AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
@hakanfidan_tr Türk Devletinin elinde patriot yok, bizdeki patriotlar Nato ulkelerinin ortak konuşlandirdigi hava savunma sistemidir yani sahibi biz değiliz, bunuda cok iyi biliyorsun. Turk Devletinin elinde yeteri kadar siper hss yok, Türk Devletinin elinde şuan için s400 kapasitesinde hss yok
🔴 3 parazit ilacı.
Bilim insanları bunları kanser için inceliyor.
Ve kimse aynı şeyi araştırmıyor.
İvermektin kemoterapi direncini kırıyor. Tümör kök hücrelerini hedef alıyor.
Fenbendazol kanser hücresinin yiyeceğini kesiyor. Glikoz alamayan hücre ölüyor.
Mebendazol beyne ulaşabiliyor. Beyin tümörleri için araştırılan nadir ilaçlardan.
Üçü farklı kapıdan giriyor. Bu yüzden birlikte kullanılıyor.
2026’da 197 kanser hastasıyla yapılan çalışma yayımlandı. Cedars-Sinai bu ilaçları klinik denemeye aldı.
Henüz kesin sonuç yok. Büyük çalışmalar eksik.
Ama şu soruyu sor kendine:
Bu üç ilaç ucuz. Patentsiz. Güvenli.
Limak, Kolin, Konya Şeker, Kazancı ve Aydem Holding’e, 2018-2025 yılları arasında üretmedikleri elektrik için 559 milyon dolar, güncel kurla 26 milyar lira, teşvik ödemesi yapıldı. (Birgün)
@dertliadam1299 4 tane turbofan motorlu ucagin en azindan 1 amt tankını rahatlikla tasimasi lazim. En Azindan 70 ton civari faydalı yük taşıma kapasitesi olmasi lazim.
Ermeni tarihçi bile “İskitler geri döndü” demiş…
Şimdi Beşiktaş metro kazısında 78 kurgan + Umay sembolü çıktı.
Göbeklitepe, Hakkari, Savatra, şimdi de İstanbul…
Türk’ün Anadolu’daki izi 5500 yıl geriye gidiyor.
Gerçekler bir bir ortaya çıkıyor! 🔥🇹🇷
Çok basit. Bırakmasalardı rezil şeyler yaşayacaklardı.
Türk Ordusu İzmir'e girdikten sonra Çanakkale Boğazı ile Gebze'ye yöneldi. Amaç, boğazları aşıp Trakya'ya girmek ve Yunan'ı Meriç'in batısına sürmekti. Neticede Trakya, Misak-ı Milli'ye dahildi. İngilizler, Türk ilerleyişine engel olmak istedi. Atatürk ise geri adım atmadı. Bu noktada artık iki ihtimal vardı:
Ya Yunan Trakya'yı boşaltmayı kabul edecekti ya da Türk ordusu bizzat temizleyecekti.
İkinci seçenekte İngilizler meseleye kayıtsız kalamazdı. Neticede boğazlar ellerindeydi ve geçişe mani olabilirlerdi. Bu durumda İstanbul'da büyük bir isyan çıkardı. Çünkü şehirde hem zafer havasında pek çok Türk vardı hem de Kuvayi Milliye teşkilatı şehirde aktifti.
