Bismillâhirrahmânirrâhîm. Allah’ın izniyle milyonların sesi ve hakkı yenmişlerin temsilcisi olarak yarın Gazi Meclisimizdeyiz.
Yaşadığımız mağduriyetlerin çözümü ve adaletin tecellisi için milletvekillerimizle buluşuyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN'ın, bu NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK FONZEDE mağduriyetini çözeceğine güvenimiz TAM.
Katılım çok yoğun; gelecek olan arkadaşlardan ve destekleyen herkesten Allah razı olsun.
Allah her zaman hakkını savunanın yanında olur ve destekler.
#FonzedelerTBMMde
Madoff olayını daha önce paylaştım. Alınan önemleri ve sonuçlarını bir kez daha paylaşayım.
1⃣Kazanç İade (Clawback) Süreci: "Sahte Karlar Geri Alındı"
Madoff fonunda kağıt üzerinde görünen devasa karların aslında hiç var olmadığı, sonraki yatırımcıların parasıyla ödenen sahte kazançlar olduğu mahkemece tescillendi
ve fona yatırdığı ana paradan daha fazlasını sistemden çekmiş olan yatırımcıların, iyi niyetli olsalar bile, ana parayı aşan tüm "sahte karlarını" mahkeme fon tasfiye masasına iade etmeye (Clawback) zorladı.
2⃣Vergi İade Süreci: Gölge Gelirin Vergisi Geri Ödendi
En büyük adaletsizlik, yatırımcıların yıllarca hiç var olmayan bu sahte karlar için devlete gelir ve sermaye kazancı vergisi ödemiş olmalarıydı. IRS bu mağduriyeti çözmek için özel tebliğler yayımladı.
Hırsızlık Zararı İndirimi (Theft Loss): Yatırımcılara sıradan bir borsa kaybı değil, doğrudan "hırsızlık/dolandırıcılık mağduriyeti zararı" hakkı tanındı.
Geriye Dönük Vergi İadesi ; Yatırımcıların sahte karlar yüzünden geçmiş yıllarda fazladan ödedikleri tüm vergiler, vergi iadesi veya vergi kredisi şeklinde sisteme kuruşu kuruşuna geri ödendi ve yaıtırımcıların alacaklarına mahsup edildi.
Kimsenin haksız, sahte ve başkasının parası olan bir kazancı elinde tutmasına izin verilmedi .
Kimsenin var olmayan bir para için haksız yere devlete ödediği vergi devlette bırakılmadı .
Böylece sistem, her iki tarafı da eşitleyerek herkesin sadece "gerçek sisteme soktuğu ana parayı" alabileceği bir adalet dengesi kurdu.
3⃣Şahsi ve Ailevi Mal Varlıklarına Tamamen El Koyma
Bernie Madoff’un ve eşinin adlarına kayıtlı olan Manhattan’daki lüks çatı katı dairesi, yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm mal varlıklarına , Palm Beach ve Fransa'daki malikaneleri, lüks yatları, özel jetleri, takıları ve banka hesapları dahil tüm şahsi varlıklarına devlet tarafından el konuldu.Madoff’un eşi Ruth Madoff’un şahsi servetinin neredeyse tamamına el konuldu. Kendisine sadece hayatını idame ettirebilmesine yetecek bir para bırakıldı, geri kalan yüz milyonlarca dolar mağdur fonuna aktarıldı.
Şirket ve Operasyon Varlıklarına El Koyma
Madoff’un yatırım şirketi (Bernard L. Madoff Investment Securities) mahkeme kararıyla derhal kapatıldı ve şirketin tüm teknik altyapısına, nakit paralarına ve gömülü varlıklarına tasfiye memuru (Irving Picard) tarafından el konularak likidite edildi ve fon mağdurlarına paylaştııldı.
Sonuç:Resmî ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre, mağdurların doğrulanmış zararlarının %93,71’i karşılandı.Madoff skandalında mağdurlara yapılan toplam geri ödeme yaklaşık 19,5 milyar dolara ulaştı.
Türkiye’de yaşanan “fon krizi” olarak tartışılan mesele, sermaye piyasalarında organize mali suçlar nedeniyle mağdur olan yatırımcıların zararlarının, stopaj gelirleri kullanılarak karşılanıp karşılanamayacağıdır.
Konunun doğru anlaşılması için kapsamlı bir eğitim gerekir. Ancak temel hukuki ayrımları özetleyelim.
