Genç Kalmak İstiyorsanız;
Alkol ve sigarayı bugün bırakın dostlar. Paketli gıda tüketimini minimize edin. Organik besinlere yönelin. Geceleri çok iyi uyuyun. Gündüz kaylule yapın. Sürekli hareket halinde olun. Stres seviyenizi düşürün. Bolca yürüyün. Topraklanın. Güneşlenin.
Ne dinliyorsun evlat?
Bu dünyanın acı gerçeği şudur:
Para konuştuğunda, gerçek susar.
-Güç konuştuğunda ise, para bile üç adım geri atar.
-Kuralları koyanlar, genellikle onları ilk bozanlardır.
-Kurallar, zayıflar için zincir, güçlüler için araçtır.
Dünya sana zehir sunacak. İhanetle, hastalıkla, başarısızlıkla, kayıpla... Çoğu insan bu zehri içip ölür ya da sürünür. Sen ise o zehri içip bağışıklık kazanacaksın. Mithridates gibi, her gün azar azar acı alarak acıya hükmedeceksin. Seni yıkan şey, senin inşanın malzemesidir. Kırıldığın yerden ışık girer sözü yalandır; kırıldığın yerden sen çıkarsın, daha sert, daha keskin, daha acımasız. Ruhundaki yara izlerini kapatma. Onlar senin savaş haritandır. O haritaya bak ve nereden geldiğini hatırla. Dibi görmeyen, gökyüzünün yüksekliğinden başı döner. Sen dibi gördün, orası senin evin. Şimdi o karanlığı al ve onu bir pelerin gibi sırtına geçirip güneşe yürü.
Kemiklerinizin daha kalın ve uzun olması için Buteyko yapın.
Nefes almayı kısıtlamak CO2'yi artırır Yüksek CO2 kandaki asitliği artırır.
Vücut pH dengesini korumak için kemiklerden kan dolaşımına kalsiyum salar.
Kemik yeniden şekillenir ve kemik oluşumu artar.
Kemik yenilenmesinin artması nedeniyle daha fazla besin tüketmeniz gerekecektir.
evet kardeşim. fvg, order block, Propulsion block, turtle soup(inducement) ve s.
Zamanı yorumlayamadan fiyat analizi etmek sizi başarısız yapan şeylerin başında geliyor zaten
Komik.
How to Boost Testosterone
- Quit p*rn
- Zinc (50 mg)
- Animal based fats
- Improving gut health
- Vitamin D & K2 (10,000 IU)
- Getting enough sleep (8 hours)
- High-protein diet (2g per kg of bodyweight)
- Putting yourself in competitive environments.
Nasıl Daha Çekici Olursunuz-2..?
✔️ Diş bakımına özen göster
✔️ Ellerinizde çatlak olmasın
✔️ Geniş bir omuz çatısı inşa et
✔️ Asla ama asla kambur durma
✔️ Tırnakların kısa ve temiz olsun
✔️ Dolabınızda takım elbise bulunsun
✔️ Ayakkabılarınızı düzenli olarak silin
DUYGUSAL OTORİTE: DUYGU KONTROLÜ
İnsanların çoğu "Duygu Kontrolü"nü, duyguları bastırmak zanneder.
Yanlış.
Bilinçaltına itilen her duygu, orada çürür ve bir gün kanser (hastalık veya patlama) olarak geri döner.
Duygusuz olmak değil, duyguyu yönetmek zorundasın.
1. SİSTEMİ BOŞALT (Kusma Evresi)
Duyguyu kontrol etmeden önce, onu tanıman gerekir.
Sinirlendin mi? Yastığı yumrukla.
Üzüldün mü? Kilitlenip kalma, hıçkırarak ağla.
Bırak biyolojin o elektriği dışarı atsın.
İçinde tuttuğun her saniye, mantığını zehirler.
Kustuktan sonra gelen o "dinginlik" anı var ya?
İşte operasyon orada başlar.
2. BİYOLOJİK KANUN: MANTIK VS DUYGU
Beyinde aynı anda iki kaptan olamaz.
Amygdala (Duygu/Korku Merkezi) devredeyken, Prefrontal Korteks (Mantık/Karar Merkezi) devre dışı kalır.