İngilizler İstanbul'da güvende olmadıklarını biliyordu. Bir isyan halinde çok utanç verici hadiseler yaşamaları mümkündü. (Kuvayi Milliye'nin gizli teşkilatlarının yapamayacağı şey yoktu, bombalı saldırı, suikast, kaçırma ve belki bazı hamam operasyonları)
İngiliz Yüksek Komiserliği mantıklı bir çıkarımla Türklerle çatışmaya girilmesi halinde İstanbul'dan çekilip Gelibolu'ya yerleşmeyi hesapladı. (Bunu bir telgrafta şöyle ifade ettiler: İstanbul'da kum üzerindeyiz. Gelibolu'da kaya üzerinde oluruz)
Fakat Fransızlar bu konuda İngilizlerden farklı düşünüyordu. Onlara göre boğazlarda Türklerle çatışmak gereksizdi. Fransız ordusu bu meseleye karışmayacaktı. Bu nedenle Fransa Başbakanı ile İngiliz Dışişleri Bakanı Paris'te ciddi şekilde kavga etti. İngiliz Bakan, Fransa Başbakanı'nı ihanetle suçladı. Fransız Başbakan da İngiliz Bakana sövdü. (Evet dümdüz sövdü. Görüşmedeki İngiliz Büyükelçi tam 15 dakika boyunca sövdüğünü ifade ediyor, kendi deyimiyle bir kamyon küfrü üzerine boşaltmış) İngiliz bakan salonu terk edip otelin lobisinde harap halde viski içmiş.
Aslında Fransız Başbakan haklı çünkü İngilizlerce ihanetle suçlanmaları çok saçma. Başbakan, görüşmeden önce İngiliz Büyükelçiyi uyarmış. Bu konunun açılmasını istemediğini ve ihanet laflarının asla edilmemesini açıkça söylemiş. Büyükelçi de bakana iletmiş ve İngiliz bakan kabul etmiş ama görüşme sırasında kendini tutamayıp konuşunca film kopmuş. Neyse...
Atatürk'ün hesabı ise meseleyi çatışmasız halletmekti. Yani İngilizlere, çatışma olmaksızın Trakya'yı boşalttırmak ve İstanbul'un teslimini kabul ettirmek...
Mudanya'da yapılan görüşmelerde İngilizler bu şartları kabul etti. Böylece Türk ordusu boğazlarda bekleyecek, Türk jandarması Trakya'ya girecek, İstanbul ise barıştan sonra Türklere teslim edilecekti.
Yani işin özü, İngilizlerin İstanbul'u sonsuza dek tutacak gücü yoktu. Yunanlar da yenilmişti. Fransızlar umudu kesmişti. 300 bin kişilik şehri, gözü karartmış Kuvayi Milliye fedailerine ve boğazın diğer kıyısında bekleyen 200 bin kişilik Türk ordusuna karşı savunamazlardı. Sovyetler Birliği de boğazlardaki çatışmaya müdahil olacağını ima ediyordu. İngilizlere göre Romanya'ya girmeleri bile muhtemeldi. Özetle boşuna çatışmak yerine Atatürk'ün isteklerini kabul ettiler. Bu sayede rahatsız edici bir utanç yaşamadan çekilme imkanı yakaladılar. Atatürk ise savaşmadan elde edeceği şehir için Türk askerinin hayatını riske atmadı.
Sun Tzu'nun tarif ettiği gibi, savaşmadan kazanılan zafer en büyük zaferdir.
@ssysfakb Kaynak kodlara, radara, elektronik harp sistemine hic bir donanima erisim yok diyorlar. Dolayisi ile kendi yerel silah ekosistemini entegre edemeyecek. Bundan dolayi anlaşma bedeli çok yüksek.
MHP’li Feti Yıldız önce mahkemenin CHP kurultayını iptal etme yetkisi yok der gibi paylaşım yaptı. Sonra bu paylaşımı sildi.
Birdenbire kararını değiştirdi heralde…
Petro doları cahile anlatır gibi anlatalım.
Çin, Suudilerden veya başka bir Sünni Arap ülkesinden petrol alacağında, gider Londra'dan Dolar alır.* Bu dolarları Suudilere verir. Suudiler petrolü Çin'e verir. Sudiler aldıkları dolarları, Amerikan bankalarına koyar. Amerikan bankaları bu paralar ile Amerikan şirketlerine kredi verir. Bankalar kredilerin faiz getirisinden yararlanır. Amerika, kağıt(dolar) vererek aldığı ,bir varil ARAP petrolünden üç kez kazanç sağlar.
Enerjinin dolar ile satılması, diğer ürünlerinde dolar ile satılması zorlar. Dolar hiç olmadığı kadar değer kazanır.