ABD’de 2008 yılında Bernard Madoff’un Ponzi dolandırıcılığının ortaya çıkmasının ardından, mağdur yatırımcıların haklarını korumak amacıyla çeşitli mekanizmalar işletildi. Bunlardan biri de clawback (geri alma) davalarıydı.
Bu davalarda, hukuki koşulları oluştuğunda, daha önce ödeme almış bazı kişilerden belirli tutarların iadesi istendi. Amaç, hileli sistemden elde edilen paranın hukuken hak sahibi olanlar arasında dağıtılmasına katkı sağlamaktı.
Türkiye ile ABD arasındaki temel farklardan biri, hukuki ve kurumsal mekanizmaların işleyişidir. Türkiye’de kurumların hukuki bağımsızlığı ile atama süreçleri ve fiilî karar alma özerkliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Peki, yatırımcıların zararları stopaj gelirlerinden karşılanabilir mi?
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 13. maddesindeki bütçe ilkelerine göre, belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır. Dolayısıyla stopaj gelirlerinin doğrudan yatırımcı tazminatına ayrılması, mevcut bütçe ilkeleri karşısında hukuki dayanak gerektirir.
Çözüm, hukuken geri alınabilecek haksız kazançların tespit edilmesidir.
Haksız kazanç, sebepsiz zenginleşme, sözleşmesel yükümlülükler ve sorumluluk hükümleri somut olayın koşullarına göre incelenmelidir.
Gerçeğe aykırı değerlemeler üzerinden haksız kazanç veya olağan piyasa koşullarını aşan getiriler elde edilmişse, ilgili hukuki koşullar çerçevesinde geri alma talepleri değerlendirilebilir.
Ancak geri ödeme mekanizması stopaj gelirleri üzerinden işletilemez. Bunun yerine, hukuki koşulları çerçevesinde sorumlulara rücu edilmesini sağlayan bir mekanizma kurulabilir. Sigorta hukukunda rücu, sigorta şirketinin ödediği tazminatı, ilgili hukuki şartların oluşması hâlinde zarardan sorumlu kişiden geri talep etmesidir.
Bu kapsamda, savcılık tarafından el konulan veya bloke edilen suç gelirleri ile şüpheli ve sanıkların mal varlıkları; ayrıca kaçırıldığı, gizlendiği veya muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere aktarıldığı tespit edilen finansal varlıklar, ilgili yasal süreçler ve mahkeme kararları çerçevesinde yatırımcıların zararlarının giderilmesinde kullanılabilir.
Yatırımcıların korunması için mesele yalnızca kaynak bulmak değil; sorumluluğu tespit etmek, hukuka aykırı kazancı geri almak ve hesap verebilirliği sağlamaktır.
Sorunlar onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez!
Eğer manipülasyonu önlemek isteselerdi, manipülasyondan haberdar olduklarını söyleyenler gerekli müdahaleleri yapardı. Çözmek isteselerdi de sorun çoktan çözülmüş olurdu. Bu paylaşımda açıkladığım gibi...
Bu nedenle yatırımcıların mutlaka (!) dava açması, ancak öncesinde uzman görüşü (bilirkişi raporu) alması gerektiğini söyledim. Hâlihazırda çok sayıda mağdur yatırımcı ve zarar gören şirket için uzman görüşleri hazırlamak, soruşturma dosyalarına yönelik bilirkişi raporları düzenlemek üzere gece gündüz çalışıyorum.
Bunu defalarca dile getirdim. Takas ve piyasa işleyişini çok iyi bildiğimi düşünen biri olarak, 2 milyar TL gibi çok büyük tutarlı bir satışın tahtada hisseyi %1 bile oynatmadan satmak imkansızdır.Karşı taraf kademelere alış yazar ve karşı tarafda bunu blok olarak tahtada satar.Bunum anlaşmalı yapılmama ihtimali %1 bile değildir. Alırken de aynısı olur. O kadar basit ki tespit etmek 168 milyonluk hisseyi hareket başlamdan kim satmış, sonra 2 milyar kar edince kim almış.
Böylesine büyük bir alış ve satışın hangi fiyatlardan, hangi emirlerle, hangi zaman aralığında ve hangi alıcılarla gerçekleştiği SPK'nın tespti sadece 1 dakikadan az bir süre alır.
