlet adamlarına ibret olacak şu ayeti indirmişti:
“Onlar istediler ki sen (dininden) taviz veresin, onlar da sana taviz versinler.” [Kalem Suresi 9]
Velhasıl, ibret alın ey yöneticiler! Kur'an ayetlerden, kevni ayetlerden, sizden önceki tiranların hüsran dolu akıbetlerinden ibret alın…
Şu da bilinsin;
Tarih İslam’ın kutsallarından vazgeçmektense vücudunun lime lime doğranmasını yeğleyen diplomasi piri yöneticileri yazdığı gibi, İslam’ın kutsallarını şer zirvelerinde, masa başlarında kâfirlere peşkeş çeken yöneticileri de yazacak…
Ha bir de ihanetlerini diplomasi maskesiyle örtbas eden yöneticileri alkışlayanlar var… Onlar da elbet tarihin kara listesinde yerini alacaktır.
Köklü Değişim Kayapınar Temsilciliğimizde bu hafta, Burhan Ercan’ın sunumuyla "Haçlı Ordusu NATO'ya Sadakat, Müminlere İhanettir" başlıklı bir program gerçekleştirildi.
Programımıza iştirak eden tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun.
Basın Açıklaması
Ne Trump Ne NATO Kâfirle İşbirliğine Veto
- Trump ve NATO’yu topraklarımızda asla istemiyoruz, kâfirle iş birliğini ise veto ediyoruz.
- NATO’nun Bosna, Kosova, Afganistan, Irak, Libya, Somali ve diğer İslami beldelerde yaptığı askeri operasyon ve işgaller, varlık amacının somut göstergesidir.
- Türkiye, askeri gücünü, nüfusunu, stratejik konumunu ve savunma sanayi alanındaki başarısını Batılı kâfirleri korumak için değil Müslümanlara ve İslam coğrafyasına liderlik yapmak için kullanmalıdır!
Basın Açıklamasını okumak için
🔗 https://t.co/47mc6cM2LK
Heybet-i Saltanat
Osmanlı saray diplomasi geleneğinde, yabancı elçiler karşılandığında onlara siyasi ve stratejik hamleler yapılır ve onlar üzerinde psikolojik üstünlük mesajı verilirdi.
Başka bir ifadeyle devlet; düşmana karşı güçlü olduğunu ve caydırıcı güce sahip olduğunu göstermek isterdi.
İslam tarihi literatüründe devletin büyüklüğünü ve caydırıcılığını göstermesine "Heybet-i Saltanat" denmektedir.
1530 yılında İstanbul'a gelen Roma-Germen İmparatoru I. Ferdinand’ın elçileri Nikolaus Jurischitsch ve Joseph von Lamberg, Topkapı Sarayı’nın Divan Meydanı’na girdiklerinde karşılaştıkları manzarayı şu sözlerle ifade etmişlerdir:
"...Saray avlusuna girdiğimizde, her biri kalın zincirlerle bağlanmış aslanların elçilerin geçiş yoluna dizildiğini gördük. Bu hayvanların çıkardığı korkunç kükremeler ve bakıcılarının onları elçileri korkutmak için kışkırtması, sarayın heybetini ve üzerimizdeki baskıyı en üst noktaya çıkardı." [Curipeschitz, Yolculuk Günlüğü 1530]
Yine elçilerin geçiş güzergahlarında; binlerce Osmanlı asker pahalı askeri kıyafetler giydirilerek görevlendirilir, gövde gösterisi yapılırdı.
İşte bu uygulama Hilafet Devleti’nin düşman devletlere verdiği açık bir mesajdı; “sakın bize saldırmaya ve bizi menfaatlerinize ilzam etmeye kalkmayın. Bizim irademiz de ordumuz da güçlü” demekti.
Bugün de NATO zirvesi öncesinde yaklaşık sahada 60 bine yakın silahlı güvenlik görevlisi görev alacak.
Geçiş güzergahında binlerce kolluk kuvveti vazife başında olacak.
Peki dün olduğu gibi bugün de devasa bir sayıya ulaşan silahlı güvenlik görevlisi devletin iradesini ve gücünü kafirlere karşı yansıtabiliyor mu?
Sizce bu önlem ve tedbirler bizi Batı'ya güçlü mü yoksa onları bize değerli mi göstermektedir?
Tarihte 'Heybet-i Saltanat', sadece yollara dizilen asker sayısı veya zincirli aslanların kükremesinden ibaret değildi. Bilakis o zincirleri gerektiğinde salıverecek, o orduyu küffarın üzerine yürütecek bağımsız bir İslam iradesiydi.
Yüzyıllar önce elçilerin yüreğini ağzına getiren o zincirli aslanlar, arkasındaki devletin yeryüzündeki hiçbir şer odağına boyun eğmeyeceğinin nişanesiydi.
Bugün ise o aslanların yerini, NATO'nun menfaatlerine bekçilik etmek üzere Ankara caddelerini dolduran binlerce güvenlik görevlisi almıştır.
Ne acıdır ki; dün kafire korku salmak için yapılan o büyük gövde gösterileri, bugün Haçlı İttifakı'nın güvenliğini sağlamak ve onun sömürü ajandasına boyun eğildiğini tescillemek için bir hizmet yarışına dönüşmüştür.