Eğer İran petrolümü dolar ile satarım deseydi, gül gibi birlikte yaşarlardı. İsrail ve Amerikan Siyonistlerinin kontrolünde olan dolar, emperyalizmin atom silahından daha etkilidir. Herkesi ve her şeyi satın alır.
BU DÜNYA DEĞİŞİYOR. Çin ürettiği ürünü Yuan ile satıyor. Üretemeyen ülkeler YUAN bulacak ve Çin'e verecek ki, istedikleri ürünü alabilsinler. Mesela Nadir toprak elementlerini alsınlar.
*Londra bu dolarlar üzerinde komisyon alır. Londra'nın üretimden düşmesi, gerilemesi bu bedava gelirden dolayı olur.
@01DerVish01 Memura iş garantisi verilmesinin nedeni memurun devletin işini yapmasi, kisilerin degil devletin cikarlarini ve menfaatini savunmasi icindir. Yoksa önüne gelen amir müdür vs. Memurun yapmamasi gereken işler icin zorlar tehdit eder ve Devletin zararina olabilecek işlere imza atar.
E-Devlet’te milyoner yapacak bir ekran var.
(Hala bilmeyen var)
Bu ekranı doğru okuyan herkes gelecekte imara açılacak yerleri net bir şekilde görür
Kısa ve net yazıyorum 👇
HARFLER
K → Kentsel Sit
A → Arkeolojik Sit
Y → Köy Yerleşik Alan Sınırı
RENKLER
🟫 Kahverengi → Konut (imar var)
🟨 Sarı → Genişleme Alanı (imar buradan yürür)
⚪️ Beyaz noktalı → Tarım Arazisi
🟥 Kırmızı → Ticari / Merkez İş Alanı
⬛️ Siyah noktalı → Demiryolu
🟥 Kırmızı noktalı → Hızlı Tren
🟪 Mor → OSB
Peki bu ekranı nasıl okumalıyız?
Hangi renklerden tarla, arsa almalıyız...
Sonraki yazımda anlatacağım
#konut #arsa
Kat karşılığı sözleşmelerde kritik bir detay👇
Bir takipçim, sözleşmede arsa sahibine 1 daire + asma katlı dükkan kalacağını ancak proje aşamasında belediyenin asma kata izin vermediğini söyledi. Sonuç olarak arsa sahibi açısından bir hak kaybı söz konusu.
➡️Bu gibi kayıpların önüne geçmek için sözleşmeye mutlaka şu mantıkta bir madde eklenmeli:
📌“Proje onayı ve uygulama sürecinde, imar ve mevzuat kaynaklı değişiklikler nedeniyle bağımsız bölümlerde oluşabilecek artış veya azalışlar, taraflar arasında belirlenen oranlarda aynen yansıtılır.”
Basit ama çok kritik bir koruma maddesi. Sözleşme aşamasında mutlaka hukuki destek alınmalı.
Bir gayrimenkul alırken mülkün üzerinde ipotek, haciz, intifa hakkı, şerh vb var mı diye kontrol etmek aslında çok basit.
Web tapudan mülke ait detay raporu ile buna ulaşabilirsiniz.
Ama bunu sadece mülk sahibi görebilir.
O nedenle ya birlikte bakın, ya da ondan güncel tarihli raporu göndermesini isteyin.
Web tapu sistemine e-devletten giriliyor.
E-devlette arama çubuğuna tapu bilgileri sorgula yazarsanız size ait tüm tapular çıkar.
Tapuyu seçip şerh, beyan, irtifak hakkı sorgulama seçeneğine basın ve detayları görün.
Dediğim gibi bu bilgiye sadece mülk sahibi ulaşabilir, o nedenle belgeyi satıcıdan istemeniz gerekiyor.