Elbette yalnızca satış tutarına bakarak işlemin usulsüz olduğu sonucuna varılamaz ancak 20 yıllık piyasaya tecrübemden yola çıkarak eğer yapılan işlem iddia ettiğim şekilde gerçekleşmemişse hesabımı kapatırım. O kadar eminim. #ozatd hissesinde ve diğer bir çok hissede yapılan budur. İlk önce hisse menfaat sağlanacak kişiye devredilir sonra iş bitince fahiş karla blok olarak fona yıkılır.2 milyar kar şahsın cebine girerken hisse de fona geçer.Yani yüzbinlerce kişinin parasının olduğu fonun parası 1 kişinin cebine girerken fona da değeri 4000 kat artmış çöp hisse kalır.Eğer bunun aksi olduğu ispat edilirse söz veriyorum hesabımı kapatırım ve bir daha hiç bir paylaşım yapmam.
Emre Tezmen'nin bir trol ordusu kurduğu Fatih Altaylı tarafından açıklanmış. Sonunda ortaya çıkıyor.
İşte o trol ordusunun görevi benim de dahil olduğum bazı insanlara İTİBAR suikasti yaparak EMRE TEZMEN'nin Ponzi operasyonuna karşı uyarmamazı engellemekti.
Maalesef yüzbinlerce insanın canını yaktı Emre Tezmen adlı finansal Terörist.
Spk ya dava açıyorum..
1- Ben, devlet denetimindeki sermaye piyasalarına güvenerek Pardus Portföy İkinci Hisse Senedi Fonu’na (KHA) yatırım yapmış meşru bir yatırımcıyım. Davalı idarenin fon işlemlerini durdurduğu 17 Eylül 2026 tarihi itibarıyla söz konusu fonda 2.999.983,43TL (Yaklaşık Üç Milyon Türk Lirası) tutarında nakde çevrilebilir varlığım bulunmaktaydı. (Ek-1: MKK Hesap Dökümü)
2- Davalı kurum (SPK), borsa genelinde yürüttüğü bir soruşturma kapsamında 17 Eylül 2026 tarihinde KHA fonunun TEFAS alım-satım işlemlerini tamamen durdurmuş ve fonu zorunlu tasfiye sürecine almıştır. Bu idari tasarruf neticesinde, kendi irademle fonumu satma ve mülkiyetimi koruma hakkım (mülkiyet hakkım) davalı idare eliyle tamamen engellenmiştir.
3- Fonun kurucusu olan şirket, işlemlerin durdurulduğu gün kamuoyuna "Fonumuzda likidite sorunu yoktur, nakit taleplerini karşılamaya hazırız" beyanında bulunmuştur. Buna rağmen davalı idare, yatırımcıların nakde ulaşmasını engellediği gibi, mülkiyetini kilitlediği fona fiyat sabitlemesi (değer dondurması) getirmemiştir.
4- Satış yapmam engellenmişken, fonun içindeki varlıkların zorunlu satışı esnasında oluşan piyasa dalgalanmaları nedeniyle fon fiyatı sürekli erimiş; müdahale edemediğim bu değer kaybı doğrudan şahsıma yansıtılmıştır. Tasfiye süreci 8 Ekim 2026 tarihinde tamamlanmış ve hesabımıza yalnızca 2.334.232,44 TL yatırılmıştır. (Ek-2: Banka Dekontu)
5- İdarenin piyasa düzenini koruma adına tedbir alma yetkisi bulunmakla birlikte, Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan Mülkiyet Hakkı ihlal edilmiştir. İdare, mülkiyete müdahale ediyorsa mülkün değerini koruyacak önlemleri de eş zamanlı almak zorundadır. Satışı yasaklayıp, değer erimesini izlemek ve alternatif ödeme yollarını kapatmak açık bir **"Hizmet Kusuru"**dur. Oluşan 665.750,99 TL'lik zarar idari kararın doğrudan sonucudur.
HUKUKİ NEDENLER:
Anayasa Md. 35 (Mülkiyet Hakkı), 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Md. 2 ve 13, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER:
1- 17 Eylül 2026 tarihli MKK Hesap Dökümü (Ek-1)
2- 8 Ekim 2026 tarihli Eksik Tasfiye Ödeme Dekontu (Ek-2)
3- SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli fon durdurma ve tasfiye kararı resmi metni, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz edilen ve mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle; davalı idarenin hizmet kusuru niteliğindeki uygulamaları nedeniyle uğradığım 665.750,99 TL’lik net zararın, zararımın kesinleştiği 8 Ekim 2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden (SPK) tahsiline, yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
09.10.2026
#FonZedeyeAnaPara #KHA
#FonZedeyeAnaPara
#FonZedeyeAnaParaVerilsin
Spk ya dava açıyorum..