#NATO
Hani Tüm Zulümlere Karşı Bir Olacaktık!
🖋️“Mazlumun kim olduğuna değil, zalimin kim olduğuna bakılır oldu.”
🖋️“Korkularla şekillenen tutumlar, kardeşliği zayıflatıyor.”
🖋️“Gerçek güç, Müslümanların birbirine sahip çıkmasındadır.”
#NatoyaKurbanAranıyor
https://t.co/KODznc74YW
Köklü Değişim Ergani Temsilciliğimizde bu hafta ''Salı Sohbetleri'' kapsamında;
Burhan Ercan’ın sunumuyla “ BİR KIYAM ÖNDERİ ALİM VE ŞEHİD: ŞEYH SAİD PİRANİ “ başlıklı bir program gerçekleştirildi.
Programımıza icabet eden kardeşlerimizden Allah razı olsun.
Medya Bürosu Başkanımız Sayın Mahmut Kar, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
◾️ Şeyh Said'in Davası
◾️ Türkiye'nin Göç Politikası
◾️ Erdoğan Ümmetin Umudu mu? https://t.co/bl8zGj1rk8
Köklü Değişim Ergani Temsilciliği'nden Panele Davet !
" BİR KIYAM ÖNDERİ ALİM VE ŞEHİT: ŞEYH SAİD PİRANİ "
🎤 Burhan Ercan
🗓️ 30 Haziran Salı
🕛 21:00
📍 Köklü Değişim Ergani Temsilciliği
Şeyh Said’in iade-i itibarı; uğrunda kıyam ettiği dini mubin ve Hilâfet davasını diri tutarak, onu darağacına gönderen zihniyetle, zihniyetin bir parçası olmadan mücadele etmekle olur.
Aksi halde Şeyh Said’in davasına halel gelmiş, mirasına da ihanet edilmiş olur.
Şehadetlerinin 101. yılında Şeyh Said Pirani ve dava arkadaşlarını rahmetle anıyoruz!
"Andolsun Allah'a ki, yalnız ben ve elimdeki asa bile kalsa bâtılın karşısına çıkıp kıyam edeceğim. Şehid olana kadar da mücadelemden de asla dönmeyeceğim.”
Şeyh Said Piran
NATO'ya Sadakat, İslami Camiaya Barikat
📌Birçok dernek ve hocanın hesabına erişim engeli
📌Kapitalist Batı'nın askeri gücü NATO Zirvesi öncesi Ankara altüst
📌Uğurlu: "Yapılan zulümdür. Zulmün karşısındayız"
https://t.co/hTF3IQpEeC @KokluDegisim aracılığıyla
🧭Yarın Akşam (Cumartesi) Pusula Sohbet Odamızda Saat 22:00 de Şeyh Said Efendi'nin Şehadeti'nin Sene-i Devriyesini, Kıyamı'nın Anlam Ve Önemini Konuşacağız
Konuya duyarlı herkesi bekliyoruz.
@FarukDinc_@hamzaer_@Burhanercan21@FuadHamidoglu#ŞehidŞeyhSaid
#ŞeyhSaidKıyamı
Köklü Değişim, 50. Temsilciliğini Sultanbeyli’de Açtı
📌50. temsilciliğimiz İstanbul'da faaliyete geçti
📌Açılış dolayısıyla geniş katılımlı bir program düzenlendi
#DeğişimiTakipEdin
https://t.co/MaPi21wZZI @KokluDegisim aracılığıyla
Güran Ailesinin istediği şey YENİDEN YARGILAMA
Medyanın ön yargıyla aileyi tümden mahkum etiği bir dosyada,
Kovuşturma süreçleri ihmal ve ihlaller ile dolu bir dosyada,
Zorlama, baskı ve hatta işkence ile ifadelerin alındığı iddia edilen bir dosyada,
Kovuşturma süreçlerinde eli olan bir çok yetkilinin görevden uzaklaştırıldığı bir dosyada,
Bazı partilerin siyasi hesaplar ile sürece ön yargılı şekilde dahil olup yargılamayı etkiledikleri bir dosyada,
İstinaf mahkemesinin yaptığı 9 ayrı muhalefet şerhinin yargılamada hiç dikkate alınmadığı bir dosyada yeniden yargılama şarttır.
8 yaşında cinayete kurban olan Narin Güran dosyasında gerçekte kimin suçlu kimin masum olduğunun tespiti ancak yeniden yargılama yolunun başlatılması ile sağlanabilir. Yaşanan tüm ihlal ve ihmallerin ortaya çıkması, medya ve kamuoyunda oluşan algı ve yargının hakikate kavuşması için Adalet Bakanlığı ve yargı makamlarının bu süreci bir an önce başlatması gerekir.
İmtiyaz değil hakikatin ortaya çıkmasını isteyen ve bunun için çabalayan aileyi dinledik.
İddia edilen hususların gözden geçirilmesi ve yeniden yargılamanın yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kamuoyunun bu dosyayı yeniden gündemine alması, avukat ve hukukçuların da sürece müdahil olmasının önem arz ettiğini hatırlatıyoruz.