@FatihEmreGler3 Bu sistemi gerekli yerlere deniz mayini seklinde döşiyebilirsin. Üzerinde hem sonar hemde periskop seklinde yuzeye cikan ır kamera olabilir. Hem havadaki ısıl izleri hemde yuzeydeki ısıl izleri takip edebilir bundan dolayi cok amaçlı takip teşhis için kullanilabilir.
KAS KÜTLESİNİ KORUMA ve KAS ERİMESİNİ DURDURMA HAKKINDA HER ŞEY [SARKOPENİ 🧵]
Sarkopeni (yaşa bağlı kas kaybı ve kas erimesi) sadece yaşlandıkça kas gider şeklinde açıklanabilecek basit bir tablo değildir.
Aslında bu durum; hücrenin enerji üretememesi, stres hormonlarının kronik şekilde yükselmesi, kas protein sentezinin düşmesi ve vücudun hayatta kalmak için kendi dokularını yakıta çevirmesi sonucu gelişen sistemik bir çöküştür.
Kas dokusu burada yalnızca hareket sağlayan bir yapı değil; aynı zamanda metabolik rezerv, glikoz tamponu, amino asit deposu ve stres anında ilk feda edilen hayati bir dokudur.
Kasın korunması için yalnızca protein almak yetmez. Hücre içinde yeterli ATP üretimi, tiroid fonksiyonu, steroid denge, düşük inflamasyon, iyi glikojen doluluğu, yeterli mineralizasyon ve kas yıkımını frenleyen sinyal yollarının aktif olması gerekir.
Sarkopeni bu yüzden az protein probleminden çok daha fazlasıdır; çoğu zaman yüksek kortizol + düşük enerji + düşük anabolik sinyal + yüksek inflamasyon kombinasyonudur.
1. Kronik kortizol yüksekliği: kası şekere çeviren sistem
Kas kaybının merkezinde çoğu zaman kortizol vardır. Kortizol, vücudun stres karşısında hayatta kalmak için devreye soktuğu hormondur ancak kronik yükseldiğinde koruyucu değil, yıkıcı hale gelir. Karaciğer ve beyin glikoza ihtiyaç duyduğunda, eğer diyet yetersizse veya glikojen depoları boşsa, vücut amino asitleri şekere çevirmek için kas dokusunu parçalar. Bu süreç glukoneogenez olarak bilinir. Uzun süren açlık, düşük karbonhidrat, aşırı egzersiz, kötü uyku, sistemik inflamasyon ve kronik psikolojik stres bu yolu sürekli açık tutabilir.
Bu durumda kişi dışarıdan yeterince yiyor gibi görünse bile metabolik olarak katabolik olabilir. Özellikle yaşlı bireylerde, kronik hastalıklarda, düşük tiroid durumlarında ve düşük iştahla seyreden tabloların çoğunda kas erimesi doğrudan bu stres biyolojisinin sonucudur.
2. Düşük testosteron / DHEA / progesteron dengesi: kortizole karşı kalkanın çökmesi
Genç bireylerde stres hormonu yükselse bile kas dokusu daha iyi korunur. Bunun nedeni yalnızca genç yaş değildir; androjenik ve anti-katabolik hormonların daha yüksek olmasıdır. Testosteron, DHEA, pregnenolon ve progesteron gibi steroidler; kas hücresinin daha anabolik kalmasına yardım eder, protein sentezini destekler ve kortizolün yıkıcı etkisine karşı tampon görevi görür.
Yaşla birlikte bu koruyucu sistem zayıfladığında, aynı stres yükü kası çok daha hızlı eritmeye başlar. Bu nedenle sarkopeni yalnızca hareketsizlik değil, aynı zamanda steroid-kortizol dengesinin bozulmasıdır.
3. Tiroid ve mitokondri ekseni: kas yapamayan hücre, kası koruyamaz
Kas dokusu, ATP olmadan kendini koruyamaz. Kasılmak kadar gevşemek, onarmak, glikozu içeri almak, protein sentezlemek ve mitokondri üretmek de enerji ister. Aktif tiroid hormonu T3, bu enerji ekonomisinin merkezindedir. T3 düştüğünde mitokondriyal solunum yavaşlar, ATP azalır, laktat yükselir, toparlanma bozulur ve kas hücresi yıkıma açık hale gelir.