1- Ben, devlet denetimindeki sermaye piyasalarına güvenerek Pardus Portföy İkinci Hisse Senedi Fonu’na (KHA) yatırım yapmış meşru bir yatırımcıyım. Davalı idarenin fon işlemlerini durdurduğu 17 Eylül 2026 tarihi itibarıyla söz konusu fonda 2.999.983,43TL (Yaklaşık Üç Milyon Türk Lirası) tutarında nakde çevrilebilir varlığım bulunmaktaydı. (Ek-1: MKK Hesap Dökümü)
2- Davalı kurum (SPK), borsa genelinde yürüttüğü bir soruşturma kapsamında 17 Eylül 2026 tarihinde KHA fonunun TEFAS alım-satım işlemlerini tamamen durdurmuş ve fonu zorunlu tasfiye sürecine almıştır. Bu idari tasarruf neticesinde, kendi irademle fonumu satma ve mülkiyetimi koruma hakkım (mülkiyet hakkım) davalı idare eliyle tamamen engellenmiştir.
3- Fonun kurucusu olan şirket, işlemlerin durdurulduğu gün kamuoyuna "Fonumuzda likidite sorunu yoktur, nakit taleplerini karşılamaya hazırız" beyanında bulunmuştur. Buna rağmen davalı idare, yatırımcıların nakde ulaşmasını engellediği gibi, mülkiyetini kilitlediği fona fiyat sabitlemesi (değer dondurması) getirmemiştir.
4- Satış yapmam engellenmişken, fonun içindeki varlıkların zorunlu satışı esnasında oluşan piyasa dalgalanmaları nedeniyle fon fiyatı sürekli erimiş; müdahale edemediğim bu değer kaybı doğrudan şahsıma yansıtılmıştır. Tasfiye süreci 8 Ekim 2026 tarihinde tamamlanmış ve hesabımıza yalnızca 2.334.232,44 TL yatırılmıştır. (Ek-2: Banka Dekontu)
5- İdarenin piyasa düzenini koruma adına tedbir alma yetkisi bulunmakla birlikte, Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan Mülkiyet Hakkı ihlal edilmiştir. İdare, mülkiyete müdahale ediyorsa mülkün değerini koruyacak önlemleri de eş zamanlı almak zorundadır. Satışı yasaklayıp, değer erimesini izlemek ve alternatif ödeme yollarını kapatmak açık bir **"Hizmet Kusuru"**dur. Oluşan 665.750,99 TL'lik zarar idari kararın doğrudan sonucudur.
HUKUKİ NEDENLER: Anayasa Md. 35 (Mülkiyet Hakkı), 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Md. 2 ve 13, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER:
1- 17 Eylül 2026 tarihli MKK Hesap Dökümü (Ek-1)
2- 8 Ekim 2026 tarihli Eksik Tasfiye Ödeme Dekontu (Ek-2)
3- SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli fon durdurma ve tasfiye kararı resmi metni, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz edilen ve mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle; davalı idarenin hizmet kusuru niteliğindeki uygulamaları nedeniyle uğradığım 665.750,99 TL’lik net zararın, zararımın kesinleştiği 8 Ekim 2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden (SPK) tahsiline, yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 09.10.2026
#FonZedeyeAnaPara #KHA#kha
Gecikilmiş olmasına rağmen TMSF’nin Destek Faktoring’e kayyım olarak atanması önemli bir adımdır.
Organize olarak oluşturulan bu kirli sistemin en önemli aktörlerinden biriydi.
Böylece Tera ile aralarındaki tüm şaibeli işlemler ve transferler de daha kolay ortaya çıkartılabilecektir.
Kanaatime göre arkasında yüzbinlerce mağdur bırakan bu önemli tahribatta, en önemli kirli ilişki ağı buradadır.
Aynı zamanda en büyük haksız kazançların da bu ilişki ağında elde edildiği düşünülmektedir.
Bu nedenle grubun bankası da dahil yurt içi ve dışı tüm işlem ve transferlerin çok titizlikle incelenmesi gerekmektedir.
Bu husus mağduriyetlerin azaltılması açısından da çok önem arzetmektedir.
