Çok ibretlik bir video. Gördüğünüz kişi biyolojik bir kadın, trans erkek.
Dönüşümünden sonra ciddi bir depresyona girmiş. Çünkü kadın iken daha kolay arkadaşlıklar kurduğunu söylüyor ve ekliyor: Kimse bana erkeklerin bu kadar yalnızlık çektiğini söylemedi. Erkeklerde intihar oranlarının neden bu kadar yüksek olduğunu anladığını anlatıyor ağlayarak.
Aslında erkekliğin yalnızlığı beraberinde getirdiğini düşünmüyorum. Ama erkek olmanın da kadın olmaya göre bambaşka zorlukları var ve biyolojik bir kadının bu zorluklara ayak uydurması mümkün değil. Zira erkek ve kadın, cerrahi müdahaleyle birbirine dönüştürülemeyecek kadar farklı iki cins mahluk.
Bu insanlar, kendilerini karşı cins gibi hissettikleri için bıçak altına yatıp ameliyat olacaklarına, kendilerini oldukları gibi kabul edebilmek için psikolojik tedaviye yönlendirilselerdi şu insanın içini acıtan hâle düşmezlerdi. Bu kolektif delilik, bu üstü örtülü soykırım bu diyarlara sıçramadan sona ermeli…
Modern dönemin itirazı bir şeylerin adının konması. Ayıplanması yargılanması. Nietzsche’nin “İyinin ve Kötünün Ötesinde”sini okudum tasavvufunun yargısız yolunu da biliyorum. Ama bunlar fertler içindir toplumsal hayat kamusal hayat ayıpla günahla yasakla yaşar. Yoksa kaos çıkar.
Karanlık işler karanlıkta kalmalıdır. Ayıbın günahın ve yasağın amacı ortadan kaldırmak değil meşruiyetini sarsmaktır. Bu işlerin karanlık olduklarını akılda tutmaktır. Yasaklamak engellemez adını koyar, yargılar. Yapan da ayıp günah yasak olduğunu bilerek yapar.
Kendi ülkesinde meşhur olmuş, kendi ülkesinde özgürce seçimler yapmış kadınların, "bakın bizler karaladığınız Türkiye'de istediğimiz seçimleri yapıp istediğimiz gibi yaşayabiliyoruz" demek yerine, kendilerine "baskı gören kadınların sözcüsü" rolünü atfetmelerini bir türlü anlayamıyorum. Evet sadece Türkiye'de değil dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile hâlâ mağdur kadınlar var. Ancak bu tarz söylemleri son zamanlarda üst üste düzenli olarak sadece Türk ünlülerden duymamız Batı dünyasının duymak istediği "geri kalmış, baskıcı Türkiye" algısını güçlendirmekten başka bir amaca hizmet etmiyor. Haliyle insan bu söylemlerin arkasında başka güç ve amaçların olup olmadığını da sorguluyor. Benim Avrupa'da bir Türk kadını olarak kırmaya çalıştığım algıyı daha da güçlendirerek benim de kadın olarak mücadeleme zarar veriyor. Dünyanın tek kadınları sizler değilsiniz ve kadınlar adına konuşmaya da hakkınız yok. Ülkesinin ekmeğini yeyip her fırsatta şikayet eden bu zihniyeti şiddetle kınıyorum.