Hipotiroid zeminde kişi egzersiz yapsa bile iyi yanıt alamayabilir. Kaslar sert, ödemli, çabuk yorulan ve toparlanması geciken bir profile döner. Yani düşük tiroidli hücrede kas inşa et komutu verilse bile hücrenin bunu yerine getirecek enerjisi yoktur.
4. Yalnızca kas eti yüklenmek neden her zaman çözüm değildir?
Yüksek protein yaklaşımı çoğu zaman faydalı olsa da, proteinin tipi ve bağlamı önemlidir. Sürekli saf kas eti, whey ve metiyonin/triptofan/sistein ağırlıklı proteinler almak; bazı kişilerde inflamatuar yükü, azot yükünü ve stres metabolizmasını artırabilir. Burada glisin, jelatin, kolajen, kemik suyu gibi daha dengeli amino asit profiline sahip kaynaklar önem kazanır.
Glisin; bağ dokuyu desteklemenin ötesinde, sakinleştirici ve anti-katabolik etkiler gösterebilir. Bazı deneysel veriler glisinin kas yıkım sinyallerini baskılayabildiğini, inflamasyonu azaltabildiğini ve kas protein metabolizmasını daha olumlu hale getirebildiğini düşündürmektedir. Bu yüzden protein alımı yalnızca gram hesabı değil, amino asit dengesi açısından da ele alınmalıdır.
5. Lösin, HMB ve mTOR: kas yapım düğmesini açan sinyal
Kas kaybını durdurmada sadece toplam protein değil, anabolik sinyal gücü de önemlidir. Burada özellikle lösin ve onun metabolitlerinden biri olan HMB (beta-hidroksi beta-metilbütirat) öne çıkar.
Lösin, kas protein sentezini tetikleyen en güçlü amino asitlerden biridir. mTOR yolu üzerinden kas hücresine yapım moduna geç sinyali verir ancak yaşla birlikte ortaya çıkan anabolik direnç nedeniyle, genç bir insanda yeterli olan protein dozu yaşlı bireylerde aynı etkiyi vermeyebilir. Bu yüzden sarkopenide protein kalitesinin ve özellikle lösin içeriğinin önemi büyüktür.
HMB ise lösinin aktif metabolik türevlerinden biridir ve özellikle kas yıkımını frenleme tarafında dikkat çeker.
HMB’nin başlıca teorik avantajları şunlar:
— kas protein yıkımını azaltmaya yardım etmesi
— egzersiz sonrası toparlanmayı desteklemesi
— immobilizasyon, yaşlılık veya hastalık döneminde kas kaybını yavaşlatabilmesi
— hücre zarı stabilitesini destekleyebilmesi
— kasın strese verdiği yıkıcı cevabı hafifletebilmesi
Özellikle iştahı düşük, egzersiz kapasitesi azalmış, yatak istirahati yaşayan, ameliyat sonrası toparlanan veya yaşa bağlı kas kaybı yaşayan bireylerde HMB, klasik proteine ek destek gibi düşünülebilir. Yani HMB doğrudan steroid gibi kas yapmaz; ama kasın yıkılmasını zorlaştıran bir çevre oluşturabilir.
6. Kreatin: yalnızca güç takviyesi değil, hücresel enerji tamponu
Kreatin, sarkopeni ve kas korunması açısından en değerli bileşiklerden biridir. Birçok kişi kreatini sadece spor salonu performansı veya hacim artışı için düşünür; oysa kreatinin asıl değeri, hücre içindeki fosfokreatin sistemi üzerinden ATP tamponu oluşturmasıdır.