@memetsimsek@BDDKResmi@spkgovtr@tmsftr
Altınbaş Holding Türkiye'nin en zengin aileleri arasında yer alan Altınbaş ailesinin toplam servetinin 1,5 milyar dolar civarında olduğu, holdingin toplam bilanço büyüklüğünün ise 4 milyar doları aştığı biliniyor.
Atlas Portföy'ün %58,3'ü Aynus Holding'e, kalan %41,7'si ise doğrudan Serdar Altınbaş ve Fatma Altınbaş'a aittir.
Atlas Portföy’ün Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yine Serdar Altınbaş yürütmektedir.
Fonun çöküşüne neden olan Işıklar Enerji ve Yapı Holding (IEYHO) hisselerindeki işlemler sebebiyle, SPK Haziran 2026'da Nusret Altınbaş'a 6 aylık borsada işlem yapma yasağı getirmiştir. Suç bariz şekilde ortadır ve sorumluları da SPK denetimi ile ortaya çıkmıştır.
Meşhur o fonun adı da #dfi
Zirve noktasındaki portföy büyüklüğü yaklaşık 19 milyar TL seviyesindeydi.
Fonun pay başına gördüğü tüm zamanların en yüksek fiyatı 6,548 ₺ (16 Eylül 2026) olmuştur.
Bu paranın büyük kısmı kar .Ana para taş çatlasın 3-4 milyar TL dir. Çünkü %600-700 gitmiş bir fon .
İstenirse çok rahat bu fonun da tahsilatı yapılabilir.
Bazı arkadaşlar özelden yazmışlar ,hiç bahsedilmiyor bu fondan diye. Bu yüzden yazmak istedim.
Bu şahıslarda bu paraların karşılığının fazlasıyla var olduğunu düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu çalışmalarını yürütürken, aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir.
Vatandaşlarımızın, haksızlığa uğrayanların haksızlıklarının telafisi için atılacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır.
Sayın Cevdet Yılmaz’ın, serbest fonlara yatırım yapanların nitelikli yatırımcı oldukları ve bu nedenle aldıkları riski bilerek yatırım yaptıkları yönündeki açıklamasını dinlerken, ülkem adına gerçekten büyük üzüntü duydum.
Öncelikle çok önemli bir ayrımı netleştirmek gerekiyor:
Serbest fonlar ile para piyasası fonları ve hisse senedi yoğun fonlar aynı şey değildir.
Serbest fonlar, daha geniş ve esnek yatırım stratejileri uygulayabilen ve belirli şartları sağlayan nitelikli yatırımcılara yönelik fonlardır. Dolayısıyla bu fonlara yatırım yapanların belirli piyasa, fiyat ve likidite risklerini göze almış olması elbette mümkündür. Ancak buradan şu sonucu çıkarmak mümkün değildir:
Nitelikli yatırımcıysan, başına gelebilecek her türlü zararı peşinen kabul etmişsindir.
Hayır.
Risk almak başka şeydir, hukuksuzluğa maruz kalmak başka şey.
Nitelikli yatırımcı olmak; piyasa riskini, fiyat riskini üstlenmek anlamına gelebilir.
Ama hiçbir yatırımcı; Ben nitelikli yatırımcıyım. Fon yöneticisinin yapabileceği her türlü usulsüzlükten, manipülasyondan, nitelikli dolandırıcılıktan, mevzuata aykırı işlemden veya görev ihmalinden doğacak zararı da peşinen kabul ediyorum. diye yatırım yapmaz. Burada artık çok açık ve seçik bunların tespiti zaten yapılıyor.
Nitelikli yatırımcı olmak, hukukun dışında kalmak değildir. Eğer ortada yalnızca piyasa koşullarından kaynaklanan bir zarar varsa, elbette yatırımcının aldığı risk tartışılır. Fakat ortada hukuka aykırı işlemler, manipülasyon, görev ihmali, çıkar çatışması veya yatırımcıya karşı yükümlülüklerin ihlali iddiaları varsa, bunları yalnızca Nitelikli yatırımcıydı, riskini biliyordu diyerek açıklamak mümkün değildir.
Çünkü o zaman şu soruyu sormamız gerekir:
Devlet neden düzenliyor?
Neden denetliyor?
Neden SPK var?
Neden mevzuat var?
Yatırımcıya “Risk aldın” demek kolaydır.