"Hem çok sinirliyim hem çok mantıklıyım" diyen yalan söylüyordur.
Fizyolojiye aykırı.
Duygu tavan yaptığında IQ taban yapar.
Bunu bilerek oyna.
3. 90 SANİYE KURALI
Bilimsel gerçek: Bir duygunun (öfke, acı, korku) kan dolaşımındaki kimyasal ömrü sadece 90 saniyedir.
Eğer 2 dakikadan fazla sinirliysen veya üzgünsen, bu artık biyolojik bir tepki değil, senin TERCİHİNDİR.
Olayı kafanda tekrar tekrar oynatarak (Ruminasyon), sisteme sürekli aynı zehri sen enjekte ediyorsun.
Düşünmeyi bırakırsan, duygu ölür.
4. DUYGU FORMÜLÜNÜ HACKLEMEK
Duygu gökten inmez. Formül şudur: [Beden Dili] + [Odaklandığın Düşünce] = DUYGU
Beyniniz aptaldır.
Sadece 1.5 kiloluk bir et parçası. Onu kandırabilirsiniz.
Depresyonda mısın? Omuzların düşüktür, nefesin sığdır, bakışların yerdedir.
Beyin der ki: "Duruş bozuk, demek ki üzgünüz."
Hack: Omuzları dikleştir, derin nefes al, kafayı kaldır ve 2 dakika boyunca "Sanki dünyanın hakimiymişsin" gibi yürü.
Beyin hatayı verir: "Beden dili kral gibi, demek ki mutluyuz." Ve kimyasalı değiştirir.
5. 3 SANİYE ANALİZİ
Duygu geldiğinde dur. Etrafına bak ve kendine şu soruyu sor:
"Şu an ne yapıyorum?
Neden bu hormonun beni yönetmesine izin veriyorum?"
Kendine dışarıdan bir gözle (3. şahıs) baktığın an, Amygdala devreden çıkar,
Mantık devreye girer. Büyü bozulur.
SONUÇ:
Duygusal Güç; robot gibi hissizleşmek değildir.
Duygusal Güç; fırtınanın ortasında dümeni bırakmamaktır.
Kork, üzül, öfkelen.
Ama sakın bu hormonların senin yerine karar vermesine izin verme.
10/10 - en yüksek dereceden kadın arzusunu tecrübe etmen için
Kadının "iyileştiricisi" veya "destekçisi" olmayı SAL;
kendi hayatının mutlak kralı ol,
seçenekleri olan, tehlikeli ve kaybetmekten korkacağı bir "ödül" haline gelmelisin.
Arzu Pazarlık Edilemez
Kadından bunu asla talep edemezsin,
Çiçek alarak, şiir yazarak ya da "iyi bir çocuk" olarak gerçek arzuyu satın alamazsın.
Olay "bu kız beni seviyor mu?" değil, "ben bu kızı seviyor muyum?" olmalıdır.
Kadın senin dünyana girmeye çalışan bir misafir, sen onun dünyasında figüran değilsin.
Kadınlar, kuralları koyan, kendi hayat amacı peşinde koşan, fiziksel ve zihinsel olarak güçlü erkekleri arzularlar.
Dolayısıyla kral ol.
Gerçek bir kralın, kraliçesi olmayı tüm kadınlar arzular.
Ve sen en yüksek derecedeyken, kadının kendisinin bile tecrübe etmediği nasıl yüksek dozlu bir tutku ortaya çıkıyor tecrübe edersin.
%1’lik Erkek Olmanın Yolu:
1.+18 içerikten uzak dur.
2.Günde 3 litre su iç.
3.Meditasyon yap.
4.Protein ağırlıklı beslen.
5. Kitap oku.
6.Şekerden uzak dur.
7.Her gün egzersiz yap.
8.Bir iş kur.
9.Abur cuburdan uzak dur.
10.Çevre edinmeye başla.
11.Dövüş becerileri öğren.
12.Haber izlemeyi bırak.
13.Günde 10.000 adım yürü.
