SOLUK AY IŞIĞINDA 25 YILDIR SÜREN DANS
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çeyrek asırdır ABD ve NATO güdümündeki Siyasal İslam ile kalktığı dans artık bitmeli.
Yıllardır, kıt aklımla yazıyorum: Karşınızdaki kişi ne olağanüstü bir stratejist ne de erişilmez bir siyasi deha. Onu olduğundan büyük gösteren, istediği her hamleyi yapmasına izin veren sizlersiniz.
31 Ekim 2024'te ilk kez açıkça uyardım: "Hiçbir önerinizin kabul edilmediği TBMM komisyonlarından çekilin. Çünkü orada kaldığınızda, istemediğiniz kararların ortağı hâline geleceksiniz." Bugün gelinen nokta tam da budur.
Yeni Parti, CHP döneminde "Kim ne der?" kaygısıyla yapılan hataları geride bırakma iddiasıyla doğdu. Bu yalnızca yeni bir parti değil, yeni bir siyaset vaadiydi. Onu kuran da yön veren de halktı. Aynı halk, daha önce İmralı ziyaretine katılmama kararını desteklemişti.
Peki, Yeni Parti nasıl bir parti olarak belirdi?
Saray'ın yanında hizalanmaya itiraz eden...
Anayasal düzenin herkes için bağlayıcı olduğunu savunan...
Yargının siyasal iktidarın emrinden çıkarılması gerektiğini söyleyen...
CHP'den ayrılırken dile getirilen gerekçeler bunlar değil miydi?
Şimdi sorulması gereken sorular ortada duruyor:
-Yeni Parti, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen bir teklife "evet" mi diyecek?
-Bir kişinin Anayasa'ya uymama hakkı varmış gibi davranmasını mı kabul edecek?
-Yargının siyasal iktidarın emri altında çalışmasına göz mü yumacak?
-Özel bundan sonra Saray'ın yargı üzerindeki etkisini AKP Yargı Kolları diye eleştirmeyecek mi?
-Yoksa "Yeni olma hakkımızı bir sonraki Anayasa ihlalinde kullanırız." mı diyecek?
İşin en dikkat çekici yanı ise şu: İktidarın bu teklifi geçirmek için sizin oyunuza ihtiyacı bile yok. Öyleyse neden tarihe ilkesini koruyan taraf olarak geçme fırsatını kendi elinizle geri çeviriyorsunuz? Bazen siyasette en güçlü cümle, uzun konuşmalar değil, tek bir ilkedir:
"Anayasa'ya aykırı olduğuna inandığımız hiçbir teklife destek vermeyeceğiz." Bu kadar! Ne pazarlık gerekir ne de uzun açıklamalar. Çünkü ilkeler, şartlara göre değişiyorsa artık ilke olmaktan çıkar.
Yeni Parti bugün bu dansı bırakıp pistten uzaklaşmazsa, yarın anayasa değişiklikleri gündeme geldiğinde söyleyecek sözü çok zayıflayacak. O gün "Bizim ilkelerimiz var." demek, bugünkü tercihlerinizle çeliştiği için kimseyi ikna etmeyecek.
Düne kadar "Yeni Parti'nin ideolojisi nerede?" diye yüksek sesle soranların, bugün vatandaşa hiçbir somut fayda sağlamayan bir düzenleme karşısında "Boş ver ilkeleri." diyebilmesi, bu gidişin yeni bir "yetmez ama evet" riski taşıdığını düşündürmüyor mu?
Bu yalnızca bir oylama değil, "karanlık tarafa geçme" kararı. O çizgi bir kez aşıld��ğında geri dönüş kolay olmaz.
Bir yolun "biraz yenisi" ya da "çok yenisi" olmaz. Ya yenidir ya da değildir. Seçeceğiniz yol, bunun cevabını verecektir. Ve "evet" oyu "yeni" değildir.
@yenipartiyiz
@eczozgurozel
@muratemir_dr
@unsalunlu Yayın başlama saatinden beri YouTube da sayfa yenileyerek ekranı aşındırdım. Sonra gani gani hakkınız olan izin mesajınızı burada gördüm. İçime su serpildi ;).
İyi istirahatler.
Salı; sallanmasın, yeterli bizim için.
Hayalimdeki eylem:
Üzerinde farklı dillerde hırsız yazan bir t-shirt, sweat shirt ve ortasında kocaman HIRSIZ yazısı.
Herkes aynı gün giyip dolaşıyor. Milyonlarca insan sokaklarda birbirine gülümsüyor.
Çok gülümsüyor 😁
@kilicdarogluk CHP seçmenini AKP seçmeni mi sanıyorsun; her yalana inanan, sorgulamayan, biatcı değiliz biz. Kurultay yapmamak için ince planlanmış bir kumpasın aparatı olduğunu anlamayacak kadar cahil değiliz. Azıcık onur, şeref ve haysiyetin kaldıysa çekil bu kirli oyundan.
Benim gibi yaşlı tayfa bilir. Kişisel olarak sevmesem de parti içi kavgaların has adamı Önder Sav, anlaşma ustası Hikmet Çetin'dir.
İkisi de şu anda Özel'in yanında duruyor.
Anlaşma yapılamaz aşamaya gelinir de parti bölünecekse, Sav iliğini kemiğini kurutmadan, Kılıçdaroğlu'nun eline bırakmaz.
Sabrediyorum.
@tugberk37 Kadını haklı bulanlar gidip 12 saat çalışıp eve dönüp yemek yapsın döndükleri evde sabahtan akşama kadar gün geçiren kişi de kocaları olsun tekrar yorum yapsınlar
Çıkmayın kardeşim HalkTV yayınlarına. İzlemeyin şunu.
Tabir yerindeyse elimizde kalmış bir avuç basın etiği bilen, iktidar aparatı olmayı reddeden gazeteciyi de mobbingle, meslektaşını savundun diyerek işinden aşından eden kanal olmaz olsun.