Asıl mesele; Yatırımcı hangi riski aldı, hangi noktaya kadar bu risk yatırımcının sorumluluğunda ve hangi noktadan sonra hukuki bir sorumluluk doğuyor?
Bunun ortaya çıkarılmasıdır.
Üstelik bu tartışmayı serbest fonlarla sınırlamak da doğru değildir.
Serbest fon haricindeki Hisse senedi yoğun fonlara ya da para piyasası fonlarına yatırım yapan yatırımcıların da fon yatırımcısı olması, fon yöneticilerinin ve sermaye piyasası aktörlerinin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Bir yatırımcı, fonun türü ne olursa olsun, kendisine sunulan hukuki çerçeveye, denetime ve sermaye piyasası düzenine güvenerek yatırım yapar.
Benim üzüntüm yalnızca parasını kaybeden insanlar için değil. Ülkem adına asıl üzüldüğüm nokta, sermaye piyasalarına güvenerek yatırım yapan insanların bugün “Nitelikli yatırımcıydın, riskini biliyordun” cümlesini duymak zorunda kalmasıdır. Çünkü sermaye piyasalarının en büyük sermayesi yalnızca para değildir.
Güvendir. İnsanlara sermaye piyasalarına güvenmelerini söyleyip, ortaya çıkan her sorunda Ama siz riski biliyordunuz demek, o güveni daha da zedeler.
Devletin görevi yatırımcıya risk alma demek değildir.
Devletin görevi, risk ile hukuksuzluk arasındaki çizgiyi korumaktır.
Elbette her yatırımcı aldığı yatırım kararının ekonomik sonuçlarına katlanır. Ama hiçbir yatırımcı, başkasının varsa hukuka aykırı eyleminin veya kusurunun bedelini sırf “nitelikli yatırımcı” olduğu gerekçesiyle üstlenmek zorunda bırakılamaz. Güveni yeniden tesis etmenin yolu, mağdura bütün sorumluluğu yüklemek değil; olayın bütün yönleriyle araştırılması, varsa hukuksuzlukların ortaya çıkarılması ve kim sorumluysa mevkiine, makamına ve konumuna bakılmaksızın hukukun gereğinin yapılarak o mağduriyetlerin giderilmesidir.
Risk yatırımcının olabilir. Ama hukuksuzluğun,ihmalin,nitelikli dolandırıcılığın ,örgütlü suçun sorumluluğu yatırımcıya ait olamaz.
Ve açıkça ifade etmek isterim: Bu açıklamadan sonra, yatırımcılar için fon mağduriyetlerinin hakkaniyetli ve adil bir şekilde giderileceğine ilişkin inancım ciddi biçimde sarsılmıştır. Serbest fon yatırımcısı olan herkesin Allah yardımcısı olsun.
Bu fon krizinde kamunun devreye girip destek sunması öyle garipsenecek ya da eleştirilecek bir durum değildir.
-Bu fonların kurulmasına ve işlem yapmasına göz göre göre izin veren kamudur.
-Fonlarda oluşan kazançlardan %17,5 stopaj vergisini tıkır tıkır tahsil eden yine kamudur.
-Zamanında gerekli denetimleri yapıp durumun bu noktaya gelmesini engelleme sorumluluğu zaten kamunun üzerindedir.
-Sorumluluk sadece gelire ortak olmakla bitmez; kriz anında düzenleyici ve denetleyici rolün gereğini yapması da beklenir.
Devlet tüm zararı üstlenmese bile, sırf bu fonlardan bugüne kadar tahsil ettiği vergileri bir destek kaynağına dönüştürse krizin çok büyük bir kısmı zaten çözülür.
#tp2 #tly #thf #doh #tera #pusula #pry #spk #pnu #pblk #tmv #dfi
Fon Koordinasyon Kurulumuzun kararları doğrultusunda, hukuk çerçevesinde iyi niyetli yatırımcıların sermaye piyasalarında uğradığı hak ve menfaat kayıplarının giderilmesini sağlayacağız.
Vatandaşlarımızın dişinden tırnağından artırarak oluşturdukları birikimlerin spekülatif ve manipülatif işlemlerle heba edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Bazıları çıkmış, “Fon mağdurlarının zararları Hazine'den karşılanamaz, bizim vergilerimizle kimsenin zararı ödenemez!” deyip duruyor. Peki, sizlere birkaç sorum var.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin Hazine ve Merkez Bankası'na maliyeti, ekonomist Mahfi Eğilmez'in resmî verilerden yaptığı hesaplamaya göre 58,9 milyar dolar oldu. Peki, bu kadar büyük bir maliyet oluşurken hanginiz aynı tepkiyi gösterdi?
