@Dankmemesarsiv Ya siz 15 yaşındayken Kuantum mu konuşuyordunuz amk? Z kuşağı siksin hepinizi, bu çocuklar ilkokula ingilizce bilerek başlıyor. Benim özel okulda 5. sınıfta hala heceleyerek okuyan arkadaşım vardı amk.
James Hetfield, Fred Durst, Marilyn Manson & Ozzy Osbourne. Photo by Mark Seliger for the cover of Rolling Stone Magazine (Issue 844), released in July 2000. The shoot was titled the "Summer of Metal" and was designed to showcase the different "tribes" of the genre at the turn of the millennium: the Godfather (Ozzy), the Thrash King (Hetfield), the Shock Rocker (Manson), and the Nu-Metal explosive (Durst).
Belesci lafinin ingilizcesini Dave Mustaine'den ogrenmistim. Sene 2001 Megadeth Maslak Venue'de konser veriyor, arka tarafta yol kenarindaki tepede birikmis millete "Hello cheapfuckers" diye seslenmisti. Belestepe. Ingilizce de ogretti bereket versin.
Juventus’un Kenan’ı konumlandırdığı yer neresi? Juventus’un Kenan’ı konumlandırdığı yer; Boniperti, Platini, Baggio, Zidane, Del Piero’ların yanı.
Bu “bank”ı öyle kolay kolay herhangi bir sözleşme uzatma duyurusunda kullanmazlar çünkü…
Canlandığı tüm karakterlerin hakkını fazlasıyla veren sinema ve tiyatro oyuncusu Ahmet Uğurlu geçtiğimiz sene vefat etmişti. Bu dünyadan bir Ahmet Uğurlu geldi, geçti. Adına kitaplar yazılası, belgeseller çekilesi bir sanat insanı… “Tabutta Rövaşata” filminin yönetmeni; Derviş Zaim bir röportajında şöyle anlatmış güzel insan Ahmet Uğurlu’yu 🌸
Başarılı yönetmen, ilk filmi Tabutta Rövaşata'yı imkansız denebilecek koşullarda yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"İngiltere'de master yaptım geldim. Orda yazdığım bir senaryo vardı. Onu aldım, Yeşilçam dışından tanıdığım birkaç yapımcıya götürdüm. Tabii ki beni aramadılar. Dolayısıyla şu düşünce kafama yavaş yavaş oturmaya başladı. Yaparsam şimdi yapacağım ya da hiç yapmayacağım. 'Ölmüş eşek fiyatına film nasıl yapılır' adlı çalışmaya giriştik. Tabutta Rövaşata'nın senaryosunu çok iyi yazdım. Ahmet Uğurlu ve Haluk Bilginer 'Çöplük' diye bir oyun oynuyordu Moda'da. Kuliste bekledim. Uğurlu çıkarken dedim ki, 'Abi seninle görüşmek istiyorum'. O da telefonunu verdi, sağ olsun nazik bir adam olduğu için. Ona, 'Ben film çekeceğim, para arıyorum. Para bulursam sana geleceğim, bulamazsam da sana geleceğim.' dedim. 'Tamam, ver senaryoyu okuyayım.' dedi. Okudu, beğendiğini söyledi. 'Çalışmak ister misin?' diye sordum. 'İsterim.' dedi. 'Para arıyorum.' dedim. 'Aramaya devam et.' dedi. Sonra Tuncel Kurtiz'e de senaryoyu verdim. Kurtiz, 'Senaryoyu beğendim, başrolü verirsen oynarım.' dedi. Ben de ona 'Başrolü vermem.' dedim. 'O da oynamam.' dedi. Sekiz ay Tuncel Kurtiz beni kapıdan kovdu, ben bacadan girdim. Sonra para bulamayacağım anlaşılınca anneme gittim. 60 kutu negatif film alabileceğim parayı verdi. Değerli film yönetmeni ve belgeselcisi, Türk belgeselinin duayeni Suha Arın bana bir kamera ve iki ışık verdi. Bir tane Tavus kuşu aldım. Görüntü yönetmeni ve öteki ekip benim Rumelihisarı'ndan çay ve kahve arkadaşlarımdı. Onlar bana yardım etti. Ahmet Uğurlu geldi, Tuncel Kurtiz'e gittim, 'Geliyor musun?' dedim. 'Nalet olsun, geliyorum.' dedi. O filmi yaptık."