Sosyalleşmenin sırrı sinir sisteminden geçiyor. Sinir sisteminizi susturabilirseniz herkesle konuşmak, kısa sohbetler yapmak aşırı kolay. Sinir sistemi aktifleştiğinde ve overthink başladığında o zaman herkesle konuşmak aşırı zor hissettiriyor.
Sinir sistemini kontrolü senin elinde. Overthinki kendin kesebilirsin. Hiç düşünmeden insanlarla konuşabilirsin. Hepsi için gereken tek şey beynini kapatmak, düşünmemek. Herkesle sosyalleşmenin yolu bu.
Bir kıza açılırken hangi cümleyle başlamalıyım diye düşünüyorsan oyunu zaten kaybetmişsindir. Hiç düşünmeden yanına gidip konuştuğunda ise genelde her şey yolunda gider.
Uzun süredir tanıdığın biriyle konuşurken daha derin konulara üzerine düşünerek konuşabilirsin ama yeni tanıştığın birisi zaten senden mantıklı bir şeyler demeni beklemiyor. Sadece selam ver, elini uzat ve hiçbir şey düşünme. Herkesle dost ol, spor salonuna girdiğinde herkes seninle selamlaşsın, okula gitmediğinde insanlar seni merak etsin. Bu iki durumu da yaşıyorum ve yaşamamın sebebi çok zeki olmam ve mantıklı konuşmam değil tam tersi konuşurken beynimi kapatıp herkesle konuşmam.
OYUN BOZULDU, SİSTEM PATLADI
Araştırmalara, verilere falan bakmaya gerek yok; sokağa inip iki dakika etrafı izleyen zaten mevzuyu çözüyor.
Her 10 gençten 7’si hala ailesiyle yaşıyor, maaşlı çalışan bile babasından harçlık ister hale gelmiş.
Genç adam oturup bir hesap yapıyor.
"Abi" diyor, "Sabahın köründe kalkıp, günde 10 saat, günlük 700-800 liraya başkasının kahrını çekeceğim.
Ay sonunda elime geçen parayla ne ev alabilirim, ne altına bir araba çekebilirim, ne de hayalimdeki o kadının karşısına dikilip bir gelecek sunabilirim."
Haklı.
Eskiden "çalışırsan olur" denirdi.
Artık o denklem çalışmıyor.
Köle gibi çalışsan da günün sonunda elinde kalan tek şey yorgunluk ve stres.
Havuç sopanın ucundan alındı. Ödül yoksa, kimse oynamak istemez.
"Millette Para Yoksa Kafeler Neden Dolu?"
Dayıların, teyzelerin anlamadığı, anlayamadığı yer burası.
O kafeler zenginlikten değil, umutsuzluktan dolu.
İnsanlar artık paralarını "bir şeye sahip olmak" için biriktirmiyor, çünkü biriktirse de bir şeye sahip olamayacağını biliyor.
Ev fiyatı olmuş 100 birim, senin birikimin 1 birim.
Gençler de diyor ki; "Bari bugünümü kurtarayım, şu kahvemi içeyim, şu yemeğimi yiyeyim de dopamin alayım."
Bu bir keyif değil, bu bir narkoz. Acıyı hissetmemek için anlık yaşıyorlar.
Küreselcilerin o meşhur lafı vardı ya; "Hiçbir şeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız."
İlk kısmı tutturdular, kimsenin bir dikili ağacı yok.
Ama ikinci kısım patladı; kimse mutlu değil. Herkesin içi barut fıçısı gibi.
ŞİMDİ GELELİM SANA...
Bu çarpık düzene, bu kölelik şartlarına başkaldırıp "Ben başkasına 20 bin liraya amelelik yapmam" demene sonuna kadar saygı duyuyorum.
Sistem tıkandıysa, dişlilerin arasında ezilmek zorunda değilsin.
FAKAT...
"Sisteme çalışmıyorum" diyip, kendine de çalışmıyorsan, işte orada sana saygı duymuyorum.
Başkasına çalışmamanın bahanesi, evde yatıp bütün gün Reels kaydırmak olamaz.
Eğer bir patronun yoksa, patron sensin.
Ve sen, kendine karşı en acımasız patron olmak zorundasın.