EYT düzenlemesinin bugüne kadar gerçekleşmiş ve gelecek yıllarda da devam edecek toplam maliyetinin uzun vadede 100 milyar doları aşması mümkün. Çalışma Bakanlığının açıkladığı beş yıllık maliyet projeksiyonu bile 3,4 trilyon TL. Peki, bu harcamalar söz konusu olduğunda hanginizin sesi çıktı?
Suriyeliler için yapılan harcamaların 40 milyar doları aştığı bizzat Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmıştı. Üstelik bu açıklama 2019 yılına ait! Bugün 2026 yılındayız. Peki, o zaman hanginiz aynı şekilde itiraz etti?
Şimdi gelelim fon mağdurlarına. Tasfiye kapsamındaki para piyasası fonlarının toplam büyüklüğü yaklaşık 305 milyar TL, yani 6,2 milyar dolar. Üstelik kimse bu paranın tamamını Hazine ödesin demiyor. En kötü durumda bile bu fonların yarısı likit durumda olacak zaten ve Fonların zaten mevcut varlıkları ve tahsil edilecek alacakları var. Önce bunlar tahsil edilecek, gerçekten eksik kalan kısmın karşılanması ise sonrasında değerlendirilecek.
Milyarlarca dolarlık kamu maliyetleri söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti göstermeyip, devletin denetimi altındaki finans sistemine güvenerek birikimlerini yatıran yüz binlerce insanın mağduriyetinin giderilmesine karşı çıkılmasını anlamıyorum.
Bizlerin istediği ayrıcalık değil, yıllarca biriktirdiğimiz paralarımıza kavuşmak.
#PPFtamvehızlıödensin
#ppftamödensin
#PPFhızlıvetamödensin
#HalkBuradaSkpNerede
#HalkımızBuradaSpkNerede
#TP2FonMağdurları
#paramıznerede
Ponzi şemalarında sistemin ayakta kalması, yeni girenlerin parasıyla eski yatırımcılara yüksek kâr payları ödenmesine dayanır. Mahkeme tarafından atanan özel tasfiye mütevellisi (yediemin) Irving Picard, Madoff'un gerçek yatırım yapmadığını kanıtladı.
Bunun üzerine hukuki olarak "Para Girişi / Para Çıkışı" (Cash-in / Cash-out) formülü uygulandı:
• Net Kaybedenler: Madoff'a yatırdığı toplam anapara, sistemden çektiği toplam paradan fazla olanlar (Mağdurlar).
• Net Kazananlar: Madoff'a yatırdığı paradan çok daha fazlasını sistem çökmeden önce "kâr" adı altında çekip sistemden ayrılanlar.
Picard, bu "net kazananlara" karşı haksız zenginleşme ve tasarrufun iptali gerekçeleriyle binlerce geri alma (clawback) davası açtı. Bu kişilerin "Biz dolandırıcılığı bilmiyorduk, iyi niyetliydik" savunmaları tamamen kabul görmedi; çünkü aldıkları paralar gerçek bir ticari kazanç değil, diğer mağdurların çalınan anaparalarıydı.
2. Büyük Balıklardan Milyarlarca Dolar Geri Alındı
Clawback davaları ve hükümetin yürüttüğü müsadere (el koyma) işlemleri sadece küçük yatırımcıları değil, Madoff sisteminden devasa paralar kazanan milyarderleri ve bankaları hedef aldı:
• Jeffry Picower Mirası: Madoff'un en büyük yatırımcılarından biri olan Picower'ın ölümünün ardından, mirasçılarından tek seferde tam 7.2 milyar dolar geri alındı. Bu, ABD adli tarihindeki en büyük mal varlığı iadesidir.
• JPMorgan Chase: Madoff'un ana bankası olan ve şüpheli işlemleri bildirmeyerek Banka Gizlilik Yasası'nı ihlal etmekle suçlanan JPMorgan, yürütülen soruşturmalar neticesinde yaklaşık 2 milyar dolar ödemeyi kabul etti.
• Diğer Büyük Yatırımcılar ve Fonlar: Carl Shapiro gibi milyarderlerden, Banco Santander gibi küresel bankalardan ve sisteme müşteri taşıyan "besleme fonlardan" (feeder funds) milyarlarca dolar nakit havuzuna geri toplandı.