Kas hücresi yoğun enerji ihtiyacında ATP’yi çok hızlı tüketir. Kreatin-fosfat sistemi burada devreye girerek ATP’nin yeniden oluşmasına yardımcı olur. Bu, özellikle yaşlı kas için kritik olabilir; çünkü yaşlı kasta hem mitokondri verimliliği düşer hem de hızlı enerji üretimi zayıflar.
Kreatinin sarkopeni bağlamındaki potansiyel katkıları:
— kas içinde enerji rezervini artırması
— güç üretimini ve fonksiyonel kapasiteyi desteklemesi
— direnç antrenmanına verilen cevabı iyileştirmesi
— kas hücresinde su tutulumu ve hücre hacmi üzerinden anabolik sinyal oluşturması
— yaşlılarda kuvvet, performans ve yağsız kütle korunmasına katkı sağlaması
— bazı bireylerde bilişsel enerji metabolizmasına da destek olması
Kreatin burada yalnızca kası şişiren bir ürün değil; enerjisi tükenen kasın çalışmasını mümkün kılan metabolik bir batarya gibi düşünülebilir. Özellikle düşük et tüketenlerde, yaşlılarda, güç kaybı yaşayanlarda ve egzersiz yapan bireylerde daha anlamlı hale gelir.
7. D vitamini: kası kortizol ve inflamasyona karşı koruyan hormonal sinyal
D vitamini eksikliği, yaşlılıkta düşme riskinden kas güçsüzlüğüne kadar birçok tabloyla ilişkilidir. D vitamini klasik anlamda yalnızca kemik vitamini değildir; kas dokusunda, bağışıklıkta ve inflamasyon kontrolünde aktif görev alan hormonal bir sinyaldir.
D vitamini eksik olduğunda kas daha zayıf, daha yorgun ve daha kırılgan hale gelebilir. Ayrıca inflamatuar ortam artar, toparlanma bozulur ve kasın anabolik cevabı zayıflar. Bu yüzden sarkopeni protokolünde D vitamini çoğu zaman temel taşıdır.
8. Magnezyum: ATP’nin sessiz ortağı
ATP’nin biyolojik olarak çalışabilmesi için çoğu zaman magnezyuma bağlı olması gerekir. Yani teorik olarak ATP’niz olsa bile, magnezyum eksikse enerji reaksiyonları verimsiz çalışabilir.
Magnezyum aynı zamanda kas gevşemesi, sinir iletimi, insülin duyarlılığı, uyku kalitesi ve stres toleransında da rol oynar.
Sarkopeni zemininde magnezyumun önemi:
— enerji üretimini desteklemesi
— kas kasılması ve gevşemesini dengelemesi
— uyku ve toparlanmayı iyileştirebilmesi
— kronik stres yanıtını hafifletebilmesi
— egzersiz toleransını artırabilmesi
9. B3 vitamini (niasinamid): NAD ekonomisi ve antiinflamatuar destek
Niasinamid, hücresel enerji üretiminde görevli NAD/NADH sisteminin önemli bileşenlerinden biridir. Yaşlılıkta, stres altında veya inflamatuar zeminde hücrenin redoks dengesi bozulduğunda, enerji üretimi daha da zorlaşır. Niasinamid bu anlamda kası dolaylı yoldan koruyabilecek bir metabolik destek olarak öne çıkar.
Ayrıca inflamatuar sitokinlerin baskılanması, oksidatif stresin dengelenmesi ve hücresel enerji üretiminin desteklenmesi yoluyla kas kaybına karşı zemin düzeltebilir.
10. Karbonhidrat korkusu kas kaybını hızlandırabilir
Kası korumak isteyen birçok kişi hatalı şekilde karbonhidratı tamamen kesmeye yönelir. Oysa özellikle kırılgan, stresli, yaşlı veya tiroidi yavaş bireylerde yetersiz karbonhidrat, kortizol artışı ve glukoneogenez üzerinden kas yıkımını tetikleyebilir.