Bu devirde diplomaya, etikete değil; "Ben bu işi çözerim" diyecek yeteneğe ihtiyaç var.
Şimdi hemen; "Abi ülkenin kayırcılığından ötürü torpil gerekli, dayın yoksa iş yok" diyen kardeşlerim çıkacaktır.
HAYIR.
Hayatta her zaman, her sektörde ve her yerde aranan nadir insanlar vardır:
İş bitirici.
İşini hakkıyla yapan, liderlik özelliklerine sahip, kriz anında soğukkanlı kalan, bahane değil çözüm üreten pratik insanlar...
Hangi tarihte, hangi rejimde olursak olalım bu özellikler asla göz ardı edilemez.
Sistem ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın, işlerin yürümesi için bu adamlara muhtaçtırlar.
Böyle bir adam, cehennemde su satar gene yolunu bulur.
Sen o adam mısın? Yoksa torpil bahanesinin arkasına sığınan korkak mısın?
Elinin altında İNTERNET diye bir nükleer güç var.
Bu aleti sadece karı kız kovalamak veya komik video izlemek için kullanıyorsan, sen de o "sahip olamayanlar" kervanına katılırsın.
Şartlar zor, oyunun kuralları bozuk, kabul ediyorum.
Ama durum böyle diye köşene çekilip kaderine razı mı geleceksin?
Yoksa bu kaosun içinde bir fırsat yaratıp kendi yolunu mu çizeceksin?
Durumu kabullenme. Sızlanma.
Bir yetenek edin, bir beceri geliştir ve bu bozuk düzenin içinde kendine bir hayat kur.
Hayatın bir anlamı yok.
Anlamı sen yarat.
Sorularına cevap arama.
Sorularının cevabını sen yarat.
Günlük Networking Dozu - Kendine Örnek Alman Gereken MUTLAK Güven Örneği
Bir süre önce başka uzak bir ülkeden, tanıdığım ve tam güven ilişkimiz olan birisi aradı.
Dubai'de ev kiraları ne kadar ve en güvenli bölge neresi dedi.
Kısaca anlattım,
Bana ev bulur musun dedi?
Bulurum, ne zaman geleceksin dedim.
Tarihini verdi.
Sen turist vizesiyle geleceksin herşeyi ben hallederim dedim.
Tamam dedi.
-
Sana sorulsa,
Üşenir misin?
Neden, niçin, ne yapacaksın diye sorar mısın?
Ek zaman ek masraf çıkacağı için moralin düşer mi?
Cevabı ben vereyim: EVET.
O yüzden network'ün yok, güven ilişkisi sana ulaşmıyor.
Bana soruldu, senin hissettiklerinin TAM TERSİ hepsini seve seve yüklendim ve yaptım.
Ona alan sağlamak için 1 aylık evini, sim kartını, temel yaşam şartlarını ona hazır ettim ve teslim ettim.
İnsanlara cömert ol, vermeyi - almaktan öne koy.
Güven ilişkileri ve güvenilir insanlar arası ilişkiler böyle MUTLAK yardımlaşma ile ilerler.
Yoksa 1-2 kes güven kurma ve arzu oluşturma şansın olur, karşılıkta derin bir bağ oluşmayınca insanlar sessizce senden uzaklaşır.
Ne zaman uyanacaksın?
Orwell, 1984’te her şeyin izlendiği ve zor kullanarak zincirlerle kontrol edilen bir dünyayı hayal etmişti.
Huxley ise bu kadar basit olamayacağını, sinsiliği gördü:
Hazlar ve oyalamalar ile köleliğin gönüllü kabul edildiği bir dünya.
Uyuşturucular, elindeki cihazla 24 saat kolay dopamin, eğlence, tüketim…
Artık zincirlere gerek yok.
Kimse zincirlenmeyecek, çünkü kimse kaçmak istemeyecek;
Bizi uslu tutan şey, sürekli maruz kaldığımız uyarıcılar.
Uygulamıyorsan gerçeği bilmenin bir önemi yok.
Zaten Huxley de bunu demişti.
Gerçeği saklamana gerek kalmayacak zira kimse gerçekle ilgilenmeyecek. Hakikat, eğlence ve haz denizinde dibi boylayacak.