3. Mağdurlar Anaparalarının Ne Kadarını Kurtardı?
Madoff skandalı ilk patladığında, sahte hesap özetlerindeki hayali rakamlarla birlikte toplam büyüklük 64.8 milyar dolar olarak görünüyordu. Ancak devlet ve mütevelli heyeti, hayali kârları silerek net anapara kaybının 17.5 milyar dolar civarında olduğunu tespit etti.
Bu anaparanın geri ödenmesi için iki ana kanal kuruldu ve tarihi bir başarıya imza atıldı:
1. Doğrudan Müşteriler (Irving Picard Havuzu): Madoff'un aracı kurumunda doğrudan hesabı olan ve anapara kaybeden yatırımcılar için yürütülen tasfiye sürecinde, açılan clawback davalarıyla 15 milyar doların üzerinde nakit toplandı ve hak sahiplerine dağıtıldı.
2. Dolaylı Mağdurlar (Madoff Victim Fund - MVF): ABD Adalet Bakanlığı tarafından kurulan bu fon, Madoff'a doğrudan değil de başka fonlar, sendikalar veya hayır kurumları aracılığıyla dolaylı olarak para kaptıran ve Picard'ın havuzundan yararlanamayan 40 binden fazla mağdura toplam 4.3 milyar dolar ödeme yaptı.
Sonuç:
Bu iki kanaldan yapılan ödemelerle, Madoff mağdurlarının net anapara kayıplarının yaklaşık %94'ü geri kurtarıldı. Devlet (ABD Vergi Dairesi - IRS) Bernie Madoff skandalında mağdurların ödediği vergileri geri verdi.
@spkgovtr#TMV yatırımcılarının fon satışından Tera Yatırım müşteri hesaplarına aktarılan bakiyeleri üzerinde, kurum yetkililerince bildirilen ve medyaya da yansıyan bir blokaj bulunmaktadır. Söz konusu blokajın gerekçesi basında Kurumunuzun 60/1712 sayılı kararı olarak yer almıştır.
Ancak ilgili kararın internet sitenizde yer almaması ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca başvuru yapan binlerce yatırımcıya henüz yanıt verilmemiş olması, yatırımcılar nezdinde paniğe ve spekülasyonlara yol açmaktadır.
Tera Yatırım nezdinde hesabı bulunan yatırımcıların hesaplarına ilişkin bir tedbir kararı bulunmaktaysa; bunun bireysel başvurular yanıtlanmak veya kamuoyuna açıklama yapılmak suretiyle şeffaflıkla bildirilmesi KAMU YARARINA olacaktır.
🚨 #TMV TASFİYEDE DEĞİL! PEKİ 14.578 YATIRIMCININ PARASI NEREDE?
Tera Portföy Algoritmik Stratejiler Serbest Fon (TMV), tasfiyeye alınan 131 fon arasında değil.
Dolayısıyla açıklanan ara ödeme kapsamına da girmiyor.
Ama TMV yatırımcısının mağduriyeti devam ediyor!
📌 17 Eylül’de çıkış talimatı veren yatırımcıların fon payları satıldığı halde ödemelerin yapılmadığı belirtiliyor.
📌 21 Eylül’de fonun iade ödemelerinde temerrüt oluştuğu açıklandı.
📌 Hesaplardaki blokeler nedeniyle yatırımcı parasına erişemiyor.
📌 MKK kayıtlarında paylar görünürken fon fiyatının 0 gösterilmesi de açıklama bekliyor.
Şimdi çok basit soruyoruz:
❓ Satılan fon paylarının karşılığı olan PARA NEREDE?
❓ TMV tasfiyede değilse yatırımcı neden parasını alamıyor?
❓ Blokeler ne zaman kaldırılacak?
❓ TMV yatırımcısına ödeme NE ZAMAN yapılacak?
14.578 insanın yıllarca çalışarak biriktirdiği paradan söz ediyoruz.
TMV TASFİYE DIŞINDA DİYE TMV MAĞDURU DA ÇÖZÜMÜN DIŞINDA BIRAKILAMAZ!
📢 TMV için ayrı ve açık bir çözüm ortaya konulsun.
PARANIN DURUMU AÇIKLANSIN.
BLOKELER ÇÖZÜLSÜN.
ÖDEME TAKVİMİ İLAN EDİLSİN.
#HerFonaAnaPara #AnaParaTakvimi 🚨