Bu yüzden sarkopeni yaklaşımında protein kadar glikojen korunumu da önemlidir. Yeterli karbonhidrat, kasın yakıt olarak parçalanmasını azaltabilir. Özellikle protein öğünlerinin yanında meyve, bal, patates, pirinç, kolay sindirilen karbonhidratlar veya kişinin tolere ettiği diğer kaynakların bulunması bazı bireylerde daha antikatabolik bir ortam yaratabilir.
11. İnsülin tamamen düşman değildir
İnsülin sürekli yüksek olduğunda metabolik sorunlara yol açabilir; fakat kas dokusu açısından bakıldığında insülin aynı zamanda anti-katabolik bir hormondur. Protein yıkımını azaltır, amino asitlerin hücre içine girişini kolaylaştırır ve kasın yapıcı cevabını destekler. Bu nedenle sarkopeni yaşayan, düşük iştahlı veya çok katabolik bireylerde insülini sıfırlama yaklaşımı ters tepebilir.
Amaç aşırı insülin değil; yeterli beslenme ile kası koruyan fizyolojik insülin cevabıdır.
12. Omega-3, kolajen, taurin, karnitin, sitrülin gibi destekler
Sarkopeni tablosunda bazı diğer destekler de yardımcı olabilir:
— Omega-3: inflamasyonu azaltarak anabolik duyarlılığı artırabilir
— Kolajen / jelatin: bağ dokuyu, tendonları ve amino asit dengesini destekleyebilir (glisinmaxx)
— Taurin: hücre hacmi, membran stabilitesi ve kas fonksiyonu üzerinde faydalı olabilir
— L-karnitin: yağ asidi taşınması ve mitokondriyal enerji metabolizmasına destek olabilir
— Sitrülin / arginin: kan akışı ve egzersiz performansı tarafında dolaylı destek sağlayabilir
— Koenzim Q10: özellikle enerji üretimi düşük bireylerde mitokondriyal desteğe katkı verebilir
Bunlar tek başına mucize değildir; ama kası koruyan metabolik çevrenin parçaları olabilir.
13. Direnç egzersizi (tek başına yetmez)
Kası korumanın en güçlü sinyallerinden biri hâlâ mekanik yük yani direnç egzersizidir. Fakat burada kritik nokta şudur: yetersiz beslenen, uyumayan, hipotiroid zemindeki, inflamasyonu yüksek veya kronik stres altındaki birine yalnızca ağırlık kaldır demek yetersiz kalır.
Egzersiz anabolik sinyali verir, ama o sinyali ete kemiğe çevirecek şey beslenme + enerji + hormon + toparlanma altyapısıdır.
14. Sarkopeniyi tersine çevirme stratejisi
Kas kaybını düzeltmek için yaklaşım çok boyutlu olmalıdır:
• Kortizolü düşür: açlık, aşırı kardiyo, kötü uyku ve kronik stres yükünü azalt.
• Yeterli karbonhidrat al: glukoneogenez yüzünden kas yemeyi azalt.
• Protein kalitesini artır: lösin eşiğini düşün; glisin/jelatin dengesini unutma.
• HMB ekle: özellikle yaşlılık, immobilizasyon ve yüksek katabolizma durumlarında.
• Kreatin ekle: ATP tamponu, güç ve fonksiyonel kapasite için.
• D vitamini, magnezyum, B3 gibi temelleri düzelt.
• Tiroid ve steroid çevreyi değerlendir: düşük enerji varsa yalnızca protein artırmak yetmeyebilir.
• Direnç egzersizi yap: kası tutmanın en güçlü mekanik sinyali budur.
• İnflamasyonu azalt: barsak, uyku, enfeksiyon yükü, sistemik stres ve toparlanma önemli.
• Yaşlılıkta anabolik direnci hesaba kat: gençte işe yarayan doz yaşlıda yetersiz olabilir.
MASTİK SAKIZI,
KANSER HÜCRELERİNİ öldürüyormuş.
Ama kimsenin umrunda değilmiş.
Bu iş ayda 30$'a çözülürse, koca bir ENDÜSTRİ batar değil mi?
https://t.co/Jux9AFiP09